Haber-Kritik

Hep sorarım bu neyin yüzüncü yılı diye?
Bilen var mı burası neyin yüzyılı?
Şu bizim Yüzyılkafe veya Yüzüncüyıl Çay Bahçesi, veya Yüzüncüyıl parkı.
Doğru dürüst bir isim yakıştıramadım halen buraya.

Zaten başlangıcından beri Yüzyılı olduğu yere yakıştıramadım.

Bugünkü yol yapıldıktan sonra, eski Ünye fotoğraflarında görüleceği gibi burada birkaç ev yıkılmadan kalmıştı. Bu eski Ünye evlerini koruyacaklarına bunları buradan kaldırmak için binbir bahane aradılar. Sonra otel yapılacak diye yıktılar. Turistik otel yapılamadı. Burayı Ünye mimarisine uygun bir Kültür Evi yapmak niyetiyle bazı idealist arkadaşlarımız yola çıkarak çatısına bile orijinal Marsilya kiremidi döşeyecek kadar ileri gidip bu günkü ahşap ana binayı meydana getirdiler. Çatıya bakarsanız kiremitler orijinaldir.

 

Yüzyıl’ın o yıllardaki adı ”Kalebozuğu”, halk arasında “Gallabozu” denilen yalılardan bir görünüş. Bu fotoğrafın çekildiği yıl 1956

 Yüzyıl’ın bugünkü yol geçtikten sonraki hali burunda kalan altı ev


Bu fotoğraf aynı yerden kırk sene sonra çekilmiştir.

 
 Evler henüz yıkım aşamasında ve son kalan altı ev


Ünye’nin atmışlı yıllarda çekilmiş bir fotoğrafı, burundaki evler duruyor, koy temiz, bir müddet sonra bu evler yıkılacak, yerine yüzyıl çay bahçesi yapılacak, gelişigüzel ağaçlar dikilerek, sağa ve sola çıkmalar yapılarak koyda rüzgar ve su sirkülasyonu önlenecek, koy kirlenmeye ve kokmaya başlayacaktır.

Bugünkü yol yapılmış bitmiştir. Ünye’nin burunda kalan evler ve iskelede avlarını boşaltmak için bekleyen balıkçı motorları ile son silueti. 


Yukarıdaki kartpostalda son kalan evler de yıkılmıştır. Henüz bir çalışma yoktur.


Yüzyılın kafe kısmı ve ortada kameriye yeni yapılmıştır, sağa, sola ileriye uzantı yoktur.
Henüz ağaçlandırma yapılmamış doğal şeklidir.


 Yıllar içinde buruna yapılan eklemeler ve ağaçların rüzgarı kesmesi
 nedeniyle hergeçen gün kirlenen koy

 

Zamanla sağına soluna hesapsız, kitapsız bilgisizce eklemeler yapılarak, deniz biraz daha doldurulup burun uzatıldı sol tarafına otopark yeri ve ön tarafa masa yerleri için çirkin bir beton döküldü biraz daha çıkma yapıldı. Hiçbir hesap kitap yapılmadan, kimseye sormaya gerek görmeden, mimarlara, mühendislere, denizcilere veya bu işi bilenlerin bilgilerine başvurmayı düşünmeden akla gelen her yanlışı yaptılar.

O zamanlar şehircilik, park bahçe düzeni ağaçlandırma, şehir peyzajından falan anlamadığımızdan nereye hangi ağacı dikileceğini bilmediğimiz için birbiri ile uyum sağlamayan rastgele ağaçlar diktik buranın sağına soluna ortasına. Ağaçlar büyüdü, zamanında budayıp ağaçlara yön ve estetik vermeyi de bilmiyorduk, ağaçlar Allaha emanet istedikleri gibi boy saldılar.

 

 

Bir tarafı ağaçların altı eski kayıkların çekildiği mezbelelik oldu. Şarapçılar, biracılar bu ağaçların altında akşam serinliğinde Asarkaya bakarak demlendiler.

Her seferinde denize doğru biraz daha uzayan burun, koyda suyun akışını ve sirkülasyonu engelledi. Gelişigüzel dikilen ağaçlar, sağdan soldan esecek rüzgarı kesti ve koyun rüzgarlarla temizlenme süreci engellendi. Zaten bir lağım kanalının devamlı pislik boşalttığı koy kirlenmeye ve kokmaya başladı.

