|

Bu günlerde hani o meşhur şarkımız “Çile Bülbülüm
Çile” var ya, tamda biz Karadenizli’ lere
uygun düştü.Hükümetimizi ve arada bir karşısındakilere
“Ben T.C. Hükümetinin Bakanıyım…” hatırlatmasına
gerek duyan büyüklerimizi kutluyorum.Özelleştirme furyası unutuluyordu ki, yeni
bir KİT’imizin doğuşuna vesile oldu.
Adı mı?
F M O ( Fındık Mahsulleri Ofisi )
Akıllara zarar bir kararla Başbakanımız F
M O’yu kurarak bölge halkına ve tabiiki
Ülke’ye önemli bir hizmette daha bulunmuştur.Fındığın fiyatını da 15 Eylül gibide açıkladı
mı, tamaaam. Gel kayfim gel. Bundan iyisi
mi ? Canımız sağ ya o yeter…
Diyordum ki, dayanılamadı ve dün (06. Eylül)
açıklandıııı, pardon açıklat tıııı...
FINDIK 4 YTL / Kg.
TMO’ya -sanıyorum 80'li yıllarda- silo kurdurtulmuştu
Ünye'ye. Kurdurtulmuştu diyorum. Çünkü,
TMO’nun o zamanki yetkilileri dahi bunu
akıl edememişlerdi. Zaten benim gibi Fakülte
bitirmiş, Zir. Yük. Müh. olmuş, kendini
bir şey zannedenlerin aklının ermesi, akıldan
bile değildi.
(Bu silolara Hububat ve benzeri nevalenin
giriş/çıkış’ının halkımızca görülemediğini
zannediyorum)
|
|
O zamanlar ben ve benim gibilerin, “kardeşim
burada silonun ne işi var ?” gibi abuk
sorularına, zamanın ileri gelen (zaten
hiç geride kaldıklarına şahit olunamayan)
zevatları, “sizde her şeye muhalefetsiniz
kardeşim, memleketimize bir şey yapılıyor
hemen karşı çıkıyorsunuz…” gibi yanıtlar
veriyor, Demokrasi aşığı halkımızda
“doğru söylüyorlar yeğenim,durun bir
yapılsında görelim…” diye bizi fırçalıyorlardı.Tümünden özür diliyorum. Gerçekten bilemezdim,
aradan 20 yıl geçecek ve TMO’ya evladı
F M O doğurtulacak ve Fındık alımı yapacaaak… |
Fiskobirlik mi dediniz !
GEÇİNİZ !
Dayanamadım, bende bir vatandaş ve hemşehriniz
olarak bazı katkılarda bulunmak istedim.
-Çok yıllık bir bitki olan Fındık, bölgemiz
insanınının büyük bölümünün tek ve en önemli
geçim kaynağıdır.
-Fındığın kabuğu ise, kışlık yakıt gereksinimimizin
ana kaynağıdır
-Araziler çok küçük parseller halindedir ve
pek çoğu ekonomik anlamda karlı tarım yapılabilecek
büyüklüklerde değildir.
-Fındık Tarımı’nın, bölgemizin sarp ve engebeli
bir arazi yapısından kaynaklanan gerçekten
zorlukları vardır.

Çakırtepe fındık bahçelerinden Kale’ye
bakış
(Yörenin genelinde hakim olan sarp ve engebeli
yerlerde Fındık’ın gübrelenmesi, ilaçlanması,
hasat öncesi hazırlık ve hasatı gerçekten
zordur. Fakat yıl içerisinde harcanan gün
sayısı diğer tarım uygulamalarına göre oldukça
düşüktür. Ayrıca yörenin bol yağışlı olması
nedeniyle de kurutmada zaman zaman problemler
yaşanmaktadır.)
-Bölge sarp ve engebeli bir arazi yapısına
sahiptir ve her zaman ulaşım ciddi bir problemdir
(ki duble yol adı altında sahil şeridinde
yapılan doğa katliamı işin tuzu biberidir).
-Geçmişte zamanın Başbakan’ı Sn. S. DEMİREL
Fındık için bir söyleşisinde “FINDIK DAĞ
MAHSULÜDÜR” demiştir ve doğrudur. Taban
arazilerde fındık tarımı yapılmamalı, yapılmış
olanlar bir şekilde söktürülmeli, yeni fındık
alanları tesisisine kesinlikle izin verilmemeli,
sarp ve engebeli arazilerde yapılan fındık
tarımı ise daha yüksek fiyatla ödüllendirilmeli,
hatta teşfik edilmelidir.
-Yıllardır Fındık’tan beklentilerini karşılayamayan
bölge halkı sürekli göç eder haldedir.
(Büyük şehirlere -özellikle İstanbul’a- gelene,
Niye geldin kardeşim? diye sormak çözüm
değildir. Çözüm, yurttaşların büyük bölümünü
doğduğu yerde doyurmayı becerebilmekten
geçmektedir.)
Ayrıca belirtmem gerekirse,
-Fındık tarımı -hububat tarımı gibi- fazla
zorlanılan bir tarım uygulaması değildir.
(Burada sizlerin bana karşı homurdanışlarınızı
tahmin ediyorum. Ama gerçek odur ki, diğer
tarım uygulamalarına göre -çeltik, tütün,
meyve ve sebze, örtü altı yetiştiriciliği
vb. gibi- yıl içerisinde harcanan yoğun
emek ve gün sayısı açısından fazla zor bir
tarım değildir).

