|
...................ÇOCUKLARIMA MEKTUPLAR........
FERYAL
ÇUHACI
|
“ Oyun bittiğinde, şahla piyonu aynı kutuya koyarlar.”
Kişinin arkadaşını seçme şansı
vardır. Aile olmak bu şansın dışında kalır. Beğense
de beğenmesen de halanı, teyzeni, dayını, babanı,
ananı ve kardeşini değiştirme şansın yoktur. İlişkilerini
nasıl düzenleyeceksin?
Sevgi dünyanın temeli olan duygudur.
Çiçeği, böceği, doğayı ve insanı seveceksin! Karşılıksız,
menfaatsiz insan sevgisi, bunun için gönlünün ve
beyninin bütün kapılarını ardına kadar açman gerekiyor.
Evet, yüreğini insana aç, onu anlamaya, dinlemeye
çalış ve bunu hayatın rutini olarak kabul et. Sevgi
nedir?
Sevgi; dostluk, iyilik, emek
ve sabırdır. Dostluk; sıcacık, iyi niyetli ve samimi,
açık net olmak diyelim. İyilik; başkasını hep iyi
düşünmek, iyi görmek, iyiliğinden, iyi olmasından
mutlu olmak! Emek; belki ödün verme, dişini sıkma,
ruhsal ya da fiziksel yardım. Çaba, sıkıntı. Ama
canlı cansız varlıklar sizden hep onu bekler. Gümüşler
açılırsa parlar, saksındaki çiçeği muntazam sularsan
büyür. Evini süpürür, silersen temiz olur. İnsana
emek çok uzun zamanda meyvesini verir, belki de
vermez. Çünkü atalar, “At, at olana kadar sahibi
mat olur” demişler. Yıllar geçip insan denen varlığı
halâ tanımaya çalıştığım halde işin içinden çıkamadığım
çok oluyor. Şunu unutmayın “Sizin kötünüz elin iyisinden
her zaman iyidir.”
İnsanları peşin hükümle yargılamayın;
bu işin kolayı, en kolayı ama, insana hiç yakışmayandır.
Anlamaya çalışın, düşünün, kendinizi onun yerine
koyun. “Sana yapılmasını istemediğin davranışları
sen de başkasına yapma” yeter mi, insan olmanın
ilk temel kuralı sayılır. Belki başkaları kendilerine
başka şeylerin de yapılmasını istemiyor. Kendinizi
onun yerine koyarak düşünürseniz hak vermeye başlarsınız.
Ben küfürlü konuşmaktan hoşlanıyorum, hoşlanmıyorsan
kulaklarını tıka; ya da ben sakızı istediğim gibi
çiğnerim. Bundan sana ne, gibi.
Darda, zorda düşmüş insanlara
oh demeyin, elinizi uzatın. İnsana değer verin,
eşyaya değil. Gururlu olun! Gurur insanı onurlu
yapan davranışlardan biridir. Fakat Goethe’nin sözünü
de unutmayın, “Fazla gurur; ahmaklıktır.”Gururla
kibiri karıştırmayın. Bir ünlünün dediği gibi, “Gurur
benim en sevdiğim günahımdır.”
“Sen yanındakilere ne yaparsan
bunu kendine yaparsın.” Sinirlendiğinizde öfkenizi
kontrol etmeyi öğrenin. Size kibar ve nazik olmak
çok yakışacak eminim. “Öfke baldan tatlıdır” demişler.
Ama keskin sirkenin de hep küpüne zarar verdiği
hiç aklınızdan çıkmamalı. “Ne yapayım çok sinirlendim”
deyip kendinizi akladığınızı zannetmeniz kadar büyük
yanılgı yok. insan öfkesine, sinirlerine sahip olduğu
oranda insandır. Yoksa içinden köpüren, taşan duygularını
çirkin ifadeler, basit sözcükler, küfüre varan anlatımlar,
aşağılık sözlerle dışarıya fırlatır. Son derece
saygısız ve olduğundan yüksek tiz seslerle, edepsiz
edepsiz haykırırsa bağırır, hırlarsa onun insanlığı
tartışılır. Bağırıp çağırmadan işi kaba kuvvete
dökmeden de istenirse karşınızdaki çok kızdığımız
kişiyi, sözle dövebilir, nezaketle üzerinden silindir
gibi geçebilirsiniz. İnsana yakışan şeklini denemeye
çalışın. İnanın kendinizi daha çok beğenip, daha
çok seveceksiniz.
