“Hz Süleyman’ın yüzüğü” adlı eserin yazarı “Dr. Konrad Lorenz” sayesinde Memo ve ailesi olan kargalarla iletişim kurmayı öğrenmiş bulunuyoruz. Allah, Hz. Süleyman’a kuşların konuşma dilini öğretmiş. Bu üstün ilim sayesinde ordusunda kuşlardan oluşan bir bölük kurmasını sağlamıştır. Hz. Süleyman bu vesile ile kuşlarla bağlantı kurmuş, onları dilediği gibi yönlendirebilmiştir. Bu durum tümüyle Allah’ın Hz. Süleyman’a olan rahmetinin bir sonucudur:”

“ Ey insanlar, bize kuşların konuşma dili öğretildi. Ve bize her şeyden (bol bir nimet) verildi. Gerçekten bu apaçık bir üstünlüktür. ( Nemi Süresi, 16 )”

“ Kuşların diğer insanların duyamadığı özel bir dalga boyunda kendilerine has bir konuşmaları vardır.Hz. Süleyman’a bu özel frekanstaki konuşmayı anlayabilecek bir ilim verilmiştir.” Hz. Süleyman’a ait bu bilgilerden bazı sonuçlar çıkmaktadır:

“Hz. Süleyman’ın bu ayrı frekanstaki sesli iletişimi anlaması sayesinde onlara emirler vermiş, kuşlar da bu emirleri yerine getirmiştir. Hz. Süleyman’a kuşları, kimi zaman haber taşımada, kimi zaman da istihbarat toplamada kullanmıştır. Bu iletişim sayesinde diğer ülkeler ile kolayca haberleşebilmiştir 

 

Bindokuzyüzlü yılların başında Viyana’da doğan Dr.Konrad Lorenz’in evi Nuh’un gemisi gibiydi. Bütün ev, efendilerine büyük bir sevgi ile bağlı, her türden hayvanlarla dolup taşıyordu. Ancak hayvanlarla olan bu ölçüdeki dostluk kurmak, ev yaşamında bazı güçlükleri de beraberinde getiriyordu. Yatak odasında geceyi geçirip, sabah pencereden uçup giden yaban kazları mı ararsınız, bulduğu bütün gömlek ve pantolon düğmelerini koparan kargalar mı, bilumum mobilya ve perdeleri mahveden küçük kuşlar mı?

Bilim adamları ütopya dünyasının ayrılmaz ögeleridir. Çılgın bilim adamlarının dünyası her nasılsa “rayından çıkmış” bir dünyadır. Çoğunlukla kişisel sorunlarının tutsağı çılgın alimler “mutsuz ve karamsardırlar”. Onlara göre dünya da öyledir; sevgisiz, bozulmuş, çökmüş bir kaos yumağı. Öte yandan, hemen hepsi çocuksudur. Bu çılgın alimler; hayal ve fantezi dünyasından hiç kopamamışlardır. Dr. Konrad Lorenz  bu özellikleri ile müthiş bir gözlemci olarak  bizlere alçak gönüllüğün ve mutluluğun kapısını aralamıştır. 

  

Elinde kamerası saatlerce çalıların arkasına gizlenip veya beline kadar Tuna nehrinin sularına girip bir ördek veya kazı gözlemeye çalışan bu iflah olmaz hayvan aşığı, bir ömre yaydığı insanüstü sabır ve çalışması ile bizi,genellikle gözümüz önünde olan, her gün gördüğümüz ama bakmasını bilmediğimiz bir dünyaya davet ediyor. Dr. Lorenz çılgın bir alim,, ama aynı zamanda kalemini usta edebiyatçılara taş çıkartacak inceliklerde gezdirerek, hayvanlar alemini anlatıyor bizlere. Bu sayede efsanevi Hz. Süleyman gibi canlılarla iletişim kurmanın yolunu müthiş bir sabır ve bilgiden geçen kişiliği ile ortaya koyuyor. Böylece etrafımızdaki akrabalarla iletişim kuran Dr. Lorenz’in çalışmaları O’na  Nobel ödülünü getirmiştir.

Bu bilgilerden sonra şimdi size günümüzün Dr. Konrad Lorenz’inin

Dr. Osman Nuri Işık olduğunu belirtmek istiyorum. Dr. Işık ailesinin yaşantısı Dr. Lorenz’inki ile aynı noktada çakışıyor. Sessiz ve vakurca, sabırla Lorenz’in başarısına koşuyor. Onların dostları sayesinde Güneş ışıklarının Ünye kavak dibi meydanını, çamlığı, iskeleyi parlattığı seher vaktinde kanat çırpan kargaların kanatlarına takılarak sevinç ve mutluluk ile biz de göklerde yol alıyor, çok uzak geçmişlerde kalmış, kavakdibi anılarımızı birlikte yad ediyoruz. Altımızdaki dünya, masmavi yalı kahvesi koyu, burunucu ve topyanı kıyıları,yemyeşil fındık bahçeleri, çamlık, bir süreliğine de olsa masal dünyasına dönüşüyor bu güzellikler .Kahramanlarımız, Memo ailesinin üyeleri olan kargaların olduğu büyüleyici bir masala.

Prof. Dr. Sait Kapıcıoğlu
unyekap@hotmail.com