İstanbul Mektupları

“BU VATAN KİMİN?”
BİR ŞEHİTLİK-BİR ANIT
Haber.Ünyeses Şehitlik Fotoğr:Y.Karaduman
GÜNEYDOĞU ŞEHİTLİĞİ
EDİRNEKAPI-İSTANBUL


Yeni şehit düşmüş bir asteğmenin mezarı

 Kalbimiz çırpınır yurdu andıkça,
Gözlerde zaferin nuru yandıkça

Üstünde bu bayrak dalgalandıkça,
Gönlümüz rahattır toprak altında.

Faruk Nafız Çamlıbel

İstanbul Edirnekapı Çanakkale Şehitliği'nin yanında ki bu 
“Güneydoğu
Şehitliği”nde , bu cennet vatanı bölmek için uğraşan teröristlere karşı çarpışarak şehit olan er, erbaş ve subaylar yatmaktadır. Gencecik çocuklarımız, evlatlarımız hain saldırılara karşı göğüslerini siper etmişlerdir.

Burayı ziyaret edin ve bu fotoğraflara iyi bakın, unutmayın.

Vatan onlara minnettardır.

Bizi hiç tasalı görmez bu yerler;
Yiğitler, ölürken bile gülerler

Yeter ki yaşayan er oğlu erler,
Bizi çiğnetmesin, ayak altında.
Faruk Nafız Çamlıbel

 
Bu vatan, toprağın kara bağrında
Sıra dağlar gibi duranlarındır

İleri atılıp sellercesine,
Göğsünden vurulup tam ercesine,

Bir gül bahçesine girercesine,
Şu kara toprağa girenlerindir
 

Tarihin dilinden düşmez bu destan:
Nehirler gazidir, dağlar kahraman,
Her taşı bir yakut olan bu vatan,
Can verme sırrına erenlerindir...

Eğilmez başımıza taç yaptık hürriyeti,
Zaferle kalbimize yazdık cumhuriyeti..
.

  

Tabutunu taşıyor gibi şimdi her omuz,
Yetmiş milyon birden alnından öpüyoruz.

 

Koştuk aslanlar gibi kükreyip dağdan dağa,
Canavarlar dişinden vatanı kurtarmaya
Ömer Bedrettin Uşaklı

Şehitlikte Bir Bayram Sabahı

Sabahın ilk ışıklarıyla yollara düşen şehit yakınları, şehitliklerde dikkatlice çiçekleri sulayıp, kirlenen mezarları temizledi, mezar taşları yıkandı.

Şehit eşleri ve evlatlarının mezarları başında dua edip Kur'an-ı Kerim okuyan yakınlar gözyaşlarını tutamadı.

İstanbul Edirnekapı Şehitliği'ne gelen çok sayıda şehit yakını, şehitlerin mezarlarını temizleyerek çiçek diktiler. Ayrıca çiçek olmayan mezarlara da çiçek diken şehit yakınları, Kur'an-ı Kerim okuyup dua ettiler.

Şehitler için mezarlarının başında dua edenler duygulu anlar yaşayarak gözyaşlarını tutamadı.


Vatan nere sıla nere yurt nere
Ateş düştü yanar yürek bir kere

 


* Yemin etmiştim bayrağımın üstüne tetikteydi elim
Koştum sırtlanların elinden yurdumu kurtarmağa
Kalleş kurşun karanlıkta ansızın geldi
Ben Cennete şehidiyim Ünye’nin 

 


Yıllardır içimde bir çocuk ağlar
İşte hep bu yüzden ıslak gözlerim
Sen de çekip gitme dayanamam yar
Gittiğin yollarda başlar hasretim


Tüketti bitirdi beni bu illet
Nerdesin kokusuna hasret kaldığım
Uzaklardan benim için dua et
Nerdesin sevdasına can adadığım


Hasret çeke çeke saçım ağardı
Aynaya baktıkça yolasım gelir
Saçlarıma böyle kar mı yağardı
Özlemi taddıkça ölesim gelir

   

Dünyada benzersiz bir keder gibi
Alnıma yazılmış bir kader gibi
Dağlarda uykusuz bir asker gibi
Gittiğin yollarda başlar nöbetim

Şiirler: Ahmet Selçuk İlhan
 *Yaşar Karaduman

Bir Anıt
Güneşi Yükseltenler Anıtı
  Hakkari - Güneydoğu Anadolu

 Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder...
Gölgende bana da, bana da yer ver !
Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar.
Yurda ay yıldızın ışığı yeter.