Her konumda olmasa bile genelde
“söz gümüşse, sükut altındır”. Sözün yeri, zamanı,
karşıdaki kişi ve söyleyiş tarzı çok önemlidir.
Kişinin özeli size açılmışsa o sizde kalmalı. İnanın
başkalarının dertleri, sırları en güzel istiflenip,
arşiv niteliğini en çabuk alanlardan. Özellikle
aile içinde yaşananlar, söylenenler o ailenin özelidir
ve mahremidir. Bu mahremi başkalarına açmaya, çözmeye
hiç kimsenin hakkı yoktur. Aile sorunları başkaları
ile değil, yine kendi içinde çözülmelidir. Tabi
burada insanların anlayışları, sabırları, objektif
oluşları, bencillikleri, hoş görüleri, vicdan azapları
işin içinde olmalıdır. Başkalarından duyunca yüzünü
kızartacak, seni utandıran ya da üzecek sözleri
en başta söylerken özen göstermeli, seçmek, süzmek
gerektiğini hiç unutmamalı.
Gevşek olan çene kaslarını sıkıştırmaya
hiç unutmamalı. Eskiler “Boğaz dokuz boğum” derler.
Dokut defa yut, bir defa söyle anlamına gelir. Hem
sen kendi gizlerini, sırlarını içinde saklamıyorsan,
başkalarından beklemek hakkın var mı? “Yediğin çanağı
kirletme.” Sana iyilik eden, ekmek veren, yardımcı
olan insan ya da kurumları yok sayma. Bensiz olamaz,
ben olmazsam olmaz diye hiçbir zaman düşünme. “El
elden, akıl akıldan üstündür.” Ailemiz haricinde
kimse size karşılıksız, menfaatsiz hiç bir şey vermez.
“İstisnaî durumlar da olabilir.” Bayramlara, yaş
günlerine, yılbaşlarına, özen gösterin. Yorgun,
hasta bile olsanız kendinizi zorlayın. Mutlu olmaya
çaba sarfedin, planlayın. Ne istediğinize karar
verin ve insanları organize edin. Kendinizi nelerin
mutlu ettiğini ya da edebileceğini çözümleyin, ona
göre de program yapın. Sizi sizden iyi kimse tanıyamaz.
Her zaman birbirinizi böyle günlerde arayıp sorun,
kırgınlık ve dargınlıkları uzatmayın. Güzel günleri
bir vesile görün. İlk adımları bu günlerde atabilirseniz,
yüreğinizi sevgilere kapatmayın. Açabildiğiniz kadar
açın. “Kin insan yüreğinde yüktür, gölgedir.”
Üç kuruşluk küçük hesaplar yapmayın
“Veren el, alan elden her zaman üstündür.” Verici
olun. Kimsenin sizi istismar etmesine müsaade etmeyin.
Yaptığınız iyilikleri unutun. Bunları dile getirmek
insana yakışmaz. “İyilik yap denize at, balık bilmezse,
halık bilir”. Bencil olmayın karşınızdaki insanlardan
bir şey isterken. Özen gösterin, gerçekten yardımı
hak edip etmediğinizi düşünün. Her şeyi kendinize
hak görmeyin. Hak, hukuk gözetin. Kul hakkı gözetin.
Size yardımcı olan insanların hakkını gözetin. Çalışanın
alnının teri kurumadan bedelini ödeyin. Sizin için
önemli olmayan; onun için çok önemli olabilir. Yükseldikçe
alçalmayı, büyüdükçe küçülmeyi bilin. İnsanlara
hediye alın, ufak tefek minik hediyeler hatırlandığı
için özeldir. Maddi yönü de önemli değildir. Karşılık
beklemeyin. Yarım elmanın da gönül aldığını unutmayın.
Gittiğiniz yere, eliniz boş gitmeyin. İyiyi, güzeli,
doğruyu sahiplenin. Takdir edin. Eleştiri yol göstermek,
yön çizmektir. Karalamak eleştiri değildir. Saygı
ve nezaketi eleştirinize dahil edin. Yıkmak, kırmak
çok kolaydır. Tamir edip, onarmak zordur.
