
ÜNYE
EVLERİ
Osman
Doğan
|
Mimari yapı milletlerin karakterinden doğar. Üzerinde yaşanılan
coğrafya, iklim şartları, dini yaşam örf ve adetler evlerin
yapılışına yansır. Evler aslında bir milletin özet bir sosyal
tarihini anlatmaktadır. Bir eve bakarak evde yaşayanların,
mutfak kültürleri, giyim kuşam, temizlik anlayışlarını,
konukseverliğini aile mahremiyetini vs. her şeyini anlamak
mümkündür.
Ünye
çevresinde ilk yerleşme Cevizdere çevresinde olmuştur.
Burada yaşayanlar mağaralarda ve büyük ağaç kovuklarında
yaşamışlardır.Bir yerleşme Cevizdere kıyısında devam ederken,
Çakırtepe eteklerine ve sonradan Ünye Kalesi etrafında
da yerleşme başlamıştır. Uzun yıllar bu üç eksende büyüyen
Ünye şehrinin asıl yoğunlaştığı yer Çakırtepe etekleri
olmuştur.
Ekonomik
gelir ile yaşam standartları doğru orantılıdır. Ünyeliler
bir zamanlar gemicilikte servet sahibi olduklarından Ünye'ye
çok güzel muhteşem konaklar inşa etmişlerdir.1888 yılı
Trabzon vilayet salnamesinde, Ünye halkının büyük bir
kısmının yelkenli gemileri olduğu ve bu gemiler sayesinde
büyük servetlere ulaşarak çok büyük konaklar yaptırdıkları
Ünye'nin çok büyük ve çok güzel bir şehir olduğu belirtilmektedir.
1930
yılında Bahaaddin Bey, Ünye Evleri için "Ünye evleri
iki, üç, dört katlı binalardan mürekkep olup, ekseriyetle
şarka müteveccih bulunduklarından bol ziya alırlar (çoğunlukla
doğuya dönük olduklarından bol ışık alırlar) Her ev bir
bahçe ve sarnıca maliktir. (sahiptir) Ünye'de beton ev
yoktur. Köy evleri umumiyetle birer katlı penceresiz binalardan
ibarettir" demektedir. Zira bu yıllarda ahşap biçmeye
yarayan malzemeler çok nadir bulunmaktadır. Trabzon'dan
gelen hızar ustaları köy köy gezerek bu hızarlarla ev
inşa ederler ve hem para kazanırlardı.
Emine Altunel, 1930'lu yıların sonunda gördüğü Ünye'yi
şöyle anlatıyor.
"Ünye
kazası dahilinde olan evler umumiyetle 1-4 katlı olup
kısmı-azamı (büyük kısmı) ahşap ve bağdadidir. Fakat bu
evlerin çoğu eskiden beri Rumlar tarafından yapıldığından
bugün hala harap manzaralar arzetmektedir. Bu evlerin
şekilleri, geniş saçaklı, süslü ve umumiyetle cumbalıdır.
(çıkmalıdır) Son zamanlarda beton kargir ve tuğladan binalar
yapılmaktadır.
Bilhassa
tuğla, son zamanlarda burada bulunan tuğla fabrikaları
dolayısı ile inşaat malzemesi olarak rağbet görmektedir.
Köy
evlerine gelince, bunlar giydirme tabir olunan 6 cm kalınlığında
tahtalarla ve çivisiz olarak yapılmış evlerdir. Bunların
pencereleri yoktur, kapıları pencere vazifesi görür. Ünye
kasabası dahilinde ki bütün evlerin çehresi şarka müteveccih
olduklarından (yüzleri doğuya dönük olduğundan) sıhhi
nokta-i nazarından bol ziya alırlar evler bu bakımdan
ehemniyetlidir." (bol ışık aldıklarından sağlık açısında
da önemlidir)
M.
Bahaattin1930 yılında Ünye'de hiç betonarme binanın olmadığını
söylerken, 1939 yılına doğru ie Emine Altunel, betonarme
binaların yapılmaya başladığını belirtmektedir. 1966 yılında
ise beton binalar her tarafı kaplamış olacak ki İsmet
Derman
"Şehir dahilinde evler umumiyetle 2-3 katlı olup
büyük bir kısmı tuğla ve betonarmedir" diyecektir.
