Ünye Belediyesi Atlı Spor Kulübü

Ünye Belediyesi çok güzel bir tesis
kazandırmış Ünye’ye..Sessiz sedasız yapılmış yerinde bir
çalışma ile Bayramca eteklerinde Rahvan at
yarışlarının yapıldığı bir pist, atların ve
sahiplerinin konaklayacakları bir tesis yapmışlar.
Ünye Belediyesi Atlı
Spor Kulübü..
Bu güzel tesisi Ünye’ye
kazandıranlara teşekkürler.
Festival kapsamında Rahvan At yarışları
koşuları da vardı.
Biz de Reis Ahmet Birben’in davetlisi
olarak gittik ve tesisleri görünce şaşırdık.
Yapılan at yarışlarını zevkle izledik.
Bir at meraklısı olan Ak Parti Genel Sekreteri,
İstanbul Milletvekili hemşehrimiz İdris Naim
Şahin, Ak Parti Ünye Milletvekili Mustafa
Hamarat, Belediye Başkanımız Ahmet Arpacıoğlu,
Kaymakamımız Osman Günay ve İstanbul Ünyespor
Başkanı Ayhan Doğan’da oradaydılar...


Bu tesisin
Ünye’ye kazandırılmasında büyük yardımları
olan
İstanbul Milletvekili hemşehrimiz
İ. Naim Şahin, tesise çocukların atları ve
at sporunu sevgisini ve ilgisini çekmek için
iki tane de midilli atı alınmasında yardımları
olmuştur.
Aileler Pazar günleri çocuklarını
buraya götürerek atlara bindirebilirler..
Ne yazık ki böyle bir güzel
tesisi Ünye’de pek az kişi bilmektedir. Umarız
daha kapsamlı bir tanıtımla aileler
Pazar günleri çocukları ile buralara gelir
atları ve at sporunu daha yakından tanırlar.
Tekrar emeği geçenlere teşekkürler.
Otantik Köylü Pazarı..
Yeni Meydan düzenlemesi nedeni ile Ünye’de Çarşamba
günleri kurulan ve yalnızca civar köylerden
gelenlerin ürettikleri sebze meyve süt ve
yoğurt ürünlerini sattıkları
Otantik Köylü Pazarı, çok kötü bir yere kaldırılmış.

Bu gibi pazarlar dünyada
çok değerlidir ve birçok Avrupa ülkelerinde
koruma altına alınmışlardır. Burada satılan
sebze ve meyveler ve süt ürünleri hiçbir katkı
maddesi kullanılmadan üretilir.
Biz bu pazarı koruyacağımıza
tozun toprağın içine atmışız. Paşabahçenin
arka sokaklarına inşaatların içine dar bir
sokağa taşımışız.
Avrupa’da olsaydı bu pazar
için Cumhurbaşkanları saraylarının bahçesini
verirlerdi.
Bu Pazar belirli sınırlar
içinde çevresi kontrol altına alınarak ve
kontrollü olarak yalnız üreticilerle sınırlı
olmak üzere Cumhuriyet Meydanın bir köşesinde
açılmasına izin verilebilir.


Bunlar Nedir?

İskelenin başında bulunan ve içine çiçek ekilmiş bu taşlar
nedir?..
Bir çiçeklik değildir tabii…
Bunlar başka bir ülkede olsa, cam fanuslar içinde korumaya
çalışacakları, görmek için insanların kapıda
kuyruk olacağı binlerce yıllık tarihi eserlerdir.
Bizde ne yazıkki isklenin başında çöp içinde durur, kimse
bilmez ne olduğunu..
İçine ektiğimiz çiçeğe bile doğru dürüst bakamayız.
Bunlar bir çocuk mezarıdır..
Milattan Önce 600 yıllarında bugün Saraçlı Mahallesinin bulunduğu
antik Ünye’de bir yol yapımı sırasında ortaya
çıkmıştır.
Kalenin batı yakası ikinci Ünye’nin kurulduğu yamaçlardır.
Birinci Ünye bugün Midrebolu dediğimiz yerde
Mitrapolis adıyla kurulmuştu. Şehir daha sonra
buradan Çakırtepe eteklerine doğru kaydı..

