Soğuk kış günlerinin ardından bahar mevsimi gelmiş, doğa yeşile boyanmış, Karadeniz’in hırçınlığı azalmıştı.Yaşlı balıkçılar Ünye’de Yalı kahvesi mevkiinde deniz kenarında bez çadırlar altında yeni balık sezonunun hazırlığını yapıyorlardı.Önce kayıkların tamir işleriyle uğraşılırdı.Ana gövde üzerinde eğri tahtaların arası açılır eskiyen kalafatlar (katrana batırılmış pamuklu kalın ip) temizlenirdi.

Kayıkların üzerinde eski boyalar kazınırdı. Kayık çıplak güneş altında bir süre bekletilir tahtaların arasının iyice açılması sağlanırdı. Açılan boşluklar çekiç ve murç demiri ile kalafatlanırdı. Kalafatlama işlemi bittikten sonra macun işine girişilir kayık komple macunlanırdı. Sonra boya işlerine geçilir önce bir kat atılır sonra ikinci kat son boya atılırdı.

Kayıkların boyaları genelde mavinin tonları renginde olurdu. Kayıkların motor aksamının bakımı yapılırdı. Motor olarak 7’lik 9’luk pancar yada Lombardini adlandırılırdı. Kayık boyları 6-7 metreden başlar 10-12 metreye kadar uzanırdı. Eski motorlarda sarılan ipin çekilmesiyle çalışır, yeni motorlarda çalıştırma anahtarı sayesinde çalışırlar geri manevra yapma imkanları vardı. Kayıkların ön taraflarında isimleri yazılıydı. Bazı kayıkların orta kısmında kaptan köşkü olur baş tarafının altına baş altı denir buraya balık saklanırdı.

Kayıkların tam orta tabanında karaya çekilince içine giren suyu boşaltmak için lava deliği mevcuttu. Acemi balıkçılar kayıkları denize indirince lava tıpasını kapatmayı unuturlar kayığın içinde giren suyu boşaltmaya çalışırlardı. Kayıklar genelde dut yada kestane ağacından yapılır omurga yapılırken ağaçta belirli bir eğrilik aranırdı.Omurga tahtaları çakılırken tahtalar ısıtılır birbirlerine iyice yakınlaştırılırdı.

Kayıkların tamir işlemi bitince takım adı verilen çapari oltaları hazırlanırdı. Yakalanacak balığın özelliğine göre iğne (kanca) alınır kaz veya ördek kanadında 2 cm lik beyaz tüyler çıkarılırdı. Kırmızı ip ile kaz tüyü iğneye bağlanırdı. Ana misina genelde 90’lık olur iğneler birer karış arayla 35 lik misina ile ana gövdeye bağlanırdı. İğneler 10’lu,15’li ya da 20’li olurdu. İğnelerin ön kısmına fırdöndü bağlanır altına da iri kurşun bağlanırdı. Ana misina 300 metre civarında olurdu.

Balığa çıkılınca kayıkta en az iki üç adet yedek çapari takımı hazır bulundurulurdu. Çapari ile balık yakalamak için sabah erkenden kalkılır alaca karanlıkta kayıklar felekler (kayığın altına konan denize kaydırılarak inmesini sağlayan üzeri yağlanmış kalın kütük) yardımı ile indirilirdi. Kayıklar av bölgelerine doğru hareket ederken çapari oltaları yavaş yavaş salınırdı. Olta salınırken motor pervanesine takılmamasına dikkat edilirdi. Sürtme adı verilen bu sistemde balık sürüsüne girildiğinde tüm iğnelerde balık yakalanınca kayıklar bir geniş daire etrafında dönerlerdi. Bunun amacı merkezkaç kuvvetinden faydalanıp ana misinaya gelem yükü azaltmaktı.

Sürtme avında genellikle palamut, çinekop, lüfer yakalanırdı. Sallama çapari avında motor durdurulur balığın bulunduğu derinlik deneme avıyla tespit edilirdi.Kayığın üzerinde oltayı aşağı yukarı sallamak suretiyle istavrit avlanırdı.Mezgit balığını avlamak için olta deniz tabanına kadar indirilirdi.Oltadan balığı çıkarmak hüner ister usta balıkçılar bir hamle ile balığı oltadan çıkarırlardı.

Tutulan balıklar yalı kahvesi mevkiinde dizin yapılarak kasalar üzerinde satılır yada balıkhaneye götürülürdü.

Balıkçılık yapılırken barabat, molozma. uzatma ağlarıyla da balık avlanırdı. Uzatma ağları iki şamandıra arasına gerilir uzunlukları kulaç olarak ifade edilirdi.Ağın tabanında torbalaması mevcuttu.Bu ağlar serilir birkaç gün sonra toplandığı için yatı ağı ismi verilirdi. Molozma ağı uzatma ağından kısa olur balıkçılar uzun sırıklarla denize şap şap vururlardı. Bunun amaçı balıkların gürültü sayesinde kaçarken ağlara takılmasını sağlamaktır.

Barabat avında ağ kayıklarla sahile yakın kısıma serilir, ağın iki ucunda uzun ipler vardır.Bu ipleri güçlü balıkçıların bellerine taktıkları özel aparatlarla geri geri gitmek suretiyle yarım daire şeklinde sahile doğru çekerler.Ağ sahile yaklaşınca bazen iri kefal balıklar 5-10 metre havaya sıçramak suretiyle ağdan kurtulurlardı.Ağ iyice toplanınca meraklı bir kalabalık oluşur,balıkçılar ağı temizler yakalanan balıklar kovalara doldurulurdu.

Balık avı bitiminde hava müsait olursa kayıklar yalı mevkiinde koyda sığ sulara demir atarlardı. Çoğunluklada ırgat (kayıkları karaya çekmeye yarayan tel halatlı aparat) ve felekler yardımıyla kayıklar sahile çekilir, içindeki sular boşaltılır, bir sonraki av için beklemeye bırakılırdı.

Melih DUYGUN
23/5/2006
Tunçbilek/Tavşanlı/KÜTAHYA