Bayramlar gelmeden önce tatlı telaşalar ev halkını sarmıştı. Annelerimiz ev temizlik işleriyle uğraşırlar, misafirlerine sunacağı ikramları planlarken babalarımızla biz çarşı alış verişine çıkardık. Bayramlarda imkanlar ölçüsünde çocukları sevindirmek güzel geleneklerimizdendir. Yeni giysiler, ayakkabılar alınır, özenle saklanır, sevincimizden arife günü akşamı yeni kıyafetlerimizle yatardık.

Bayram telaşası arife gününden başlar. Çarşıya gidilir bayram tıraşı olunurdu. Berberlerde uzun sıralar beklenir, berberlerin, yiyenim ben sana bir gün önce gel demedim mi? Ya da sabahtan niye gelmedin, söylemleri olurdu. Berber amca, saçım çok kısa olmasın, alaburus yada subay tıraşı olsun derdik. Berberde, (görmimun müşteriyi) der, yinede elinden geldiği kadar güzel tıraş yapardı. Tıraşımızı olduktan sonra büyüklerimizle beraber bayram alış verişimiz yaparak evimizin yolunu tutarız.

Mahallemize gelince evlerde pişen bayram ikramlıklarının kokuları içimize çekip yorumlar yapardık Bizde Ünye lokumu, pandispanya, Ayşe teyzelerde kıvırma, baklavu, Fatma teyzelerde dilberdudağı yapılıyor derdik. Çoğunda tahminlerimiz doğru çıkardı. Bayram namazına gideceğimiz için büyüklerimiz bizi erken yatırırlardı. Bayram sabahı erkenden kalkar büyüklerimizle beraber bayram namazına gidilirdi. Bayram namazını genellikle Burunucu Mahallesi camiinde kılardık.

Kabristanlığa yakın olması nedeniyle camiye diğer mahallelerden çok cemaat gelirdi. Bir de Trabzon, Rize otobüsleri bayram namazı için dururlardı. Yorgun yolcular namazı beklerken uykuya dalıp horlayınca cami cemaati tarafından uyandırılırlardı. Bir bayram namazında cemaati cami almamıştı. O zamanlar dışarıda hoparlör sistemi de yoktu. İmam namazı kıldırırken tamamlama secdesiyle kıldırdı. Dışardakiler bizden önce namazı bitirmişler, (yaa gardaşım daha bitmedi mi?) diye içeri seslendiklerini hatırlıyorum. Namaz bittikten sonra cami içinde halka oluşturulur herkes ile bayramlaşılırdı. Namazdan sonra kabir ziyaretleri yapılır yolda gördüğümüz hemşe-rilerimizle de bayramlaşırdık.

Kabristanlıkda güzel sesli hocaların sesleri yankılanırdı. Bazı hemşerilerimizde tel örgü tamiri , yabani ot temizlikleri yaparlardı.Evimize gelir evdekilerle de bayramlaştıktan sonra mutlaka aile bireyleriyle beraber kahvaltı yapılırdı.Kahvaltıda,fasülye turşusu kavurması, tefek dolması, su böreği, Ünye Lokumu, mısır ekmeği ve diğer kahvaltılar olurdu. Kahvaltı bitince yakın komşularla bayramlaşmaya gidilirdi. Mahalle çocukları arasında görüşmeler yapılır, bayram harçlığını fazla veren komşuların evleri çok kalabalık olurdu.

Bayram harçlıklarını harcamak için çarşıya gidilir en çok sevdiğimiz eylemleri gerçekleştirirdik. Bisiklet kiralamak gibi. Bir de bayramlarda kavak dibinde çalınan davul zurnayı izlemek çok hoşumuza giderdi O günbür günbür atılan bayram topları yeri göğü inletirdi. Akşama doğru eve gelir, ailemizle beraber bayramlaşmadığımız diğer büyüklerimin evlerine bayram ziyaretleri yapardık.O yıllarda bayramlar bir tatil fırsatı olarak görülmez insanları bir birlerine kaynaştıran,dostluk ve kardeşlik bağlarını güçlendiren bir olgu olarak değerlendirilirdi.

Büyüklerimizin eski anılarını dinlemek bizler için bulunmaz fırsattı. Hiç ses çıkarmadan can kulağı ile onları dinlerdik. Komik ve düşündürücü olan olaylar dilden dile dolaşırdı.
Yıllar önçe Çarşamba ovasında üretilen kavun karpuzlar eski model Austın marka kamyonlarla Ünye, Fatsa, Orduya gidermiş. Ünye girişinde Çömlekçi mahallesi kumluk mevkiinde eski devlet sahil yolunda yokuş mevcutmuş. Yüklü kamyonlar yokuş yukarı yavaş yavaş tırmanırlarmış. Burunucu mahallesinin haşarı çocukları (Yolluk ve arkdaşları) yavaşlayan kamyonun arkasından çıkarak brandanın altından seçmece karpuz alıp yerde duran arkadaşlarına verirlermiş. Bir gün kamyoncu bu iş böyle olmayacak der ve yanına ipe dizilen soğan bağını alıp branda altına saklanır.

Mahallenin çocukları kamyon hareket halinde rampayı tırmanırken kamyona tırmanırlar. Tam karpuzları arkadaşlarına atacaklar kamyoncu saklandığı yerden çıkmış soğan bağını çocukların kafasına vurduğu gibi çocukları kamyondan aşağı atmış. Mahallenin çocukları bunun altında kalır mı? Ertesi hafta çocuklardan en haşarı olanı kamyon yokuş yukarı tırmanırken kamyona çıkar ve kamyonun arka kapağını açar. Kamyondaki karpuzlar yavaş yavaş boşalır. Kamyoncu giderken şu sözleri söyler. Ey yavrum Austın yokuş yukarı hiç çekmezdin zehir gibi çıkin, helal sana koçum der. Fakat kamyonda karpuz kalmamıştır. Bu olaydan sonra kamyoncular Burunucu mahallesinden geçerken dururlar. Bu karpuzlar gençlerin hakkı deyip bir miktar karpuz bırakırlar ve onlardan para almazlar.

Ünye'de yaşadığımız bayramların güzellikleri bizleri duygulandırmaktadır. Büyüklerimizden dinlediğimiz komik olduğu kadar, düşündürücü de olan nostaljik sohbetleri yeni nesillere aktarmaya çalışıyoruz. Yürekleri Ünye sevdası ile coşan Ünyeli hemşerilerimizle gurur duymaktayız.

Melih DUYGUN
22/5/2006
Tunçbilek/Tavşanlı/KÜTAHYA