·  KÜLTÜR SANAT  ·  ANI HİKAYE  ·  GEZİ  ·  RÖPORTAJ  ·  FOLKLOR  ·  HABER  ·  MAKALE  ·  ŞİİR  ·  NOSTALJİ  ·
BİR YAZAR BİR ESER
YAŞAR KARADUMAN
OYUNUN AFİŞİ

“Aşkımızın Gemisi Fındık Kabuğu”
CİHAN ÖKSÜZ
“Hangi Aşkın Ne Gemisi Niye Fındık Ne Kabuğu”


Son günlerde bir akım ve moda gelişti, yerel dil ve şive ile konuşmak.

Yerel şiveler Türk diline bir ahek bir zenginlik ve renk katarlar. Türk dili Anadolu’nun farklı bölgelerinde farklı baskı vurgu ve ses nüansları ile konuşulur, kelimeler bazı bölgelerde uzatılır, kısaltılır yuvarlanır

Bizde İstanbul lehçesi dışındaki lehçelerle konuşulması ve yazılması mizahtır. Mizah ta eğlence ve dikkat çekici unsur olarak kullanılır.

Üstelik yerel şive sadece Türkiye’de değil dünyada da modadır..  

Ünye’nin de kendine özgü bir şivesi vardır, kelimeler bu şivede konuşurken “im-in-i” ekleri alırlar “gelim, gidim, gelii” gibi. Kök değişikliğe uğramaz, filler zamanlara göre İstanbul şivesinden değişik çekilir.

Bu yalnız konuşma dilindedir, yazma da İstanbul şivesine dönülür.

Zaten bu şivenin konuşulduğu gibi yazılması da zordur, alfabe buna uygun değildir. Ama zaman zaman yazmak zorunda kaldığımız bu şiveyi, kelimelerin ne anlama geldiğini bilmeyen okumakta ve okuduğunu anlamakta zorlanır.

Şöyleki

Siıddüre,siiddüre gan ter içinde galdım gı. (Koşa  koşa kan ter içinde kaldım kız.) 


Bir dilin yöresel söyleniş tarzına bir kısım dilbilimciler “şive” demektedir. Bir kısım da “yerel dil”

Bir dilin sınırları içinde bölgelere göre değişen söyleyiş özelliği olan lehçe dışında, ağız, şive, aksan aynı anlama gelmektedir. Karadeniz aksanı, Karadeniz şivesi, Karadeniz ağzı gibi.

Şivenin sebepleri fonetik ve morfolojik, folklorik farklılıklardır. Bir şivede en eski dil yapılarından, komşu dillerden öğeler bulunur.

Türkiye'de çok şiveli bir dil coğrafyası bulunmaktadır.

Ortak dil  İstanbul ağzıdır..

Şivelerde dilbilgisi kuralları yoktur. Bölge kültürünü, yöre özelliklerini taşırlar.  Özellikle konuşma dilinde tekdüzeliği kaldıran, empati uyandıran bir yanı vardır.


Bütün bunları gardaşım dilbilimci Bilgin Hasdemir’in hoşgörüsüne sığınarak yazıyorum.

“Ulan sıçalak benim işime de mi el attın? Ne fışgılar garuşdurin gendü başıyan?   Dediğini duyar gibi oluyorum


Ünye ağzı bugün Ünye’de halen yaygın olarak konuşulmaktadır. Ve insanlar bu ağızla kendilerini daha rahat ifade ettiklerini söylemektedirler. Bu ağızda yüzde seksen mizah, espri yüklüdür ve bazen de karşısındakine mesaj vermekte kullanılır. Karşısındakini alaya alma küçük görme, çokbilmişlik taslamak gizli anlamlar yüklüdür. Bu dili bilmeyenler ve yöreyi tanımayanlar konuşanları kavga ediyor sanır.


Ünye dilini yazıda kullanan ve bu dille yazılı eser veren  pek fazla kişi ve eser  yoktur .

Bu işin Ünye’de öncüsü Cihan Öksüzdür.

Peşinden Bilgin Hasdemir gelir.

