Aşağıda bir Ünye seyahati ve Ünye 2008 Kültür-Turizm Festivali dosyasının aşağıda ikinci bölümünü sunuyoruz.

 

 

Ünye Belediyesi Atlı Spor Kulübü

 

Ünye Belediyesi çok güzel bir tesis kazandırmış Ünye’ye..Sessiz sedasız yapılmış yerinde bir çalışma ile Bayramca eteklerinde Rahvan at yarışlarının yapıldığı bir pist, atların ve sahiplerinin konaklayacakları bir tesis yapmışlar.




 

Ünye Belediyesi Atlı Spor Kulübü..

 

Bu güzel tesisi Ünye’ye kazandıranlara teşekkürler.

 

Festival kapsamında Rahvan At yarışları koşuları da vardı.

Biz de Reis Ahmet Birben’in davetlisi olarak gittik ve tesisleri görünce şaşırdık.

Yapılan at yarışlarını zevkle izledik. Bir at meraklısı olan Ak Parti Genel Sekreteri, İstanbul Milletvekili hemşehrimiz İdris Naim Şahin, Ak Parti Ünye Milletvekili Mustafa Hamarat, Belediye Başkanımız Ahmet Arpacıoğlu, Kaymakamımız Osman Günay ve İstanbul Ünyespor Başkanı Ayhan Doğan’da oradaydılar...

 

  

 

 

 

 

Bu tesisin Ünye’ye kazandırılmasında büyük yardımları olan

İstanbul Milletvekili hemşehrimiz İ. Naim Şahin, tesise çocukların atları ve at sporunu sevgisini ve ilgisini çekmek için iki tane de midilli atı alınmasında yardımları olmuştur.

Aileler Pazar günleri çocuklarını buraya götürerek atlara bindirebilirler..

Ne yazık ki böyle bir güzel tesisi Ünye’de pek az kişi bilmektedir. Umarız daha kapsamlı bir tanıtımla aileler


Pazar günleri çocukları ile buralara gelir atları ve at sporunu daha yakından tanırlar.

Tekrar emeği geçenlere teşekkürler.


 Otantik Köylü Pazarı..

Yeni Meydan düzenlemesi nedeni ile Ünye’de Çarşamba günleri kurulan ve yalnızca civar köylerden gelenlerin ürettikleri sebze meyve süt ve yoğurt ürünlerini sattıkları

Otantik Köylü Pazarı, çok kötü bir yere kaldırılmış.

 

 

Bu gibi pazarlar dünyada çok değerlidir ve birçok Avrupa ülkelerinde koruma altına alınmışlardır. Burada satılan sebze ve meyveler ve süt ürünleri hiçbir katkı maddesi kullanılmadan üretilir.

Biz bu pazarı koruyacağımıza tozun toprağın içine atmışız. Paşabahçenin arka sokaklarına inşaatların içine dar bir sokağa taşımışız.

Avrupa’da olsaydı bu pazar için Cumhurbaşkanları saraylarının bahçesini verirlerdi.

Bu Pazar belirli sınırlar içinde çevresi kontrol altına alınarak ve kontrollü olarak yalnız üreticilerle sınırlı olmak üzere Cumhuriyet Meydanın bir köşesinde  açılmasına izin verilebilir.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bunlar Nedir?

 

 

 

İskelenin başında bulunan ve içine çiçek ekilmiş bu taşlar nedir?..

Bir çiçeklik değildir tabii…

Bunlar başka bir ülkede olsa, cam fanuslar içinde korumaya çalışacakları, görmek için insanların kapıda kuyruk olacağı binlerce yıllık tarihi eserlerdir.

Bizde ne yazıkki isklenin başında çöp içinde durur, kimse bilmez ne olduğunu..

İçine ektiğimiz çiçeğe bile doğru dürüst bakamayız.

 

Bunlar bir çocuk mezarıdır..

Milattan Önce 600 yıllarında bugün Saraçlı Mahallesinin bulunduğu antik Ünye’de bir yol yapımı sırasında ortaya çıkmıştır.