Bir kayık çekme sahnesi
Gülibrişim Ağacı
“Julibrissin”

Ünye’de iki kıymetli ağaç vardır.
Biri Erguvan ağacı biri de Gülibrişim ağacı.
Erguvan ağacı nerededir bileniniz var mı?
Daha doğrusu Erguvan nasıl bir ağaçtır?
Erguvan bir Bizans ağacıdır. İstanbul’da boğazda çok
vardır. Çiçekleri açtığı zaman boğaz ayrı
bir güzelliğe bürünür. Pembe mor arası bir
renktedir çiçekleri.
Bu ağaçlar yüzyıl parkının karşısındadır.
İkinci değerli ağaç ta Gülibrişim ağacıdır. Bu ağaçlardan
bir tanesi Yalıkahvesine giderken biri de
belediyenin karşısındaki parktadır.
Adına Gülibrişim derler.
Avrupalılar bu ağaca Albizia julibrissin derler. Baklagiller familyasından bir ağaçtır.
Çiçekleri pembe renklidir yaz ortasında açar.
Polenleri alerjik reaksiyona neden olabilir.
Asya (İran) kökenli bir bitki olmasına rağmen
kışa dayanıklıdır.
1749 senesinde bu ağacı İstanbul'da görerek
Floransa’ya götüren Filippedel Albizzi'ye
ithafen yurt dışında ağaca Albizia adı verilmiştir.
"Julibrissin" ise basitçe "Gülibrişim"
kelimesinin bozmasıdır.
Namık'ı elli Yıl Önce
Burada Bırakmıştım..
Namık Aynen Duruyor..
Biraz üzgün, biraz kırgın,
biraz yorgun..
Bu dükkan, manifaturacılar
caddesinde Namık'ın babasının dükkanı idi.
Bir bu kadar da yan tarafından
vardı.
Küçültmüşler..
Dükkan dışı ve içinin düzeni
ile elli yıl önceki gibi.
Bir ortaokulu bitirdiğimizde
Ünye'de gidecek bir lise yoktu.
Herkes bir tarafa dağıldı.
Namık gitmedi babasının
yanında kaldı.
Dükkanın arka tarafında
babam manavlık yapardı, Namık'la hem okuldan
hem arastadan arkadaşız.
Karşıda rahmetli İsmail
vardı,İhtiyaroğlu.. Gemilerle iskeleye gelen
tuz çuvalları ve bira kasaları İsmail'lerin
Tekel deposuna taşınırdı. Biraları gizli gizli
içerdik depoda.
İsmailin babasının tabakasındaki
tütünden bir de sigara sarardık.
İsmail geçen yıl ayrıldı
aramızdan..
Namık ve kardeşi çok güzel
çocuktular..
Aynı zamanda sıkı bir avcı
sıkı bir atıcıdır Namık.
İnatla korudu babasının
dükkanını ve mesleğini..
Tam elli yıldır aynı yerde
aynı dükkanda..Kalesi düşmüş bir komutan,gemisi
batmış bir kaptan gibi..

Ben Ünye’ye gittiğimde Namık'a
muhakkak uğrarım.
Çocukluğumdan, eski Ünye'den
çok şeyler bulurum Namık'ın dükkanında.
Kokusu bile elli yıl öncesinden
kalan bir koku.
Burada sanki yıllar geçmemiş
zaman durmuş gibi gelir bana.
Elli yıl öncede raflar aynı
raflardı
Elli yıl öncede aynı
kokardı.
Yalnız, Namık biraz, yorgun
ve kırgın dostlara yıllara..
Ben Namık'ı çok seviyorum.
Siz de Ünye'ye gittiğinizde
bu neslinin son temsilcisi,
benim çocukluk arkadaşım
Namık'ı ziyaret edin.
Eski Ünye'den bir nefes
bulacak, bu dükkanda elli yıl öncesini yaşayacaksınız.
Reis ve Oktay
Reis (Ahmet Birben) bu yıl bize çok katkıda bulundu.
Festival kapsamında Ortaçarşı esnafı, Ünye Gönüllüleri
İnternet Grubu ve Kadıköy Ünyeliler Derneği’nin
Ortaçarşı’da yaptığı etkinliklere bire bir
katıldığı gibi kahvaltı düzeninin sağlanmasında
büyük emekleri geçti.

Eşi, değerli ressam Gülay Birben’le bizi yalnız
bırakmadılar.
Festival boyunca Ortaçarşıdaki ahşam sohbetlerimize
katıldılar.
Reis bize bir de Ortaçarşıda kahvaltı ve bir akşam yemeği
verdi.
Akşam yemeğini Hulusi Güven’in evinin bahçesinde yedik.
Hulusi’nin bir de atı var bahçede
adı Oktay.
Oktay meşhur bir at.
Bir sürü hikayesi var..
Oktay o kadar akıllı ki, kendi başına aşağıya dolmuş
durağına inip dolmuş bile bekleyebiliyor.
Oktay o akşam biraz rahatsızdı.
Geçen akşam biraz fazla kaçırmış. Oktay sağda..