Dr. Mürselin Güney’in de bu konuda “Ünye sözlüğü “ adı altında bir çalışması vardır.

İnternet ortamında Ufuk Mistepe’de son zamanlarda “Ufki’nin Anneannesine Mektupları” adı altında yerel şive ile eski Ünye mahalle yaşantısını anlatmakta ve bu  dalda çok güzel örnekler sergilemektedir.


Cihan Öksüz ise bundan ondokuz yıl kadar önce bizzat yaşadığı bir olaydan yola çıkarak Ünye dilinde  bir tiyatro oyunu yazmıştır.

Düz yazı şeklinde bile bir metnin  yazılmasının güç olduğu Ünye şivesiyle Cihan Öksüz’ün ondokuz yıl  önce Ünye dışında pek fazla kimsenin bilmediği Ünye şivesinde Tiyatro oyunu gibi zor bir dalda yazması şaşırtıcıdır. 


Oyun daha sonra 1991 yılında Ferhan Şensoy tarafından Ortaoyuncular Tiyatrosunda sahneye konulmuş ve üç yıl “Aşkımızın Gemisi Fındık Kabuğu” adı altında oynanmıştır.


Bundan sonra 1997 yılında Ordu Belediyesi KaradenizTiyatrosu’nda da sahnelenmiş ve seyirci rekoru kırmıştır. Eser onbir yıl sonra tekrar,  lağvedilen Karadeniz tiyatrosu sanatçılarını çatısı altında toplayan Ordu Sanat Tiyatrosu tarafından yeniden sahneye konulmuştur.


Ben bu oyunun Ferhan Şensoy’un Ortaoyuncular Tiyatrosundaki gala gecesine gitmiştim. Sevgili  Ferhan Şensoy bu eski arkadaşını unutmamış galaya davet etmişti. Rahmetli Hasan Abi, (Av. Hasan Öztürk) Cihan Öksüz ve daha birçok Ünyeli galaya gelmişlerdi. Oyun, bir evlenme öncesi iki aile arasında kız isteme sırasında kız tarafının oğlan tarafına verdiği ve tedarik edilmesini istediği bir alış veriş listesinin etrafında kurulmuştu. Dev bir oyuncu kadrosu vardı. Münir Özkul, Erol Günaydın, Ferhan Şensoy, Rasim Öztekin, Demet Akbağ, Derya Baykal.. Başarı ile ile üç yıl oynandı. Cihan Öksüz’ün bana verdiği bilgiye göre bu oyun Münir Özkul’un tiyatroda son oyunu olmuştur. Bu oyundan sonra televizyon dizileri hariç başka bir tiyatro oyununda sahneye çıkmamıştır.

























                                            
                                           Demet Akbağ oyunun bir sahnesinde


Bu kısa araştırma yazısını yazarken Ferhan Şensoy’a yıllar sonra sordum:

-Sanıyorum baştan sona kadar tamamı yerel dilde, yerel şivede yakın zamanda oynanmış bir oyun yok, bu oyundan sonra da olmadı. İlk sen yaptın. Aynı zamanda Ünye şivesi hiç bilinmeyen bir şiveydi ne düşündün?

-Benim de başlarken benzer çekincelerim vardı.. Ama öyle bir kadro vardı ki,  Münir Özkul, Erol Günaydın, Rasim Öztekin, Derya Baykal, Demet Akbağ, tutmaması imkansızdı, başkası olsaydı bu oyunu üçgün oynayamazdı biz üç sene başarı ile oynadık.

-Sanatçılar yerel dile adapte olmada sıkıntı çektiler mi?

_-Sen ne diyorsun öldük öldük dirildik, metni fonetik olarak okunması gereken biçimde yazdığım halde Ünyeceyi okumak ve konuşmakta herkes zorlanıyordu, kimininki Egeye, kimininki Güneydoğu ağzına kaçıyordu. Allahtan ben çok iyi biliyordum, hatta sizden daha iyi biliyordum. Ünyelilerin konuştuğu şive zamanla değişmişti orijinali değildi. Münir Usta (Münir Özkul) birgün

-Hiç böyle bir şive duymadım dedi, bende

-Ünye’den başka bir yerde konuşulmaz zaten dedim.

