|

“1836-40 yıllarında
Anadolu’yu inceleyen Hamilton kaleye gelmiş ve kaleye
çıkmaya muvaffak olamamıştır.
“Kale yüksek ve dik kayalıkların zirvesine yerleştirilmiş,
derin vadi ve ağaçlıklarla sivrilmiş, bu tepelerde
yer yer çimenli düzlükler var.
Rehberlerimle zirveye ulaşmak için bir yol bulma
çabasına giriştik. Fakat tepenin üst kısımları çok
sarp olduğundan bu çabalar boşunaydı.”
|
|
1847 yılında Karadeniz
kıyılarını gezen Xavier Hommaire De Hell” Voyage
en Turguie et en Perse” adlı eserinde Ünye Kalesi
hakkında şunları söylemektedir;
“Eskiden Süleyman Paşa’nın emrindeki bir ağa
tarafından kullanılıyormuş. Burayı tamir etmek
neredeyse imkansız, zira oraya ulaşmak için
normal bir adamın kolayca savunabileceği boğazlardan
da geçmek gerekiyor. |
Aynı yerde kayaya oyulmuş bir anıt bulunuyor. Bir
kartal kabartması kalıntıları görülebiliyor.
Bütün her şey burada ağanın ismi olan Çaloğlu(veya
Çaleoğlu) adı altında düzenleniyor.
“Giriş surların yıkılmış bir bölümünden sağlanıyor.
Surların yüksekliği arazinin meyiline uyarak bazı
bölgelerde 20 metreye ulaşıyor. İç bölümde define
avcılarının saldırılarına(!) dayanmış yapı duvarları
dikkat çekiyor”.
“Jeologların ifadesine
göre, kalenin bulunduğu kayalık alan çok eski
çağlarda bir yanardağ imiş. Daha sonraları ise
faaliyetini tamamlayan bu yanardağın kraterleri
üzerinde kaleyi inşa etmişler.
Kapı cihetindeki duvarlar kısmen Osmanlı ve
kısmen de Yunan ve Roma mimarisine ait olduğu
çevresindeki vermektedir”.(Emine Altunel. Ünye
Kazası Monoğrafisi.1940)
“Yarıya kadar toprağa gömülü olan kapısının
yanlarında renkli hayvan ve insan resimleri
mevcuttur. Bu resimler bugün görülemeyecek kadar
silinmiştir.
Kalenin sur duvarları Horasan harcı ve moloz
taşlardan yapılmıştır.”(M. Bahattin)
“Kalipler’in memleketi olan bu mevki şimdide
demir madenleri ile meşhurdur ve ahalisi demircilikle
hala iştigal etmektedir.. Ünye’nin 8 kilometre
güneyinde Kale Köyünde yüksek ve hemen çıkılmaz
bir tepede eski bir şato vardır. Buraya çıkmak
mümkün olmadığından yapan amelenin işlerini
bitirdikten sonra tepeden iplerle indikleri
muhtemeldir. Eskiler böyle illerde ameleyi iplerle
indirirlerdi.
|
|
Bu taşları yontanlar
iplere asılmışlardır. Uzakta bu garip manzarayı
görenler yeni bir şekilde kuşlar var zannederler
“(Charles Texier 1833–1837).
…"bu sarp uçurumun içine doğru bir açıklık
küçük bir mağaraya ulaşıyor. Rivayete göre çok eskiden
bir kimse burada inzivaya çekilmiş ve hayatını burada
sürdürmüş. Şimdi oraya ulaşmak imkânsız, hiçbir
merdiven oraya ulaşamaz.”(Hamilton).
“Zirveye yakın bölgede 45 derece meyille kuzeybatı
yönünde tepenin dibine iner izlenimi veren iki tünel
vardır. İkisi de basamakladır. Derin olanı 485 basamaktan
sonra yukardan atılmış taşlarla tıkanmış durumdadır.
Tüneller gizli bir giriş olabileceği gibi tepenin
eteklerindeki suya inen bir geçitte olabilir.”
Vital Cuinnet,”hemen
onun yanında kayanın tepesinde iki metre genişliğinde
bir tünel var ve kayanın içinde 100 den fazla basamak
bulunmakta. Buradan aşağı yukarı 20’ lık yolculuktan
sonra Niksar’a varılır” diyor(La Turqua d’asia.
Paris 1892).
“Her kalenin yiyecek saklamak üzere kagir anbarları,
koğuşları, özellikle su ihtiyaçlarını karşılamak
üzere kuyusu ve sarnıçları vardı. Uzun kuşatmalara
dayanabilmek için dışarıdaki bir kaynağa inen tünel
biçiminde gizli bir yol bulunuyordu. Karadeniz kıyısında
Ünye Kalesi’nin suya inen böyle gizli yolu veya
tüneli vardır”(Eyice Semavi-‘ Kale’ 2001)
|
|
17. y.y da büyük seyyah
Evliya Çelebi gemi ile geldiği Ünye Kalesi hakkında
şu bilgileri veriyo;.” Selçuk oğullarından Keykubat
fethetmiştir. Sonra Osmanlı oğullarında Umurhan
tarafından zaptedilmiştir. Canik Sancağı içinde
Voyvodalıktır. 150 akçelik kazadır. Ayrıca yeni
çeri serdarı, kale dizdarı ve neferi vardır.
Müftüsü ve nakibi yok. Kalesi deniz kıyısında(!)
dört köşesi kargir bir binadır.”
Freely, Ünye Kalesi’nin diğer bir isminin” atmaca
kalesi” olduğunu söylemektedir. Efsaneye göre,
Prenses Merlier, kıyamete kadar bu kalede mahpus
tutulmaya mahkûm edilmiştir. Gardiyanı da bir
atmaca idi. Diğer görevlilerde atmacayı uyanık
tutmak için orada idiler.
‘…dört kat sur ile çevrili bir kale vardır.
Surun son katı tepenin zirvesindedir. İki kapılıdır
ve içinde yedi sarnıç vardır. Cenovalı’lardan
kalmış olan bu kale ağaçların içinde kaybolmuştur.
Fakat derebeyliler onu meydana çıkararak onu
tamir etmişlerdir(1817-1819) |
Birkaç ay önce
Ünye Kalesi otlardan temizlendi. Bu çalışmayı, Ünye
Belediyesi(Sn.Bşk.Ahmet Arpacıoğlu veHalkla İlişkiler
Md.Sn Sevdal Toprak bu konu ile özellikle ilgilenmekteler.),Ordu
Kültür Md.ve Ünye Turizm İşletmecileri Derneği(Bşk.Sn.Hüseyin
Şimşek) ortaklaşa yürütmektedir.Çalışmalar devam
edecektir.
Kalemiz meğerse ne kadar büyükmüş. Kalenin yeni
halini birlikte görmeye (sadece 5km uzakta)ne dersiniz?
Bu satırları okuyan herkes, Turizm Haftası Kutlamalarında,
Ünye Kaymakamlığının, ÜNYE KALESİ turuna davetlidir.
Kale ile ilgili bilgiler, Ünyeli kardeşimiz Osman
Doğan’ın,”Tarih Boyunca Ünye”(Ünye Belediyesi Kültür
Yayınları) isimli kitabından derlenmiştir.
2006-04-12
aynurtanunye@mynet.com
Bu yazı Hizmet TV Gazetesi'nden alınmıştır (http://www.hizmettv.com.tr)
Fotoğraflar: Mürselin Güney, Dick Osseman,
Ufuk Mistepe arşivleri
|