Ünye’de yeni baş gösteren bir tehlike ile karşı karşıyayız.

 

Tinerciler.. Ve Baliciler

 

Büyük şehirlerin ve köyden kente göçün yoğun yaşandığı yerlerin başlıca problemlerinden olan bu toplumsal yara ve toplumsal tehlike maalesef yavaş yavaş Ünye’de de baş göstermektedir.

Henüz daha problemin başında olduğumuz bu günlerde yetkililerin acil ve sıkı önlemler alması gerekmektedir.

 

Tinerciler genelde daha çocuk yaştadırlar. Yaş ortalamaları 10-18 dir.  Bunların içinde uyuşturucu bağımlısı olup para bulamadıkları için tiner koklayanlar da vardır. Bunların bir adı da “Baliciler”dir. Bali bir yapıştırma maddesidir. İçeriğinde bol miktarda tiner olduğu için tercih ederler.

Bu çocuklar bu belaya ailedeki problemler, nedeniyle bulaşmaktadırlar.  Ailenin bozuk ekonomik durumu, küçük yaşta çalışmaya zorlanan çocuklar bir müddet sonra bunun ağırlığı altında ezilmekte aileden gelen baskıyı ve mutsuzluğu göğüsleyebilmek için bir çare olarak sarılmaktadırlar. Ailede sevginin eksikliğinin,devletin sahipsizliğinin, sosyal hayatın caydırıcısızlığı ve eğitimin eksikliğinin nedenleri ile bu gibi şeylere alışmaktadırlar..

 

Tinerciler, kimlerdir?

Tinerle ilgili işlerde çalışanlar ve çocuklar,

Ailesi problemli çocuklar

Anne baba ayrı çocuklar

Aileden sevgi görmeyerek horlanarak büyümüş çocuklar

Küçük yaşta çalışmaya zorlanmış çocuklar

Hayatın yükünü kaldıramamış çocuklar

Uçucu madde bağımlıları büyükler

Uyuşturucu bağımlıları

Bali ve tiner kullanılan işlerde çalışanlar.

 

Ünye’de bu tehlike henüz yenidir.

Çocukların kim oldukları aileleri bilinmemektedir.

Yaşları aile durumları eğitimleri hakkında kesin bilgilere şu anda sahip değiliz.

Bunlar ileride yapılacak bir inceleme konusudur.

Kendilerinin var olduklarını bıraktıkları izlerden anlamaktayız.

Bu tehlike takibe alınıp önlenmezse yarın karşımıza büyük şehirlerdeki gibi problemler çıkacaktır.

Bunlar ileride kapkaça karışacak ağır tiner şokuyla yol kesecekler, para isteyecekler vermeyenlere zarar vereceklerdir, adam bıçaklayacaklar, Ünye’de bir terör havası esecek kimse yalnız başına tenha ve ıssız yerlerde veya gece sokakta dolaşamaz hale gelecektir.

 

 

  Dikilitaş’ta tinerci ve balicilerin bıraktıkları izler

 

Bugün tiner çeken ve bali koklayan çocuklardan en çok çeken şehir İstanbul’dur.  Burada bu çocuklar yol kesmekte, kapkaç yapmakta, etrafa dehşet saçmaktadırlar. Tiner ve bali kokladıktan sonra kontrollerini kaybeden çocuklar insanlara zarar vermektedirler, saldırgan olmaktadırlar.

Çok şükür Ünye’de bugüne kadar bu tür bir olaya rastlanmamıştır. Tiner ve bali bağımlıları şu an kendilerini gizlemektedirler.

Gözlerden uzak yerlerde genelde karanlık bastığı zaman tiner ve bali çekmektedirler.

Bu yerler daha çok şehir dışında şehrin hemen yanı başında ki falezlerdir.

 

Geçenlerde arkadaşlarla yaptığımız Topyanı-Aynikola arasında kıyı şerindeki kayalık ve falezlerde ki araştırmalarımız sırasında tinercilerin geride bırakmış olduğu inanılmaz derece korkunç ve gelecek tehlikeyi haber veren izlerine rastladık.

Genelde insanların çok sık bulunmadığı yerleri tercih eden bu insanlar falezleri, kuytu kayalıkları kendilerine mekan edinmişlerdir. Buralarda kayaların ve çalılıkların arasında kendilerini gizleyen tinerciler geride bali tüpleri ve plastik torbalar bırakmışlardır.

