

Meyveler
|
|
Aslen
10.02.1972 tarihinde Ordu’nun Ünye ilçesine
bağlı Dereköy’de dünyaya geldin.İlkokula
rahatsızlığım nedeniyle 3 yıl geç 1982 Eylül’ünde
Dereköy İlkokul’una başladım. 1987 yılında
İlkokuldan mezun olduktan sonra aynı Ünye
ilçe merkezinde bulunan Fehmi Cerrahoğlu Ortaokulu’na
başladım. 1990 yılında ortaokuldan mezun olurken
akabinde Ünye Lisesine başlayarak; 1993 Yılı
Haziran’ında liseden mezun oldum. |
Üç
kayıp yıldan sonra 1996 yılı ekim ayında Anadolu
Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim-İş Eğitimi
Öğretmenliğini kazandım. Dört yıllık Üniversite
Öğrenimimi 2000 yılı haziranında başarıyla noktaladım.Aynı
yıl Öğretmenlik hayatına Ordu’ Korgan ilçesi Yatılı
İlköğretim Bölge Okulunda başladım. Daha sonra
2003 yılı itibarı ile Ordu’nun Fatsa ilçesine
tayin isteyerek öğretmenlik görevimi sürdürmeye
karar verdim. Halen Fatsa Büyükata İlköğretim
Okul’unda öğretmenliğime devam etmekteyim.Evli,
bir oğul ve bir kız olmak üzere 2 çocuk babasıyım.
RESME OLAN İLGİM
Resme
olan ilgimi yaklaşık 4-5 yaşlarında iken keşfettim.
Ağabeylerim okula gittikleri zaman kendileri bile
resim defteri bulamazken kaldı ki ben resim defteri
bulayım. Köyde bakkalda kalmışsa elde avuçta birikmiş
para varsa alabiliyorduk. O zamanlar yetmişli
yılların sonuydu. Fiziki rahatsızlığım nedeniyle
köy gençleri gibi birkaç kilo salyangoz toplayıp
köye 15 kilometre mesafede Tekkiraz kasabasında
satıp birkaç ekmek parası kazanmak benim için
pek mümkün olmuyordu.
O
zamanlarda çareyi tahta parçaları üzerine, evdeki
eski teneke sobarın ve kuzinelerin dışına odun
kömürü ile resim yapmakta bulmuştum. Kalem bulmak
ne mümkün, körükçülerin kullandığı meşe kömüründen
daha iyisini mi bulacaktım? Yokluklarla ilkokul
başladığımda resim yapma hevesim gün geçtikçe
artıyordu, resim yapmaya resim defteri bulamazdım.
Arkadaşlar resim yapmam için ödünç resim defterinden
sayfa koparıp bana verirlerdi.
İlkokul
birinci sınıfta iken öğretmenimiz yaptığı maketi
masanın üzerine koyarak resmini çizmemizi istemişti.
Benim yaptığım maket orijinaline benzemekle kalmadı
resimde perspektifin ne olduğunu bilmeden benim
yaptığım resimde perspektif (derinlik ve üç boyutluluğu;
uzaktan yakına doğru cisimlerin büyük gösterilmesi
olayı) vardı.
İlkokul
yıllarında kitap resimlerini çok inceledin. Her
hafta resim dersinin olduğu saati heyecanla beklediğim
günleri hatırlıyorum. Taklit yöntemi ile kendi
yeteneğimi denedim. Çoğu zaman başarılı olduğumu
zannediyorum.
Yaptığım
çalışmaları Ortaokulda daha fazla hızlandırmıştım.
Artık bakarak porte yapmaya başlamıştım. İlkokulda
olduğu gibi Ortaokulda da birçok resim yarışmalarına
katılmama rağmen hiç derece alamadım. Ancak Öğretmenlerimin
de yardımıyla ortaokul ikinci sınıfta ilk ve küçük
kişisel resim sergimi açmıştım.
İşte
o sergiden örnekler:

