Bir Basın Davası
Bir Belediye Başkanı
Ve Bir Gazete

Yaşar Karaduman

Belediyeler bu günkü gibi geniş imkanlara sahip değillerdi atmışlı yılların ortalarında, belediye başkanları Ünye'ye bir şeyler almak için yılın yarısını Ankara'da geçirirlerdi. Her vatandaşı ayrı ayrı memnun etmek mümkün değildi, sorunlar dağ gibi duruyordu gelir kaynakları hemen hemen yoktu, para gerektiği zaman bir yerlerde belediye arsaları satılırdı. O yıllarda Belediye Başkanı olan Mithat Kısacıkoğlu özveri ile çalışmasına rağmen , vatandaş her ters giden işten belediyeyi sorumlu tuttuğu için sık sık eleştirilere maruz kalırdı,para yok, kaynak yok, yapılacak iş çoktu. Zaman zaman bizim eleştirilerimize de tepki gösterir, bana :

-Genç bey, bu işi bırakayım gelin siz yapın ben de gazetecilik yapayım, derdi.
En büyük arzusu, parkın karşısına denizin ortasına bir fıskiye yaptırıp, geceleri onu ışıklandırmaktı. Bize takılır, babacan tavrıyla,

-Benimle uğraşıyorsunuz ama birkaç sene sonra göreceksiniz denizin ortasına bir fıskiye yaptırıp onu ışıklandıracağım, Venedik'teki gibi gondollar getireceğim ve koyda dolaştıracağım Ünye Venedik gibi olacak, derdi.



Bu muhterem büyüğüm, denizin ortasına fıskiyeyi yapıp ışıklandıramadı, gondollar da gelmedi.

Ama, koyun bu günkü derme çatma, parçalanmış, boyaları dökülmüş eski kayıklarla bir mezbelelik haline geldiğini, köprünün başına dikilen o arabesk Çin işi, bozuk ışıklandırmayı, köprünün güya boyanmış komik halini , yazın park gazinosunun önünde o güzelim koyda, ancak beşinci sınıf sahil kasabalarında görülen, eskimiş deniz bisikletlerini, hiçbir önlem almadan, sahiplerinin kuma bir sandalye atıp bir de şemsiye dikerek bu bisikletleri kiraya verdiğini, ancak iki kişi binmesi (oda deniz kıyafeti ile) gerektiği halde dört-beş kişinin giyinik olarak hiçbir can güvenliği olmadan bindirildiğini görseydi bize:

-Aferin, gondolları ben getiremedim ama siz becermişiniz, ışığı da dikmişiniz köprü'nün başına, bravo, derdi.


Ünye gibi, Karadeniz'de bir eşi daha bulunmayan birinci sınıf sahil kasabasına yakışıyor mu bu görüntüler? İnşallah önümüzdeki yaz bu kayıklar buradan kaldırılır. Ünye'ye yakışan bir düzenleme yapılarak bu çirkinliğe bir son verilir.

Anlatacağım basın davası hikayesi Belediye Başkanı Mithat Kısacıkoğlu ile gazetemiz arasında geçmiştir. Gazete Ünye'de basılan bazen günlük, bazen haftalık, bazen de hafta da iki defa çıkan yerel bir gazete idi, Sahibi Hayri Altuntaş, Sorumlu Müdür Hasan Mayda, Yazıişleri Müdürü de bendim. Hayri Altuntaş Akkuş kazasına da cevap verebilmek için gazetenin adını "Şirin Ünye-Akkuş Sesi" koymuştu, birkaç yıl tek gazete idik, başka gazete yoktu, son gazete
"Ünye Genç Demokratlar" beş altı yıl önce yayın hayatına son vermişti. Sorumlu müdürümüz Hasan Mayda Samsun'da görevliydi, Ünye'de pek durmazdı, daha sonra Hayri Altuntaş'ın hastalığı nedeniyle Ömer Altuntaş'ta katıldı bize.


Gazete zor şartlar altında dizilip basılıyordu, bu günkü gibi bilgisayar ve baskı makineleri yoktu, tamamen elle, harfleri yan yana koyarak dizilirdi. Ünye'de bu işi bilen eleman yoktu, Samsun'dan gelirdi dizgiciler ve baskı ustası, bunlarda sık sık kaçarlardı sıkılırlardı Ünye'de. Gazetenin sahibi Hayri Altuntaş dizgi ve baskı bilirdi, bu eleman problemi nedeniyle mecburen dizgi ve baskıyı öğrenmek zorunda kaldım, gün geldi kendi haberimi kendim topladım, kendim yazdım, kendim dizdim, kendim bastım.

Ünye'de ilk matbaacı benim. Daha sonra birçok elaman yetiştirdim, birçok kişi öğrendi bu işi, o gün bugün benim mesleğim ve ilerideki yıllarda işim oldu.

Bu matbaa ve baskı makinesi Ünye'de hala durmakta ve çalışmaktadır, bir gün Ünye'de bir basın müzesi kurulursa bu makineyi sahibi ile birlikte müzeye koymak gerekir.

