Bu bölümdeki bazı makaleler içinde Ünye geçtiği veya kişilerin Ünye ile ilgisi olduğu için başka gazete ve dergilerden alınmıştır.
PAPARAZZİDEN
KAÇMAYAN ADAM
Zeynep Güven




 

Mustafa Altıoklar'ın renkli ve maceralı hayatı bundan kırk yıl önce, doktor babasının hükümet tabibliği yaptığı Konya'nın Cihanbeyli ilçesinde başladı. Öğretmen annesiyle doktor babasının tayinlerinin bir türlü aynı yere çıkmaması yüzünden gözlerini dağınık bir aile hayatına açtığı için, ilkokula kadar dayısının Ünye'deki köy evinde yaşadı. Ünye'nin biraz dışındaki, önü deniz arkası orman evde çocukluğun keyfini sonuna kadar çıkardı. 25 kuruşa üç film seyrettiği yazlık sinema sayesinde sinema ile tanışma fırsatı
buldu. İlkokul çağı geldiğinde Altıoklar Ailesi, ablası Emine, kardeşi Mehmet, anne baba ve Mustafa Ankara'da buluştu.

Altıoklar, Ankara Koleji'nde okuduğu ortaokul ve lise yıllarında, sanatla özellikle de edebiyatla ilgilendi. O zaman yeni çıkmaya başlayan Milliyet Sanat Dergisi'nin sadık okurlarından biri oldu. En iyi dersi kompozisyondu. Bu arada sporu da ihmal etmedi. Mahallede basketbol oynarken bir antrenör tarafından keşfedilip ODTÜ Minikler Takımı'na seçildi. Daha sonra Ankara Şekerspor'da oynadı. Fakat o bir erkek çocuk olarak, fizyoterapi (fizik tedavi) uzmanı babası ile çoktan özdeşleşmişti. Babasının doktor olarak toplumdan gördüğü saygıdan etkilenerek tıp fakültesine girdi. Hacettepe Tıp Fakültesi'ndeki öğrencilik yılları, tıp eğitiminin ağırlığı onu sanattan biraz uzaklaştırdı, dönemin de bir gereği olarak politikaya yaklaştırdı. Özellikle Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının asılmasından etkilenerek aktif bir politik öğrenci oldu, Dev-Genç'li HÜTFÖD'te (Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğrenci Derneği) çalıştı. Bu arada, belinden sakatlandığı için bırakmak zorunda kaldığı basketbola antrenör olarak devam etti. Galatasaray Basketbol Takımı'na antrönörlük yapmaya başlayınca kaydını İstanbul Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'ne aldırdı ve buradan mezun oldu.

Mustafa Altıoklar'ın Edirne'nin Uzunköprü ilçesindeki mecburi hizmet yılları, temelini çocukluğunda attığı sinemaya da bir dönüş gibi. Ağır tıp eğitiminden sonra tekrar yoğun olarak kitap okumaya başlayan Altıoklar, ilk senaryo denemelerini burada yazar. Çetin Altan'ın Viski romanını filme çekme hayali ile senaryolaştırmaya çalışır. Ancak kısa sürede tıkanınca teorik bilgisini artırmaya karar verir. Senaryo yazma tekniği ve sinema üzerine kitaplar okumaya başlar. Bu arada bir de kısa metraj film çekme imkanı bulur. Ve sinema macerası 1989 yılında böyle başlar. İlk filmi ‘‘Denize Hançer Düştü’’, ardından büyük ses getiren ‘‘İstanbul Kanatlarımın Altında’’ ve ‘‘Ağır Roman’’ Mustafa Altıokları Türkiye'nin yeni kuşak yönetmenleri arasına çoktan soktu. Yönetmen şimdi de ‘‘İstanbul İşgal Altında’’ filminin senaryo sonrası çalışmalarını yürütüyor.

Hürriyet Gazetesi