.......Kentleşme
kültürü ve hemşehrilik hukuku üzerine düşüncelerimizi
paylaştığımız bu yazının ilk bölümünde şu soruyu dile
getirmiştik:
.......Geleneksel yönetim
anlayışımızda ayak mı direyeceğiz yoksa bu yeni hukuku
yönetim kültürümüze katmanın çabası içinde mi olacağız?
.......Merkezden ve yerinden
yönetim alanlarını yeniden düzenleyen yasaların hazırlanmasında
önemli pay sahibi olan TESEV' in ( Toplumsal ve Stratejik
Araştırmalar Vakfı ) " Mahalli İdareler Yasa
Tasarıları " konulu çalışmasında aşağıdaki değerlendirmeler
dikkat çekicidir.
......."Son
dönemlerde "yönetişim" konusundaki bütün
isteklere, gelişmelere ve çeşitli deneyimlerin yaşanıyor
olmasına karşın, Belediye Kanun Tasarısının 13.
maddesindeki Hemşehri Hukuku maddesi 1580 sayılı
yasadakinden daha ileri bir düzenleme getirmemektedir.
1930 yılından bu yana yasal bir hak olmasına karşın
etkin olarak işlemeyen hemşehri hukukunun, ancak
aktif katılımı teşvik edecek yeni düzenlemelerle
yaşama geçirilebilmesinin mümkün olabileceği açıktır.
.......Hemşehrilerin
etkin katılımını sağlayacak ilk önemli adımın "saydamlık"
ve "bilgi edinme hakkı" olduğu
kuşkusuzdur. Yeni yetkilerle donatılan belediyelerin
karar almadan ve uygulamaya geçmeden önce, mali
kaynaklar ve harcamalar konusunda "hemşehrilerini"
bilgilendirmesi, gereksinmelerini ve eğilimlerini
saptaması da önemli bir konudur. Soyut bir hemşehri
hukukunun, somut bir uygulama haline nasıl dönüşeceği
konusunda yeterince bilgi birikimi olduğu açıktır.
.......Bu
çerçevede, beldenin stratejik planının hazırlanması
ve yıllık programların uygulanmasından önce kararlardan
doğrudan etkilenecek "hemşehrilerin" bilgilendirilmesi
ve onların da kararlara katılımı sağlanabilir. Bu
çerçevede, belde halkının Belediye Meclisinin gündemine
katkıda bulunma hakkı, ya da alınan bir meclis kararına
toplu itiraz hakkı gibi düzenlemeler de getirilebilir.
.......Demokratikliği
sadece seçimlere indirgemediğimiz zaman belediyenin
uygulamalarının hemşehri denetiminden geçmesinin
yollarının aranması önemli bir çaba olmaktadır.
Kararlara katılımın yanı sıra, belde halkının belediye
yönetimine güvensizlik duyduğu durumlarda yerel
yöneticileri "görevden çekilmeye çağrı hakkının"
ihdas edilmesi, hemşehri denetimini sağlayan bir
yöntem olarak uygun olabilir. "
.......Nitekim Belediyeler
Yasası' nın Hemşehrilik hukukunun geliştirilmesinin
ve hemşehrilerin somut olarak kentin yönetimine
katılmalarının bir aracı olarak oluşturulan "Kent
Konseyi" nin işleyişini düzenleyen 75. Maddenin
gerekçesi yasa tasarısında aşağıdaki şekilde sunulmuştur.
......."Madde
75- Kentte yaşayanlar arasında hemşehrilik bilinci
kent vizyonunun geliştirilmesi, kent hak ve hukukunun
korunması, sürdürülebilir kalkınma, çevreye duyarlılık,
sosyal yardımlaşma ve dayanışma, saydamlık, hesap
sorma ve hesap verme, katılım ve yerinden yönetim
ilkelerini hayata geçirebilmek amacıyla sivil bir
danışma forum ve danışma mekanizması oluşturulmasının
yararlı olacağı düşünülmüştür. Kent konseylerinin
sivil bir yapı olma niteliği konusunda gösterilen
titizlik nedeniyle maddede ayrıntılı düzenlemeden
kaçınılmış ve genel ilkeler konulmakla yetinilmiştir."
.......Yasa
maddelerinin gerekçeleri o maddenin ruhunu yansıtan
metinlerdir. Gerekçede belirtilen "sivil bir
danışma forum ve danışma mekanizması oluşturulması"
nın nasıl hayata geçirileceği konusunda maddenin
ayrıntılı bir düzenleme getirmemesi; emredici -amir-
hüküm yaklaşımından kaçınmak ve genel ilkeler dışında
bu nedenle ayrıntıya girilmeyerek "sivil bir
yapı olması niteliğine " olanak tanımak olarak
ifade edilmiştir.