Yunus Emre türbesi
mevkii fındık bahçelerinden Ünye’nin doğusuna
bir bakış
-Son yıllarda yöre iklimine uygunluğu nedeniyle
bazı yerlerde ve küçük alanlarda yetiştirilmeye
başlanan, önceleri Fındık tarımına alternatif
diye bakılan KİVİ, ne yazık ki insanımız
için tercih edilen bir meyve konumuna gelememiştir.
-Bölgemiz insanı maalesef yeniliklere kapalı
ve kaderine razı bir duruş sergilemektedir.
-Gözlemlediğim kadarıyla, hemen her kesim
yöre insanımızda “bizden bir şey olmaz”
kanaati yaygındır.
-Yalnızca Samsun’un değil yöremizin en verimli
arazilerine sahip Terme-Çarşamba ve Bafra
ovalarında Fındık dikimine izin verilmesi,
gereksiz bir yayılmayı beraberinde getirmiştir.
Halk tabiri ile “ne eksen yetişir” konumundaki
bu yerlerde Fındık yetiştiriciliğinin tercihi
bölge üreticimizin (insanımızın) kolaycılığının
tipik bir örneğidir (örneğin Terme’nin meşhur
Karabacak Pirinci neredeyse tarihe karışmış
yada karışmak üzeredir).
-Hemen her işimizde olduğu gibi politikacılarımızın
günü kurtarmak ve halka şirin görünmek için
yaptıklarından maalesef bu üründe nasibini
almıştır. Yaklaşık 30-40 yıl öncesine kadar
mütevazi denilebilecek alanlarda Fındık
tarımı yapılan Batı Karadeniz’de (Düzce,Adapazarı,Kocaeli
ve civarında), bugün Türkiye Fındık üretiminin
1/3 ini karşılayacak seviyelerde üretim
yapılmaktadır. Bunda Orta ve Doğu Karadeniz’den
göç eden insanmızında oldukça büyük katkısı
olmuştur.
(Taban arazi dediğimiz verimli alanlarda Fındık
Tarımı’nın yaygınlaştırılması bir talihsizlik
olmuştur ki bu yöreler Ülkemizin en verimli
Mısır ekim alanlarıdır, Ülkemizdeki Mısır
açığıda bir diğer acı noktadır.)
|
|
İlk anda yapılması gerekenleri;
-Fındık alanları -her tarım ürününde olması
gerektiği gibi- sınırlandırılmalı,
-Bu konuda ısrarcı, kararlı ve takipçi olunmalı,
-Hemen her çeşit tarım ürününün yetiştirilmesine
elverişli alanlarda Fındık Tarımına
kesinlikle izin verilmemeli,
-Sarp ve engebeli arazilerde yapılan fındık
tarımı ise daha yüksek fiyatla ödüllendirilmeli,
-Fiskobirlik yalnızca asıl işini (fındık alımı,
depolanması, işlenmesi, pazarlanması,
ihraç edilmesi vb.) yapmalı, şeklinde özetleyebilirim.. |
Yıllar önceye dayanan bir anımı da sizlerle
paylaşmadan geçmek istemedim doğrusu.
Sanıyorum 90 yıllardı. Ünye’ye bir gidişimde
ve Cumhuriyet Meydanı girişine (Ziraat Bankası
ile Şimdiki Atatürk Anıtı arasına) asılan
bir pankarttaki sloganı inanın halen unutamıyorum.
Ne mi yazıyordu?
“FINDIK ÜRETİCİSİ KARDEŞİM, FINDIĞA ALTERNATİF
ÇAY EK” yollu bir slogandı. İlk tepkim “kim
yazdırdı kardeşim bu pankartı” olmuştu.
Sevindirici tarafı, hiç değilse bunun üreticiler
tarafından itibar görmemiş olmasını görmek
olmuştur.Bilindiği gibi Tarım ürünlerinden özellikle
Tütün, Çay ve Fındık ülkemizde birer sorundur.
Bir türlü çözüm bulamadığımız birer kamburda
diyebiliriz.
Bunların üretiminden ziyade özellikle günümüzde
pazarlanması büyük sorundur ve bu sorun
halende devam etmektedir.
Sizinde bildiğiniz gibi, belirtilen bu 3 üründe
Karadeniz’in değişik yörelerinde birer ana
üründür.
Eski Maliye Bakanlarımızdan Sn. Zekeriya TEMİZEL
“Nereden Buldun Yasası” çıkartmıştıda bir
gecede yüzmilyarlacadolar dışarı kaçmıştı
ya hani !
Naçizane bende bir yasa önerisi veriyorum,
sade bir yurttaş olarak.
“KİM EKTİRDİ / DİKTİRDİ KARDEŞİM BUNLARI BURALARA
YASASI”
Sağlıklı ve mutlu kalınız…
Selamlar, Saygılar...
İzmir, 07. Eylül. 2006
kenankalayci@ttnet.net.tr
www.unyeses.net
|