Tarihi eser restorasyonundan dağcılığa sayısız hobisi olan ve "Altın Palmiye"li bir aktör olan Muzaffer Özdemir'in Ünye ile tanışması Ordu'da tarihi eserlerin restorasyonu ile başladı. Şehircilik anlayışının en kötü şeklinin Karadeniz Bölgesi'nde olduğunu belirten Özdemir, insanların artık eski ile yeniyi karşılaştırmak yerine, tarihi eserlere sahip çıkması gerektiğini belirtti. Özdemir, "Kaybedilenin geri dönüşümü yok, yerine konulması mümkün değil. Şimdi Ünye'ye baktığınızda neydi, ne hale getirdik? Bunu insanlar önce bir düşünmeli! Ünye'de ki bu tahribatla birlikte ülkemin birçok güzel yerinde ki tarihi eserlerde ki tahribatlara dur denilmeli!" diyerek, var olana sahip çıkılması gerektiğini ifade etti. İnsanların kendi kültürüne yabancılaştığına da dikkat çeken Özdemir, "Tarihin yok olmasına seyirci kalmayın" diyerek de insanları duyarlı olmaya çağırıyor…

 

Saray Cami üzerine araştırma yapan Ünye Yerel Tarih Grubu'ndan Ahmet Derya Varilci ve Ahmet Kabayel ile birlikte, Ünye Saray Cami'nin restorasyonunu üstlenen Muzaffer Özdemir ile üniversiteden arkadaşı olan Ünye Madencilik ortağı Hamit Tecer'in ofisinde görüştük. Özdemir, Ünye ile tanışmasını, üniversiteden arkadaşı olan Tecer’i ziyareti sırasında “Saray Camisi'ni gördüm ve bunun üzerine buranın restorasyonun yapılması gerektiğini düşündüm. İhalesi yapılınca da katılarak, restoresini üstlendim” diyerek anlatıyor.

Sıcak bir sohbet havasında geçen söyleşide, Saray Cami restorasyonu başta olmak üzere Ünye'de ki tarihi eserler ve restorasyonları ile oyunculuğu üzerine görüştük.

 

 

 Muzaffer Özdemir kimdir?

 

Gümüşhane’de doğan, uzun yıllardır Ankara’da yaşayan Özdemir, sinemaya olan tutkusunu hayata geçirmek için İstanbul’da Yeşilçam setlerini dolaşmış, setinde yardım ettiği dağcılıktan arkadaşı Nuri Bilge Ceylan’ın oyuncusu olmuş. Tarihi eser restorasyonundan dağcılığa, sayısız hobisi olan bir kişi.

Sinema tutkusunu beyazperdeye yansıtmak için yıllar önce Yeşilçam sokağını arşınlamış, yönetmenlik heyecanını kısa filmler, belgesellerle yatıştırmaya çalışmış. “Benim işim oyunculuk değil” dese de “Altın Palmiye”li bir aktör. Uzak filminde ki performansıyla rol arkadaşı Mehmet Emin Toprak ile “En İyi Erkek Oyuncu” ödülünü paylaşan Muzaffer Özdemir. “Kasaba”nın delisiyle başlayan, “Mayıs Sıkıntısı” ile devam eden ve son olarak “Uzak” ile zirveyi bulan oyunculuk kariyeri. Cannes Film Festivali Jüri Büyük Ödülü'nü Türkiye'ye getiren Nuri Bilge Ceylan’ın arkadaşı ve filmlerinin oyuncusu. 1974 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi’nde Jeoloji Mühendisliği okumaya gitti ve Yeşilçam setleriyle macerası başladı. Varilci ve Kabayel ile birlikte Muzaffer Özdemir’le Saray Cami ve Ünye’de ki tarihi eserler üzerine sohbetimiz başlıyor.

 

 

Restorasyon işini hobi olarak yapıyorsunuz.

Restore edeceğiniz tarihi eserleri seçerken bir kriteriniz var mı?

Tercihleriniz neye göre oluyor?

 

Restore yapılacak esere önce ısınmam lazım. Ona göre çalışmaya girerim, o çalışmayı kabul ederim. Ordu’da da 3 tarihi eserin restoresini yaptım. Bunların içinde Saray Cami’de var. Üniversiteden arkadaşım olan Ünyeli Hamit Tecer’i ziyaretim sırasında gezerken Saray Cami’yi gördüm ve buranın restorasyonunu yapmaya karar verdim. Sonrasında ihale oldu ve 8 kişilik ekiple restorasyonunu bitirdik.

 

 

Ünye’de tarihi dokuya yönelik

bir değerlendirme yapmanızı istesek!

 

Şehircilik anlayışının en kötü şeklinin Karadeniz Bölgesi’nde olduğunu görüyoruz. Şehir planlaması bilinmiyor. 3 metrelik dar sokaklarda birçok katlı evler.