_En iyi kim konuştu:

-En iyi Erol Günaydın konuştu. O zaten Trabzonludur. Bir de Demek Akbağ. Sanırsın Demet Akbağ doğma büyüme Ünyeli. Hem konuşması hem vücut dili hem oyunuyla… Rasim zorlandı biraz, K ları ve G leri yapamıyordu. Bican ise çok başarılı idi. Rasim, Bican’ın her gece gizlice Ünye’ye gidip sabahleyin geldiğini iddia ediyordu.

























                  
                   “Aşkımızın Gemisi Fındık Kabuğu” oyununun sahne dekoru



Ünye dilinin ilk yazarını 
Cihan Öksüz’ü
ondokuz yıl sonra bulduk ve konuştuk.


Bu yıllar zarfında Cihan Öksüz ne yapmıştı? Başka şeyler yazmış mıydı? Sorduk.

Bu ara bir büyük “Hekimoğlu çalışması olduğunu, daha birçok şeyler denediğini bunların bir kısmının bitmiş bir kısmının yarım olduğunu şu anda elinde bitirmek üzere olduğu Ünye’yi ve insanlarını anlatan

“Fora Ettim Yelkenleri”

adlı bir oyuna yoğunlaştığını söyledi. Emekli olmuş bir de rahatsızlık geçirmişti. Yıllar sonra aranmaktan mutlu olduğunu belirtti.


Neden durup dururken tiyatro oyunu gibi zaten zor olan bir konuyu hem de hiç bilinmeyen Ünye şivesi ile yazdığını bizzat merak edip sordum.


-Ben çocukluğumdan beri hep bilmeden bir şeyler yazardım, içimden gelirdi, hepsi ya tiyatro ya da dizi senaryosu seklinde idi, başka bir tarz denemedim. Zaten yazdıklarımın da ne tarz olduğunu ben de bilmiyordum sonradan öğrendik, sağolsun Hocam Ferhan Şensoy’un bu konuda bana çok yardımları oldu.


-Böyle bir konuyu işlemek nerden aklına geldi?


-Ben belediyede yayın memuru olarak görev yaparken bir gün beze sarılmış bir miktar para bulunmuş, getirdiler, sahibini bulmak için belediye hoparlöründen yayın yapmamı istediler. Çıkını açtık içinden bir tomar kağıt para ile bir kağıda yazılmış bir alış veriş listesi çıktı, listeyi okuduğumuzda şaşkınlığımız bir kat daha arttı. Liste de, neler yoktu ki? “Bir burma bilezik, iki Reşat altını, bir zincir kordon 20 metre  lacivert kadife, vs”.  Belli ki bu parayla düğün hazırlığı için alış veriş yapılacaktı. Ne yazık ki  düşürmüşlerdi.. Yayından sonra paranın sahibi yaşlı bir kadın geldi parasını aldı. Bu olaydan esinlenerek bu oyunu yazdım.


























                              
                                   Cihan Öksüz’ün  son yazdığı tiyatro oyununun kapağı


Ünye dilinin ikinci isimsiz kahramanı Bilgin Hasdemirdir. Üç yıl önce bu dille yazdığı “Zaman Tünelimde Ünye” adlı eseri başlı başına geçmişi günümüze taşıyan bir belgesel ve mizah kitabıdır. Sakın geç vakit okumayın. Gülme krizine tutulur sabahı edersiniz. Kendisi bile:

İnan Karaduman halen ben bile okurken gülmekten altıma sıçiim” diyor kitabı için.


Denemek için alıp bir okuyun.


Dr. Mürselin Güney’in “Ünye sözlüğü” ve sanal alemde www.unyezile.com ve www.unyeses.net sitelerinde ve Ünyeliler İnternet Gurubunda http://groups.google.com/group/unzile Yük. Orman Müh. Ufuk Mistepe’de akıma uyarak “Ufkunin Annesine Mektupları” adı altında geçmişteki mahalle yaşantısı ve ilişkileri hakkında belge sayılacak güzel örnekler vermişlerdir. 