Geçen yıl az miktarda
yapılan baskısı kısa zamanda tükendi.
Yeni eklenen hikaye
ve şiirlerle tekrar baskıya hazırlanıyor.
Yaşar Karaduman,
çocukluk yıllarını, mahallesini, çocukluk
aşklarını,
Muskacı Durmuş'u
Davulcu İdris'i,
Karılar Pazarı'nı,
tentürük
hikayelerini ve
mutlu geçen
çocukluk ve gençlik yıllarındaki Ünye'yi
yazdı.

Ramazan Topumuz..
Ellili yılların ortalarından yetmişli
yılların sonuna kadar Ünye’de Ramazan topu
bu topla atıldı.
Bu top Çakırtepede vericilerin bulunduğu
yerde bizim istihkam dediğimiz tek katlı taştan
bir binanın içindeydi.
Davulcu İdris emmi bu topla uzun
yıllar Ünyelilere iftar açtırdı ve sahura
kaldırdı.
Çakırtepe parkı yapılırken top biraz
aşağıdaki Hava Radar Üssüne verildi.
Şimdi orada koruma altındadır.
Ortayılmazlar Mahallesi MuhtarıSayın
Seyhan İhtiyaroğlu topumuzu almak Çakırtepedeki
eski yerindfe halkın ziyaretinewaçmak için
çalışmalar başlatmıştır.
Orta yılmazlar Mah. Muhtarı
Seyhan İhtiyaroğlu
Orta yılmazlar mahallesinin sevilen ve başarılı muhtarıdır.
Muhtarlık bürosu aynı zamanda bir hayır cemiyeti gibi çalışmaktadır.
Çeşitli aktivite ve organizasyonlar düzenleyerek kazandığı
paraları ve gelen yardımları Seyhan Hanım
ihtiyaç sahibi öğrencilere ve diğer ihtiyaç
sahiplerine aktarmaktadır.
Dünyanın her tarafındaki Ünyeliler Seyhan Hanımı lütfen yardım
ve bağışlarınızla destekleyiniz.


Bu ev, Turin eski başkanı rahmetli
Çelik Gülersoy’un Ünye’deki dedesinin evidir.
Çelik Gülersoy’un
ailesi Ünye’lidir.
Halen Ünye’de
yaşayan çojk yakın akrabaları vardır.
Kaderin
cilvesine bakın ki, Safranbolu evlerini ihya
edip dünyaya tanıtan ve
İstanbulda
bir çok tarihi eseri ce Sultanahmetteki
Soğuksu
sokağındaki evleri restore ettiren
Gülersoyun
Ünyede en ufak bir eser bulunmadığı gibi
dedesinin
evi de harap durumdadır.
Feneraltında
Günbatımı

Süleymanpaşa
Sarayının Havuzu
1847 yılında Karadeniz kıyılarını
gezen Fransız seyyah Xavier Hommaire de Hell
ve beraberinde ressam Jules Laurens Ünye'ye
de uğrar. Hommaire Ünye'ye geldiğinde Süleyman
Paşa'nın meşhur sarayında misafir edilir ve
kendi ifadesi ile buraya hayran kalır.
Seyahat arkadaşı ressam Jules
Laurens (1825 - 1901) sarayın iki farklı açıdan
resimlerini çizdiği gibi iç ayrıntılarından
da çizgiler çekmeyi ihmal etmez.
Hommaire'in "Bizi saraydan ayrılmış bir köşke benzeyen bir yere götürdüler.
Orada her şey var; harika resimler, mısır
hasırları, tatlı uğultuyla akan çeşme, mermer
havuz yaldızlı kepenkler, geniş sedirler…
Dediği havuzdan bugün bu kadarı
kalmıştır.
1850 yıllarında yanan veya bir rivayete göre
Sultan tarafından yaktırılan Sarayın artan
taş ve ahşapları ile Bolaman’daki bu tarihi
bina yaptırılmıştır. Burası da Hazinedaroğullarına
aittir.

Delinin Dağı
Burası Yalıköy
Fotoğrafta gördüğünüz dağın adı Delinin Dağıdır..
Dumanlı tepenin yaındaki tepe..
Şehrin güneşine mani oluyor diye, daha fazla
güneşten yararlanmak için elli metre kadar
tepesinden kesilmiştir.
Projenin ve fikrin sahibi buralı olan Prof.
Dr. Sait Kapıcıoğludur.