İnsanlar hep eski ve yeniyi resimlerle karşılaştırır. Ama sadece resimlerle! Neden eskiye sahip çıkılmaz da, bu şekilde yaparız? Ünye’ye yazın geldiğim bir dönemde, bir caddede asılı iki resim dikkatimi çekti.(Orta Çarşı Caddesi üzerinde asılı bir pankart.) Birinde eski Ünye, diğerinde ise Ünye’nin şu anki hali resmedilmişti. Ne yaparsınız? 1950’li yıllardan sonra batı usulü betonlaşmayla birlikte bozulmalar başladı. Tarihi doku mutlaka korunmalı, mahvedilmemeli. Ünye’de tarihi 73 ev var, 12’si restore edilmiş. Asıl olarak kendi elimizle neyi mahvettiğimiz ortaya koymalıyız!

Kaybedilen tarihi eserlerin geri dönüşümü, yerine konulması mümkün değil. Şimdi Ünye’ye baktığınızda neydi, ne hale getirdik? Bunu insanlar önce bir düşünmeli! Ben Ünye’de ki bu tahribatla birlikte ülkemin birçok güzel yerinde ki tahribatları gördükçe çok kızıyorum, yapılanlara üzülüyorum.

Var olanları kurtarmaya gelince, ne kalmış ki elimizde? 20-30 sene sonra bunlar bile kalmayacak. Tarihi eserler kayıt altına alınmalı ve olanı korumak için de kısa sürede restorasyonu yapılmalı.

 

 

 

 

 

Saray Camii restorasyonuna dönersek,

restorasyon süreci nasıl gerçekleşti?

 

Saray Cami’ye ilişkin hazırlanan projeyi aslına uygun olarak yaptık. Cumhuriyet Meydanı’nda bulunan ve 2006 yılı Mayıs ayında ihalesi yapılan Saray Cami restorasyon çalışmasını 164 bin YTL ile alarak, 28 Mayıs 2007 tarihinde çalışmalara başladık. İhalede şartname gereği Saray Camisi yenileme çalışmalarının 6 ayda tamamlanıp, 28 Ekim 2007 tarihinde teslim edilmesi gerekiyordu. Ancak caminin dış cephesi ve ana giriş kapıları başta olmak üzere, minber ve mihrap üzerine yedi kat sürülmüş olan farklı farklı boyaları ana gövdeye zarar vermeden çıkarmak için harcadığımız zaman yetmeyince, kurumdan gelen yetkililere durum belgeleriyle sunuldu ve bir ay ek süre talep ettik. Bize 28 Kasım 2007 tarihine kadar verilen bir aylık ek sürenin tamamını kullanmamıza gerek kalmadan yenileme çalışmalarımızı tamamladık ve Camiyi Vakıflar Samsun Bölge Müdürlüğü’ne 22 Kasım 2007 tarihinde teslim ettik. Gecikmeye kaldığımız için de ceza ödememiz gerekecek, cepten biraz koyacağız anlayacağınız.

 

Caminin restorasyonunda

nasıl bir çalışma izlendi

Saray Camii’nde caminin dış cephesi ve ana giriş kapıları başta olmak üzere, minber ve mihrap üzerine yedi kat sürülmüş olan farklı farklı boyaları ana gövdeye zarar vermeden çıkartarak, caminin orijinaline uygun restoresi yapıldı. Vaaz kürsüsü kullanılamaz durumdaydı. Taş malzeme kullanılarak yenisi yapıldı.

 

Saray Camisi giriş kapısı üzerinde bulunan taş kitabedeki bilgiler doğrultusunda ya da restorasyon sırasında camiyle ilgili bilinmeyen her hangi bir çalışma ve tarihiyle ilgili yeni bir bilgi ortaya çıktı mı?

 

Restorasyon sırasında yapılan çalışmalarda, caminin tarihiyle ilgili farklı bir şey ortaya çıkmadı. Kitabe orijinal, ama üzerindeki işçilik yeni. Belki kitabe üzerindeki işçilik, yer değiştirme ve benzer nedenlerle oluşan hasarların onarımına ait olabilir. Bilgilere ilişkin eskiye mi, yeniye mi ait olduğu konusunda bir şey diyemem, ama üzerinde ki işçiliğin yeni olduğu ve kullanılan malzemenin yeni olduğunu belirtmem gerekiyor. Cami tabanında da çökmeler vardı yer yer.

 

Evet, caminin olduğu alan çorak bölge olduğu ve minare yapımı sırasında epey zorlanıldığı bilinmektedir . Çökmeler de bundan olabilir.

 

Cami içinde ki çöküntüler de, sulak bir alan olduğunu gösteriyor, doğru. Restorasyon çalışmasında ayrıca dışarıdan girişi iptal edip, içeriden giriş yapıldı. Pvc pencereleri orijinal yapıya çevrildi. Cami girişinde, ön ve yan avluda Ünye taşı kullanıldı. Bahçe düzenlemesi de günümüz mimarisine göre, modern olarak uygulandı. Restorasyonda tüm işi biz yaptık. Belediyenin restorasyonla bir bağlantısı yok.

 

Saray Camisi’ni 300 yıl önce yaptıran Hacı Ahmed Efendi'nin mezar ve kemiklerinin camide yapılan hafriyat çalışmaları sırasında alınarak, moloz olarak ilçemizde yapılan Atatürk Parkı’na döküldüğüne yönelik görüşler var.