Öyle ki Ünyeliler Grubu tümüyle Ünye şivesinde yazışır hale gelmiştir.

Bazen grupta, bir renk ve ahek getirsin diye, bazılarının “argo” diye adlandırdıkları, bazılarının açıkça yazılmasını uygun görmedikleri kelimeler de kullanmaktayız; “sıçalak, folluk, fışgıyın garuşdurma” gibi

Ünye dilini, şivesini ve nüans ve vurgulamalarını bilmeyenler için bunlar belki itici gelebilir ve kullandığımız için de eleştirilebiliriz. Ancak bu yaşayan bir kültürün dilden dökülüşüdür, rengidir, ahengi ve zenginliğidir.

Mesala Fethiye yöresinde tuvalete "Sıçmaklık" denmektedir. Banyoya "Don yuğmalık" denmektedir. Kadın memesine "cicik" denmektedir. Tüm bunlar Ünye'de de diğer yörelerde de gündelik hayatta kullanılmaktadır.


Ferhan Şensoy’a bunları da sordum

-Bunlar nedir? Argo mudur, ayıp mıdır?

-Niye argo olsun niye ayıp olsun? Ben kitaplarımda çok sık kullandım ancak sahne farklı. Gündelik hayatta kullanılıyor da yazınca niye argo niye ayıp olsun? Öyle düşünen varsa yazılan şeyi okumaz olur biter.


Bütün bu hengamade unuttuğumuz biri vardı
Cihan Öksüz’..


Yirmi yıl önce, bizim daha aklımızın köşesinden bile geçmez iken bu konuda bir  eser vermiş. Hem de en zor dalda Ünye şivesinde Tiyatro oyunu yazmıştı CİHAN ÖKSÜZ.

Daha enteresanı yazdığı oyun bugün olduğu gibi o yılların en popüler tiyatrosu Orta Oyuncular ve tiyatrocusu Ferhan Şenşoy ve dev kadrosu tarafından üç yıl oynanmıştı.  Az buz iş değildi. Biz yıllar sonra gazete ve derginin, internet sitelerinin bol olduğu bu ortanda yazdığımız küçük bir makaleyi bile yayınlatmaya yer bulamazken Cihan Öksüz tiyatro oyunu yazıyor ve İstanbul’un en popüler tiyatrosunda dev oynanıyor,

Şapka çıkarmamak elde değil

En acıklı olanı da oyunun, hikayesinin geçtiği topraklarda yani Ünye'de yazılışından 19 yıl sonra ilk defa bir hafta önce (11 Nisan 20007) Ordu Sanat Tiyatrosu tarafından Ünye Ticari İlimler Fakültesi salonlarında oynanmasıdır.

Yine acıklı olanı ise oyunu Ünye’de hiçbir basın mensubunun izlememiş olmasıdır. Bazısının haberi bile olmamıştır. Cihan Öksüz kim, ne yapmış, ne oyunu.?

İste insanımıza ve yöresel kültürümüze verdiğimiz değer.. Ünye’de kültürle uğraşan herkese duyururum..

                      

                                        

                             

                             

           









                                                                     

             FERHAN ŞENSOY                                                                              CİHAN ÖKSÜZ


Cihan Öksüz’ün oyunu
Ferhan Şensoy’a nasıl ulaştı?


Cihan Öksüz yazdığı şeyleri o günlerde ne yapacağını pek bilemiyordu, ama bir yerlere ulaşmak ve yazdıklarını göstermek istiyordu.

Ve bir gün kendisini Ünye’de Ferhan Şensoy’un karşısında buldu.

Ferhan Şensoy 1988 yılında Ortaoyuncular ile Karadeniz Turnesine çıkar.

Kendisi, oyunun prova günlüğünde olayı şöyle anlatır:

“Hangi Aşkın Ne Gemisi Niye Fındık ne Kabuğu?