Bir plastik poşetin içine sıktıkları bir veya iki tüp baliyi burunlarına götürüp solumakta ve bir müddet sonra sarhoş olmaktadırlar.

Ellerinde torbalar suratlarına dayayarak içindeki baliyi yada tineri çekmektedirler.

 

Bu sarhoşluk beş veya altı saat sürmektedir ve bu zaman zarfında bütün dertlerini unuttuklarını dünyaya farklı baktıklarını söylemektedirler. Kendilerine geldiklerinde hayat tam bir karmaşa ve yaşanılan bir çöküntüdür. İşleri bitince geride bu tüpleri ve poşetleri rastgele sağa sola gizleme ihtiyacını bile duymadan atmaktadırlar.

 

Topyanı’ndan Aynikola’ya kadar tüm falezler, kayalıklar ve sahil bali tüpleri ve bali çekilen poşetlerle doludur.

 

   

  Tinercilerin geride bıraktıkları

 

Genelde tercih ettikleri yerler gözden ırak kayalıklardır.

Araştırma gezimizde karşımıza çıkan bu tehlikeyi eğer o gün görmeseydik belki uzun zaman bilemeyecektik. Adım adım incelediğimiz kayalıklar, kumsallardaki kuytu köşeler, kuytu ağaç altları bunların geride bıraktıkları izlerle dolu idi.

Topyanı’ndan başladığımız falez araştırmaların da bu problemin ilk karşımıza çıktığı yer Dikiltaş oldu.. Dikilitaş, hastane virajının altındaki yoldan görünmeyen kayalıklardır.

Daha çok burada üstlenmektedirler. Emniyet güçlerinin burayı çok iyi kontrol etmeleri ve denetim altında tutmaları gerekmektedir. Burası kuytu olması nedeniyle tercih edilmektedir. Burada ateşte yaktıkları görülmüştür. Bundan, karanlık bastıktan sonra gelip bali çektikleri anlaşılmaktadır.

Buradan sonra Fener altı kumsalı gelmektedir. Fener altından sonra, mekan olarak Çamlıkta motellere gitmeden beşkayaların karşısındaki çalıların kapattığı kayalıkları seçmişlerdir. Çamlıktan sonra mekanları İnciraltı plajı ve Aynikoladır.

Buralara hava karardıktan bir araçla devriye çıkarmak caydırıcılık açısından faydalı olacaktır.

Şimdilik bunlar diğer büyük şehirlerdekiler gibi deşifre olmamışlardır, yukarıda söylediğimiz gibi, yaş gruplarını aile durumlarını eğitimlerini, geldikleri yerleri bilememekteyiz. İleride yapılacak kontrollerde bunlar açıklığa kavuşacaktır.

 

 

 

   

  Tinercilerin tercih ettikleri Dikilitaş ve Beşkayalar

 

Toplumsal bir yara olan bu çocuklar, bu güzel kıyılarımızı kirletmekte, olumsuz bir hava da yaratmaktadırlar. Buraya yalnız veya ailesi ile denize girmeye veya hava almak için dolaşmaya çıkan insanları ürkütmektedir. Yavaş yavaş korku salmaktadırlar. Şehrin nefes aldığı en güzel yerler bali tüpleri ve poşetleri ile kirlenmektedir. Yetkililer buralara temizlik görevlilerini göndererek bu çirkin görüntüyü temizletmelidir.

 

Ertesi sabah yarım kalan araştırmayı tamamlamak için gittiğimizde Feneraltında o gece kamp kurmuş bir turist grubunun anlattıkları karşısında söyleyecek tek söz bulamadım.

Araçlarını Fenerin önüne park ederek aşağıdaki kumsalda çadırlarının içinde geceleyen beş altı kişilik bir Alman grup, gece 15-18 yaşları arasında beş kişinin gelip biraz ilerdeki kayalıklarda ateş yaktıklarını bağırıp çağırarak birkaç saat sonra gittiklerini, çok korktuklarını söylemişlerdir. Gösterdikleri yere gidip baktığımızda çok sayıda bali tüpleri ve poşetler vardı.

 

   

 

 
Bu duruma nasıl geldiler?

Şehirlerin hızlı göç alımının olumsuz etkilediği küçük yaştaki çocukların, bir de ağır koşullarda çalıştırılması sonrasında bali ve tinere yöneldikleri bunun nedeninin “yetersiz eğitim” olduğu saptanmıştır.