İsmet Derman Ünye Evlerini anlatmaya devam ediyor:
"Bu
binalar çok pencereli, havadar ve ışıklı olmaları ile
dikkati çekerler,eskiden kalma birkaç ahşap binanın yanında
bağdadi yapıya haiz olanları da görmek mümkündür. Yine
burada Rumlardan kalma kütlevi, tipik taş evlere de rastlanır.
Diğer
taraftan dikkati çeken bir husus son zamanlarda biriketle
inşa edilen binaların sayısının artmasıdır. Ucuza mal
olması nedeni ile dar gelirli aileler meskenlerini biriketle,
-çimento çakıl karışımı bir nevi tuğla- inşa etmektedirler,bu
durum bilhassa yeni kurulan mahallelerde mühimdir."
Buraya
kadar Ünye evlerini hep dışardan izledik, bir de asıl
mekan, asıl önemli olan yer binanın bahçe kapısından itibaren
başlayan iç kısımlarıdır. Ünye evleri hakkında çalışma
yapmış olan mimar Yakup Halıcı Ünye evlerinin bu kısmını
şu şekilde değerlendirmektedir:
"Bilindiği
gibi Türk mimarisinin en büyük özelliklerinden bir tanesi
mahremiyet unsurunu yaşadıkları mekanlara da aksettirmiş
olmalarıdır. Bir Ege'nin ve Güneydoğu'nun yüksek duvarlı
bitişik yapılarına zıt olarak burada bahçe unsuruna önem
vermişler, hareket serbestliklerini ve mahremiyetlerini
yollardan 8-10 metre içeriye çekerek ve cümle kapılarını
yollardan gizleyerek yapmışlardır.
Bahçe
unsuru Karadeniz'in doğal yapısına uygun olarak ön plana
çıkmış, çeşitli ağaçlar ve çiçeklerle bezenmiştir. Bunda
aynı zamanda aile mahremiyetini sağlamak amacı da güdülmüştür,
fakat duvarlar hiçbir zaman 150 cm yi aşmamıştır. Bahçe
giriş kapısında taş işçiliğinin nadide örneklerini vermeye
özen göstermişlerdir, insan kapıdan girerken bir bahçeden
ziyade özel bir mekana girdiğini hissetmektedir.
Bahçe
kapısından cümle kapısına kadar Ünye'nin meşhur kırmızı
beyaz 10 cm kalınlığında 50x50 veya 1x50 genişliğinde
taşları ile döşenmiştir. Yapı tekniği olarak taş ve ahşap
kullanılmıştır, son yüzyıl hariç tuğla kesinlikle kullanılmamıştır.
Arazi genelde meyilli olduğu için bodrum kat taş olarak
yapılmış ve diğer katlar ahşap olarak inşa edilmiştir
Yapıyı
üç kısımda inceleyebiliriz. Birinci bölümdeki bodrum kat,
sarnıç, çamaşırlık ve odunluk olarak düzenlenir, zemin
kat, mutfak, kiler, yazlık ve kışlık yaşam odaları, üst
katta ise misafir kabul ve yatak odaları vardır, her evde
mutlaka çatının suyunu toplayan bir sarnıç bulunur.
Eğe
binaya bodrum kattan giriliyor ise, sarnıç binaya bitiştik
olarak cümle kapısının hemen altında yapılır, bu aynı
zamanda teras vazifesi de görür. Cümle kapısının girişinde
geniş bir sofa vardır ve genelde yine Ünye'nin kırmızı
beyaz taşlarıyla döşenmiş ve bilemediğimiz bir yöntemle
cilalanmış taşlık tabir edilen bir mekan bulunur, yazın
çok sıcak günlerde ana giriş kapısı açılarak bahçe ile
bütünleşir ve burada sohbetler yapılır.