Kalenin batı yakası ikinci Ünye’nin kurulduğu yamaçlardır.  Birinci Ünye bugün Midrebolu dediğimiz yerde Mitrapolis adıyla kurulmuştu. Şehir daha sonra buradan Çakırtepe eteklerine doğru kaydı..

  

 

 

 

 

Bir kayık çekme sahnesi

 

 

 

Gülibrişim Ağacı

“Julibrissin”

 

Ünye’de iki kıymetli ağaç vardır.

Biri Erguvan ağacı biri de Gülibrişim ağacı.

Erguvan ağacı nerededir bileniniz var mı?

Daha doğrusu Erguvan nasıl bir ağaçtır?

Erguvan bir Bizans ağacıdır. İstanbul’da boğazda çok vardır. Çiçekleri açtığı zaman boğaz ayrı bir güzelliğe bürünür. Pembe mor arası bir renktedir çiçekleri.

Bu ağaçlar yüzyıl parkının karşısındadır.

İkinci değerli ağaç ta Gülibrişim ağacıdır. Bu ağaçlardan bir tanesi Yalıkahvesine giderken biri de belediyenin karşısındaki parktadır.

Adına Gülibrişim derler. 

Avrupalılar bu ağaca Albizia julibrissin derler. Baklagiller familyasından bir ağaçtır.  Çiçekleri pembe renklidir yaz ortasında açar. Polenleri alerjik reaksiyona neden olabilir.  Asya (İran) kökenli bir bitki olmasına rağmen kışa dayanıklıdır.
1749 senesinde bu ağacı İstanbul'da görerek Floransa’ya götüren Filippedel Albizzi'ye ithafen yurt dışında ağaca Albizia adı verilmiştir. "Julibrissin" ise basitçe "Gülibrişim" kelimesinin bozmasıdır.

 

 

Namık'ı elli Yıl Önce

Burada Bırakmıştım..

 

 Namık Aynen Duruyor..

 Biraz üzgün, biraz kırgın, biraz yorgun..

 

Bu dükkan, manifaturacılar caddesinde Namık'ın babasının dükkanı idi.

Bir bu kadar da yan tarafından vardı.

Küçültmüşler..

Dükkan dışı ve içinin düzeni ile  elli yıl önceki gibi.

Bir ortaokulu bitirdiğimizde Ünye'de gidecek bir lise yoktu.

Herkes bir tarafa dağıldı.

Namık gitmedi babasının yanında kaldı.

Dükkanın arka tarafında babam manavlık yapardı, Namık'la hem okuldan hem arastadan arkadaşız.

Karşıda rahmetli İsmail vardı,İhtiyaroğlu.. Gemilerle iskeleye gelen tuz çuvalları ve bira kasaları İsmail'lerin Tekel deposuna taşınırdı. Biraları gizli gizli içerdik depoda.

İsmailin babasının tabakasındaki tütünden bir de sigara sarardık.

İsmail geçen yıl ayrıldı aramızdan..

 Namık ve kardeşi çok güzel çocuktular..

Aynı zamanda sıkı bir avcı sıkı bir atıcıdır Namık.

İnatla korudu babasının dükkanını ve mesleğini..

Tam elli yıldır aynı yerde aynı dükkanda..Kalesi düşmüş bir komutan,gemisi batmış bir kaptan gibi..

 

Ben Ünye’ye gittiğimde Namık'a muhakkak uğrarım.

Çocukluğumdan, eski Ünye'den çok şeyler bulurum Namık'ın dükkanında.

Kokusu bile elli yıl öncesinden kalan bir koku.

Burada sanki yıllar geçmemiş zaman durmuş gibi gelir bana.

Elli yıl öncede  raflar aynı raflardı

Elli yıl öncede  aynı kokardı.

Yalnız, Namık biraz, yorgun ve kırgın dostlara yıllara..

Ben Namık'ı çok seviyorum.

 


Siz de Ünye'ye gittiğinizde bu neslinin son temsilcisi,

benim çocukluk arkadaşım Namık'ı ziyaret edin.