Bilinçsiz şehirleşme ve okuma yazma bilmeyen çocukların aileleri tarafından çalışmaya yönlendirilmesi bu çocukların ilerleyen dönemde bali ve tineri benimsemesinde önemli etken olarak göze çarpmaktadır. Kullandıkları tiner ve bali, beyinlerinin Kortesk adı verilen bölgesinde geri dönüşümü olmayan önemli hasarlara neden olmaktadır. Tiner bağımlılığı, erken yaşta çalışmaya ve sağlıksız iş ortamına ve çok sayıda küçük çocuğun atöyelerde çalıştırılması, bağımlılık yapan maddelere aşina olmasından da kaynaklanmaktadır.

Eğitimi ve çalışma ortamlarını bilinçli şekilde ayarlamadığımız müddetçe, tinerci çocukların yuvalandıkları bu yerleri devamlı kontrol altında tutmadığımız müddetçe buralarda emniyet güçleri ile aşayişi sağlayıp bataklıkları kurutmadığımız müddetçe sokaklarda ki bağımlı tinerci çocuk sayısı artacak ve problemler büyük şehirdekiler ölçüsünde Ünye’de de karşımıza çıkacaktır.

 

    

 

    

  Tinercilerin kullandıkları poşet ve bali tüpler

 

Tiner nedir?

Tiner daha çok, boya ürünlerinin inceltilmesinde ve temizlik işlerinde kullanılan uçucu bir sıvıdır. Bali ise içinde bol miktarda tiner ham maddesi bulunan bir yapıştırıcıdır.

Bu maddeler son yıllarda genelde çocuklar tarafından koklanarak ve çekilerek bir uyuşturucu gibi kullanılmakta ve kokladığında insanı sarhoş etmektedir.

İnsanın davranışlarında, düşüncelerinde, duygularında anormal değişiklik yaparak anti sosyal kişiliğe büründüren maddelerdir

Sanayide yaygın olarak kullanılarak tinerin, gençler tarafından narkotik amaçla kullanılmasının giderek artması ciddi sağlık bozuklukları yanında sosyal problemlerin de gelişmesine yol açmaktadır.

   

   

  Tinercilerin tercih ettikleri gözlerden ırak dikilitaş falezleri ve fener kayalıkları

 

Bunlara uçucu madde de denir. Birçok uçucu bileşik madde veya karışımların kullanımını akciğer hastalıkları ve daha bir çok hasarlara yol açmaktadır.

Bu durumda ne kadar insan var

Henüz yaklaşık bir rakam bilinmemektedir.

Olay Ünye için çok yenidir.

Önemle ve acilen üzerine gidilmelidir.

Bataklık daha işin başındayken kurutulmalı ve düzenli kontrollerle

Doğabilecek potansiyel tinerciler engellemelidir. 

 

Fotoğraflar: Gülşen Kanık-Yaşar Karaduman

www.unyeses.net- gazete ünyeses 

 

Aşağıda bu konuda basın organlarından
Derlenmiş konu ile ilgili yazı 
Makale ve araştırmalar

İstanbul’dan Bir tinerci çocuğu itirafları

 

Annen baban ailen yokmu

Var ama beni bırakıp gittiler

O gün bugündür hiç görmedin mi onları?
Birkaç kere yurda geldiler beni görmeye. Üç-dört senedir hiç görmüyorum.

Onları hiç özlemiyor musun?
Artık sokakta kala kala tiner çeke çeke beyinde hücre kalmadı. Özleme duygusu bile kalmadı içimde.

"Beynimde hücre kalmadı" diyorsun. Bırakmaya niyetin yok mu?
Hastaneye çok yattım. Ama her defasında kaçtım.

Hastaneden kaçtın. Bırakamadın?
Bıraktım şöyle. Aynı ortama geldiğin için yine başlıyorsun. Hastaneye yattın bıraktın. İşin yok. Kalacak yerin yok. Bu yaştan sonra da yurtlar paketliyor, gönderiyor. Mecbur işin yok, paran yok. Ailenin yanına dönmüyorsun. Yine mecbur aynı ortamın içine giriyorsun. Hastaneye yattığın günler boşa gidiyor. Yine aynı tas aynı hamam.

