Çamlığın Bilinmeyen Öyküsü
Yaşar KARADUMAN
Ünye çamlığı nasıl oluştu.?
Daha önce nasıldı?
Neden çam ağaçları oraya dikildi.?
Ağaçlar nereden geldi?
Biraz aşağıda bütün bu sorulara cevap bulacağınız
Ünye'de 1945-1953 yıllarında
Belediye Başkanlığı yapmış değerli büyüğümüz
Sayın Hüsrev Yürür'le yapılmış bir röportaj okuyacaksınız.
Sayın Hüsrev Yürür, İstanbul Nişantaşı semtindeki müze gibi evinde sağlıklı bir yaşam sürmektedir.
Bizi kırmayarak röportaj isteğimizi kabul ettiği için kendilerine
hürmet sevgi teşekkürlerimizi sunarız.
Hüsrev Bey, Eski Atatürk büstünün önünde
Fenerden- Çamlığa Ön Bilgi
Buraya, Fenerden başlayarak Çamlığın sonuna kadar bakmak gerekirse, Fenerin arka tarafı ve biraz Çamlığa doğru olan tarafında bugün de Osmanlı mezarları tarzında mezarlar vardır. Bu mezarlık burada 1800 lü yılların sonlarına doğru oluşmaya başlamış son definler otuzlu yılların ortalarına doğru yapılmıştır. Çamlığın bu bölümü mezarlık olarak kullanılırken daha ileride birkaç evlik yerleşim yeri olduğunu anlatırlar. Çömlek atölyelerinin çömlek çamurlarını buralarda açtıkları yalaklardan çıkardıklarını, biraz sonra okuyacağınız röportajda Hüsrev Bey'in çamları dikmek için bu çamur çukurlarını ve nasıl doldurttuğunu okucaksınız.
Biraz daha gerilere gidersek, buranın Müslüman mezarlığı olmadan önce Rum Mezarlığı olduğu bilgisine ulaşmış bazı arkadaşlarımız. Ahmet Kabayel araştırmaları sonucu burada geçmişte bir Rum Mezarlığı olduğunu tespit etmiştir. Benzer bir şeyi ben de duymuştum. Hatta halen şu anda oradaki mezarlardan bazılarının mezartaşı süslemelerindeki üzüm asması ve üzüm salkımının bulunduğunu bunların Ünye'nin bir üzüm ve şarap şehri olduğunu, genelde bu işlerle Rumların uşraştığını, bu motifleri Müslüman mezartaşı ustalarının bilerek veya bilmeyerek biraz değişiklikle aldıklarını veya etkilendiklerini İstabul'daki mezartaşları konusunda uzman olan bir dostum anlatmıştı.
Mezarlarda kimler gömülüdür? Elimizde yazılı belge olmayınca sözlü aktarımları kaynak olarak kabul etmek zorundayız. Bu mezarlığın pek fazla esrarı yoktur. Normal bir halk mezarlığıdır. Bazıları şehit askerlerin gömüldüklerini söylerler. Genel de şehrin batı yakasının mezarlığı olarak kabul edilir.
Hüsrev Bey kırklı yıllarda gelindiğinde buraya zaten defin yapılmadığını, yeni bir mezarlığa gereksinim duyulduğunu bunun için de bugünkü Elmalık Mezarlığını hizmete açtıklarını söylemiştir.
Bu kadar ön bilgiden sonra Hüsrev Beye ilk sorumuz:
Hüsrev Bey, Yaşar Karaduman'la ve Başkanlık yıllarından eski bir fotoğrafı
Efendim, burası çamlar dikilmeden önce nasıl bir yerdi?
Bir kısmı mezarlıktı, bir kısmı çömlekçilerin testi-bardak yapmak için çamur çıkardıkları çamur ocakları idi. Çam dikerken hepsini kapattık, kaldırdık.. Açılan çukurları, yalakları doldurmak için neler çektik, makine yoktu, kepçe yoktu, kamyon yoktu, tamamen insan gücüyle kazma kürekle düzeldi. Bir kısmında eski evler vardı, bir kısmı dikenlik çalılıktı, kimse gidip gelmezdi. Bıldırcın zamanı bıldırcın avı kurarlardı.
Oraya çam ağacı dikme fikri nasıl doğdu?
