Japon kültüründe imparatora sonsuz saygı vardır. Bu saygı öyle boyuttadır ki har Japon, imparatorları için ölmeye hazırdır. SON SAMURAY da bu uğurda can verirken görkemli bir kahraman olarak ibret alınacak insanlık dersi vermiştir. SON SAMURAY’ ın bu onurlu mücadelesi bugünün dünyasında saygın bir anı, erdemli bir davranış olarak örnek alınmaktadır. “SON SAMURAY” filmini seyredip de hüzünlenmeyen veya ağlamayan bir kimse olduğunu düşünemiyorum.

Bu anlayışın ülkemizin korunmasında da yer almasını dilerdim. Bu vatan hepimizindir. Vatan’ın bütünlüğü, cumhuriyet ilkelerinin devamı için kötü yönetime karşı SAMURAY anlamında bir mücadelenin gerekliliğine inanıyorum. Ülkemizde SAMURAY‘lar gibi vatanın, cumhuriyete bağlı insanların mutluluğuna kafa yoran aileler ve insanlar vardır,


Ünye'nin Son Samuray'ı Orhun Güven
Kendisi de bir samuray ailesinden gelmiştir. Babası Musa Güven, amcası Hasan Güvende birer samuraydılar. Devlete ve kanunlara saygılı, her şeyin temelinin eğitim olduğunu bilen kimseler olduklarına ben de şahit olmuşumdur. Sorumlu oldukları çocuklarını, başarılı öğrencileri bu anlamda desteklemişlerdir.Bin dokuz yüz elli üç yılında Musa Güven, oğlu Orhun Güven’i Ankara Koleji’ne uğurlamaktadır. Bir elini oğlunun omzuna, diğer elini de bir çam ağacına dayamış olarak oğluna şu nasihatı çekmiştir:“Oğul, yatılı mektebe gidiyorsun, orada şımarık, ahlaksız çocuklar olabilir, sakın onlara uyma. Devletin kurallarına uy. Devletin ayağına tiken batacağına, senin gözüne batsın; Allah korusun!” Bu nasihatın anlamı şudur: Musa Güven oğluna şehit olmayı önermiştir. Orhun Güven bugün babasının nasihatına uymaktadır. Olumsuz olan yöneticilere savaş açmıştır. Hem de tek başına.Belediye başkanları ile başı derttedir. Çünkü toplumsal yanlışları en çok yapanlar oldukları için Millet suskun. Öğretmeni, doktoru, memuru, esnafı hepsi susuyor, tepkisiz..

 

Orhun Güven tek başına mücadele veriyor. Niçin? Onların mutluluğu için. Bunu yaparken de, uyumsuz, hayalci gibi yakıştırmalar yapılıyor. Doğrudur.

Çünki, düşünen, yaratıcı kimseler toplumdan farklıdır. Belki elli yıl sonra onun gibi düşünebileceklerdir.

Orhun Güven geleceğe ışık tutuyor, eğlenmeye vakit bulamayacak kadar çok çalışıyor. Televole edebiyatı yapmıyor. Evreci, doğa aşkı ile tutuşmuş, sevgi dolu, hümanist, haksızlığa tepkisi yüksek bir karakter taşıyor. Kendisi için bir şey istemiyor.

Yaptığı işlere üniversite bile belki yirmi yıl sonra ulaşabilir. Buna rağmen kimse Orhun Güven’i anlamıyor.  Hayatta en üzücü olan anlaşılmamaktır, dışlanmaktır, hesaba alınmamaktır. Orhun Güven’i anlayan bir elin parmakları sayısında da olsa kişiler vardır.

Biz bu anlayışa sahip üç-beş kişi ile televolecilerin hepsini alt etmeye muktediriz. Samuraylarda yılgınlık olmaz. Aklı olan Orhun Güven’i dinler, ona danışır. Bunu yapmayanların dersini zaten millet seçimlerde vermiyor mu?

Samuray olmak akıl yoludur. “Son Samuray”lık da bu yolda şehit olmaktır.

Orhun Güven hayatta iken bu şerbeti içmiştir. İnsanların mutluluğu ve devletin bekası bu ruhun coşkusuna bağlıdır.


Ankara Kolejinin 2004 Haziran ayında Şile Doğa Kulüp'te yapılan 45'nci mezuniyet yıldönümüne
katılan mezunlar bir arada. 792 Orhun Güven sağ başta


Fotoğraflar : Şirin Ünye Gazetesi - Ankara Koleji Web Sitesi