"Dışarıda güzel günlerim oldu" diyorsun ama anladığım kadarıyla kötü günlerin çok daha fazla? Daha çok herkes sizden korkarken siz kimden korkuyorsunuz? 

Delikanlıca söyleyeyim. Biz de toplumdan korkuyoruz. Toplum bizi hep dışlıyor yani. Biz de mecbur elimizde tinerimiz, belimizde. Toplum bizi dışlamasa biz bu halde olmayız. İnsanlar bizi dışlıyor. Biz de insanlara mecbur karşılık vermek zorunda kalıyoruz. O da bıçak oluyor.

Dışlamayıp nasıl kucaklamasını bekliyorsun?
Nasıl yani kendi oğluna, kendi çocuğuna nasıl yaklaşıyorsa bize de öyle yaklaşması lazım. Yoldan geçiyoruz bizi gören bayan 300 metre yolunu değiştiriyor. Tek şeyimiz üstümüzün kirli, elimizde bez olması mı? Bize bu bezi veren de toplum. Toplum bizi dışlamasa elimize bu bez geçmez.

Şu anda kafan iyi mi?

Kafam iyi.  

Ne zaman geçer bunun etkisi?

Bunun etkisi dört saat sonra geçer. . Altı saat etkisi var.

Etkisi geçtiği zaman sen farklı bir insan mı oluyorsun?

Hayır. Konuştuğumuz gibi.

Aynı konuştuğumuz gibi bir insansın. Ne değişiyor? İçtiğin zamanla, içmediğin zaman, çektiğin zamanla, çekmediğin zaman ne değişiyor?

Bazı bir yerden. Bir müzik var. Yani gidiyoruz. Oynuyoruz. Rap yapıyoruz. Oyunlar oynuyoruz, kopuyoruz işte.

Çektiğin zaman?

Evet. Yorgunluğumuzu atıyoruz. Kafamızı...

Onun dışında daha mı sıkıcı oluyor hayat?

Daha sıkıcı oluyor. Daha sıkıcı oluyor

 

 

 

 

 

Önemli Uyarılar

Tiner; tutuşturucu kaynaklardan uzak tutulmalıdır.

Yakınında sigara içilmemelidir. 

Tiner ambalajlarının ağzı uzun süre açık bırakılmamalıdır. 

Kullanıldığı alanlar iyi havalandırılmalıdır. 

Kolay alevlenebilir.

Solunduğunda, deri ile temasta ve yutulduğunda sağlığa zararlıdır.

Çocukların ulaşabileceği yerlerden uzak tutulmalıdır

Tutuşturucu kaynaklardan uzak tutunuz, sigara içmeyiniz.

Göz ve cilt temasından kaçınınız.

Kanalizasyona atmayınız.

Yutulması halinde hemen bir doktora başvurunuz, kabı veya etiketi gösteriniz

Sadece iyi havalandırılan yerlerde kullanınız.

 

 

  Bir Uzman Görüşü:

 

 Her şey sigara ile başlıyor

 Dr. Mazlum Çöpür 

 

Gelişmiş ülkelerde yaşayan gençliğini etkisi altına alan uyuşturucu bağımlılığı, ülkemizdeki gençler arasında da giderek artıyor. Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Mazlum Çöpür, uyuşturucuya başlamanın ana nedeninin genellikle aile içi problemler olduğunu söyledi. Çöpür, sigara kullanımının uyuşturucuya başlamanın ilk basamağı olduğuna dikkat çekerek, iyi anne baba olmak için dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.


Psikiyatrist Uzm. Dr. Çöpür, ülkemizde çocuklarda ilk uçucu madde (tiner, bally vs.)kullanımının 1987 yılında görüldüğünü belirterek, bu çocukların genellikle fakir ve sorunlu ailelerden geldiğini. Çevreninde etkisi ile öncelikle sigara sonra uçucu madde kullanmaya başladıklarını söyledi. Dr. Çöpür, ülkemizde sigara kullanımının 7 yaşına kadar düştüğünü vurgulayarak, "Uyuşturucuya başlayanların hepsi sigara kullanıyor. sigara içenler, kendilerine sigara içen arkadaşlar ediniyorlar. Bu kişiler daha sonra grup psikolojisine bağlı olarak uçucu madde, hap, esrar ve son olarak da eroin kullanmaya başlıyorlar. Büyüdükçe kullandıkları maddelerde daha ağır uyuşturuculara kayıyor. Genellikle hap gibi uyuşturuculara başlama yaşı 13-14." dedi.

