|


Feride
|
Dedemin
beni elimden tutup okula götürdüğü ilk gün geç
kalmıştık, zil çalmış herkes sınıflara girmiş
sıralarına yerleşmişti. Ben ağlamaya başladım.
Sanki her yer dolmuş da ben o sene okula başlayamayacakmışım,
yer olmadığı için beni okula almayacaklar sanmıştım.
Okulum, Yalıkahvesindeki kiliseden bozma düğün
salonunum üzerinde, ilk katı taştan diğer iki
katı ahşaptan, çok güzel taş merdivenleri ve
merdivenlerin altında güzel bir çeşmesi olan
Meçhulasker İlkokulu idi. |
Benim
ağladığımı gören Başöğretmen Sezai Alparslan yanıma
gelerek dedeme;
-Bu delikanlı neden ağlıyor? dedi, dedem
-Yer Kalmadığı için okula alınmayacak diye ağlıyor.
-Biz ona bir yer buluruz diyerek, beni elimden tuttu
ilk kattaki deniz tarafındaki sınıfa girdik.
İlk katta iki sınıf, bir öğretmenler odası bir başöğretmen
odası vardı. Aslında burası ikinci kattı. Buradan
bir merdiven aşağıya bir merdiven de yukarıya çıkardı.
Öğretmene dönerek
-Hocahanım bu delikanlı geç kalmış yerimiz var mı?
Sıraların hepsi doluydu, önden ikinci sırada, iki
tatlı kız oturuyordu
-Sen birkaçgün burada otur sana sonra yer buluruz,
diyerek beni bu iki kız arkadaşımın arasına oturttular.
-Sağ tarafımdaki adı Hatice olan saçını tepesine
fıskiye gibi bağlamıştı, kıpkırmızı yanakları vardı,
sol tarafımda ki Feride kara gözlerini dikerek ciddi
ciddi baktı bana, yavaşça kulağıma eğilerek
-Sen nerden geldin adın ne? Dedi
Onların
yanında ne kadar oturduğumu hatırlamıyorum, ama
gelecekteki beş yılda hep birlikte büyüyecek birlikte
aynı sıraları ve hatta daha ileride ortaokulda da
zaman zaman aynı sınıflarda olacaktık. Sekiz yıl
sürecek okul arkadaşlığımız o gün böylece başlamış
oldu. Bu iki kız arkadaşımı ömrüm boyunca hiç unutmadım.Beş
yıl dolu dolu aynı sınıflarda diğer arkadaşlarımızla
birlikte çok sıcak dostluk, sevgi ve arkadaşlıkla
kurarak bir aile içindeymiş gibi birlikte büyüdük
ve ilkokulu bitirdik.
O yıllarda Ünye'de üç ilkokul bir ortaokul vardı.
Ortaokula bu üç ilkokuldan da öğrenci geldiği için
sınıflar kalabalıktı.

5.Sınıfta kız arkadaşlarıyla...Altta sağdan
4.cü
|
Ortaokula
başladığım ilk gün yine geç kalmıştım, herkes
yerlerine oturmuş sıralar dolmuş birkaç öğrenci
en arkada ayakta duruyorlardı, ben de onların
yanına geçtim. O iki kız arkadaşım yine yan
yana oturuyorladı. Aklıma beş sene önce okula
başladığım gün geldi. |
Biraz
sonra onlardan biri (Hatice) arkaya gelerek beni
kolumdan çekti ve yanlarına oturtu, gülüştük. Birkaç
gün orada oturduktan sonra yeni bir düzenleme ile
gerçek yerlerimize geçtik. Ortaokul bittiğinde henüz
Ünye'de lise yoktu, herkes bir tarafa dağıldı. Bu
iki kız arkadaşım öğretmen okuluna gittiler ve öğretmen
oldular.
Bunlardan
Hatice en verimli ve en güzel çağında yakalandığı
bir hastalıktan kurtulamayarak genç yaşta aramızdan
ayrıldı. Öldüğünü duyunca çok ama çok üzüldüm. En
sevdiğim, en dost, en iyi, en insan, en mert, en
dürüst biriydi. Nur içinde yatsın. Umarım bizi duyuyordur.
Feride
o ufacık boyuyla tek başına memleketinden çok uzaklarda
Elazığ Öğretmen okuluna gitti. Öğretmen oldu yıllarca
yurdun en ücra köşelerinde daha sonra da yurt dışında
yüzlerce öğrenci yetiştirdi.
Aradan
yıllar, uzun yıllar, yorucu yıllar geçti. Hayat
kavgasından vakit ayırıp kimse kimseyi arayamadı.
Ancak tesadüflerle eski dost ve arkadaşlarımızla
buluştuk, görüştük.
İkinci arkadaşım Feride ile bir rastlantı sonucu
karşılaştık. İlkokul öğretmenimiz Ömer Çam'ın ölüm
yıldönümü için çıkarılacak bir dergiye yazı ve fotoğraf
istediler benden. Feride'yi fotoğraf ararken buldum.
(Feride diyorum, lütfen kabalık olarak algılamayın,
bizler bir araya geldiğimizde çocuktuk, bir ailenin
çocukları gibi birlikte büyüdük.)
Bir Pazar günü Beşiktaş'da Üsküdar'a karşı oturarak,
çocukluk yıllarımızı, anılarımızı, Meçhulasker İlkokulunda
okula başladığımız o günleri öğretmenlerimizi, kaybettiğimiz
arkadaşlarımızı okulumuzu konuştuk konuştuk.
Tam elli yıl sonra..
Yaşar Karaduman, İstanbul - Mecidiyeköy,
Nisan 2006
yasar.karaduman@gmail.com
|