“1988 Haziranı, Ortaoyuncuların ilk Karadeniz turnesi. Ankara’dan Samsun, Çarşamba, sonraki gün Ünye.. Ünye’de bir turnede miyim, çocukluğumda bir geziye mi çıkmışım?  Yıllar, mekanlar insanlar birbirine karışıyor. Rukiye hanımın  torunu büyümüş te  tiyatrocu olmuş ta turneye geliyor, anneannesinin mısır unu satıcıları ile kavga ettiği pazar yerinin karşısındaki sinemaya.. Bizim uşak diye doluyorlar sinemaya. Salonda herkes tanıdık. İşte Kamuran abla, işte Şeker yenge, derken Sevil Abla ve Yılmaz Abi, Avukat Hasan Abi, Eczacı Yusuf Abi ,Osman Bayraktar, sanki birinin yaş günü ben de çıkmışım komiklik yapıyorum. 1956 larla 1988 ler birbirine Bir yandan oynuyorum bir yandan gelip gidiyorum yıllar arasında.”


                           














                                     Derya Baykal ve Ferhan Şensoy oyunun bir sahnesinde

Ferhan Şensoy ertesi günü Ünye’de çocukluk arkadaşı Osman Bayraktar’ın oturmaktadır. Ben bu karşılaşmayı bir Cihan’dan bir Ferhan Şensoy’dan dinledim, şimdi hangi taraftan yazacağımı bilemiyorum.

Cihan Ferhan’ın Ünye’ye geleceğini duymuş Osman Bayraktar’dan bir randevu ayarlamasını istemişti. Randevu ayarlanır ve Cihan Ferhan’ın karşısına dikilir. Kendi deyimiyle Ferhan Şensoy’un karşısında dizleri titremektedir.

Hikayenin bu kısmında Ferhan Şensoy’a kulak verelim:

“Osman Bayraktarın yazıhanesinde kahve içiyoruz, birazdan Ordu’ya gideceğiz, Osman bırakmıyor, benimle tanışmak isteyen biri varmış senaryolar yazıyormuş Osman ona söz vermiş tanıştırırım diye. Çıkıp geliyor Cihan, senaryo menoryo yok hepsi kafasının içinde. Bunları daktilo ile dosya kağıdına yazmasını ve öyle bana göndermesini söylüyorum ve vedalaşıp ayrılıyoruz. Aylar sonra birgün kocaman bir zarf geliyor tiyatroya. Cihan Öksüz kafasındaki senaryoları kağıda dökmüş. Anladım ki Cihan bu konuda kararlı.  Skeçlerden biri ilgimi çekiyor “LİSTE” Kız evinden oğlan evine verilen bir masraf listesi.

Hikayenin burasında Cihan’a dönüyoruz

,”Hocama sekiz tane skeç gönderdim içinden “Liste” yi beğendi. Sonra bana bunu tamamen Ünye şivesi ile tekrar yazmamı istedi ve beni yazım usulleri konusunda bilgilendirdi, ismini de “Aşkımızın Gemisi Fındık Kabuğu” koydu.

Ferhan Şensoy;

Oturup bir mektup yazıyorum Cihan Öksüz’e oyunda bazı değişiklikler yapıyoruz, kızı istemeye gitsinler, ama vermesinler, oğlan kızı kaçırsın kızın babası aşıkları vurdursun.

Sonra Cihan öksüz oyunu yazıp gönderiyor tekrar sahneye uygun düzeltmeleri yaptıktan sonra sonra isminide değiştiriyorum Cihan gazeteden öğreniyor oyunun ismini.

Oyunu oynamaya karar veriyoruz ve provalara başlıyoruz.

Provalar
Aşağıdaki bilgiler  prova sırasında yazılan Prova günlüğünden alınmıştır.



























Provalara 14 Aralık 1990 Cuma günü ses tiyatrosunda başlanıyor.
9 Şubat 1991 Cumartesi günü ilk oyun oynanıyor.

14 Aralık

İlk okuma provası. Kalabalıkız 18 kişi. Herkesin elinde metin dosyası. 16.00 ya az kala ilk okuma provası başladı. Herkes Ünyeceyi okumakta zorlanıyor. Birinci sayfa biterken özürle Demet daldı içeri. Yeniden başa dönüldü.