 

Özgür ya da rahat bırakmak çözüm değil
Dr. Mazlum Çöpür, uçucu madde kullanan çocukların ailelerinin ekonomik gelirlerinin genellikle çok düşük olduğuna dikkat çekerek, varlıklı aile çocuklarının nadiren ve arkadaşları nedeniyle uçucu madde kullanmaya başladıklarına dikkat çekti. Türkiye'de ilk tiner kullanan çocuk vakasının 1987 yılında' olduğunu dile getiren Psikiyatrist Çöpür,  sokak çocuklarının uçucu maddenin yanı sıra, hap, esrar, eroin gibi maddelerde kullanmaya başladıklarını kaydetti. Psikiyatrist Çöpür, uçucu ve uyuşturucu bağımlılarının, hepsinin ilk önce sigara içmeye başladıklarına dikkat çekerek, sigaranın tüm madde bağımlılıklarında bir basamak olduğunu söyledi.


Esrar ve eroin, sokak çocukları arasında yaygınlaşıyor! (ailem.com)

Ailenin çocuktaki değişimleri farketmesi önemli

Psikiyatrist Dr. Çöpür, "Disiplinin gevşek olduğu ailelerde çocuktaki değişiklik geç farkediliyor. Belli bir düzeni olan çocuktaki değişiklik daha erken farkediliyor. Evden kaçmalar okuldan kaçmalar, veya geç gelmeler, ders başarısında düşme başlıyor. Aile ilgili bir aileyse, okuluna gidip geliyorsa durumunu öğrenir. Ders başarısının düşmesi, kavgacı olma, okula uyumsuzluk sorunları, sorunlu çocuklarla arkadaşlık, sigara kullanma, evde ödev yapmama, aileden izin almama, eve geç gelme bazen hiç gelmeme gibi durumlar çocuğun sorunlarının bulunduğuna işaret eder. Bu arada aile çocuğunu takip etmeli ve kötü alışkanlıklara yönelmeden sorun çözülmeli. Çocukların madde kullanmaları ve sokağa düşmemeleri için aile içinde bir düzenin olması gerekir. Veli, sürpriz yapıp okuldan çocuğunu almalı, onu anlamaya çalışmalı. Çocukta ki değişmeleri izlemeli ve olumsuz bir değişme var ise sebeplerini anlamaya çalışmalı, çocuğu suçlamadan ve direkt sormak yerine çocukla sohbet ederek çocuğun  duygu ve düşüncelerini, sorunlarını  öğrenip çocuğa yardımcı olmak gerekir.

Çocuğun madde kullandığını anlamanın yolları

Psikiyatrist Dr. Çöpür, davranış değişikliklerinin ardından ailenin çocuğunun madde kullanıp kullanamadığından emin olması gerektiğini belirterek, "Çocuğunuzun giysilerinin sigara, tiner, bali gibi maddeler kokup kokmadığını kontrol edin. Öncelikle çocuk tiner bali, sigara kullanıyorsa üzeri kokar. Gözler kızarmış olabilir, tiner ve bali bazen ağız ve burun çevresini tahriş eder, yakıcı özellik gösterir. Bulunduğu grupta yaralar, jilet izleri, dağınık üst baş, unutkanlık, dikkatsizlik, dalgınlık, sıkıntılı dolaşma halleri görülebilir.Unutkanlık, dalgınlık, içe kapanma, mutsuz görünme,uyumsuzluk, sıkıntılı olma gibi davranışlar depresyon ve başka bazı ruhsal hastalıklarda da görülebilir.

 

İdeal anne-baba

Psikiyatrist Dr. Çöpür, ailelerin çok sıkı ya da fazla özgür bir tutum izlememelerini önererek, problemli çocukların, sorumsuz, kendi aralarında problemli, çocuğun önünde tartışan, çocuğa davranış şeklinde tutarsız ailelerde yetiştiğini dile getirdi.İyi anne baba olmak için, öncelikle çocuğun kişiliğine, duygularına önem vermek, saygı göstermek ve çocuğa karşı  çok katı olmadan bazı kurallar koymak ve bu konuda tutarlı olmak gerekir.Anne ve babanın çocuğa farklı mesajlar vermemesi gerekir.Dr. Çöpür, biraz katı ama ilgili, koryucu ailelerde pek sorun yaşanmadığını, ancak kuralsız, çocuğa karşı ilgisiz, çocuğun her istediğini rahatça yapabildiği ailelerde daha çok sorun olduğunu vurguladı.