Yaşamı sevin, yarına hep umutla
bakın. Yaşamın size bir hediye olduğunu düşünün.
Sağlığınıza özen gösterin. Kilo hem fiziksel, hem
de ruhsal olarak insanı etkiler. Spor yapın, hiç
olmazsa yürüyün. Beden sağlığı ruhu da etkiler.
Rahatsızlıklarınızda hemen işinin ehli olan doktorlara
gidin, tedaviyi sonuna kadar götürün. Doğanın doktor
yanını da unutmayın. Doğal beslenmeye özen gösterin.
Ruhunuzun da boşalmaya ihtiyacı
vardır. Onu güzelliklerle doldurun. Güzel müzik,
güzel sanatsal etkinlikler, güzel doğa, güzel insanlar,
güzel tatlar ruhu güzelleştirir. Sanatsal etkinlikleri
ihmal etmeyin. Sanatla uğraşan insanlar “Alınlarında
ışığı ilk hisseden insanlardır.” Onlarla olmak güzeldir,
dünyaları farklıdır. Resim sergilerine, imza günlerine
gidin. Sinema, tiyatro izleyin. Sizden bale, opera
ve klasik müzikle de ilgilenmenizi isterim. O sanatlar
daha farklı tadlar bırakır, ruhunuz ve ufkunuz açılır.
Sanat size inmez, sizin ona çıkmanız gerekir.
Kendinizi sürekli aşmak ve eğitmek
için fırsatlar araştırın, yaratın. Mutlu olduğunuz
şeyleri yapıp, kendinizi dinlendirin. Kara günler
kararıp kalmaz. Her gecenin bir sabahı, her yokuşun
bir inişi vardır. Zorlu günlerde akılla hareket
edin. Duygusallığı bir tarafa bırakıp, mantığınızın
emrine girin. Umudunuzu hiçbir zaman ve zeminde
yitirmeyin ve onu hep besleyip doyurun.
Yalan tüneline girmeyin. Tünel
labirente dönüşür. Yolunuzu hep kaybedebilirsiniz.
“Sözünüz odun gibi olsun. Hakikat olsun tek.” Gerçekler
acıdır, ama gerçek oldukları için güzeldir. Doğruluk
ve dürüstlüklerden sapmayın. Dünya malına tamah
edip tapmayın.
Sabahları elinizi yüzünüzü yıkarken,
abdest alıp sabah namazını kılmadan evden çıkmayın.
Manevi paylaşım zamanla vazgeçilmeziniz olacak.
Yaşadığınız ve girdiğiniz ortama göre giyinin. Her
zaman temiz ve bakımlı olun. Unutmayın en güzel
bonservisiniz kıyafetinizdir. Ama insanları da giyimlerine
göre değerlendirmek gafletine düşmeyin.
“Aşırı özgürlük günaha davetiye
çıkarır.” Evlenmenizi, mutlu yuva kurmanızı, torunlarımı
görmeyi ben de isterim. Ama sakın ha evlenmiş olmak
için evlenmeyin. Seveceğiniz, sayacağınız, çocuklarınıza,
kendinize, ailene yakışan insanı bulduğunda, hah
deyin!
Vatanınızı ve milletinizi sevin.
Koruyun, tanıyın. Bu ülkenin iyi yetişmiş insanlara
çok ihtiyacı var ve bu millet her şeyin iyisine
ve güzeline layık. Gururlu, şanlı ama çok zorlu
günlerin ardından inanıyorum ulus olarak ışığı avucumuzun
içine alacağız.
Sizleri çok sevdiğimi, her zorunuzda
yanınızda olduğumu hiç unutmayın! Çünkü siz benim
etim, kanım ve canınsınız. Hep dualarım sizlerle…
“Sanat, bir hiçi güzel bir şeye dönüştürmektir.”
Dilerim tüm yaşamınız sanat olur. ÇÜNKÜ BÜTÜN ÇOCUKLAR
BENİM
Feryal ÇUHACI
2006-09-14 Hizmet Gazetesi-Ünye
|