|

Sevgili
Ali Rıza,
Ünye özlemi, gurbetteki her Ünyelinin içinde bitmeyen
bir sevdadır. Bizim ve peşimizden gelmiş bir kaç
kuşağın anılarında eski Ünye, kaf dağının arkasındaki
masal ülkesidir. Ne yazık ki, benim yazdığım ve
senin anlattığın o güzel Ünye yok artık.
Senin, çimenleri üzerinde, yuvarlandığın, uçurtma
uçurduğun ÇAKIRTEPE yok, güzelim çimenlerin üzerine
çirkin taşlar döşemişler, aşağıdaki birbiri içine
yapılmış beton apartmanlardan değil uçurtma uçuracak
rüzgar, nefes alınacak hava bile gelmiyor, biraz
yukarıda Cafelerin olduğu yeri de, aşağıdan her
gün bir adım daha yaklaşan mezarlar ablukaya almış.
Sami Soysal ağabeyimizin harika bir fikirle meydana
getirdiği kendi ismiyle anılan parkın sınırına kadar
dayanmış mezarlar, bu parkı buraya yapmak ne kadar
isabetli bir karar ise aşağıdaki şahane manzaraya
hakim fındık bahçelerinin mezar yeri olarak satılmasına
izin vermekte o kadar hatalı. Ünyeliler biliyorlarmı
ki Ömer Bedrettin'in şiirlerindeki findık ve elma
bahçelerinin burası olduğunu? Eskiden mezarlar bu
kadar çok değildi yemyeşil fındık ve elma bahçeleriydi
burası zaten adı da Elmalıktı buranın, Ünye'den
tayin olduğu zaman burada oturup : (Ey deniz bir
gün sana bakacak mıyım elma bahçelerinden fındık
bahçelerinden?) dediği yer burasıydı, buradan bakıldığında
manzara bir doğa harikasıdır, bir tarafta Ünye,
bütün haşmetiyle aşağıda yeşillikler içinde, uzaklarda
Asarkaya ve Kümbet tepeleri ve sisler içinde sipsivri
denize uzanmış Yason burnu, bir tarafta, aşağıda
Çamlık, Aynikola, uzun sahiller, ta.. ilerde Çaltı
burnu ve Karadeniz, durgun havalarda huzur veren
maviliği, fırtınalı havalarda bütün hırçınlığı ile
inanılmaz bir manzara sunmaktadır.
| Senin
çocukluğunun geçtiği bu yerler ne yazık ki ya
beton, ya da mezarlık olmuştur. Uçurtmaya gelince,
biz "Tahtalı" derdik, bilen yok, yapan
yok, uçuran yok, bana çocukluğumda babam yapardı
renkli yağlı kağıtlardan, sana da baban yapardı
biliyorum, bütün bunlar tatlı birer anı olarak
kaldı, uçurtmalarımızın kuyrukları elektrik
tellerinde takılı uzak geçmişten el sallıyorlar
bize, şimdiki çocukların bilgisayarları var,
sitelerin misafir defterlerinde birbirlerine
küfür edip duruyorlar, |
|
kötü
sitelerde dolaşıyorlar anneler ve babalar, lütfen
çocuklarınıza dikkat edininiz. Senin de çocuklarına
anlatacak iyi kötü birşeylerin var şimdiki çocukların
anlatacakları şeyler olacağını sanmıyorum.
Ünye'ye yine kar yağmış, ama artık sizin bahçede
güme kurup çulluk yakalayacak kimse kalmamış, kalsa
da bilmiyorlar. Zaten senin yakaladığın, karatavuk,
bozayil, çulluk da yok, onlarda kaybolup gitti,
kaybolan diğer güzel şeyler gibi, senin Aynikola'da
dalgalar arasında kaybolan çocukluğun gibi.
Sizin evin arka bahçesi ıssız şimdi rüzgarlar çıplak
ağaç dallarında kaybolan zamana ağlıyor, hatta bütün
Türbe Mahallesi ıssız ve sessiz. Hele senin o iskelenin
başında babanın bağladığı oltayla tuttuğun, kefal,
sargana, barbun ve mavrişgil, değil iskelenin başında,
Karadeniz'in ortasında bile kalmamış.
İskeleyi de boyamışlar, Ünye'nin orta yerinde, acemi
bir badanacının boyadığı bahçe duvarı gibi duruyor,
başına da Çin malı ancak beşinci sınıf kasabalarda
görülen bozuk arabesk ışıklandırmayı kondurmuşlar,
parklar bahçeler bakımsızdı geçen sene gittiğimde.
İyi şeyler de yapmıyor değiller, bu sene belediye
gül dikmiş yollara, baharda Ünye caddeleri güller
açar, bu yaz güller içinde bir Ünye görürüz.
Rahmetli baban, Necati Abi bu tür yerel adetleri
iyi bilen, bu gelenekleri yaşayan, katılan ve çocuklarına
da yaşatarak aktaran sosyal bir insandı, bize aktaracağı
çok değerli hatıraları vardı, biraz geç kaldık.
Büyükdedemiz Ali Kaptan'dan sonra aile büyüdükçe
dağılmış, çok yakın akrabalar bile birlerini yıllar
sonra tanımışlardır. Seni bile yılar sonra bulabildim.
Sende de, babanın sana ve kardeşlerine aktardığı,
birlikte yaşadığınız hele onun hobisi nedeniyle
size anlattığı harika ve tadına doyulmaz hatıraları
olduğunu biliyorum, sen de onları yaz bize.
Gözlerinden öpüyorum.
Günbatımı resmi: Ali Rıza Gültekin
Yaşar
Karaduman
İstanbul, Şubat 2006
yasar.karaduman@gmail.com
|