Bugün 18 Mayıs 2006 .

87 yıl önce bugün, Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK Karadeniz’ in kara sularında yoksul bir halkın kara yazgısını değiştirebilmek umuduyla yol alıyordu. Kaygılarıyla, düşleriyle ve elbette kararlılığıyla.

Öykünün devamını yer Türk yurttaşı az çok bilir. 
Bir hanedanın kuluyken Çağdaş bir Cumhuriyetin yurttaşı olmak,
Sultanın deyimiyle “sürüdeki koyunken” çağdaş bir devletin birey olmak,
Mustafa Kemal’ in söylemiyle “bireylerinin her biri düşünür olması gereken ” bir toplumun insanı olmak,
Ne uğruna savaştığını bilmediği bir coğrafyanın değil, bir yurdun, “ vatan toprağının” ortağı
olduğunu bilmek,
O’nun esin kaynağım dediği Tevfik Fikret’ in dizelerini kullanarak belirttiği gibi “aklı hür, irfanı hür, vicdanı hür” bireylerden oluşan bir toplumda onurlu, başı dik yaşayabilmek.
O’nun asker kimliğini, diplomat kimliğini, devlet adamlığı kimliğini biliriz de; bir bilge kişi, bir düşünür olduğunu, gözden kaçırırız çoğu zaman.
Bugün bu yanını bir kez daha anımsayalım ve belleklerimize kazıyalım. O’nun sağduyulu bilge kişiliğine kulak verelim:


“İnsan; ait olduğu halkın varlığını ve mutluluğunu düşündüğü kadar, bütün dünya halklarının huzur ve mutluluğunu da düşünmeli ve kendi halkının mutluluğuna ne kadar değer veriyorsa, diğerlerinin mutluluğu için de çalışmalıdır. Çünkü dünya halklarının mutluluğu için çalışmak, diğer bir yoldan kendi huzur ve mutluluğunu sağlamaya çalışmak demektir.
Dünya halkları arasında barış, açıklık ve anlayış olmazsa, bir halk kendisi için ne yaparsa yapsın huzur bulamaz.
Ülkeleri yönlendiren ve yöneten insanlar, kuşkusuz ilkin kendi halkının varlığının ve mutluluğunun yaratıcısı olmak isterler.
Ancak aynı zamanda başka halklar için de aynı şeyi istemek gerekir. En uzağımızda sandığımız bir olayın bize de bir gün dokunacağını bilmeliyiz. Bunun için insanlığın hepsini bir beden ve her halkı da bunun bir organı saymak gerekir. Bir bedenin parmağının ucundaki acıdan diğer bütün organlar etkilenir.
Dünyanın herhangi bir yerinde bir rahatsızlık varsa , tıpkı kendi aramızda olmuş gibi ilgilenmeliyiz…
İşte ancak bu yaklaşım; insanları, halkları ve onları yönetenleri bencillikten kurtarır.
Bencillik kişisel olsun, ulusal olsun her zaman fena sayılmalıdır…”

Bugün hiç yaşanmamasını dilediğimiz, lanetlediğimiz bir saldırıyla karşılaştık. Türk yargısının önemli bir kurumumun yargıçları, - Cumhuriyet tarihinde ilk kez- görevleri başında saldırıya uğradı. Bir yargıcımız şehit oldu, dördü bu saldırıda yara aldı. Onlar Türk halkı adına görevlerinin gereğini - Anayasa’ nın ve yasaların onlara yüklediği sorumluluğun gereğini- yerine getiriyorlardı ve hedef gösterildiklerinin de bilincindeydiler. Yaşamını yitiren yargıcımıza Tanrı’dan rahmet, yakınlarına ve hizmet ettikleri Türk ulusuna başsağlığı diliyoruz.

Büyük Önder yaşasaydı şu sözlerini bir kez daha yinelemez miydi ?


“Hayatın felsefesi, tarihin garip tecellisi şudur ki, her iyi, her güzel, her yararlı şey karşısında, onu ortadan kaldıracak bir güç belirir. Bizim dilimizde buna “irtica” derler. İyi bir şey yaptınız mı biliniz ki bunu ortadan kaldırmak için karşınıza muhalif, gerici bir güç çıkacaktır. Bundan dolayı bu iyi işi yapmadan önce, karşınıza dikilecek kara gücün de ortadan kaldırılması önlemini almak gerekir.

 Halkımız güven içinde ve huzurlu olsun ki, bugünkü devrimi yapanlar ve bu devrimi tamamlamaya karar verenler, karşılarına çıkacak bu tür gerici güçleri, tam da çıktığı noktada ezebilecek güç, yetenek ve önlemi almaya maliktirler.

Bizi yanlış yola yönlendirenler, saf ve temiz halkımızı hep aldata gelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz… Görürsünüz ki milleti mahveden, tutsak eden, perişan eden fenalıklar hep bağnazlık örtüsü altındaki küfür ve kötülükten gelmiştir.
Artık Türkiye gericilerin, bağnazların oyunlarına sahne olmaktan çok uzaktır.
Bu gibi oyuncular varsa, kendilerine başka yerlerde sahne arasınlar.

 Geçmişin dalgınlıkları, paslı durgunlukları, Türkiye halkının belleğinden silinmiş olduğunda, kuşku ve duraksamaya yer yoktur. Eriştiğimiz mutlu durumdan bir adım geriye gitmek, kimsenin söz konusu etmeye bile yetkili olmadığı kesin bir gerçektir.

Nice 19 Mayıslara.

Saygılarımla.
18.06.2006
Murat YILMAZ
muryilmaz52@gmail.com