Ben o zaman Belediye Başkanı idim, Orman Bakanlığı, Fidanlıklar Genel Müdürlüğünden bize Belediyeye geldiler. Genel Müdür ve yanında iki ziraat mühendisi " Bize bir yer gösterebilirseniz size çam fidanlığı kurmak istiyoruz" dediler. Bizim böyle bir şey aklımızda bile yoktu. Olsa bile yapacak ne fidanımız, ne fidan alacak paramız ne gücümüz vardı. Bende Musa ile (Musa Güven) aradık taradık burayı bulduk. Musa Bey ,Meclis üyemiz idi, ağaçlar konusunda bilgisi vardı.
Birkaç yer gösterdik, burayı beğendiler. "Yalnız burası biraz rüzgarlı, çam fidanlarının deniz rüzgarından zarar görmemesi için ön sıraya koruyucu ağaç dikeceğiz" dediler. Musa Beyle peki dedik karar verdik, sonra hep beraber onlara bir yemek verdim. Yemekte yer ve buraya fidan dikimi karara bağlandı. Ziraat mühendisleri ağaçların ikibuçuk metre aralıklarla dikilmesini istiyorlardı, Musa ise beş metre olsun diyordu, ben onları ortada bir yerde buluşturdum. diyerek o ön sıradaki ağaçlar duruyor mu diye spordu bana Hüsrev Bey. Evet duruyor dedim. Ön sıradaki ağaçlara gelince Çamlığı bilenler denizin kenarındaki uzun kavak ağaçlarını hatırlarlar işte bu ağaçlar oraya rasgele dikilmemiştir. Çam ağaçlarını rüzgardan korumak içim bilinçli olarak dikilmiştir. Ben de bilmiyordum.
Arkadaki çamları korumak için ön tarafa dikilen ağaçlar
Fidanlar nasıl ve nereden geldi?
Fidanlar Samsun Gelemen Devlet Üretme çiftliğinden belediyenin kamyonu ile alındı. Fidanların alınması yüklenmesi getirilip indirilmesi ve dikilmesi safhalarında Musa Bey ilgilendi. Musa Bey'in büyük emekleri geçti. Çalışmaların başında bulundu, yılarca kontrol altında büyümelerini sağladı.
Fidanların Samsundan alınıp Ünye'ye getirilmesinde bir problem yaşamıştık. Bana, ağaçları kamyona koyarken köklerindeki toprakların döküldüğünü söylediler. İlk dikilenler kurumuştu. Azmi efendi isminde bir bahçıvanımız vardı birgün geldi bana "Beyim bu ağaçların bir miktar kendi toprağı olması lazım kökünde " dedi. Gittik konuştuk, bize kökünde bir miktar toprakla veremez misiniz dedik, Veririz ama dökülmemesi için çuval lazım dediler, fırıncılardan çuval aldık, bir kamyona 50-60 fidan ancak sığıyordu, böylece diktiğimiz fidanlar tuttu. Daha sonra Musa Bey azmi efemdi ile çam fidelerini Ünye'de yetiştirmeye başladılar, onlar daha iyi netice verdi.
Çamlar dikilirken kaldırılmayan mezarlar
Mezarlar vardı orada onla ne idi
Burada bulunan mezarlık kısmına otuzlu yıllardan sonra defin yapılmamıştır. O zaman da sahipsiz mezarlardı. Benim Belediye Başkanlığım sırasında bakımsız bir mezarlıktı. Çakırtepe'nin denize bakan yamaçlarına mezarlık yaptık. Ziraat Mühendisleri mezarları kaldırsanız iyi olur dediler buraya da ağaç dikmek için. Kaldırmadık. Ama yine de ağaç diktik aralara, belki ileride kaldırırım dedim. O günkü imkanlarımız çok kısıtlı idi. Her şey aynı anda olmuyordu. Çamlığı yaparken bir yandan da Çakırtepe mezarlığını hizmete soktuk. Ondan sonra Çakırtepenin dışında başka yerlere defin yapılmasını yasakladık. Şehrin içinde de işlerimiz vardı. Büyük caminin arkası ve çevresindeki mezarlıkları da düzenleyerek bugünkü caddeyi açtık. Cumhuriyet Meydanı düzenlememiz vardı.