Lise 1.sınıfta değişik tekniklerin yanında yağlıboya
tekniğini de öğrenmiştim.
Lise 1. sınıfta resimle ilgili eğitimim noktalanacaktı.
Çünkü o zamanlar resim dersi sadece Lise 1. sınıfta
seçmeli olarak vardı.
Artık
bundan sonraki zamanlarımda resim ve bol bol pratik
yaparak kendimi geliştirmeye çalıştım. Ailem bu
konuda hoşnutsuz olsa da ben ailemin dediği gibi
aşırı ders çalışmak yerine resim yapmaya ağırlık
verdim. Onlarda haklıydılar çünkü üniversite sınavlarını
ikinci plana bırakmam benim üç yıl kaybetmeme
neden oldu. Kötü yaptım, bana sorarsanız iyi yaptım.
Belki üç yıl kaybettim, ders çalışmak yerine resim
yapmasaydım bu gün istediğim bölüm yerine istemediğim
bölümü kazanmama sebep olurdu. Bu gün doğru karar
verdiğim için huzurluyum.
Resimlerimden Örnekler

Dedem-Havuz-Kız
Nihayet
üniversitedeyim.
Peki
bunu nasıl başardım. Eğer resimle ilgili yeteneğiniz
varsa bu yeteneğinizin üstüne bir şeyler katmak
istiyorsanız. Önce güçlü bir istek ki dünyanın
en iyi profesörünü getirseniz isteksiz insana
çok fazla şey veremez. Öğrendiklerini sürekli
pratik yapmak. Son olarak ta çok iyi gözlemci
olmak gerekir. Çünkü bakmak başka görmek başka
şeydir. Bu üç mevzuyu düzenli olarak tatbik ederseniz
belli bir yol katlettiğinizi sizde göreceksiniz.
Üniversitede
kendimi portre resminde kanıtladım. Burada başarılı
öğrenciler arasında yer aldım. Değişik karma resim
sergilerine katıldım. Sergilerde satılan eseler
arasında kendi portrem de var. Bu başarıların
arkasında üniversitedeki değerli hocalarımın çok
büyük emeklerini unutmamam gerek.
Çocukluğumdan
buyana hep resim öğretmeni olmayı hayal ettim
sonunda istediğim mesleğe sahip oldum.
Bu
öğretmenlik mesleğimle ilköğretimdeki görevimin
yanında Halk Eğitim Merkezinde Yetişkinlere Resim
(Yağlıboya) kursları vermekteyim.

