|
Türklerin Ortaasya'daki ilk dinleri Şamanlıktı.
Türk boyları yüzyıllar içinde anayurtlarını terkedip
başka başka yerlere göç ettiler. Dinsel inançlarında
da değişikler oldu, içinde bizim de bulunduğumuz
Türk boyları ve devletleri Müslümanlığı, bir kısmı
Hristiyanlığı, bir kısmı Budizmi bir kısmı da Yahudiliği
seçti.
Burada
sizlere Yahudiliği din olarak seçen Türk boylarında
Hazar Kağanlığı ve onların günümüzde torunları kabul
edilen Karaim Türkleri'ni anlatmaya çalışacağız.
 |
Göktürk
İmparatorluğu'nun yıkılmasından sonra batı kanadı,
Don-Volga-Kafkasya üçgeninde 650 yılında Hazar
Devletini (Hazar Kağanlığı) kurdular, başkentleri
İtil, Etel veya Belencer'di. Hazar kelimesi
Türk kökenli bir kelimedir ,( gazar, kezer,
gezer) kökünden olup göçebe, dolaşan anlamına
gelmektedir. Hazarlar kendilerine Sabar demişlerdir.
|
|
Cumhurbaşkanlığı
Forsu'ndaki yedinci yıldız ve bayrak Hazar
Kağanlığı'nın bayrağıdır.
|
Bizanslılar,
Sabarların yaşadıkları bölgeye de Sabariya demişlerdir.
Bu bölge bugünkü Sibiryadır.
Hazarlar,
bizim de içinden çıktığımız Oğuz boyundandırlar,
dört yüz sene Hazar denizi ile Karadeniz arasında
devlet olarak varlıklarını sürdürdüler. Hazar Türkleri
alfebe olarak Orhun yazıtlarının alfebesi olan Göktürk
alfabesini kullandılar, Türk dilinin Kıpçakça lehçesini
konuşurlardı. Bu lehçe Türk dili içinde Oğuz lehçeleri
gurubunda yer alır ve en çok konuşulan gurubu oluşturur.
Konuşulan bölgeler ise: Türkiye, Azerbaycan, Irak
Türkmenleri, Batı Avrupa, Bulgaristan, Gagauzya-Moldovya
ve Doğu Türkistan'dır. Hakanlarına, Büyük Kagan,
Kagan Beg, Hakan Beg, Şad Tarkan, Yabgu diye hitap
ederler. Şehirlerinin adları Saksın, Sakarkent,
Yüzkent, Begkent (Beykent), Hakanlarının adları
da, Bulan, Ubaca, Bünyamin, Yusuf ve Sabutay'dır.
Türk
Hazar devleti çağının ve doğu Avrupanın en mühim
ve en modern devletlerinden biri idi. Bu gün Cumhurbaşkanlığı
forsundaki yedinci yıldız ve yedinci bayrak Türk
Hazar Kağanlığını temsil etmektedir.
Önceleri
Gök Tengri ve Şaman inancına sahip olan hazarlar
780 yılında, diğer Türk devletlerinin Müslümanlıkla
yavay yavaş tanıştığı yıllarda , bir taraftan Müslüman
Arapların, diğer tarafta Hristiyan Bizansın baskılarından
kurtulmak için Museviliğin onıki mezhebinden biri
olan Karaim mezhebini kabul ederek Museviliği seçtiler.
Karaim
mezhebi Hazarların daha önceki dinleri Şamanizmle
benzerlikler göstermekte idi . Tarihte Yahudiliği
kabul etmiş tek Türk topluluğudur. Tarihçiler Hazarların
Yahudiliği kabul etmesinin altında siyasal nedenlerin
yattığında birleşirler. İslam dinini kabul etmek
Halifenin emri altına girmek demekti, Hristiyanlıkta
ise kilisenin bağımlısı haline gelmek tehlikesi
vardı, bu dini kabul etmekle Halifenin ve Bizansın
baskısından kurtulacaktı. Arthur Koesler "Onüçüncü
kabile" adlı kitabında " Hazarlar sekizinci
yüzyılda en parlak dönemini yaşamışlardır, ekonomik
ve askeri bakımdan güçlü olmasalardı Yahudiliği
alamazlardı." demiştir. Çevredeki bazı komşu
devlet ve kırallıklar Hazar Kağanlığına "Yahudi
Krallığı" da demişlerdir.