Bizim çocukluğumuzda Ünye Çamlığı çok popüler bir yerdi, çevre il ve ilçelerde de tanınmıştı. Pazar günleri olunca kalabalıktan girmek mümkün değildi. Çamlar genç ve en fazla üç metre boyunda idiler altları düzenli ve temizdi, içeri araba sokulmazdı, gelenlerin huzurlu bir piknik yapabilmeleri ve dinlenmeleri ve rahatsız edilmemeleri için Ünye Turizm Cemiyeti, gönüllü gençlerden bir tim oluşturarak kollarında görevli kollukları ile düzeni sağlıyor, aşırılığa kaçanları ikaz ediyorlardı. Ünye'de ise bir piknik kültürü oluşmuştu. Herkes Pazar gününün gelmesini dört gözle bekliyor, kilimimi örtüsünü kapan piknik sepetinde börekler, çörekler zeytin yağlı dolmalarla çamlığa koşuyordu. Ünye'ye gelen misafirler çamlıkta ağaçların altında verilen güveç ziyafetleri ile ağırlanıyordu. Siz Ünye'ye böyle bir mesire yeri kazandırdığınız için mutlumuydunuz?
Nasıl olmasınız evladım.?. Tabiî ki mutlu oluyordum. Ağaçların büyümesini hergün gider kontrol ederdik. Musa hergün gider kontrol ederdi. Bakımları noksansız yapılırdı. Bahçıvan Azmi Efendi ağaçlara tek tek evladı gibi bakardı. Samsun'dan Trabzon'a-kadar böyle bir yer yoktu Karadeniz'de komşu kasabalar bize imrenirdi. Gelip geçenler Çamlığa Hayran kalırlardı. Biz buraya en uygun ağaçı bulup dikmiştik. Muntazam büyümeleri için ne gerekirse yapıldı.. Hatta bir ara Musa ile rüzgardan eğrilen ağaçları bağlamayı bile düşündük. Şimdi duyduğuma göre bakımsız kalmış, piknik yapanlar da azalmış, muntazam büyümemiş. Her şey öyledir, ilgileneceksiniz bakacaksınız koruyup kollayacaksınız evladım..
Ünye'yi nasıl bulmuşlar, başka yerlere de fidanlık yapmışlar mı?
Hayır bir tek Ünye'ye sahilde… Allah razı olsun, yoksa o günlerdeki Belediyenin imkanları ile bir ağaç dikecek gücümüz yok. İkici Dünya Savaşı'nın etkileri henüz Türkiye üzerinden kalkmamış yokluk yılları. Kömürsüzlükten elektrik santralini çalıştırıp şehre cereyan veremiyoruz, kömürümüz borcumuzu ödemediğimiz için haciz edilmiş, o şartlarda çamlık yapmamıza imkan mı var? Adamlar bize nasıl geldi bilmiyorum?. Sonra çok araştırdık sorduk, galiba o yıllarda Orman Bakanlığında eski bir Ünyeli vardı. Çamlık sayesinde Ünye tanınan bir kasaba oldu, Ankara'da İstanbul'da bile Ünye dedikleri zaman Çamlık akla gelirdi
Şimdi ağaçların ömrü doldu diye kesip buraya otel yapıyorlar
sizin bu konuda görüşleriniz nedir?
Ağaçların ömrünün bitip bitmediğini ben bilemem, onu uzmanına sormak lazım. Ama çamlığın bakımsız olduğunu, ağaçların ilgisizlikten, zamanında usulüne uygun budanmadığından, yeni ağaçlar dikilmediğinden eski günlerindeki gibi olmadığını söylediler. Bu soruyu geçen yıl Ünye'de iken gazeteci çocuklar da sordular, ne diyeyim evladım, işler memleket hayrı için yapılır iyi düşünülmelidir, memleket hayrı ise bir köşeye yapılsın diyeceğim ama tek bir ağaç bile kesilmesine razı değilim Çok iyi düşünmek lazım.. Başka yer yokmuymuş?
Çamlığa otel yapılması konusunun gündemde olduğu şu günlerde 1945-50 yılları arasında yapılmış olan Çamlığın öyküsünü o yıllarda Belediye Başkanı olan Sayın Hüsrev Yürür'le yaptığımız bir söyleşi ile bilinmeyen veya yanlış bilinen yönleri ile anlatmaya çalıştık
Bir başka konuda buluşmak üzere.
Yaşar Karaduman
Yasar.karaduman@gmail.com