Kadın-Kar Manzarası
KÜÇÜK BİR ANI
Nasıl
resim yaptığımı annem ve babam gelene anlatırdı.
Köyde iyi resim yaptığımı bilmeyen yoktur. Beyaz
sakallı bir adam vardı köyümüzde biz ona Sebahattin
dayı derdik. Her sabah kaşı mahalleden diğer bir
mahalledeki tarlasına gitmek için 2 kilometrelik
yolu eşeği ile beraber gider. Giderken de bizi
evin önünden geçerdi ve her geçişinde de şunu
söylerdi; ’’Üzeyir eşeğimle beraber bir çizmedin
beni’’. Artık alıştığım için her sabah Sebahattin
dayının geçişinde iyice gözlemliyordum. Sebahattin
dayının yüz hatlarını ve anatomik yapısını iyice
ezberlemiştim. Bir gün evde oturdum kalemimle
kağıdımı önüme aldım başladım resmi yapmaya, bittiğinde
resim gerçekten Sebahattin dayıya benzedi.Eve
dönüşünde resmi eline sıkıştırdığım zaman gülerek
çok hayret ettiğini ifade etmişti.Bu
hoş hadiseyi Sebahattin dayı herkese anlatır dururdu.
Resimlerimden
Örnekler
Ünye-Portrem
Portrem-Fatsa
Guaj- Portre
FOTOĞRAFÇILIK
MERAKIM
Daha lisenin ilk yıllarında fotoğraf çekme ve
fotoğraf makinelerini inceleme merakım doğdu.
O zamanlarda aldığım makine çok ucuz 20 mini metrik
24 karelik özel kutu içinde saklı filmli minik
bir makine idi. İlk aldığım makine bende çok heyecan
uyandırmıştı. Deklanşöre basınca çıkan mekanik
ses ve patlayan flaş bende apayrı heyecan yaratmıştı.
Halbuki bu ilk makinenin yapısı o kadar basit,
o kadar kullanışsız idi ki çıkan fotoğraflarda
filmin perfora delikleri fotoğraf üzerinde belirmekte
idi.
Aynı makine bir yıl sonra bozulunca bana içini
açıp inceleme fırsatı doğdu. Makinenin yapısını
hangi parçanın ne işe yaradığını gözümle görerek
detaylı olarak keşfettim. Lisedeyken Rus pazarından
ikinci el agrandizör (siyah-beyaz baskı) makinesi
aldım. Fakat uzun süre kullanamadım.
Üniversiteye başladığım yıl profesyonel anlamda
bir makine aldım. Üniversitede üç dönem fotoğraf
dersi aldım. Rus pazarından ikinci el aldığım
agrandizör (siyah-beyaz baskı) makinesini üniversitede
kullanmaya başladım ve siyah-beyaz baskıyı en
ince ayrıntısına kadar öğrendim. Siyah-beyaz film
banyosunu da film tanlarına yerleştirmeyi ve film
banyo sürecindeki işlemleri öğrendim.
Daha sonraki aşamalarda renkli çekim çalışmalarından
stüdyo çekimi, portre çekimleri ve reklam çekimi
denemeleri yaptım.
Şimdilerde
ilerleyen teknoloji sayesinde fotoğraf filmini
unuttuk. ayrıca deklanşöre basınca mekanik makineden
çıkan sese hala hayranım doğrusu. Dijital makinelerde
çektiğiniz fotoğrafı gördüğünüz için fotoğraflardaki
hatalar anında çıktığından, tekrar çekme imkanına
sahibiz. Ayrıca bu fotoğraf makinelerinde film
takma, film çıkarma, filmin yanması ve film banyosu
gibi kısaca film derdinden kurtulmuş oluyoruz.
Fotoğrafçılık
dünyasında teknoloji takip etmek zorundayız. Yoksa
bu alanda ilerleyeceğimize hep geri kalırız.
Son
çalışmalarımdan biri de, Araştırmacı-Tarihçi “Karadeniz’de
Bir Boğaziçi, ÜNYE Kitabının
yazarı arkadaşım OSMAN DOĞAN’ın bu çok güzel çalışmasına
çektiğim Ünye
fotoğraflarıdır. Son yıllarda yapılan en güzel
ve kapsamlı bu çalışma için çektiğim fotoğraflardan
bir kaçını aşağıda sunuyoruz.
Üzeyir Koyun. Ünye.2006

Çakırtepe,
Yüzyıl, Burunucu, Yunus Emre parkı ve köprü,

Yalıkahvesinde kayıklar ve Yüzyıl çay
bahçesi, solda eski bir Ünye evi

Atatürk
Parkı, Fevzi Çakmak Mahallesi , karşıda Asarkaya
Milli Parkı ve Kümbet Tepesi- Sandal

Ünye’nin
denizden çekilmiş bir gece manzarası
Diğer
fotoğraf çalışmalarımın yayınlandığı yerler:

”Karadeniz’de Bir Boğaziçi Ünye”
kitabındaki Ünye fotoğrafları
Ünye
Belediyesi Turizm Rehberi 2006 fotoğrafları,
Ünye Belediye Başkanlığı makam odasının duvarındaki
Ünye Pablosu
Ünye Ticaret Odası, şehir rehberi fotoğrafları
İstanbul Ünyeli İş Adamları Derneği salonundaki
Ünye Panosu
İstanbul Ünyeliler Derneği-Kadıköy salonundaki
Ünye panosu
Fotoğraflarla “Dünden Bugüne Ünye”
Tüm
bu çalışmalarıma yer verdiği için www.unyeses.net
sitesi‘e teşekkür ederim
Üzeyir
Koyun