Nasıl tedavi edilir?

Psikiyatrist Dr. Çöpür, madde bağımlılığının ilaçla, psikoterapi ve aile terapisiyle tedavi edilebildiğini ifade ederek,  çocuklara öğüt vermek yerine, anlatılmak istenenin uygulamalı olarak öğretilmesi gerektiğinin altını çizerek, "Çok aşırı öğüt yerine zaman zaman gerektiğinde uyarmalı. En iyi çocuk bile bazen arkadaşlarına uyarak kötü bir şeyler yapabilir. Bu dönemde şiddetli tepki göstermek yanlıştır. Onda onarılamaz sorunlara neden olabilir. Hatalara karşı aşırı ve direkt tepki göstermek yerine bazen dolaylı olarak anlatmak gerekir..  www.ailem.com

 

 

 

 

Hamilelikte Tiner

Ev dekorasyonu ve tamiratında kullanılan birçok ürünün içerdiği kimyasal maddeler üreme sağlığına zarar verir.

Boyalar, tiner ve incelticiler, yapıştırıcılar üreme sağlığını etkileyerek kısırlık ve düşüklere neden olabilir.

Erkeklerde bu ürünler sperm sayısında azalmaya, kısırlığa ve eşlerinde düşük ve anomalili bebek doğumuna neden olur.

Gebelik planlandığı dönemde ve gebelik sırasında bu maddelere maruz kalmaktan kaçınılmalıdır. Eviniz boyandığında çok iyi havalanmasını sağladıktan sonra evde yaşamaya başlayın.

 

 

 

 Kırtasiye

 Malzemelerine dikkat!

 

Çocukların çok sevdiği kokulu kalem ve silgiler tehlike saçıyor.

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Recep Akdur, aileleri kokulu kalem, silgi, yapıştırıcı, resim boyaları ve beyaz tahta kalemlerinin tehlikeleri konusunda uyardı.

Akdur, kırtasiye malzemelerindeki ''gizli tehlikeye'' dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. Kokulu kalem ve silgilerin çocuklar için tehlikeli olduğunu ifade eden Akdur, ''Kokulu kırtasiye malzemelerindeki kokuları bize ulaştıran çözücüler sağlığa zararlıdır. Bu nedenle anne ve babalar çocuklarına kesinlikle kokulu kalem ve silgi almamalıdır'' dedi.

Su bazlı yapıştırıcı tercih edilmeli

Organik çözücü içeren yapıştırıcılar konusunda da aileleri uyaran Akdur, sağlığa zararlı ve alışkanlık yapan ''xylol, toluol, hexol ve tiner gibi organik çözücüleri (solvent bazlı)'' içinde barındıran yapıştırıcılar alınmaması gerektiğini söyledi. Akdur, bu yapıştırıcıların yerine suda çözünen maddelerden yapılmış (su bazlı) yapıştırıcıların tercih edilmesi gerektiğini belirtti ve ''Anne babalar çocuklarına yapıştırıcı alırken mutlaka incelemeli ve üzerinde 'su bazlı olduğuna' dair bilgi aramalıdırlar'' diye konuştu.

Beyaz tahta kalemlerine dikkat

 İçinde çözücü olarak etilasetat ve ksilen (xylene) bulunan beyaz tahta kalemlerinin kullanılmasının öğretmenlerin ve öğrencilerin sağlığını tehdit etmektedir.''Etilasetat ve ksilende çözülmüş boyalardan yapılmış beyaz tahta kalemleri kullanılmamalıdır. Anne babalar beyaz tahta kalemi alırken,

üzerinde 'alkolde çözülmüş boyadan yapılmış (alkol bazlı)' olduğuna ilişkin bilgi ya da 'sağlığa zararlı madde içermediğine' dair uyarı aramalıdır.''

Resim boyaları ve kalemleri

Resim boyaları ve renkli kalemlerin üretiminde kullanılan ''azo boyalarının'' da kanserojen olduğunu''bu nedenle anneler babalar, çocuklarına resim boyaları ve kalemleri alırken üzerinde 'azo boyası' içermediğine ilişkin bilgi ve not olup olmadığına bakmalıdırlar. (Vatan)