Yerel tarih çalışmalarından elde edilen bilgilerin kentlerin bugünü ve geleceği ile ilişkilendirilmesi konusu ile bağlantılı bulduğum "Ünye Hayalleri" projelerimden bahsedeceğim. Ünye Cumhuriyet Meydanı, geçmişte yolların birleştiği, halk arasında "kavak dibi" diye benimsenegelmiş, noktasal bir yerdi. Bu merkez etrafında yerleşik Ünye'de ulaşım denize inen dik yollar ile yaya veya binek veya çekici hayvanları ile çözümlenmişti. Gelişen ve büyüyen kentte bugün ulaşım kara nakil vasıtaları ile çözümlenmiştir. Ünye' nin yerel tarih çalışmalarından elde edilen bilgilerden, geçmişi, kentin bugünü ve geleceği ile ilişkilendirecek "Elektrikli Sokak Tramvayı" projesi Ünye' ye yönelik hayallerimden birincisi oldu. Sokak tramvayı -toplam uzunluğu 15 km- kenti kuzey güney ve doğu batı yönlerinde katedecektir. Ortalama hızı 15-20 km/saat arasında olacaktır. Bu proje, şoförler ve otomobiller odası ile yerel yönetim işbirliği neticesinde kurulacak ulaşım A.Ş.' ye halk ortaklığı da dahil edilerek gerçekleştirilecektir.


Ünye hayallerinden ikincisi, şarapçılığın yeniden canlandırılması, 1930 yılında Ünyeli Baha Bey tarafından bastırılan Ünye Rehberi'ni okuduktan sonra oluştu. Bu yıllarda Ünye' de 40 adet şarap imalathanesi vardı. Ünye' nin şarapçılığının Mısır' a, Kleopatra' ya gidişi ve Avrupa kentlerinde aranır olmalarından, şarabın Ünye üzerindeki olumlu ekonomik etkilerini anlayabiliyoruz.

Hırtarıç üzümünden yapılan şarapların, yerel ekonomiye katkısı nedeniyle toplumun refahını yükselttiği, bir gerçek. Şarapçılığın hırtarıç üzümümüzle yeniden canlandırılması, ekonomik hayatiyeti sadece fındığa bağımlı olan Ünye' de ekonomik ve toplumsal hayata bir hareket kazandırabilir. Kavaklıdere Şarapları A.Ş.' nin bağ uzmanları ile iletişimimiz devam ediyor. Ünye yerel tarihinden gelen hırtarıç Ünye' nin gelecek tarihini değiştirebilecek mi?... Konu ile ilgili uğraşım sürecek.


K
irazlıtepe'den Ünye'yi seyre daldığımızda damları bir elma ağacının yeşil yaprakları arasında çilli kırmızı elmalar gibi duran, çocukluğumuzun geçtiği, çaylak gençliğimizin olgunlaştığı, özgürlüğümüzü ruhunda taşıyan, sevinç ve acılarımızı paylaştığımız, ardından dışladığımız ve acımasızca yok ettiğimiz evlerimiz ve kentlerimizin arkasından ağlama ve "ah, neydi o günler .."
yakınması yerine, ihtiva ettikleri bilgilerden ve denenmişliklerden yeni yaşam alanları ve kentlerin oluşumunda faydalanmalıyız. Evleri, taş yapıları, şirin sokakları yıkıp değiştirmeden bugünkü yaşamımızın içine katma yürekliliğini göstermeliyiz.

1. Yapıların topografik uyumlarını, yapıların birbirlerinin görüş alanlarını
kapatmadığı bölüşümcü düşünceyi,
2. Yerleşimin kış hakim rüzgarlarına kapalı tutularak gerçekleştirilmesini,
3. Poyraz rüzgarına dik sokaklar vasıtasıyla yazın esen poyrazın serinletici
etkisini en uzak noktalara götürmesini,
4. Doğa-insan ilişkisinin iyi sağlanmış olmasını,
5. Mahallelerin yerleşim düzenini,
6. Sokak ve yolların yağmur suyu drenajları ile ilgili tasarımlarını,
7. Komşu ilişkilerini "örnek alınabilecekler" olarak sıralayabiliriz.


Kişiliksiz, cansız, soğuk ve itici kent yerine, insan ihtiyacını karşılamaya yönelik öğeleri göz artı etmeden, çağımız teknolojileri de kullanılarak Kale Bozuğu'nda eski mimarinin canlandırılması projesi Ünye hayalleri projelerinden üçüncüsü. Altı yapıdan oluşan bu projede birinci yapı sergi salonu; ikinci yapı Ünye yerel müzesi; üçüncü yapı çay, kahve, pasta evi; dördüncü yapı Ünye yemekleri evi ve restoran; beşinci yapı Ünye misafir evi ve altıncı yapı otel olarak tasarlandı. Bu tasarıma bağlı olarak Ünye yemekleri tarihi ve Ünye' de misafir ağırlama yerel tarihini de ayrıca araştırmaya değer buluyorum.
Buradaki amacım tarihi sadece şekil olarak günümüze getirmek değil, sıcaklığı, samimiyeti, hoşgörüyü de yeniden kazanmak. Eski mimarideki saçaklar koruma duygularını artırıyor. Saçaklar, ürken ve korkan çocuğunu kucaklayıp sarmalayan bir anne şefkati ile evlerimizi kucaklıyor. Bu sevgiden vazgeçmemeliyiz.

Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı
" Yerel Tarih Konferansı "
Kasım 2001, İstanbul

*Eren Tokgöz, İnş. Müh. Ünye Yerel Tarih Gurubu Üyesi

Fotoğraflar :
Eren Tokgöz