.......Yukarıdaki
uzunca değerlendirmelerden sonra asıl yanıtını bulması
gereken temel soru şudur ?
Kent Konseyi nasıl oluşturulur?
.......Ayrıntılarına
girmeden önce yine TESEV' in değinilen çalışmasında
Kent Konseyleri ile ilgili değerlendirmesini paylaşalım.
......."Kent Konseyi,
Türkiye'deki Yerel Gündem 21 uygulamalarının ortaya
koyduğu olumlu deneyimin bir yansıması olarak yasaya
girmiş bulunmaktadır. Bunu demokratikleşmenin önemli
bir adımı olarak değerlendiriyoruz. Kent konseylerinin
yapısı içinde kadın, emekli, gençlik, çocuk ve özürlü
konseyleri de oluşturulmalıdır. Böylece toplumda
daha az temsil edilen grupların kent yaşamı üzerinde
söz sahibi olmaları sağlanabilir.
.......İyi yönetişim
ilkeleri bütçenin hazırlanması sırasında da gereği
gibi işletilmelidir. Kent konseyi aracılığıyla hemşehriler,
bütçe hakkında bilgi ve söz sahibi olmalıdır. Bütçenin
hazırlanması açıklık, hesap verme ve katılma ilkelerine
uygun biçimde yapılmalıdır".
.......Yukarıdaki
değerlendirmelerle örtüşen gerekçeleri hazırlanan
Belediyeler Yasası' nın "Hemşehrilik Hukuku"
ile yasa maddesi gerekçesinde de görmekteyiz.
.......Kent
Konseyleri konusunda karanlıkta el yordamı ile yürümemiz
gerekmiyor. Çünkü ülkemizde bu konuda yıllarca önce
yola çıkmış, başarılı çalışmalara imza atmış yeteri
kadar örnek mevcut.
Kimse alınmasın ama Kent Konseyi toplantısı yapıyorum
diye yola çıkıp, hiçbir hukuksal altyapısı olmayan
,( bir yönetmeliği dahi ) organizasyonu belirsiz,
ihtisas komisyonları oluşturulmamış; dahası toplantı
çağrısı alan bireylere ve kurumsal temsilcilere
katıldıkları "Kent Konseyi" nin
ne menem bir şey olduğu ( çağrı metnine iliştirilebilecek
bir yazı ile bile olsa ) açıklanmadan yapılan bir
toplantıda, katılımcıların önüne "yangından
mal kaçırır gibi" ( bu ifade esasta doğru ancak
usulde hatalı olan uygulamayı vurgulamak için kullanılmıştır.
) çıkılması; bu kent için son derece yararlı çalışmalara
katkı sunacağına inandığımız, ( üstelik artık yasanın
çıkmasından önce olduğu gibi ihtiyari değil, yasal
bir zorunluluk olarak karşımıza çıkan ) Kent Konseyi
oluşumunun bundan sonraki toplantılarının ciddiye
alınmaması sonucunu doğurabilme riskini de yaratmıştır.
.......Son derece iyi
niyetli olduğuna inandığımız Sayın Başkan' ın bu
konuda yeterince bilgilendirilmediği ya da eksik
bilgilendirildiği inancıyla, başa dönülüp bu hatanın
onarılması; öncelikle Kent Konseyi için bir yönetmelik
taslağı ( ki bu konuda yararlanılacak dar ya da
geniş kapsamlı örnek uygulamalar mevcuttur.) hazırlanarak,
bu taslağın tartışılıp onaylanması, komisyonların
oluşturulması, katılımcıların belirlenmesi ( bu
konuda spekülasyonlara yer bırakmayacak bir kucaklayıcı
tavır kanımca son derece önemlidir.) önceliğimiz
olmalıdır.
Sonra oturur Cumhuriyet Meydanı' nın geleceğini
salim kafayla konuşabiliriz sanıyorum.
Not:
Bu yazı 29.04.2005 tarihinde bir yerel gazetede
yayınlanmak üzere kaleme alınmış ancak yayınlanamamıştır.
Üzerinden bir yıla yakın bir zaman geçmiş olmasına
rağmen güncelliğini yitirmediği gözlemlenmektedir.
Bu nedenle hemşehrilerimizin bilgilerine sunulmasında
yarar görülmüştür.
Murat
YILMAZ
muryilmaz@hotmail.com
Eğitimci
|