Zamanla
zayıflayan ve eski ekonomik ve askeri gücünü kaybeden
Hazarlar komşu devletlerin ve Rusların saldırıları
ile 980 yıllarında dağalmıştır., 1100 yıllarında
da tarih sahnesinden tamamen silinmişlerdir. Hazar
Kağanlığının yıkılmasından sonra dağalan Hazarların
bir kısmı, Kıpçaklar, Peçenekler, Selçuklular gibi
Türk boylarına karışmış bir kısmı da Ukrayna, Litvanya,
Macaristan Kırım ve Polonya'ya ve Romanya'ya dağalmışlardır.
|
|
|
Hazar
İmparatorluğu dağıldıktan sonra "Hazar
Göçleri" ve "Göç Yolları"
|
Geniş
topraklarını işletecek nüfustan yoksun Litvanya
Prensliği 1370 yılında Türkçe konuşan Hazar Yahudilerini
zorla Polonya ve Litvanya'ya yerleştirir ve göçmen
çekebilmek için geniş ayrıcalıklar tanır.
Dağılan
Hazarlar artık gittikleri yerlerde Hazar Türkü değillerdir.
Bağlı oldukları mezhepten dolayı onlara Karay Türkleri
, konuştukları Türkçe'ye de Karaim Türkçesi denildi,
bu mezhebin tamamı zaman içinde Türklerden oluştuğu
için "Karaim" sözü bir mezhebi ifade etmekten
çok, Yahudi Türkleri anlatan bir terim oldu. Kelimenin
aslı İbranicedir ve "oku" anlamına gelir.
Cumhuriyet devri yazarlarımızdan Refik Halit Karay'da
bunlardan biridir. İsrail Yahudileri ise onlara
"Kuzeri" dedi.
|
|
İsrailoğullarının
dini olan Museviliğin oniki mezhebi vardı, bu
mezhepler, Nuh peygamberin oğlu "Sam"ın
torunlarından Yehuda'nın oniki oğlunun kabilelerine
ait mezheplerdi, bütün dünyadaki Yahudilerin
ve Doğu Avrupa Yahudilerinin bu oniki kabileden
geldiğine inanılırdı. |
|
Hazarların
kullandığı Göktürk Alfabesi ile "TÜRK"
sözcüğünün yazılışı
|
| Kendisi
de , Macaristana göç eden Hazar Türkü ve Yahudi
bir ailenin çocuğu olan yazar Arthur Koestler
"Onüçüncü Kabile" adlı kitabında bunun
böyle olmadığını, Doğu Avrupa (Aşkenaz) Yahudilerinin
Türk kökenli Hazarlar olduklarını yani Onüçüncü
kabileden geldiklerini savunmuştur. Hazar Kağanı
Yusuf Yabgu, İspanyollara yazdığı bir mektubunda
soyunun Nuhun üçüncü oğlu Yafes'in torunu ve
Türklerin atası sayılan "Turg-arma"
(dilbilimciler "Türk" olarak okurlar)
dan geldiğini yazmıştır. |
|
|
|
Hazar
İmparatorluğunun dağalması ile Kırım'a giden
bir kol burada bir müddet varlıklarını sürdürürler,
daha sonra buradan Rusların baskısı ile bir
kısmı direk İstanbul'a bir kolu da önce Romanya'ya
oradan Edirne'ye gelir. Fatih Sultan Mehmet
Edirne'ye gelen bu kolu İstanbul'a getirtir. |
|
Karaimlerin
Kiev'deki ibadethaneleri (Kenesa)
|
İstanbul
yeni fethedilmiştir, harap bir haldedir yeni binalar
yeni eserler yapılması gerekmektedir, Karaim Türkleri
bu işlerde yetenkli ve ustadırlar. İstanbul'a getirilenler
daha önce bir şekilde gelmiş olanların oturduğu
Eminönü Yeni Cami bölgesine ve Karaköye yerleştirilirler.
Karaköy'e yerleştirilen Karay'ların oturduğu yer
anlamında halk buraya Karayköy der, sonraları söylene
söylene Karaköy olur.
1560
yıllarında Eminönündeki yeni Cami'nin yapımı sırasında
Karaim Türkleri buradan diğer Yahudi cemaatlerin
yaşadığı Hasköy'e yerleştirilirler.