Tiryaki Hasan Paşa’nın
Atmış yıl sonra bulunan
Mezar Taşı..
İsim ve unvan benzerliğinden dolayı Ünye’de
Kanije Kahramanı Tiryaki Hasan Paşa sanılarak
karıştırılan
Ünyeli Bahriye Mirlivası Navarin Gazisi
Tiryaki Hasan Paşanın
atmış yıldır aranılan mezar taşı nihayet
bulundu.
Yukarıda görüle bu mezar taşı bundan atmış
yıl önce Ünye’nin ilk Cumhuriyet Meydanı düzenlenirken
mezarlık olan bu bölgede görülmüş daha sonra
mezar ve taş buradan başka bir yere kaldırılmıştı.
Zaman içinde mezar da taş ta kayıplara
karıştı.
Taşı atmış yıl önce gören ve bir hocamız
bunu Kanije kahramanı Tiryaki Hasan Paşa zannetti
ve bu konuda biraz da kurgu bir hikaye yazdı.
Bu hikayeyi okuyan zamanın belediye başkanı
Necip Avcı, Kanije Kahramanı Tiryaki Hasan
Paşa Ünyeliymiş diyerek meydanda uzun zamandır
duran ve kimin olduğu kesin bilinmeyen bir
mezarı, onundur diyerek başına bir de kitabe
yazdırarak düzenletti.
İşte problem bundan sonra başlamış oldu.
Yirmi yıldır bu yalan Ünye’nin sırtında
bir kambur gibi durdu.
Araştırmacı Yaşar Karaduman bu konuda
yaptığı uzun incelemeler sonunda Paşanın Kanije
Kahramanı olmadığını ayrıca bu mezarda da
olmadığını Paşanın adı benzeyen Ünyeli başka
bir Tiryaki Hasan Paşa olduğunu kanıtladı.
Yukarıdaki gerçek Ünyeli Tiryaki Hasan
Paşanın taşı da bulununca Kanije Kahramanı
hikayesi de sona erdi.
Erdi ama taş ta mezarda halen kaldırılmadı.
Elli yıl önce yerine konmayıp kaybolan
ve karışıklığa yol açan mezar taşı
Ahmet Derya Varilci ve
Ahmet Kabayelin araştırmaları sonunda bulundu.
Ve üzerindeki
“Bahriye Mirlivası Tiryaki Hasan Paşa
yazısı okundu.
Böylece bir yanlış daha çözülmüş oldu.
Taş iki parçaya ayrıldığı için okunmasında
sorun çıkmıştır.
Hüve’l-baki –
ahriye mir-livalarından (denizci tuğ general) – ah edip bu
canibi – (kırık)… mu.. iken irtihal - …...(kırık)….. – dar-ı
beka itdin Tirya(k)i
(ebedi aleme giden
tiryaki…) – zade merhum ve mağfur (..zade) – Hasan Paşa
ruhuna – raziy’Allahü-teala (Allah ondan razı
olsun) – el-fatiha sene 1272 rebiu’l-evvel (el fatiha sene
1855 kasım)”
Halen Ortayılmazlar
Mahallesi Osmanağa Camisi bahçesinde diğer
mezar taşları ile sergilen
mezar taşı, Selçuk
Üniversitesi Sanat tarihi Bölümü son sınıf
öğrencisi
Harun Kırık tarafından okunmuştur..
Yukarıda bu dosyanın
başında verilen ve Sayın milletvekilimiz Mustafa
Hamarat’ın başında durduğu mezar bu yanlış
mezardır.
Bu Sütunlar
Hangi sınıfa girer Usta?
Mehmet İlhan

Sevgili arkadaşlar,
Eski Yunan tapınakları M.Ö. 7.yy
dan itibaren taştan yapılmaya başlanınca,
(mimar arkadaşlarımız tabii ki daha iyi bilir)
çatı bölümünü taşıyabilmek için sütunlar gerekmiş.
Tapınakların mimarlık düzeni, cephesi ve sütunları
dikkate alınarak üç stile (eskiden nizam derdik)
ayrılır.
Bunlara (eskiden en çok rastlandığı
bölgelere atfen) Dor, İyon ve Korint, başka
bir deyişle Korinthian, Doric ve İonik
denir. 2 bin 500 yıl aradan sonra Ünye’de
peydahlanan sütunlara ise dense dense
moronic* denilir.