
Sırtın neden eğri, diye deveye sorulduğunda; deve “Nerem doğru
ki?” demiş.
Böyle bir soruyu Ünye’ye sorsak ve desek ki; “Ey Ünye bırak şehirlerarası
olmayı bölgelerarası yol olan Niksar Caddesi üzerinde
neden sağlı sollu iki taraflı park yapılır? Ayrıca,
bu da yetmezmiş gibi yer yer iki sıra halinde
park yapılarak, koskoca cadde tek şerite neden
düşürülür?”
Ünye’nin bu soruya vereceği cevap aynen devenin verdiği cevap gibi
olur. “Nerem doğru ki?”
Konak Sineması’nın bitişiğinde koskoca otopark var. Ama Hükümet
Konağı arkası, Kadılar Yokuşu, Orta Çarşı’nın
bir kısmı yanlış park yapmış araçlardan geçilmez
olur. Kaledere Okulu’nun karşısında ve hemen onun
yanı başında olmak üzere iki otopark varken, neden.
Çınarlık Caddesi üstü, Pazaryeri’nin her tarafı,
yanlış park etmiş araçlarla nefes alamaz durumdadır.

Yıllardır çözüm bulunamayan Cumhuriyet Meydanı
Geçen sabah Ünye dışından misafirlerimle sabah yürüyüşüne çıktık.Yürüyüş
sırasında gördükleri olumsuzluklar karşısında
“ Aa burası neden böyle, şurası niye böyle olmuş”
deyip durdular. Ama bir şeye çok şaşırdılar. Vatandaş
ne yapmış biliyor musunuz? Sahil kaldırımının
kenarındaki evinin önünde kaldırımın kenarındaki
boşluğa, Belediye’nin ağaç, çiçek dikmesi gereken
bölüme başta pancar olmak üzere hemen her türlü
sebzeyi dikmiş. Yalan yok, ben de hayret ettim.
Orada sorduk, meğer burası yıllardır sebze bahçesi
olarak kullanılıyormuş.
O sabah ki yürüyüşümüz sırasında Çamlık içine girmedik. Çünkü o
kadar pisti ki her taraf. Sanki aylardır temizlik
yüzü görmemiş haliyle yürüyüş yapanlara “oksijen”
vermeye çalışıyordu.

İskelede ne yapılıyor, niye yapılıyor bilmiyorum
Tam da yaz mevsiminin ortasında girişine bir kapı yapılmış, bir
de kilit takılmış, girmek yasak. Sahi iskelede
ne yapılıyor, bir projesi var mı, projeden haberi
olan varsa dinlemeyi ve öğrenmeyi çok isterim.
Ünye’nin şehir merkezinde, özellikle Yeni Cami Orta Çarşı ile Cumhuriyet
Meydanı Saray Camisi mıntıkasında, buralarda cami
de olmasına rağmen tuvalet yok. Minareyi gören
yabancı birisi geliyor caminin dibine donup kalıyor
tuvaletsiz cami karşısında. Hele geceleyin Ünye’de
bayanların gidebileceği tuvalet hiç yok. Büyük
Cami altında gündüzleri hizmet veren tek bayan
tuvaleti, geceleri erkek tuvaletine dönüştürülüyor.
Bayanlar kalıyor orta yerde tuvaletsiz. Ben bir
gece Niksar’dan gelen bir bayanla, çocuğunun tuvalet
bulamayıp zor durumda kaldıklarını görünce, girdim
tuvalete rica ettim erkekleri çıkardım, sonra
bayanları içeriye gönderdim, tuvaletin kapısında
da nöbet tuttum.