19 Aralık

Dördüncü prova. Ferhan yaşlı karakterleri oynayacak genç arkadaşların seslerini biraz daha geriye almalarını istiyor,karakterlerin gergin bir alaycılık içinde olmaları birbirleriyle kavga eder gibi konuşmaları gerektiğini söylüyor.


                             













7 Ocak

Derya Ferhan’ın anneannesi ile yengesinin Ünye’de bir düğünde çekilmiş gençlik fotoğraflarını getirdi. Başları tepelikli, kaşları rastıklı otantik Ünye kılıklı uzun boylu, güzel yüzlü kadınlar. Aysel Hanım Ünye’ye gidip köylerde giysiler araştıracakmış

-Buna gerek yok köyün yarısı Almanya’da hepsi ucuz Alman konfeksiyonu giyiyorlar

10 Ocak

Ferhan ve Derya ikili sahneleri çalışıyorlar.16.00 da pide molası veriliyor. 16.35 te Erol Günaydın dışında herkes tamam, birinci sahne atlanıyor ilk kız evi sahnesi çalışılıyor.

21 Ocak

Prova saati 14.00 Münir usta  hasta

23 Ocak

Derya ve Ferhan’ın ikili sahneleri  ile başlıyor prova. Ferhan Davut’u elinde kemençe ile oynuyor. Aysel hanım arıyor, yelekler için erkeklerin göğüs ölçülerini istiyor 16.00 da herkes geliyor, Neslihan’ın cüzdanını çalmış yankesiciler. Canan mezure elinde göğüs ölçüsü için erkeklerin peşinde koşturuyor.

Ferhan Muhtar tipinin alaycı bir tip olduğu konusunda ısrarlarını belirtiyor

29 Ocak Salı

Cihan Öksüz geliyor Ünye’den. Ferhan Şensoy oyuncuları tanıştırıyor. Cihan Ünye’den çektiği fotoğrafaları bir evde kaydettiği ses bandını, Ünye’de kadınların başına sardıkları  yemeni (Cember)  bir çuval  fındık erkekler için sekiz köşeli kasket getirtmiş.Cihanın getirdiği Ünyece kaset dinleniyor Ayşe teyzeyi konuşturmuş Cihan. Ayşe teyze kuma gidişini anlatmış. Bütün oyuncuların kulakları dikilmiş aradan bir ton yakalar mıyım diye. Özellikle kızlar teybin içine girmişler. Erkekler fazla ilgi göstermiyorlar onlar kasketleri takarak Ünyeli olduklarından eminler.

Sahne dekoru tamamlanmış kızlar fotoğraflardan baş bağlama biçimlerini inceliyorlar

Biraz sonra kasketli, çemberli prova başlıyor, Cihan şaşkın, daha önce hiç tiyatro provası görmemiş. Prova bitiyor 18.35 te oturup Cihan’ın getirdiği fındıkları yiyoruz.


                             









31 Ocak

Maaş günü, banka para vermiyor. Ferhan sinirleniyor, Davut’un tabancasını alarak bankayı basmaya gidiyor. Ferhan dönüyor, maaşlar dağatılıyor. Tiyatro soğuk. Kasketli paltolu Ünyeli tipler dolaşıyor. Ünyece Kız isteme sahnesi alınıyor Umman, Münir ustaya sufle veriyor. Fındık ağaçları Ferhan’ın düşündüğü gibi olmamış. Demet’in giysileri olmamış. Demete yeni şeyler alınacak yarın.

7Şubat

Basına açık kostümlü prova yapılacak., Dört sahne oynanıyor gazetecilere, Ünye hatırası toplu fotoğraf çekiliyor. Ferhan Cihan Öksüz’ü gazetecilerle tanıştırıyor. Cihan Öksüz’le bir süre konuştuktan sonra gidiyorlar.