Gazete zor şartlar altında dizilip basılıyordu, bu günkü gibi bilgisayar ve baskı makineleri yoktu, tamamen elle, harfleri yan yana koyarak dizilirdi. Ünye'de bu işi bilen eleman yoktu, Samsun'dan gelirdi dizgiciler ve baskı ustası, bunlarda sık sık kaçarlardı sıkılırlardı Ünye'de. Gazetenin sahibi Hayri Altuntaş dizgi ve baskı bilirdi, bu eleman problemi nedeniyle mecburen dizgi ve baskıyı öğrenmek zorunda kaldım, gün geldi kendi haberimi kendim topladım, kendim yazdım, kendim dizdim, kendim bastım. Ünye'de ilk matbaacı benim. Daha sonra birçok elaman yetiştirdim, birçok kişi öğrendi bu işi, o gün bugün benim mesleğim ve ilerideki yıllarda işim oldu.
Bu matbaa ve baskı makinesi Ünye'de hala durmakta ve çalışmaktadır, bir gün Ünye'de bir basın müzesi kurulursa bu makineyi sahibi ile birlikte müzeye koymak gerekir.

İsminin yarısını atmış olarak "Şirin ÜNYE" halen yayın hayatını sürdüren ve birçok ilkleri bünyesinde barındıran bu gazetede benim unutulmaz gençlik anılarım vardır. Bu gazete Ünye'de bir ekoldür. Yayınına hemen hemen ara vermeden kırk yıldır çıkan ilk ve tek gazetedir, ilk basın davasına konu olmuş, ilk defe Ünye'de mahallinde basılmış, Ünye'de ilk matbaayı kurmuş ve ilk matbaacıyı yetiştirmiş bir gazetedir. Bu gazetede, Ömer Çam, Orhan Bora,Hasan Tahsin Kadıoğlu, Nahit Heper, Nihat Özalp, Yüksel Şen, Ferhan Şensoy, Kadir Diktepe, Sami Soysal, Yüksel Yılmaz, Şükrü Yürür, , Kadir Diktepe, Sami Soysal, Yüksel Yılmaz, Şükrü Yürür, Yılmaz Sanioğlu, Zekai Barın ve daha ismini hatırlayamadığım bir çok Ünye'li ünlü yazı ve makale yazmışlardır. Bu günkü sahiplerinin bunlardan haberleri bile yoktur, bir yerlerde ulaşıp, bir tek nüsha gazete göndermelerini isterdim.


Gazetenin çok kıymetli bir arşivi vardı, ansiklopediler, dergiler, kitaplar belgeler geçmiş yıllarda Ünye'de yayınlanmış gazeteler, 1930 yılında yayınlanan ilk Ünye Rehberi, Ünye fotoğrafları, eski 1900 yılarına ait Ünye'nin kartpostalları hatırladıklarım arasındadır. Gazetenin nüshalarını her yıl ayrı bir cilt haline getirir özenle muhafaza ederdik, bugün arkadaşlarımızın altına adlarını yazdıkları eski Ünye Fotoğrafları albümümüz vardı. Bu kıymetli arşiv kaybolmuş Ünye'nin bir döneminin belgesi yitirilmiştir. Gazetenin daha sonraki yıllarda sahibi olan Ömer Altuntaş'a sorduğumda, Ünye'yi geçmiş yıllarda sel bastığını o selde hepsinin sular altında kalarak kaybolduğunu söylemişti. Bu güzel anıları ve belgeleri sel alıp götürmüştü.


Matbaanın karşısında Anafarta ilkokulunun köşesinde İlköğretim Müdürlüğü binası vardı, hocam Orhan Bora İlköğretim Müdürü idi, bana büyük yardım ve destekleri olmuştur, özel arşivinden ve kütüphanesinden bizi yararlandırırdı, her Ünye araştırmacısın başvurduğu ana kaynak olan "Turistik Yeşil Ünye Rehberi" ni hazırlıyordu o yıllarda ve aynı zamanda Ünye'de tarih öncesi araştırmalar yapan hemşerimiz Prof. İlhami Kılıç Kökten ile Cevizdere'ye kazılara gidiyordu, bu kazılara bir defasında bende katılmıştım. Bu kitap için bizden de Ömer Çam, Hasan Tahsin Kadıoğlu' na ait iki makale Yüksel Şen'den şiir benden iki şiir bir makale Süleymanpaşa konağı ve birkaç Ünye resmi almıştı, bu değerli hocamı minnet ve saygıyla anıyorum.

O günlerde Tiryaki Hasan Paşa'nın mezarı henüz bilinmiyordu, İlköğretim binasının duvarının dibinde sahipsiz ve isimsiz duruyordu mezar, matbaanın karşısında yolun kenarında idi, arkadaşlarla duvarına oturup sohbet ederdik, hocam Hasan Tahsin Kadıoğlu'nun da haberi yoktu bu mezardan, oda her gün önünden gelip geçerdi. Bir ölüm ilanından yola çıkılarak mezarın Tiryaki Hasan Paşa'ya ait olduğu anlaşıldı. Kitabesini yanlış yazmamıza rağmen Paşa'da mezarı da bizimdir.