Eminönü ve Karaköyden gelen cemaat burada bulunan
Karay mabedinin etrafında toplandılar.1918 yılında
çıkan bir yangından sonra Hasköy'den de dağaldılar.
 |
 |
|
İstanbul'daki
Karaim Türkleri'nin Okmeydanı'ndaki Mezarlıkları
|
|
Hasköy'de
sadece Kenesa'ları,(mabetleri) ve mezarlıkları
kaldı. Bugün azda olsa küçük bir Karay Cemaati
Hasköy'de yaşamaktadır her Cumartesi ibadethanelerinde
ayinlerini yapmaktadırlar. Karay'ların ibadethanelerinin
adı "Kenesa" dır. Allahın adını
"Tengri" olarak anarlar, nadiren
"Alla" adını kullanırlar. Son zamanlarda
Kırım Karayları, İstanbul'dakileri maddi ve
manevi olarak desteklemişlerdir. Karaylar
İstanbul'da İstanbul Türkçesinin dışında,
Karay Türkçesinin Trakay-Galits ağzını konuşmaktadırlar.
Atatürk 1934 yılında yapılan Türk Dil Kurultayı'na
Karaim Türklerini de çağırmıştı.
Bugün
dünyada 30.000 kadar Karaim Türkü vardır.
Bunun bir kısmı İsrail'de Amerika Rusya,Polonya,
Macaristan Litvanya ve Estonya ve Türkiye'de
yaşamaktadır.
Discovery
Kanal da "Kültür vasıtasıyla ulaşmak,
kaybolan diller" ara spotlarında Litvanyadan
konuşan Karaim Türkü kız, anlaşılır bir Türkçeyle,"Biz
Karaim Türküyüz, altıyüzyıl önce Litvanya'ya
göç etmek zorunda kaldık", o günden bu
yana örf ve adetlerini koruduklarını elli
aile kadar kaldıklarını dillerini yaşatabilmek
için büyük çaba sarfettiklerini anlatmakta
ve çiğ börek tarifi yapmaktadır. Arka fonda
bir kadın Karayca bir türkü söylemektedir
bu türkünün Türkçe versiyonu ise "Şu
limandan yük yükledim gemim dolmadı"
dır.
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
Ne
yazıktır ki, binlerce kilometre uzakta dilimizi
konuşan "Ben Karay Türkü'yüm" diyen kızın
sözlerini "Ben Karay'ım " diye tercüme
etmişler.
Geçen
yıl ülkemizde yapılan Eurovision şarkı yarışmasında
Litvanya'yı Karaim Türklerinden bir grup temsil
etti. Fakat TRT spikeri, topluluğu değişik bir dil
konuşan Litvanyalı küçük bir azınlık diye takdim
etti. Basında da bu konuda bazı gazetelerde cılız
iki satır haberden başka bir şey çıkmadı.
Türkiye'de
Karay Türklerinin sayısı 1985 yılında 150, 1995'te
90, bugün de 80-90 kişi olarak tahmin edilmektedir.
Kendilerine "Karaist" demektedirler
Doğan
Avcıoğlu, Türklerin Tarihi adlı eserinde: Türkolog
Zogockowski'nin ,Karaim Yahudilerinin eski Hazar
Türkleri'nin bu güne dilleri ile ulaşan en katkısız
torunlarıdır, dediğini yazar.
Bir
Karay atasözü şöyle der.
"Kısme bolsa eger bu kaderi ile" (Kaderlerinde
varsa kısmet olur)
Doğan Avcıoğlu -Türklerin Tarihi
c.2
Arthur Koesler-13.cü Kabile
Ahmet Ağaoğlu-Türkr Alemi-Türk Yurdu c.1-2
İbrahim Kafesoğlu-Türk Milli Kültürü
Büyük Larus-c.1
Yusuf Akçura-Yeni Türk Devletinin Öncüleri
Reşat Ekrem Koçu-Osmangazi'den Atatürk'e
Araştırma
ve Fotoğraf: Y.Karaduman-Ocak 2006-İst.-Mecidiyeköy
www.unyeses.net
| Karaim |
English |
 |
Vytautas
lived at the end of the fourteenth to the beginning
of the fifteenth century.
According to what everybody says, he brought
the Karaims from Crimea, from the coast of the
Black Sea, and made the Karaims settle here
in Trakai.
He gave the Karaims a lot of land, so that they
should have something to live on. |
|