Eski Ünye'den bir nefes bulacak, bu dükkanda elli yıl öncesini yaşayacaksınız.

 

 

 

Reis ve Oktay

 

Reis (Ahmet Birben) bu yıl bize çok katkıda bulundu.

Festival kapsamında Ortaçarşı esnafı, Ünye Gönüllüleri İnternet Grubu ve Kadıköy Ünyeliler Derneği’nin Ortaçarşı’da yaptığı etkinliklere bire bir katıldığı gibi kahvaltı düzeninin sağlanmasında büyük emekleri geçti.


Eşi, değerli ressam Gülay Birben’le bizi yalnız bırakmadılar.

Festival boyunca Ortaçarşıdaki ahşam sohbetlerimize katıldılar.

Reis bize bir de Ortaçarşıda kahvaltı ve bir akşam yemeği verdi.

Akşam yemeğini Hulusi Güven’in evinin bahçesinde yedik.


Hulusi’nin bir de atı var bahçede adı Oktay.

Oktay meşhur bir at.

Bir sürü hikayesi var..

Oktay o kadar akıllı ki, kendi başına aşağıya dolmuş durağına inip dolmuş bile bekleyebiliyor.

Oktay o akşam biraz rahatsızdı.

Geçen akşam biraz fazla kaçırmış. Oktay sağda..



 

 

 

 

 

 

Geçen yıl az miktarda yapılan baskısı kısa zamanda tükendi.

Yeni eklenen hikaye ve şiirlerle tekrar baskıya hazırlanıyor.

Yaşar Karaduman, çocukluk yıllarını, mahallesini, çocukluk aşklarını,

Muskacı Durmuş'u

Davulcu İdris'i, Karılar Pazarı'nı,

tentürük  hikayelerini ve

mutlu geçen  çocukluk ve gençlik yıllarındaki Ünye'yi  yazdı.

 

 

 Ramazan Topumuz..

Ellili yılların ortalarından yetmişli yılların sonuna kadar Ünye’de Ramazan topu bu topla atıldı.

Bu top Çakırtepede vericilerin bulunduğu yerde bizim istihkam dediğimiz tek katlı taştan bir binanın içindeydi.

Davulcu İdris emmi bu topla uzun yıllar Ünyelilere iftar açtırdı ve sahura kaldırdı.

Çakırtepe parkı yapılırken top biraz aşağıdaki Hava Radar Üssüne verildi.

Şimdi orada koruma altındadır.

Ortayılmazlar Mahallesi MuhtarıSayın Seyhan İhtiyaroğlu topumuzu almak Çakırtepedeki eski yerindfe halkın ziyaretinewaçmak için çalışmalar başlatmıştır.


Orta yılmazlar Mah. Muhtarı

Seyhan İhtiyaroğlu

Orta yılmazlar mahallesinin sevilen ve başarılı muhtarıdır.

Muhtarlık bürosu aynı zamanda bir hayır cemiyeti gibi çalışmaktadır.

Çeşitli aktivite ve organizasyonlar düzenleyerek kazandığı paraları ve gelen yardımları Seyhan Hanım ihtiyaç sahibi öğrencilere ve diğer ihtiyaç sahiplerine aktarmaktadır.

Dünyanın her tarafındaki Ünyeliler Seyhan Hanımı lütfen yardım ve bağışlarınızla destekleyiniz.

 

  

    


 Bu ev, Turin eski başkanı rahmetli Çelik Gülersoy’un Ünye’deki dedesinin evidir.
Çelik Gülersoy’un ailesi Ünye’lidir.
Halen Ünye’de yaşayan çojk yakın akrabaları vardır.
Kaderin cilvesine bakın ki, Safranbolu evlerini ihya edip dünyaya tanıtan ve
İstanbulda bir çok tarihi eseri ce Sultanahmetteki
Soğuksu sokağındaki evleri restore ettiren
Gülersoyun Ünyede en ufak bir eser bulunmadığı gibi
dedesinin evi de harap durumdadır.

