“Bayrakları bayrak yapan üzerindeki kandır
Toprak; eğer uğrunda ölen varsa vatandır”
Arş Yiğitler Vatan imdadına !.....
EREN TOKGÖZ

Kimilerimize göre istiklal veya bağımsızlık,. kimilerimize göre kurtuluş, kimilerimize göre de var olma savaşı verdik top yekun. Adı her ne olursa olsun bu savaşın bedelini vatan toprağı için dökülen kanlarımız, verilen canlarımız ile ödedik. Bugün dahi Mangal dağının doruklarında: makineli tüfeğin kırılmış iğnesini dişleri ile çıkarıp alan Recep çavuşun, nefer Abdulkadir in yanık et ve kemik kokuları alınıyor.

Bu uzun ve meşakkatli yolun sonunda bu topraklar vatanımız olarak kaldı. Ata dedelerimiz kanlarının rengini verdi, ay yıldızı bayrak yaptık. İstiklalimizin tapusu, ulusumuzun simgesi oldu al bayrağımız.

 Ulusum !……….. gelin görün ki bugün nicedir Bayrağımızın halleri.... Özellikle Bankalarda; cama yapıştırılmış reklam çıkartmalarının arkasına asılan, iyi muhafaza edilmediği kırışıklığından belli, rengi solmuş, stor perde mekanizması ile dizayn edilmiş rengi kırmızıdan farklı, asıldıkları yerde konumları bozulmuş bayraklarımız yüreğimi sızlatıyor. Elleri kancanın iğnesinden delik deşik olmuş ülkemin her yerindeki balıkçı kardeşlerimin küçücük kayıklarında bayraklarını koruma ve yüceltme hassasiyetleri yurtseverlik örneği… Vitrin camları arkalarında,pencere kenarlarına sıkıştırılmış.dört bir yanından bağlanarak dalgalanma hürriyetleri ellerinden alınmış bayraklarımızın yanında İstanbul’da; iş kulelerinde, Tekfen kulede, İTÜ bahçesinde, Kanlıca sırtlarında, Beşiktaş İDO iskelede, Kuruçeşme üstünde, Yıldız da, Kuleli üstünde , Selimiye  de, Ünye Çakırtepe de ve adını sayamadığım yerlerdeki bayraklarımız özgürce dalgalanıyorlar ve de özgürlüğümüzün ,ulus olmamızın tadını yaşatıyorlar bizlere.

Bayrağımızı vitrin camları arkasında konuşlandıran başta bankalar ve mekan sahiplerine sitemler ediyorum. Cumhuriyetimizin kuruluş yıllarındaki bayrak duyarlılığı ve coşkusunu gün yüzüne çıkarmalı ve yinelemeliyiz.

Vatan Şairi Namık Kemal’ in sözleri ile bitiriyorum  “Arş yiğitler vatan imdadına “

Saygılar ve Sevgiler sunuyorum. 27 Haziran 2006

Dostlarımızdan biri !........

Teknolojinin hayatımızın içinde olduğu günümüzde bu nimetlerinden faydalanmayı ne kadar becerebildik. İyisini kötüsünü ayırt edebildik mi? Yoksa teknoloji birçok şeyimizi alıp götürdü mü? Bizim olanları teknolojik nimetlere feda mı ettik?

Teknolojinin; Alın terimizi, birbirimize sevgimizi, saygımızı, komşuluk ilişkilerimizi, mutluluk veren alışkanlıklarımızı yok etmediğini , aşklarımızı ve aklımızı alıp götürmediğini söylemek mümkün mü? Gerçek şu ki; bizi bir çırpıda kara tahtadan silinen yazı misali tebeşir tozu gibi yapmasına izin verdik, daha doğrusu anlayamadık her halde. Ödenmesi güç ve bedeli ağır yaldızlı alışkanlıklar edindik pekte farkında olmadan. Teknoloji çoğu zaman esir tuttu bizi, kimi zaman duygularımızı pençeleri ile canavarca paraladı, parçalara ayırdı.

Geçmişi özümseyerek, çözümleyerek, zarar ve faydalarını belirleyerek geleceği iyi planlayabilir ve yönlendirebiliriz. Bunun tek yolu da aklı; akıllıca, doğru ve dürüst biçimde kullanmaktan geçiyor. Umarım yeni adı Küreselleşme olan sömürüye dayalı, amacı uğruna kan gölleri yaratabilen yeni Dünya düzeni içinde varlığımızın devamı için bu değerlendirmeyi titizlikle yapmak ve uygulamaya koymak durumunda olduğumuzu hiç unutmayız…

Saygılar ve Sevgiler sunuyorum. 27 Haziran 2006

Eren Tokgöz , Üsküdar / İSTANBUL
Elektronik posta: erenunye@yahoo.com