|

"
Ömer Bedrettin Uşaklıgil'in elma bahçeleri,
Ömer Çam'ın doğarken suları sarartan
batarken kızıllaştıran güneşi yok artık." |
Çocukluk yıllarım Akkuş’ta geçti.
Her şehrin kendine has özellikleri ve güzellikleri,
o özelliklerin insanda bıraktığı etkileri oluyor.
Tifi ırmağında alabalık tutmanın, Kertilde piknik
yapmanın, Argan’dan temaşa etmenin, Dağyazı’da top
oynamanın, Dumantepe’de kebap yemenin, kabakulak’ta
güreş tutmanın, her yöre sakininde olduğu gibi bende
de güzel izleri vardır.
1970’li o yılların, beni en çok heyecanlandıran
ve mutlu kılan anılarından biri de, Ünye’ye gelmekti.
Ünye’ye gelmek, bugünün şartlarında, Türkiye’nin
en gözde turizm merkezlerinde tatil yapmakla eşdeğerdi
benim için. Ünye’ye duyduğum bu özlem ve heyecan,
Üniversite eğitimi için gittiğim Erzurum’da iken
de, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Basın Müşaviri olarak
Ankara’da iken de devam etti. Bugün benim gazetecilik
mesleğimi, Ankara ya da İstanbul’da değil de Ünye’de
sürdürmemi de, Ünye’ye duyduğum bu özlem ve heyecana
borçluyum.
Ben böyleyim de, bu şehirde doğup büyüyen, bu şehrin
mahallelerinde oynayan, okullarında okuyan, burada
esnaf, tüccar, memur, fındık üreticisi olanların
duygu ve düşünceleri farklı mı? Elbette ki değil.
İkizceli, Çaybaşılı, Tekkirazlı, İlküvezli, Akkuşlu’nun
duyguları da bizimle aynı değil mi? Akkuş Kuzköylü
Ömer Çam hocamız ve onun bu şehre, bu şehrin insanlarına
verdiği değer, verdiği hizmet, Ünyeli olmayı Ünye’de
doğmaktan ibaret zannedenlere, en güzel derslerden
birini vermiyor mu? Tıpkı kurucusu olduğu Ünye Lisesi’nde
verdiğini bildiğimiz o güzel dersleri gibi.
Her nerede olursam olayım, adını duyduğumda büyük
bir heyecan ve mutluluk duyduğum, gözlerimin adeta
ışıl ışıl parladığı Ünye’de, süreklilik arz eden
yaşam biçimime başlayalı 15 yıl, çocukluk anılarımın
üzerinden ise 30-35 yıl geçti. 15 yıl önce Ünye’de
gazeteciliğe başladığımda 1970’li yılların Ünye’sini,
bugün de 15-20 yıl öncesinin Ünye’sini bulamıyorum.
Hangi açıdan mı? Hemen her açıdan. Özellikle de
imar açısından.
Yıl 1998. Ünye Uluslararası Kültür, Sanat ve Turizm
Festivali’nin 7.si yapılıyor. Dönemim İstanbul Büyükşehir
Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı İdris Naim
Şahin, festivale katkı için İstanbul’dan kiraladığı
7-8 kişilik pervaneli bir uçakla Ünye Havaalanına
iniyor. Ünyeli’lerin, ücretsiz havadan Ünye’yi izleyebilmeleri
için getirilen uçakla ilk turu, aralarında benim
de bulunduğum bir grup, İdris Naim Şahin’le birlikte
atıyor.
Ünye’nin imar durumunu, İdris beyin dikkatimizi
çekmesi üzerine, kendimizce incelemeye çalışıyoruz.
Ünye’yi bilmeseniz ve ilk kez görüyor olsanız, zannedersiniz
ki ABD savaş uçakları, Irak’a giderken Ünye’ye de
uğramış. Hemen bütün binalar çatısız, sıvasız ve
boyasız. Cadde ve sokaklar dar. Yan yana duran binaların
kimi havadaki uçağa değmek arzusundaymış gibi semaya
yükseliyor, diğeri adeta yeni doğmuş buzağının,
annesine yalanmasını andırıyor.
O gün havadan ancak görebildiğimi, belki de farkına
varamadığım, varmadığım ya da varmak istemediğim
için görmediğimi, bugün artık oturduğum yerden de
görüyorum. Nasıl görmeyeyim ki; Ömer Bedrettin Uşaklıgil’in
elma bahçeleri, Ömer Çam’ın doğarken suları sarartan,
batarken kızıllaştıran güneşi yok artık. Şehir adeta
harabeye dönmüş, döndürülmüş. İster çıkın Çakırtepe’den,
ister Bayramca tepesinden, isterseniz Şeyh Yunus
tepesinden bakın Ünye’ye. Aynı siluetle karşılaşacaksınız;
harabe şehir silueti.
Ünye’nin harabe şehir siluetine bürünmesinde, 1970’li
yılların başından bugüne kadar görev yapan Belediye
Başkanlarımızdan kiminin az, kiminin fazla olsa
da, hepsinin payı var. Neden böyle oldu, kim nasıl
yaptı yı tartışmanın yararı yok artık. Şimdi geçmişten
ders alarak, geleceği planlama zamanıdır. Ünye’yi,
resimlerde kalan bir şehir değil, resimlere yeniden
konu olan bir şehir haline getirme zamanıdır.
Bunun için önce şehrin siluetini düzeltmekle işe
başlayalım. Çatısız, sıvasız, boyasız ev bırakmayalım.
Bunları, doğrusu bu olduğu için, isteyerek yapalım.
Binasına çatı yaptırmakta, duvarını sıvamakta, boyamakta
zorlanana destek olalım. Yine yaptırmıyorsa, cezasını
da keselim.
Ünye’nin yollarının parke taşına da ihtiyacı var.
Onu da döşeyelim. Ama unutmayalım ki, parke taşlarının
değerini üzerinde yürüyenler, park ve bahçeleri
de gezip görenler, oralarda dinlenenler bilir. Oysa
şehrin siluetini, küçük-büyük, yaşlı-genç, ev sahibi-misafir
herkes görür ve bilir.
1970 ve öncesi yıllarının güzelliğini çağrıştıracak
bir Ünye silueti ortaya çıkaracak çalışmayı yapan
yerel yönetim, yerel yönetimin başında bulunan belediye
başkanı tarihe geçer.
Bu memleketten değerli bilim adamları, sanat adamları,
siyaset adamları yetişmişse, bu memleketten yetişen
o değerler herkesi imrendiriyorsa, onların temellerinde,
1970 ve öncesi Ünye’sinin, ünlü bir ressamın elinden
çıkan tablosunu andıran silueti yatar. O kuşak artık
görevini tamamladı, tamamlıyor.
Peki ya 1980 ve sonrası kuşak. Onların da imrenilen
bir Ünyeli, Ünye aşığı olmasını istiyor isek, şehrimizin
siluetini değiştirelim, güzelleştirelim.
Saygılarımla.
2006-01-18
- Şakir Gürel
sakirgurel@hizmettv.com.tr
http://www.hizmettv.com.tr/detail.php?id=1000728
|