 

 

 Feneraltında Günbatımı

 

Süleymanpaşa

Sarayının Havuzu

 

 

1847 yılında Karadeniz kıyılarını gezen Fransız seyyah Xavier Hommaire de Hell ve beraberinde ressam Jules Laurens Ünye'ye de uğrar. Hommaire Ünye'ye geldiğinde Süleyman Paşa'nın meşhur sarayında misafir edilir ve kendi ifadesi ile buraya hayran kalır.

Seyahat arkadaşı ressam Jules Laurens (1825 - 1901) sarayın iki farklı açıdan resimlerini çizdiği gibi iç ayrıntılarından da çizgiler çekmeyi ihmal etmez.

 




Hommaire'in "Bizi saraydan ayrılmış bir köşke benzeyen bir yere götürdüler. Orada her şey var; harika resimler, mısır hasırları, tatlı uğultuyla akan çeşme, mermer havuz yaldızlı kepenkler, geniş sedirler…

 

 Dediği havuzdan bugün bu kadarı kalmıştır.

 

1850 yıllarında yanan veya bir rivayete göre Sultan tarafından yaktırılan Sarayın artan taş ve ahşapları ile Bolaman’daki bu tarihi bina yaptırılmıştır. Burası da Hazinedaroğullarına aittir.

 

 

 

Delinin Dağı

Burası Yalıköy

Fotoğrafta gördüğünüz dağın adı Delinin Dağıdır..

Dumanlı tepenin yaındaki tepe..

Şehrin güneşine mani oluyor diye, daha fazla güneşten yararlanmak için elli metre kadar tepesinden kesilmiştir.

Projenin ve fikrin sahibi buralı olan Prof. Dr. Sait Kapıcıoğludur.


 

Tiryaki Hasan Paşa’nın

Atmış yıl sonra bulunan Mezar Taşı..

 

İsim ve unvan benzerliğinden dolayı Ünye’de Kanije Kahramanı Tiryaki Hasan Paşa sanılarak karıştırılan

Ünyeli Bahriye Mirlivası Navarin Gazisi Tiryaki Hasan Paşanın

atmış yıldır aranılan mezar taşı nihayet bulundu.

 




Yukarıda görüle bu mezar taşı bundan atmış yıl önce Ünye’nin ilk Cumhuriyet Meydanı düzenlenirken mezarlık olan bu bölgede görülmüş daha sonra mezar ve taş buradan başka bir yere kaldırılmıştı.

Zaman içinde mezar da taş ta kayıplara karıştı.

Taşı atmış yıl önce gören ve bir hocamız bunu Kanije kahramanı Tiryaki Hasan Paşa zannetti ve bu konuda biraz da kurgu bir hikaye yazdı.

Bu hikayeyi okuyan zamanın belediye başkanı Necip Avcı, Kanije Kahramanı Tiryaki Hasan Paşa Ünyeliymiş diyerek meydanda uzun zamandır duran ve kimin olduğu kesin bilinmeyen bir mezarı, onundur diyerek başına bir de kitabe yazdırarak düzenletti.

 

İşte problem bundan sonra başlamış oldu.

Yirmi yıldır bu yalan Ünye’nin sırtında bir kambur gibi durdu.

Araştırmacı Yaşar Karaduman bu konuda yaptığı uzun incelemeler sonunda Paşanın Kanije Kahramanı olmadığını ayrıca bu mezarda da olmadığını Paşanın adı benzeyen Ünyeli başka bir Tiryaki Hasan Paşa olduğunu kanıtladı.

Yukarıdaki gerçek Ünyeli Tiryaki Hasan Paşanın taşı da bulununca Kanije Kahramanı hikayesi de sona erdi.

Erdi ama taş ta mezarda halen kaldırılmadı.

 

Elli yıl önce yerine konmayıp kaybolan ve karışıklığa yol açan mezar taşı
Ahmet Derya Varilci ve Ahmet Kabayelin araştırmaları sonunda bulundu.
Ve üzerindeki
“Bahriye Mirlivası Tiryaki Hasan Paşa yazısı okundu.
Böylece bir yanlış daha çözülmüş oldu.
Taş iki parçaya ayrıldığı için okunmasında sorun çıkmıştır. 