Restorasyon sırasında, Hacı Ahmet Efendi’nin mezarı korunamaz mıydı ve de adına herhangi bir şey yapılamaz mıydı?

 

Benim konuya ilişkin pek bilgim yok. Saray Cami’nin restorasyon işini aldığımızda bize hazır bir proje verildi, biz de bu projeyi uyguladık. Ama keşke proje hazırlanmadan Saray Cami’yi görseydim, gerekli incelemeleri yaptıktan sonra ortak bir proje hazırlansaydı. Bunun gibi önemli ayrıntılar göz önünde bulundurulmalıydı. Sizin dediğinize göre camiyi yaptıran Hacı Ahmet Efendi için en azından bir yazıyla anıtsal bir şey yapmak gerekiyor. Saygı gösterilmeli. Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne konuyla ilgili başvurulabilinir. Eğer sizler tarafından bir başvuru olursa, ben de anıt yapılması için destek veririm. Bence de camiyi yaptıran kişinin burada mezarının düzenlenmesine ilişkin bir çalışma yaptırılabilinirdi.

 

Ünye’de bulunduğunuz süre zarfında ilçemizi gezip, incelemeye zamanınız olmuştur. Gördüğünüz kadarıyla restorasyonu yapılması için öncelikli gördüğünüz bir eser var mı ve diğer tarihi eserlerin durumuna ilişkin ne düşünüyorsunuz?

 

İnsanlarımızın kendi kültürüne yabancılaşması söz konusu. Tarihin yok olmasına seyirci kalınıyor, yok olan bu kültürel değerleri de görünce insanın sinirleri bozuluyor. Ünye’de tam bir inceleme yapamadım. Ama birçok eser var Ünye’de. Tarihi eserleriniz de genelde Roma ve Bizans yapısı hakim. Ünye’de anladığım kadarıyla tarihi eserlerin sahipleri arasında sorunlar var, miras olayları vs. Devlet, tarihi eserlerin restorasyonu konusuna biraz da ilgisiz

Ünye’de bulunduğum süre içerisinde en basitinden Ünye Kalesi’ne çıktık. Muhteşem bir manzarası var, ama kalenin doğal dokusu bozulmuş. Onu bile koruyamamışız. Kale restore edilmiş, ama restoresinde çimento kullanılmış. Bu da doğallıktan uzak.

 

Restorasyon işini hobi olarak yaptığınızı söylüyorsunuz. Peki oyunculuk yönünüze gelince, oyunculuğu nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Aslında ben profesyonel bir oyuncu da değilim, mimar da. Bunları kendi mesleğim olarak görmüyorum, hobi olarak yapıyorum. Ailem aslında inşaat sektörüyle ilgilenir. Ben de baba işine döneyim dedim. Mimar olan kardeşimle birlikte tarihi yapıların restorasyonuna başladık. Severek yaptığım bir iş oldu. Ama o da sonuçta benim için hobi gibi, sinema gibi yani. Ben bir gezerim, benim mesleğim bu. Oyunculuk tamamen tesadüfen olmuş bir şeydir.

 

Sizin oyunculukta ki başarınız Cannes’dan bile tescillendi. Nasıl bir oyuncusunuz? Çalışma tarzınız, metodunuz var mı?

 

Kamerayı ve film çekildiğini unutabildiğim anda konsantrasyon sağlayabiliyorum. Setteki oyunculara, yani karakterlere odaklanmak gerek. 3-5 saniye de olsa oynadığınız o rolde ki kişi olmalı ve doğallığı yakalamalısınız. Rol öncesi fiziksel hazırlık, uzun provalar filan yapmıyorum. Benim için önemli olan o anı yakalamak ve oynadığım kişi olabilmek.

 

Bir sinemacı olarak yakın gelecekteki projeleriniz var mı?

Bir kısa film hazırlığındayım. Ama projeye ilişkin bilgi vermem doğru olmaz. Çünkü bu tür şeyleri anlatmak sakıncalıdır. Ayrıntılar bende kalsın, ortaya çıktığında hep birlikte göreceğiz.

 

Sizin oyuncu yönünüzü de düşününce, Ünye’de bir film çekilebilir mi? Denizi, yeşili, tarihi dokusu olmak üzere birçok imkan bir arada…

 

Ünye ve Ünyeliler tarihi dokusuna sahip çıkmamış gördüğüm kadarıyla. Tarihi dokusu kalmamış gibi bir şey, şu an kalanlar da 20-30 yıl sonra ilgilenilmezse yok olacak. Ünye belgesel çekimine uygun olabilir. Tarihi yapısı korunsaydı eğer, dönem filmleri çekilebilirdi. Türk sineması şu sıralar dönem filmine yöneldi ve dönem filmi çekmek için örneğin bir sokak gerektiğinde bu sokağın dizayn çalışması bile bir sürü para. Tarihi film çekilmesi için de Ünye’de gerekli mekanlar var, ama bozulmuş. Korunsaydı ve bundan sonra en azından kalanlar korunursa neden olmasın ki!

 

Hacer Çoşkun. Ünye. Aralık.2007

hacercoskun@hotmail.com

Fotoğr: Hacer Coşkun