Otları
yolunmamış en turistik sokağımız, Kadılar Sokağı
ve duvarlarında ağaç bitmiş surlar
Belediye zaman zaman; caddede, sokakta, olmadık yerde biten yabani
otları temizletirdi. Kaledere Okulu’nun duvar
dibi ve yüzeyi ile Paşabahçe Surları’nın duvar
dibi ve yüzeyi başta olmak üzere şehrin hemen
her tarafı, bu sene böyle bir çalışma yapılmadığı
için nasıl çirkin çirkin büyümüşler.
Şimdi bir kısmınız diyecek ki, Ey Kıroğlu Allah aşkına şu yazdıkların
Cumhuriyet Meydanı rezaletinden, sahil kepazeliğinden,
bir avuç suya mahkum olan alt yapı bozuntusundan
daha mı önemli de, yok ot, yok çöp, yok tuvalet
işlerini yazıyorsun.
Tabii ki değil, ama işin doğrusu devenin cevabı, “Nerem doğru ki?”
29 Ağustos 2006
Musa Ö. KIROĞLU
Şirin Ünye Gazetesi
Yazarın Bu Haftaki Makalesi
Siz şu yanlış araç parkını halledin,
Biz başka bir şey
Beklemiyoruz
Geçen
hafta da yazmıştım. Bir şey değişmediği için Ünye’nin,
başta Niksar Caddesi olmak üzere şehir merkezinin
hemen her tarafının yanlış araç parkı sonucu adeta
kitlendiğini, nefes alamaz halde olduğunu bir
kez daha yazıyorum. Hatta yazmanın ötesinde çığlık
atıyor, feryat ediyorum.
Ünye’ye
idare edenler Allahaşkına, siz hiç Niksar Caddesi’nden
geçmiyor musunuz, koskoca caddenin kaldırımları
dahil, sağının solunun park eden araçlarla tıkanıp
bölgeler ve şehirlerarası transit yolun tek şerite
düşürüldüğünü hiç görmüyor musunuz? Şehir merkezinde,
eski ve yeni pazaryerinde, Orta Çarşı’da, Eski
Fatsa Caddesi’nde hiç dolaşmıyor musunuz? Sağa
sola diktirdiğiniz park yasağı tabelalarının dibinde,
bunları diktirenlere meydan okurcasına park eden
araç kepazeliğine hiç rastlamıyor musunuz?

Cumhuriyet Meydanımız, halen 1950 yılında Belediye
Başkanı Hüsrev Yürür’ün Perşembeden
getirttiği kobalt parka taşları ile.
Siz, bırakın öyle büyük işlerin büyük laflarıyla iş yapıyor gibi
görünmeleri.
Biz vazgeçtik Cumhuriyet Meydanı, Atatürk Parkı ve Sahil düzenlemesinden
falan.
Ak İş Merkezi, Tabakhane Deresi ıslahı, şehir suyu barajı, vs.vs.vs.
hepsini sildik aklımızdan.
Çünkü hiçbir umudumuz
ve beklentimiz kalmadı artık.
Sizden
sadece; şu trafik çilesinin, sağda solda yalan
yanlış araç parkının önüne
geçmenizi istiyoruz.
Yaşadığımız
şehrin cadde ve sokaklarında darlanmadan, bunalmadan,
rahat nefes alarak gezip dolaşmak istiyoruz. Taşıtımızla,
aracımızla sağa sola dokunmadan, çarpmadan, kazaya
belaya kalmadan rahat hareket etmek istiyoruz.
İktidar’ın Ünye’ye hiç değilse bu kadarcık ta olsa bir gölgeciği
düşsün bari artık. Şu rezalet, şu kepazelik bir
son bulsun.
(Not:
İstanbul’da
yaşayan değerli büyüğümüz, Araştırmacı Yazar-
Gazeteci Ağabeyimiz Yaşar Karaduman’ın
internette dahil olduğu grup üyelerine kendi internet
sitesi vasıtasıyla attığı yazıyı ben de, aşağıda
okuyucularıma sunmayı görev bildim)
Çok Değerli Gurup Üyeleri,
Özellikle Ünye'den bize bağlı sevgili arkadaşlarım,
Ben İstanbul'dan yazıyorum bugün İstanbul yine sıcak, bayram nedeniyle
trafik biraz rahat.
Türk Ulusu'nun bu en büyük Zafer Bayramı kutlu olsun.
İki gün önce bir haber atarak, iskelede yapılan onarım ve düzenleme
hakkında arkadaşlarımın görüşlerini, yorumlarını
sordum, hiç kimseden ses çıkmadı, ilgililerden
de bir açıklama gelmedi, bize iskelede kaç tuğla,
kaç lamba kullanıldığı lazım değil, kaça, kimlere
yaptırıldığı ve paranın nereden karşılandığı gerekli.
Grup üyesi arkadaşlarımdan ve ilgilerden yorum ve açıklama halen
beklemekteyim.
Tam bunun üzerine bugün Şirin Ünye Gazetesi İnternet Sitesinde
http://www.sirinunye.com/detay.asp?hid=722
linkinde
Başyazar Musa Ö. Kıroğlu imzalı güzel bir yazı var, mutlaka
okuyun.
Yazar makalesinde Ünye'deki çarpıklıklara ve iskeleye değinerek
soruyor
"Nerem Doğru ki?"
Bu arkadaşımız daha önce de bir makalesinde şöyle sormuştu:
"Bu yanlışlıkları size kim yaptırıyor Allahaşkına?"
Ben de Musa Ö. Kıroğlu'na soruyorum.
Bu kadar hata ve yanlışlık olur mu, bu kadar bilmemezlik, görmemezlik
olur mu, bunlara bu yanlışlıkları özellikle yaptıran
birileri mi var gerçekten?”
Yaşar Karaduman
Fotoğraflar : Berkhan Çağlar Karaduman