Kanalı denize doğru yine deniz tekniğini hesaplamadan betonla ileriye doğru uzattık, deniz içeri çekildi. Bütün bunlar otuz yıla yayılan bir zaman dilimi içinde oldu. Bu zaman içersinde Ünye’nin yarısı bunlara bakarak geldi geçti buradan, kimsenin sesi bile çıkmadı. Sonra canımız sıklınca toplandık konuşmalar yaptık, yeşil Ünye, şirin Ünye diye diye pantolanlarımızı yırttık.

 Bazı akşam saatlerinde gidin parkta oturun kokudan duramayacaksınız.

style='font-size:10.0pt;font-family:Arial'> 
Masa koymak için denize çıkılan beton bölüm koya su ve rüzgar girişini kesmiştir.

 

  

 
Parkyeri için denize dökülen beton uzantı

Yüzyıl denilen kafe mi çay bahçesi mi uzatılmasıydı eski doğal hizasında kalsaydı koyda su akışı sağlanacak birikme olmayacaktı, koku olmayacaktı. İlerideki yıllarda burası daha da kötü duruma gelecektir, koy hergeçengün daha da kirlenecek, kaybedilecektir.

Çevre yolunu Ünye’nin arkasından geçirerek koyu kurtardık fakat yüzyılın sebep olduğu bu kirlenmeden nasıl kurtaracağız?

Bunu bize Eren Tokgöz yıllar önce gözümüze sokar gibi gösterdi de biz göremedik.

Nasıl mı? Bugünkü yol geçince, burada beş-altı ev kalmıştı, yukarıda yazdığım gibi bunları yıktılar. Eren Tokgöz “Ünye Hayalleri” adlı makalesindeki yüzyılı bir proje ile Ünye’ye sunmuş, farklı bir bakış açısı getirerek burayı düzenlemiştir.. Bu projesinde yıkılan evleri aynen yerlerine yaparak, evleri, Sergi salonu, Ünye Müzesi, Kafe, Ünye yemekleri sunan bir Restoran, Ünye Misafir Evi ve bir otel olarak düşünmüş, bir de maket-sergi şeklinde, Orta Çarşı Caddesinde tartışmaya ve ziyarete açmıştır, bu olay o yıllarda yerel basın ve televizyonlar tarafından da ilgi ile izlenmiştir.

Her şeyde olduğu gibi bu akılcı ve güzel projeye de tepkisiz kaldık ve adama başka işin mi yok dedik.

Çocuklarımız yarın kokudan Haliç’e dönen Ünye Koyunun başında oturup, Eren Tokgöz’ün  bu projesine ve benim bu yazıma bakıp ağlamazlar inşallah.

 
Ağaçların altına çekilmiş hurda kayıklar

Çözüm, gecikmeden buraya yapılan eklemeler derhal yıkılarak orijinal uzantısına getirmektir. Ağaçları budayarak ve gereksiz olanları keserek koya rüzgar dolmasını ve koyda rüzgar akışıyla temizlenmeyi sağlamaktır. Birde sağını solunu temizleyerek, ağaçların altına saklanmış eski kayıkları buradan başka yere alıp, şarapçıların da içip içip Asarkaya’ya karşı dönerek denize işemelerine mani olabilirsek sorunu biraz çözmüş oluruz.

İşte size para pul istemeyen hemen yapılabilen çok faydalı düzenlemelerden en önemlisi, şehrin girişinde her geçen gün bir mezbelelik halini alan Yüzyıl’ın sağı ve solu. Bunlar neden görülmez anlamak zor.


Kaldırımlara kadar çıkmış görüntü kirliliği yaratan kayıklar

Asıl önemli konu biraz daha ilerideki kayıklar ve yaya kaldırıma kadar çıkmış eski püskü sandallar mezbeleliğidir. Buraya yıllardır çare bulunamamaktadır. Kayıklar buradan kaldırılamamaktadır. Zaten kaldırılacak başka kumsal da kalmamıştır, denizi sevmeyen, kafalarını bir defa denize sokmamış, ayakları çıplak, hayatında bir defa kuma basmamış insanlar bir zamanlar kumsallarla dolu olan Ünye’nin park bahçe yapacağız diye denizle olan irtibatını koparmıştır. Yaptıkları Parklar ve bahçeler, şarapçıların demlendiği mezbelellik olmuştur.

 Birileri burasının neden düzelmediği veya ne zaman düzeleceği konusunda bir açıklama gönderirlerse aynen burada yayınlarız.

Yaşar Karaduman.
Mecidiyeköy.İst Ağustos.2006
yasar.karaduman@gmail.com.
www.unyeses.net