|
|
 |
Hatırlar mısın o İncir Ağacı'nı? Geceleri saklambaç
oynandığında saklanılan dallarında mahalle çocuklarının
gizemli dünyasına yuva olduğunu.. patlıcan inciri
güzelliğinde kahkahaların gülücüklerin balımsı
damlayışlarını.. o İncir Ağacı da gitti.. gitme
desek de !
Ya Agavni Nine'nin evinin önündeki eşek gibi
bindiğimiz Kilise Tepesi'nin meşhur binit taşını?
O Kilise bahçesi duvarları üzerinde yaşadığımız
heyecanları.. Ortaokul, Özel Lise öğrencilerinin
beden eğitimi, cimnastik programlarını?
Şimdi Kilise Tepesi damdaracık sıkıştırılmış
sokağında mâziyi bile anmaktan uzak uzayıp gidiyor
terkedilmişliğinde Arnavut taşlı kaldırımlarının
! Arasında çimler biten o taşlar da gitti..
gitme desek de!
Meçhul Asker İlkokulu'nun çam hartamalarından
aşırıp da uçurtma yapan o afacan gözleri seyrettin
mi hiç? Ya da okulun kapısında elma, incir sattın
mı? Konak Sineması'nda Tommiks, Teksas okuttun
mu? Elektrikler kesildiğinde "makiniiiist"
diye bağırdın mı karanlığı ıslıklayarak?
Ya 5 dakikası 25 kuruşa bisikletle turladın
mı Ünye sahillerini? Şekerci Niyazi'den Şekerci
Ali'den bıldırcın almanın sonsuz zevkini yaşayabildin
mi? Karatavuk tutayım derken karlar içerisinde
bitap düşen Cırtlık Kuşu'nu avladın mı hiç yalnızlığında?
Ama gitme desek de gitti çulluklar, bozayiller,
sığırcıklar! Ne kuğular kaldı ne elmabaş serçeleri..
sadece Memo Kargası bekliyor Çınar'ı elinde
bastonuyla.. onu da tartamadı ya dalları asırlık
Çınar'ımızın.. kopuverdi geçmişinden terkedilmişliğine
isyan ederek!
Ballıbaba çiçeğini hüüüp diye içine çektin mi
fındık bahçesinde bal gibi tadımsılığında? Madımak
toplar gibi kazıyak (kaz ayağı), sütlücan, mendek,
melevcen topladın mı sahilin yosumsu kokularını
içine çekerek? Salep yumrularını kuruturken
emeğin nasıl da küçüldüğünü gözlemledin mi?
O saleplerin Topçu'nun dondurmalarında, Hamit
ve Mehmet Suyabatmaz'ın Roma dondurmalarında
çilekle şekillenmişliğini yudumsadın mı? O dağ
çileklerinin şimdi fındık diplerinde mahzun
ağlayışlarını duyabiliyor musun? Evet, onlar
da gittiler taaaa uzaklara gitme desek de!
Paşabahçe Sineması'nda biletçinin sizi çocuk
sınıfında görüp içeri alışındaki sevinci yaşadınız
mı hiç? Ya da Saray Hamamı göbek taşında yuvarlandığınız
çocuksu günleri? Beylik Foru'da kâğıt bayraklar
salladın mı hiç? Kurulan üstüvanelerde dönen
motorsikletlerin heyecanını hissettin mi damarlarında?
Ya da 5 kuruşa elle döndürülen Karılar Pazarı'ndaki
ahşap dönme dolaptan Ünye'yi seyredebildin mi?
Onlar da gittiler.. gitme desek de...
Ya uçurtma uçurduğumuz çayırlıklara uzandın
mı hiç .. elinde bıçak, incir sapından düdük,
ya da mandalina kabuklarından patlangoç yaparken
Cennet Böcekleri, kertenkeleler, karıncaların
dolanırken etrafında? O zaman gidiyorlardı zaten..
bir daha dönmemek üzere..!
Burunucu sahillerinde Âliye balığı yakaladın
mı, ya da sabahın seherinde Feneraltı'nda İğneli
balığı tuttun mu bezleri sıyıraraktan kaya diplerinden?
Câni ya da Kır tuttun mu bavrasından bazen parmaklarını
da ısırtarak yaramazlığında kayalar arasında..
Gomit ve Gorsilik balıklarını Gelincik balıklarının
gökkuşağı esintisinde gözbebeklerinde yansıtıverdin
mi hiç? Bilmez misin şimdi onların yerini katil
yosunlar alıvermiş.. gitme dedikse de gidiverdiler
işte!
İnönü İlkokulu'nun çıkılmaz dedikleri balkonuna
gizlice çıkıp da arkadaşlarına şaklabanlık yaptın
mı hiç? Okulun giriş kapısındaki Roma mimarîsi
altından her gün geçmenin farklı lezzetini tattın
mı ya da okul dönüşü Yalı Kahvesi'ne inen yokuşundan
aşağıya karlı günlerde çantayı altına koyup
kaydın mı kıçını ıslatarak? Ne kapılar kaldııı
ne de kıçımızı ıslatacak karbeyaz güzelliğinde
yamaçlar?
Sen bilir misin Lise'nin ardındaki öğle teneffüslerinde
Tabakhane Deresi'nde yüzdüğümüz o günlerin sevincini?
Ve tekrar oraları görmeye gittiğimde ne fındık
bahçeleri ne de şırıl şırıl akan suların kalmadığını
görmenin buruk hüznünü yaşamanın ne olduğunu?
Çarşıda ferah ferah gezdiğim günlerin özlemiyle
yıllar sonra o çarşı sokaklarını adımladığımda
sanki bir hapishaneye girmişim gibi gökyüzüne
hasret bırakıldığımı? Hüznümü nasıl anlatacak
Casım'ın, Aspili'nin, Camcı Hüsnü'nün Yalıkahvesi'ndeki
o minicik dükkânları? Buram buram Anadolu kokan
ekmeklerindeki, pandispanyalarındaki kokular
bile gitti gelmemek üzere...
"Gitme desek de gidecekler ama iyi bir
koruma ve kayıt altına alınma ile belki gidişat
biraz yavaşlatılabilir." desen de ne topladığımız
salyangoz bahçeleri kaldı, ne karpuz çatırdattığımız
kuyularımız ne çömlek fırınlarımız ne Topçu
İdrislerimiz ne Ömer Çamlarımız ne Askerlik
Şubemiz ne Canbulat Gazozlarımız ne Yaban Ördeklerimiz
ne de sürüler halindeki Golibisalarımız :(((
Martılarımız kaldı sessizliğinde Martı Dede'nin
sevgi dünyasına asılı eski iskelede sadece...
Bir de anılarımızı toplayan bir avuç Ünye Sevdalıları..
uzak köşelerinde...
Ufuk Mistepe |
|
|
| |