Hüve’l-baki – ahriye mir-livalarından (denizci tuğ general) – ah edip bu canibi – (kırık)… mu.. iken irtihal - …...(kırık)….. – dar-ı beka itdin Tirya(k)i  (ebedi aleme giden tiryaki…) – zade merhum ve mağfur (..zade) – Hasan Paşa ruhuna – raziy’Allahü-teala  (Allah ondan razı olsun) – el-fatiha sene 1272 rebiu’l-evvel (el fatiha sene 1855 kasım)” 

Halen Ortayılmazlar Mahallesi Osmanağa Camisi bahçesinde diğer mezar taşları ile sergilen
mezar taşı, Selçuk Üniversitesi Sanat tarihi Bölümü son sınıf öğrencisi
Harun Kırık tarafından okunmuştur..

Yukarıda bu dosyanın başında verilen ve Sayın milletvekilimiz Mustafa Hamarat’ın başında durduğu mezar bu yanlış mezardır. 


Bu Sütunlar

Hangi sınıfa girer Usta?

Mehmet İlhan

 

 

 

Sevgili arkadaşlar,

Eski Yunan tapınakları M.Ö. 7.yy dan itibaren taştan  yapılmaya başlanınca,  (mimar arkadaşlarımız tabii ki daha iyi bilir)  çatı bölümünü taşıyabilmek için sütunlar gerekmiş. Tapınakların mimarlık düzeni, cephesi ve sütunları dikkate alınarak üç stile (eskiden nizam derdik)  ayrılır.

Bunlara (eskiden en çok rastlandığı  bölgelere atfen) Dor, İyon ve Korint, başka bir deyişle Korinthian, Doric ve  İonik denir.  2 bin 500 yıl aradan sonra Ünye’de peydahlanan sütunlara  ise dense dense moronic* denilir.

  

 

Moronic:Rumca  "moron" sözcüğünden. Aynı zamanda bir psikolojik terim. Bknz.İngilizce-Türkçe sözlük) 
Fakat başta belirttiğim gibi mimaride sütun,

taşıyıcı bir unsurdur.

Tek başına sütun olmaz.  
Ege ve Akdeniz’in çeşitli yerlerinde kendi başına duran  sütunlara rastlansa da bu yıkılmış sütunlardan arda kalanlardır. Yani eskiden tek değillerdi.. Görgü ve kültürlerini artırmak için Efes’i,  Milet’i gezen büyüklerimiz bu gerçeği bilmemiş,  sütunları kendi başına “süs” sanmış  olabilir.  Buna bir de gökten düşme  palmiye ağaçlarını eklersek yeni sütunları büyüklerimizin  Ünye’yi  Akdeniz kentine çevirme  hevesi içinde yorumlamamız gerekir.

 

 

Bu fotoğraf Ünye’nin bir köyünde çekilmiştir.

Ağaca bez bağlayan evde kalmış kızların en kısa  zamanda evlendiklerine inanılır. Çilekeş Anadolu insanının kendince bulduğu bir çözüm

Fotoğraf: Gülşen Kanık

 

 


Böyle bir sokak artık yok.
Biz yalnız tabelasını bulduk.
Öner Kibiroğlu
kırk yıldır saklıyormuş.
Bu sokak nerede imiş
bileniniz var mı.
Ben söyliyeyim.
Şimdiki Yüzyılın olduğu yerde idi.
Evleri arasınsan denize inerdik.

 

 

 

Kalafat Musrafa Emminin Festival için hazırladığı
1.20. Cm boyundak ayakkabı.

Yanında  geçmişte yörede erkeklerin giydiği Çapula
ve kadınların giydiği Yemeni

 

 

 

Yunus Emre Türbesi

Yunus Emre’nin Türbesindeki sandukanın örtüsü, türbenin tabanı ve içi yeniden düzenlenmiş. Eskiden içersi yatak yorgan battaniye doluydu, bunlar kaldırılmış

Türbenin binasının dışının da bakıma ihtiyacı var..