Konuya geri dönerek basın davasına bakalım.

Gazetenin sağ alt köşesinde Hayri Altuntaş'ın yazdığı "AL-TAŞ" diye bir köşesi vardı, burayı genelde mesul müdürümüz yazardı, Hayri bey yazmayı pek sevmezdi, çoğu zaman bu köşeyi bana yazdırırdı. 26 Eylül1964 sayılı nüshamızda o köşede, "YAPAAAR!" başlıklı kısa bir taşlama yazısı çıktı, yazıyı kimin yazdığını hatırlayamıyorum fakat yazıya konu olan olay, o günlerde yeni yapılan ve çok eleştirilen parkın başındaki bu gün bile bir çirkinlik abidesi olarak orta yerde duran arkası terkedilmiş bir halde eski sandalye ve masaların atıldığı, köşesinde fıstıkçının dondurmacının kokareççinin (2005 yazında) gecekondu misali kümelendiği Park Resteron binasıydı, yazının metni şöyleydi:

"Bir toplantı da Belediye Başkanı Mithat Kısacıkoğlu'na demişler ki, senin yaptığın belediye başkanlığını çöpçübaşı da yapar. Yapar mı ? Yapaaar!"

Belediyelerde çöpçübaşılık makamının karşılığı bu gün temizlik işleri müdürlüğüdür, işin başındaki amirin unvanı da Temizlik İşleri Müdürüdür. Muhterem büyüğüm rahmetli Mithat Kısacıkoğlu bu yazıda kendisine hakaret edildiği gerekçesi ile, gazete sahibi Hayri Altuntaş, sorumlu müdür Hasan Mayda ve yazı işleri müdürü ben Yaşar Karaduman hakkında 20.000 TL lik tazminat istemiyle dava açtı.Mithat Kısacıkoğlu'nun avukatı Ayhan Gürer, Hayri Altuntaş, Hasan Mayda ve benim avukatım Hasan Öztürk'tü. Ünye Toplu Basın Mahkemesinde görülen davamız altı ay kadar üç-dört celse sürdü, mahkeme heyeti bir savcı üç ceza hakiminden kurulu idi, savcı Burhanettin İmamoğlu, hakimler, Müeyyet Akman, Cemal Sarımutlu ve Naci Malkoç'tu.

 



Bu basın davasını Sayın Yüksel Şen bir makalesinde anlatmıştı, bilinmeyen yönlerini de, birgün Ünye basın tarihini yazacak ve araştıracak olanlara bilgi ve belge olarak kalkması için tamamlıyorum.
Avukatımız Hasan Öztürk ve biz savunmamızı, bu sözün olsa olsa çöpçü başına
hakaret sayılabileceğini, davayı çöpçü başının açması gerektiği üzerine kurmuştuk.
13.71965 tarihinde yapılan son duruşmada son sözlerimiz sorulduktan sonra mahkeme heyeti beraatımıza karar vermişti. Böylece Ünye'deki ilk basın davası böylece kapanmıştı.
Bu olay uzun yıllar tartışıldı Ünye'de, suç mudur, değil midir diye, bugün yerel gazetelerden birinde biri, belediye başkanına, "Senin yaptığın Belediye Başkanlığını, Temizlik İşleri Müdürü de yapar" derse suç sayılır mı? Ne dersiniz? Yapar, yapar Belediye Başkanlığının bir okulu mu var? Kim seçilirse Başkan odur,iyi yapar, kötü yapar ama yapar.


Bu davanın sanık ve avukatlarından (hakimleri bilmiyorum) Mithat Kısacıkoğlu, Hayri Altuntaş, Hasan Mayda, Av. Hasan Öztürk, Av. Ayhan Gürer hayatta değillerdir, kendilerini rahmetle anıyorum.
Geçen yıl Ünye'de dolaşırken şehrin arka sokaklarında bir park gözüme ilişti güzel bir parktı üzerindeki tabelada "Mithat Kısacıkoğlu Parkı" yazıyordu, dondum kaldım, bütün o gençlik yıllarım bir film şeridi gibi geçti gözümün önünden, çok duygulandım, çok sevindim.

 


Yokluk içinde Belediye Başkanlığı yapan Mithat Kısacıkoğlu'nun anısına bu parkı yapanları tebrik ediyorum. Bravo.


www.unyeses.net İstanbul 2005.Aralık (Yaşar Karaduman) (Bir Basın Davası,Bir Belediye Başkanı, Bir Gazete)

Konuyla ilgili bir diğer makale için :
Yüksel Şen - Ünye'de İlk Basın Davası : http://members.lycos.co.uk/zilem/basin.htm