|
|
Binanın
güney tarafına daima kışlık oda yerleştirilmiştir,
daha serin kuzey tarafı ise yazlık odalardır. En üst
kata taşlıktan ahşap merdiven ile bağlantılı olarak
çıkılır. Hemen karşıda geniş bir kabul salonu vardır,
bu binanın büyüklüğüne göre 25 veya 30 m2 arasında
değişir ve cumbalıdır (çıkıntılıdır), pencere kenarlarına
ve cumba oda zeminine 30-40 cm. yüksekliğinde sedirler
yapılmıştır. Bu cumbalar özenle döşenirdi ve özel
misafirlerin, aile büyüklerinin oturduğu salonun en
kıymetli köşesi sayılırdı, ince işçilik bina cephesinde
hissedilmesine rağmen iç mekanda tavan süslemeciliği
özellikle kışlık oda ve mutfaklarda, taş işçiliğinin
nadide örnekleri ise ocaklarda görülürdü. |
Boyutları
çok iyi hesaplanmış insanı bunaltmayan odaları ile halen
görülmeye değer mimari yapılardır. Fakat bu gün bu mimari
özelliklerin yerini artık teknolojinin getirmiş olduğu
çarpık beton mimari almaktadır.
"
Sedirler-Köşk-Makat
Ünye'de1990
öncesine kadar şehirde ve köylerde bütün evlerde mutlaka
sedir bulunmaktadır. Köylerde köşk veya makat tabir edilen
sedir odanın seki üstü bölümünde, genellikle pencerelerin
bulunduğu duvar da dahil olmak üzere üç duvarı dolaşan
ahşap oturma bölümüdür, yerden yüksekliği 30-40 cm. genişliği
70-80 cm. dir. Sedirler değerli, parlak ve renkli kumaşlarla
kaplanır, işlemeli yastıklar oturmayı rahatlaştırır. Sedir
üzerine bağdaş kurularak oturulur, derinlik elverdiği
ölçüde geceleri sedirde yatılması da mümkündür. Sedirlerin
genellikle köşeleri daha rahattır ve bu nedenle daha itibarlı
bölümleridir. Evin erkeği ve yaşlılar sedirin, hem odanın
içini hem de dışarıyı rahatça görmeye imkan veren bu köşesinde
otururlar.
Serander
Köylerde
evler müstakildir, dört bir tarafı bahçe ile çevrilidir.
Biraz da sıcak iklimin neticesi olan avlulara iç bahçelerde
rastlanmaz. Köy evlerini tamamlayan ve anlam bütünlüğü
sağlayan yapılardan biri seranderdir. Serin, havadar yer
anlamına gelen serander, aslında fındık ve mısır gibi
ürünlerin saklandığı, muhafaza edildiği ambardır. Fonksiyon
yönünden gayet basit bir bina türüdür, çoğu zaman tek
veya iki bölmelidir. Neticede basit bir ambardır, ancak
ait olduğu evin yanında bir anlam kazanmakta ve süslü
çardağı, işlemeli havalandırma delikleri ve yeşillikler
arasında bir köşk gibi durmaktadır.
Ünye
Evleri hakkında iki yüksek lisans tezi
Ünye
evleri hakkında ilk çalışma 1997 yılında Mimar Murat Sefer
Özdurmuş tarafından, Karadeniz Teknik Üniversitesi Fen
Bilimleri Enstitüsünce "Yüksek Mimar" ünvanı
verilmesi için kabul edilen tezdir."Ünye Kadılar
Sokağı ve yakın çevresi için koruma önerisi" ismini
taşıyan bu tez aslında KADILAR Yokuşu'nun
Kurtarılması yolunda büyük bir projenin ilk adımıdır.
Yazar,
sorunun tanımlanmasını yapmış ve çalışmanın amacına ilişkin
görüşler ortaya koymuş, tarih ve çevre korunması açıklamaya
çalışmış,
Genel bilgiler çerçevesinde Ünye coğrafyasını, geçmişini,
sosyal ve kültürel yapısını ele almıştır.
Ünye
Evleri ile alakalı olarak diğer bir çalışma da İstanbul
Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Arkeoloji ve Sanat
Tarihi Ana Bilim Dalı, Sanat Tarihi Bilim Dalı'nda2002
yılında Sezai Avanoğlu tarafından yapılan Ünye Evleri
adlı yüksek lisans tezidir.
Osman
Doğan
Tarih Boyunca Ünye (Ünye Belediyesi Kültür Yayınları :3)
Samsun 2003
|