8 Şubat

Fındık ağaçlarına yeşil fındıklar takılmış. Derya ve Ferhan ikili sahneleri birer kez daha alacaklar. Dekor ayrıntıları tamamlanıyor. Ferhan Video kamerasını yerleştirdi. Mert geldi babasının gömleklerini ütüledi. Ve genel prova..23.45 te genel prova bitti. Yarın12 de buluşmak üzere ayrıldık

9Şubat.

Ferhan kuliste notları okudu, şaşırılan ilk sahne tekrar alındı, “hayırlı olsun” denildi, prömiyer gülleri dağatıldı öpüşüldü kolay gelsin dilekleri ile odalara çekilindi.

15.30 birinci zil, ikinci zil,üçüncü zil..Başlimiyuk ne..

                                                  * *   * *  * *  * *  * *  * *  * *  * *  * *

Gala
Aynı akşam  saat 20.30

Ünyeden birçok misafir var oldukça kalabalık, arkadaşlar, akrabalar dostlar gelmişler. Sanki Ünye’de bir düğündeler, Şık şık hanımlar, şık şık beyler..Bir sürü tanıdık .. Cihan Öksüz Ünye’den eşiyle gelmiş İstanbul’daki akrabaları ile sahnenin solundaki locada heyecanla oyunun başlamasını bekliyor.

Birinci zil..
Misafirler yavaş yavaş geçiyorlar salona, hafif bir uğultu.
İkinci zil..
Herkes yerini almış kapılar kapatılmış, salonda ışıklar söndürülmüş.
Salon çok kalabalık hiç boş yer kalmamış, sıraların yanlarına sandalyeler ilave edilmiş  çık yok. Sinek uçsa duyulacak, seyirci nefes almaya bile korkuyor.
Ve üçüncü zil..
Başladı.

“Aşkımızın Gemisi Fındık Kabuğu”
Oyunun sonunda Ferhan Şensoy  Cihan Öksüz’ü sahneye çağırarak ve seyirciye oyunun yazarı olarak takdim eder. Büyük bir alkış alır Cihan Öksüz. Bizim de Ünyeli olarak bu arkadaşımızın başarısı karşısında göğsümüz kabarır..


Oyun Nihayet Evinde.. Ünye’de
Oyun yazılışından 19 yıl sonra hikayesinin geçtiği Ünye’de ilk defa 13 Nisan Cumartesi akşamı Ünye İktisadi İlimler Fakültesi salonlarında ORSEV Ordu Sanat Tiyatrosu tarafından sergilenmiştir. 240 kişilik salonun tamamının dolu olduğu oyun Ünyeliler tarafından çok beğenilmiş ve ayakta alkışlanmıştır.

Yazar Cihan Öksüz oyunun evine döndüğünü ve mutlu olduğunu söylemiştir.
Ayrıca, oyunun Ünye’de oynanacağı bilgisi ayrıca Ferhan Şensoy’a da iletilmiştir.


Ünye’de sahnelenen “Aşkımızın Gemisi Fındık Kabuğu” oyunundan fotoğraflar:
Fotoğrafları bize HİZMET Gazetesinden Hacer Çoşkun göndermiştir.


            




































“Aşkımızın Gemisi Fındık Kabuğu”

Hikayesinin kısa araştırması burada sona ermektedir. Araştırmaya ekleyecek olduğumuz,  bazı fotoğraflar ve gazete haberleri küpürleri Ünye’den yetişmedi. Geldiğinde onları da ilave edeceğiz. Araştırmanın yazılması sırasında yardımlarını esirgemeyen, eski dostum ve sevgili arkadaşım Ferhan Sensoy’a, eserin yazarı Cihan öksüz ve eşine, Şirin Ünye Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Musa Kıroğlu’na ve Hizmet Gazetesinden  Hacer Çoşkun’a teşekkür ederim

Yaşar Karaduman
Mecidiyeköy-İst.
yasar.karaduman@gmail.com

Araştırma, Ünye’nin sanal alemdeki en büyük Kültür Sitesi  www.unyezile.com  -  http://unyezile.com/gemi.htm  linkinde farklı bir düzenleme ile yayınlanmaktadır.