ELEŞTİRİ


Uzun yıllar önce Avni Dilligil Ünye Konak Sinemasında bir oyun sergilemişti “Kırmızı Fenerler” diye, Avni Dilligil’in yaşamının son yılları idi, artık pek fazla tanınmıyor ve rağbet görmüyordu ününü yitirmişti. Bu tür sanatçılar son yıllarında ekmek paralarını kazanmak için, Anadolu yollarına düşerler. Avni Dilligi de öyle yapmıştı, yolu Ünye’ye de düşmüş burada bir oyun sergilemişti. Oyunun ortasında salondaki gürültüye sinirlenen Dilligil oyunu keserek seyirciye, bir tiyatro oyununun nasıl izlenmesi konusunda bir konuşma yapmış halk da sanatçıları yuhalamıştı.

Oyun yarıda kesilerek perde kapanmış, seyirci salonu boşaltmış yalnız sahnenin sağında ve solunda yanan kırmızı sokak lambaları kalmıştı geriye. Bunu aynı gece salonda olan çocukluk arkadaşımız tiyatrocu Ferhan Sensoy da Ünye’deki çocukluk anılarına yer verdiği “Kalemimin Sapını Gülle Donattım” ve “Gündeste” adlı iki romanında anlatmıştır. İşte bu lambaların aynısını iskeleye dikiyorlar şimdi, bunları görünce yıllar önce Konak Sinemasının sahnesindeki bu kırmızı sokak fenerleri aklıma geldi.

Aslında bu lambaların üslup ve tarzı iskelenin hem mimarisine hem de kullanım amacına hiç uymamıştı. Bu tür aydınlatma şekilleri genelde şehrin eski ve otantik sokaklarında kullanılır. Uzun yılar kaldığım bir Avrupa Ülkesinin küçük kasabasında bu tür lambalarla aydınlatılmış onsekizinci yüzyıldan kalmış bir sokak vardı, arada bir burayı baştan başa bir gider bir gelir, tarihin içinden geçmiş gibi olurdum, huzur verirdi insana. Biraz da bizim Kadılar sokağımıza benzerdi. Bu lambalar yapılacak bir düzenleme ile Kadılar Sokağına ne güzel yakışırdı, Bakırcılar arastasında kullanılabilirdi, Döner Çeşme Meydanında kullanılabilirdi.

 
 İskelenin yenilenmesi bakımı ve onarımı iyi fikir ancak aydınlatma için kullanılan
 Sokak fenerlerinin seçimi seçimi yanlıştır.

Sokak fenerleri de diyorlar bu tür lambalara, amaç, tarihi eski ve estetik bir görüntü sağlamaktır. İtalyan feneri, Osmanlı Feneri de denmektedir, genelde Avrupa’dan bize gelmiştir, onyedinci asırdan sonra Paris, Viyana, Zürich, Hamburg ve Londra sokaklarında kullanılmıştır.

Ama iskeleye hiç mi hiç yakışmamış yakışmadığı gibi bilgisizliğimizi ortaya koymuştur. En azından birilerine sorulabilirdi, bu tür aydınlatma şekillerinde uzman olan biri bu tür bir lambanın iskelede kullanılamayacağını bilirdi. Bu tür sokakları ve aydınlatmasını görmüş bir sürü kişi var Ünye’de. Lambaların eski ve tarihi tarzı sanıyorum buna” Rustikal” diyorlar, iskelenin kenar demirleri ile hiç uyum sağlamamış. O zaman kenar demirlerini de değiştirip aynı tarz yapmak lazım, eski İstanbul Galata Köprüsündeki gibi. O da olmaz burası köprü değildir, iskeledir, yük iskelesidir, bir eski değeri bir tarihi değeri yoktur. Buraya olsa olsa parktaki karpuz lambalar uygun düşer.

Her şeyde olduğu gibi Ünye’de yaşayanlar ve konu hakkında bilgisi olanlar, Dernekler, kuruluşlar, Basın Radyo Tv Ünye’yi sevenler yeşil Ünye diye çırpınanlar bunu da görmezlikten gelerek yaşayıp gitmektedirler. Kimsenin sesi çıkmamakta kimse itiraz etmemektedir.

 

 
Tarihi sokakları aydınlatmada kullanılan Sokak Fenerleri tipindeki bu aydınlatma iskelenin
yapısına ve kullanım amacına uymamıştır.

Gittim, Ünye Belediyesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğüne, üzerime vazife değil ama, Ünye’yi seven biri olmanın verdiği cesaretle vatandaş olarak, vazife edindim, bu lambaların seçiminin nasıl yapıldığını sordum. Lambaların şeklinin seçiminin Belediye Daire Müdürleri ile yapılan bir toplantıda kararlaştırıldığını söylediler. Bu konuda detaylı bilgi verilmek istenirse sitemiz sayfaları açıktır. Memnun da oluruz halk da iskele gibi aydınlanmış olur.

İskelede aydınlatmadan başka taban düzenlemesi de yapılmaktadır, daha sonra boyanacağını da söylediler. Ünyeliler için daha çok gezinti ve seyir amaçlı kullanılan iskelenin bu şekilde düzenlenmesi sevindirici emek verenleri kutlamak gerek bir de lambalar uydurulabilseydi.

Eh o kadar kusur kadının kızında da olurmuş.