|
Sefer
Tası
Annem üç katlı alüminyum sefer tasına üç
çeşit yemek koyup beni Gazoz Fabrikasına
gönderdi. Gazoz Fabrikası, meydanda Anafarta
İlkokulu'nun arkasında hamamın yanında idi.
Bizim evimiz ise Saray Camisi'nden yukarı
çıkan yokuşun başındaki dört katlı mavi
apartman. Ben o zamanlar yedi yaşlarında
çelimsiz sarı saçlı yeşil gözlü bir kız
çocuğuydum. Alıp sefer tasını yokuş aşağı
başladım koşmaya, bir hızla Dişçi Fevzi
Kılıç'ın evinin önünden geçtim önce. Sonra
Kalemenlerin evi ve Recai Amcamın Kılıç
Oteli. Tam yokuş bitti diye sevineceğim
ki, ayağım Ünye'nin taşlı yollarına takıldı
ve düştüm. Elimden sefer tasının fırladığını
gördüm. Dizim kanıyordu ama ben elimden
fırlayan yemekleri düşünüyordum. Çataltepe
Gazoz Fabrikası'na ağlayarak, dökülmüş yemekleriyle
elimde sefer tası ile girdiğimde babam,
tabi ki hemen dizimin kanayan yarası ile
ilgilendi. Beni ise sakinleştiren o güzelim
Çataltepe gazozunun ağzımda bıraktığı lezzet
oldu.
Acı Su
Acısu
çeşmeleri Ünye'de her mahallede bulunur.
Evde musluktan akan su genelde içme suyu
olarak kullanılmaz. Akşamları sahile inilirken
bidonlar acısu çeşmesinin yanına itina ile
bırakılır. Sahil gezmesi dönüşü bidonlar
doldurulur ve eve çıkılır. Acısu denildiğine
aldanıp suyun acı olduğu aklınıza gelmesin.
Tatlı mı tatlı bir sudur. Sertliği çok az
olan bu su ile saç yıkamaya kalkarsanız
sabunlu kalabilirsiniz. Bir köpürür ki sormayın.
Bu suyun tadına bir alışırsanız benim gibi,
evden ayrılıp okumaya başka şehre gitseniz
de musluk suyu içemez acısuyun tadını ararsınız.
Tabi benim kadar şanslı olamayabilirsiniz
o başka. Babam sağolsun namı değer Canbula
Muharrem okuduğum 4 yıl boyunca bana Samsun'a
koli koli acısu taşıdı desem inanır mısınız?
Anafarta
İlkokulu
Anafarta
ilkokulu Cumhuriyet meydanında Hükümetin
yanındaydı. İlkokula başladığım 1975 yılında
ise sanırım okul yeniden inşa edildiği için
ilk yılımı Kaledere İlkokulu'nda okumuştum.
Anafarta İlkokulunun meydanda oluşu güzeldi.
Tüm bayramlar meydanda yapılırdı. Bizim
okulun hemen önünde. Teneffüslerde Meydan
Büfe'ye gidip leblebi tozu alırdık ve ağzımızı
doldurup üfürerek yerdik onu. Okulun tüm
öğretmenleri çok başarılı öğrenciler yetiştirirdi.
Günay Canarslan benim ilkokul öğretmenimdi.
Faruk Civelek, Resmiye Batuk, Fahrettin
Erkoç, Taner Gökçe, Ayşe Çelik ve daha ismini
şu anda hatırlayamadığım öğretmenlerimiz.
Sırayla Ünye Ortaokulu'na ve Ünye Lisesi'ne
gidilirdi. Tüm 19 Mayıslarda mutlaka gösterilere
bir ay önceden hazırlanılır, stadyumda ensemiz
yanana kadar prova yapılırdı. Çok özeldi
19 Mayıslar o yıllarda. Renk renk kıyafetlerle
süzülürdük adeta. Üniversiteye hazırlık
için başka şehirlere dersanelere gidilirdi.
O yıllarda Ünye'de dershane yoktu. Sabahın
köründe Cumartesi sabahı Samsun'a gidilir
Pazar akşamı dönülürdü. O yorgunlukla bir
de lise derslerine çalış. O zamanlar öyle
lise sonlarda aylarca rapor alıp okula gitmemeler
yoktu. En güzeli neydi peki; üniversite
sınavlarının açıklandığı o sabahtı. Gazeteci
Cücür'e gidilir bir gazete kapılıp gelinir
ve kazanılıp kazanılmadığına bakılırdı.
Daha sonra bir telefon trafiği olurdu, sen
ne yaptın o ne yaptı. Kazananlar o akşam
sahile çıkar, göğsünü gere gere gezer ve
sen nereyi kazandın? Ben şurayı kazandımlarla
adım adım çekirdek çitleyerek sahil turlanırdı.
Hasan Baba'ya kadar yürünüp dondurma alınır
ve sahil dönüşü dinlenmek için Yüzüncü Ylda
çay içilirdi.
Fatma
Erdem
Çevre Mühendisi
13.06.2006
fatmaerdem@yahoo.com
|