“Ey,mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
Kızkardeşimin gelinliği,şehidimin son örtüsü!
Işık ışık, dalga dalga bayrağım,
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım. “
Arif Nihat Asya

Adları ile güneşi yükseltenler
Hakkari'nin denizden yüksekliği 1.720 metre.
Kent merkezine 17 kilometre uzaklıktaki Dağ ve Komando Tugayı'nın bulunduğu yer ise "2.200 metre."
"Kartal yuvası" gibi.
Tugayda bir anıt var:

"Adları ile güneşi yükseltenler anıtı."
Yavuz DONAT (Sabah Gazetesi – 05.07.2005)

Anıtın tepesinde bayrak dalgalanıyor.
Özel olarak yapılmış, dev bir bayrak.
Anıtın aşağılarında bir askeri konvoy görüyoruz.
Mehmetçik, operasyondan dönüyor.

 Anıtta "1.233 taş" var.
Biz gidince "2 taş daha" eklendi.
Geçen gün şehit düşen üsteğmen ile asteğmenin adlarının yazılı olduğu 2 taş.
Ve her taşın başında birer çam fidanı.


Bir yanda "Ey bu toprak için toprağa düşmüş asker" yazısı okunuyor.
Bir yanda "Ne mutlu Türk'üm diyene."
Rüzgar püfür püfür şehitliği yalıyor.
Sonra karanlık basıyor.
Gecenin karanlığı, şehitliğin örtüsü oluyor.

1976 Bartın doğumlu, Satılmış oğlu Adem Geniş 14.11.1997'de Çukurca-Çocuktepe'de şehit düştü.
Gümüşhaneli Hasan oğlu Murat Akçay 08.11.1997'de Yeşilöz-Elçintepe'de.
Aksaraylı Cumali Çağlar...
Tokatlı Dursun Okçu...
Trabzonlu Cemil Küçük...Ankaralı Hakan Ülgen...
Hakkarili, 74/4 tertip, jandarma er Halil Tatlı...
Çamlıhemşinli Ömer Aktuğ...
Hepsi de yaşamlarının ilkbaharında, bir gül bahçesine girercesine, bu topraklar için toprağın altına giren askerler.
Aksaraylı Süleyman Duru 01.04.1991'de, Şemdinli'de şehit.
İstanbullu Ümit Ucan 17.08.1991'de şehit.
Adıyamanlı Abdurrahman Eraslan, Çukurca'da şehit.

Ey Diyarbakır'ı, Van'ı, Hakkari'yi gezen "insan hakları savunucuları."
Ey "bu bölgeleri" dolaşan yabancı büyükelçiler, AB yetkilileri.
"Adları ile güneşi yükseltenler anıtı"nda sizleri aradık.
Hiçbirinizi göremedik.
Zaten Hakkari dağlarında şehit düşen 1.235 fidan sizin umurunuzda bile değil.
Hakkari'de bayrağın gölgesinde, 1.235 yiğit bir fatiha bekliyor.
Nur içinde yatsınlar.

"Anıt, Hakkari dağ ve komando tugay ana kışlasının olan Korg. Başyurt kışlasına hakim ve görkemli bir tepede inşa edilmiştir. 11 yıl boyunca şehit düşen 28 subay, 21 astsubay, 574 erbaş ve erin rütbesi, adı, baba adı, doğum tarihi, memleketi, şehit olduğu yer ve zaman mermerler üzerine işlemiştir. Anıtın üzerinde İstiklal Marşımız ve şehit bir komandonun üstünden çıkan kendi yazmış olduğu komando olmak onurumdur şiiri de işlenmiştir. Anıtın muhtelif yerlerinde ulu önder Kemal Atatürk'ün vecizeleri de bulunmaktadır.

Anıt bulunduğu yer itibariyle Türkiye'nin güneydoğuda en uç noktasına yakın olup, her nerede olursa olsun vatan topraklarının bölünemeyeceğini, bölmeye teşebbüs edenlerin de kaçınılmaz sonunu vurgulamaktadır.

Anıt formuyla, şehitlerimizin ruhlarının göğe yükselişini sembolik anlamda yansıtır. Ziyaretçilere bu hissi yaşatarak duygu ve düşüncelerini vatan için canını veren şehitlerimize yoğunlaştırıp, milleti bütünleştirici görevini mimari yapısıyla üstlenir. 11 metre yüksekliğinde iki ana kolon anıtı kavrayarak, şehitlerimizin isimleriyle birlikte yükselerek, ruhlarının göğe ulaşmasını ifade eder. Tepede ulaşılan anlamda şehit isimleri ile birlikte ışınsal açıdan kollarla ufuktan yükselmekte olan güneş tasvir edilmiştir."