
Hz. Süleyman, parmağında taşıdığı mühür-yüzüğü sayesinde,
tüm hayvanlarla konuşabilirmiş. Günün birinde
bir bülbül ona, 999 karısından birinin, başka
birine aşık olduğunu söylediğinde yüzüğünü fırlatıp
atmış. Rivayet odur ki; Süleyman o günden sonra
bir daha hiçbir hayvanla konuşamamış.
Davranış bilimci Konrad Lorenz, “Hz. Süleyman’ın Yüzüğü”
adındaki kitabında, çok iyi tanıdığı birkaç türle
konuşabildiğini yazıyor.Hz. Süleyman kadar iddialı
değil ve yüzüğü de yok. Ama onun bu kitapta anlattıkları,
bilimsel verilere dayalı araştırma sonuçları.
Bu noktada, kitabı oluşturan, bilimsel veri ve
araştırma sürecinden bahsetmek gerek. Çünkü, araştırma
deyince, hemen gözünüzün önüne gelen laboratuvar
ortamı, denek hayvanlar vs.den sizi kurtarmalıyım.
Lorenz, bir doğabilimci ve laboratuvarı da doğa.
Yani doğal ortam. Ormanlar, parklar, göller ve
bir de doğal ortama dönüştürdüğü kendi evi. O
ve ailesiyle birlikte yaşayan hayvanların türleri
oldukça ilginç. Bu hayvanlar alışkın olduğumuz
tarzda ev hayvanlarının oldukça dışında. Birkaç
örnek vermek gerekirse; kargalar, yaban kazları,
papağanlar.
“Benim kargam, teleklerinin uç kısımları iyice sertleşip
de uçmaya tam olarak hazır hale geldiğinde, kişi
olarak bana karşı çocuk gibi düşkünlük göstermeye
başladı. Evde oda oda peşimden uçuyordu ve günün
birinde zorunluluktan onu yalnız bırakmak durumunda
kaldığımda da, ümitsizce seslendi.Bu ses de ona
isim oldu.”
Lorenz, hayvanlarla iletişim kurabilmek için insan merkezli
bakış açımızdan kurtulmamız gerektiğini söylüyor.
Onu bu kitabı yazmaya iten en önemli şeyin ise,
günümüzde fazlasıyla ortaya çıkan ve hayvan beslemekle
ilgili “tiyo”lar veren yayınlar olduğunu anlatıyor.
Gerçekten de onun kurduğu dünyaya girdiğimizde,
hayvanlarla ilgili, en iyi bildiklerimizin bile
eksik ya da yanlış olduğunu gözlemliyoruz. Balığın
alıklığı, tilkinin kurnazlığı, kurdun yırtıcılığı
sadece bizim yanılgılarımız. Tabii, edebiyatta
önemli rolleri olan bülbül, aslan ve kartalla
ilgili olanlar da.
“Lafı sakınmadan söyleyecek olursak; mevcut yırtıcılar arasında
en tembelidir aslan, hatta bir gıpta edilecek
derecede tembel. Yaban hayatta yaşayan hayvanlara
baktığımızda bunların avlanırken çok uzun mesafeleri
geride bıraktıklarını görürüz gerçi; gelgelelim
anlaşılan bu içsel bir itkinin, bir çeit güdünün
değil, bastıran açlık duygusunun bir sonucudur.”
 |
Özellikle büyük şehirlerde, doğayı evimizde yaşama arzusuyla
(Konrad Lorenz, evde hayvan beslemenin altında
böyle bir sebep olduğunu söylüyor.) hayvan
beslemeye çalışıyoruz. Çoğu zaman da bu seçimleri
yaparken, arzularımıza göre davranıyoruz.
Ne beslediğimiz hayvanın ihtiyaçlarını gözönünde
bulunduruyoruz ne de kendi verebileceklerimizi.
Açıkçası bu konuda yardım alabileceğimiz çok
yer olmadığını da kendi deneyimlerimden biliyorum.
“Hz. Süleyman’ın Yüzüğü” bu konuda da bir
başvuru kaynağı gibi.
Konrad Lorenz, 1903 Viyana doğumlu. Tıp ve
biyoloji eğitimini de aynı şehirde almış.
Karşılaştırmalı davranışbilimin kurucularından
olan Lorenz, 1973 yılında Tıp ve Fizyoloji
dalında verilen Nobel Ödülü’nü (Karl von Frisch
ve Nikolaas Tinbergen ile birlikte) almıştır.
1989’da da ölmüştür. |
| Lorenz’in bilim insanı yanından etkilenmemek mümkün değil.
Doğabilimci olmanın dışında bir entellektüel
olduğu da gerçek. Bize hayvanların dünyasıyla
kurduğu muhteşem ilişkiden bahsederken sık
sık şiirlere, yazarlara yani edebiyata göndermeler
yapıyor. Kurduğu dil son derece akıcı. Anlatım
tarzı da oldukça ironik. Kitap eğlenceli hayvan
hikayeleriyle dolu. Bilimin bu kadar eğlenceli
olabileceğini bizim ülkemiz de anlamak biraz
zor. Ama okumak ve biryerlerde var olduğunu
görmek umut verici ve keyifli.Balıkların çiftleme
ritüeli, kargaların ve yabankazlarının nişanlanması,
kutların savaşı sonucunda acize cömertce bağışlanan
hayatı, hayvanların; aşkları, evlilikleri,
ihanetleri, çocukları ve daha birçokşey. Hayvanlarla
onların diliyle kurulan ilişkide düşündürücü
çok yan var. Tabii ki insanın sosyal ilişkilerine
dair. |
 |
Doğal hayatı anlatan programlarda sıkça, yırtıcı bir hayvanın
beslenme zincirinde kendinden aşağıdaki hayvanı
dişlerinin arasında, kan revan içinde sallarken
gösterirler bize. Haberlerde de, cep telefonu
birkaç kere çaldı diye sevgilisinin kafasına kurşun
sıkan adamı. Ya da bir maç sonrası coşkusuna kurban
giden üç yaşındaki çocuğun artık büyümeyecek olan
halini. Hangisinin daha vahşice olduğunu evrimsel
sürecini tamamlamış ‘insana’ sormak gerekir elbette.
Esra Karaduman Okay
esra.okay@superonline.com
Remzi Kitap Gazetesi Ocak 2007
Hz. Süleyman'ın Yüzüğü
Konrad Lorenz; Tercüme: Evrim Tevfik Güney
Cumhuriyet Kitapları;
Kasım 2006, 1. Baskı, 11,5X19, 274 sayfa, Türkçe,