Hatta yeniden bir çevre düzenlemesi bile gerekli.

Fakat etrafta düzenlenecek çevre kalmamış.

Mezarlıklar türbeyi adeta kuşatmış durumdalar.

Mezarlıkların türbeye bu kadar yaklaşmalarına müsaade edilmemeliydi.

Türbenin etrafında genişçe bir alan boş bırakılmalıydı.

Buraya yazık etmişler. Burayı talan etmişler.

En güzel yerler talan edilmiş.Burası bir mezarlık olmuş..

En kısa zamanda çok yakındaki mezarlar sökülerek başka bir tarafa taşınmalı ve Türbenin etrafı serbest bırakılmalıdır.

Yol yok gitmeye..

Türbenin dışı ve çevresi perişan.. 

Türbeye elli metre kadar olan mezarlıklar derhal kaldırılmalı boş bir türbe alanı yapılmalıdır.

Şeyh Yunusun eteğine yapışıp gömülmek insanı cennete götürmez.. Dünyadaki yaptıklarınıza bakılır..


Meydanımızın Müteahhidi, İstanbul Mimar ve Mühendisler Birliği Başkanı

Nihat Şen’de bizi bir akşam Kocaman Köyündeki çiftliğinde ağırladı.
Bol köfte tavuk ve turşu kavurması yedik. Köfteleri Amcası İşmet Şen pişirdi.

Ondan önce de arkadaşımız İstanbul Genna Ajansın sahibi Ahmet Selim Tuncer’de yeni yaptırdığı evinin bahçesinde bir sabah kahvaltı verdi bize.

Eşi Nesrin hanım, evin yanındaki kameriyede çok güzel kahvaltı hazırlamıştı.

 

Sağolsunlar..

Yeni evlerinde sağlık ve huzur içinde oturmalarını dileriz.

 

Ortaçarşı Esnafı

Ünye Gönüllüleri Gurubu ve

Kadıköy Ünyeliler Derneğinin

 

Festival Kahvaltısı

 

Cumartesi günü Festival Kahvaltısı vardı Ortaçarşıda..

İlkini geçen yıl yine yüksek bir katılımla gerçekleşmiştik.

Ortaçarşı esnafı, Ünye Gönüllüleri İnternet Grubu ve

İstanbul Kadıköy Ünyeliler Derneği düzenlemişti kahvaltıyı.

 

Kahvaltıda her kesimden davetiler vardı.

Köyden kentten Ünye dışından festival için gelen Ünyeliler, şehir içinden eski dostlar eski okul arkadaşları eski mahalle arkadaşları, hocalarımız, komşularımız, İstanbul’dan misafirlerimiz, Ünye Dernekleri Başkanları ve yönetim kurulları Ordu’dan misafirlerimiz çok sayıda eş dost onurlandılar bizleri.

Kahvaltının onur konukları İstanbul Milletvekili hemşehrimiz İdris Naim Şahin, Milletvekilimiz Mustafa Hamarat, İstanbul Kağıthane Belediye Başkanı Fazlı Kılıç’ tı.

Bir gündemi olmayan kahvaltı, karşılıklı sohbetlerle sürdü.

Yöresel yemekler ve pide yenildi.

Ortaçarşıda mesleklerinde elli yılı devirmiş ustalara plaketler verildi.

 

Aşağıda kahvaltıdan fotoğraflar.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BU DOSYADAKİ TÜM FOTOĞRAF VE METİNLERİN YASAL HAKKI YAŞAR KARADUMAN VE

  WWW.UNYESES.NET SİTESİNE AİTTİR.

YAZAR VE SİTE ADI BELİRTİLEREK KISMEM VEYA TAMAMEN KULLANILABİLİR.

BAŞLIKTAKİ FOTOĞRAF, DR. SİBEL GOGEN, GRAFİK GAZETE ÜNYESES RÜYA TURAN