|
27
Aralık 1976’da Ünye’de göreve başladığımda, ilgimi
ve dikkatimi tarihi taş bir bina olan askerlik şubesi
çekmişti.
Gerçekten çok özel bir binaydı. Özellikle
el yapımı taş sütunları, çakı gibi nöbet tutan Mehmetçiklerle
özdeşleştiriyordum.
|
|
|
Askerlik
şubesi, fotoğrafın
tam ortasında denizin kenarında üç
katlı taş
bina ve
Ünye’nin kaybolan silüeti (Eren Tokgöz Arşivi)
|
Bir gün baktım ki askerlik şubesi yıkıldı.
Her taraf toz duman içinde. O canım taşlar parçalanmış,
dağılmış. İçimin yandığını hissettim. Kime, ne diyeceğimi
bilemedim. Ünye’yi çok seven, Ünyeliliği ile övünen
insanlardan hiç ses çıkmadı.
Aklımca, daha güzel, daha geniş ve özel bir
bina yapımını hayal ederek, kendimi avutmuştum.
Ama, sıradan, hiçbir özelliği
olmayan, en küçük ilçelerde bile rastlanabilecek
bir yapı ortaya çıktı.
Daha sonraki yıllarda, tarihi çok güzel evleri
gözlemeye başladım. Hepsi birer birer yıkıldı, yerlerine suni beton dağlar yükselmeye başladı.
|
|
|
|
|
Fotoğraflar,
Eren Tokgöz CD si (Bir bir kaybolan Ünye
Evleri)
|
Şimdi
bir elin sayısını geçmeyen bu evler, kendi kaderlerine
bırakılmış halde. Bu evlere sahip çıkalım. Ünye’yi
gerçek sevenler, bu evleri restore ettirerek korumaya
alsın. Biz de bu eserlere isimlerini verelim. Feryal
Hanım Evi, Çimento Evi, Fındık Evi gibi…
Hem
teşvik edici, hem de onurlandırıcı olur. Hem de
insanların torunlarına, göğüslerini gere gere
bırakacakları mirasları olur.
Neden bir evi Ünye Müzesi haline getirmeyelim?
Her zaman iyi ve güzel örnekler, geleceklere
bırakılan en güzel armağanlardır.
Farklı, ayrıcalıklı, özellikli, sıradan olmayan
değerler, eserler hem bugünlere, hem gelecek kuşaklara
çok şeyler anlatır.
|
|
|
Fotoğr. Berkhan Çağlar Karaduman Aynikola (Garipler
Adası)
|
Ayanikola Kilisesi’nin bulunduğu ada kendi halinde duruyor.
Orada, Karadeniz’e ve tarihi dokuya uygun bir lokantada,
niçin yöresel yemekler ve Ünye pidesi sunulmasın
|
|
|
Fotoğraf:
Aynur Zeren Tan Laleler ve eski köprü Ünye 2006
|
Eski iskeleyi sanmayın yalnız. Martılar, her dem konukları.
Birbiriyle öyle uyum içindeler ki; görüntü, adeta
ünlü bir ressamın yağlı boya tablosunu aratmıyor.
Orada yapılacak bir balık lokantasında, yenecek
balığın keyfi nerede olabilir?
|
|
Ünye
2005.. Fotoğ.
Berkhan Çağlar
Karaduman Eski iskele ve martılar
|
Asarkaya Milli Parkı’nı her zaman merak etmişimdir. Oradaki
manzarayı zaman zaman
kestirmeye çalışırım. Neden bir botanik bahçesi
olmasın? Yapılacak kır kafesinden Ünye’ye bakmanın
doyumsuz keyfini neden yaşamayalım?
Bir eşi ve benzeri olmayan eski, tarihi hamam,
neden bir kültür ve sanat merkezi haline dönüşmesin?
Doğu Karadeniz’in Samsun’dan Hopa’ya kadar,
insanın eli değmemiş, doldurulmamış, bozulmamış
en bakir kalan tek sahil, Ünye sahilidir
|
|
|
|
Fotoğraf:
Berkhan Çağlar Karaduman Bozulmamış fener altı
kayalıkları
|
Ordu’nun
girişi sayılan Kumbaşı Mevkii’nde, çocukluğumda
denize girerdik. Deniz denildiğinde ilk alkıma doğal
plaj olan Kumbaşı gelir.
Ama, şimdi… Şimdi, denizi kovmak için elden ne geliyorsa yapılmış.
Deniz kenarına devasa bir beton perde çekilmiş.
Önü toprakla doldurulmuş. Bolaman’dan başlayan çevre yolunun Ordu ayağının Kumbaşı’na
inmesi planlanmış. Yol mühendisliğine hiç aklım
ermez. Ama, sahili böyle
yok etmeden başka bir iniş olamaz mıydı, diye de
düşünmeden edemedim.
Doğal kıyılar, kumsallar böyle miras yedice
har vurup, harman savrulur gibi yok edilince, üzülmemek
elde değil.
|
|
|
|
|
Fotoğraflar:
Berkhan Çağlar Karaduman Çamlıktan öteye bozulmamış
koylar ve kumsallar
|
Ünye’de
de çamlık civarındaki küçük koylar yol yapmak için
dolduruluyor. Doğal güzellik kaybolup, gidiyor.
Yetkililere soruyorum. Allah aşkına yoldan tır mı
geçirmeyi düşünüyorsunuz? Doğal haliyle kalsa, daha
güzel ve özel değil mi?
Atalardan
miras kalan Çamlık ve Kaleden başka, torunlarımıza
bırakabileceğimiz ne var? Bizim yaptığımız, gururlanıp,
gelecek kuşaklara bırakacağımız, özel, güzel, estetik,
orijinal ne var?
O
zaman ben de derim ki; biz hala kentli bilincini
geliştirememiş, küçük kasaba zihniyetli insanlarız.
Kentli
bilinci, ekip çalışması ister.
Kentli
bilinci, bilgi birikimi ister.
Kentli
bilinci, saklama, değer verme, koruma, sevgi, ilgi
ve emek ister.
Kentli
bilinci, fark etmek, hissetmek, bakmasını bilmek,
sorumlu olmayı ister.
Kentli
bilinci, kendine, başkalarına, doğaya saygı ister.
Doğup
büyüdüğün ya da yaşadığın yeri seviyorum demek yetmiyor.
Oraya layık olmak, eğitimle, çalışmakla, kentli
bilincini geliştirmekle olur.
2006-04-12 - Feryal Çuhacı
Hizmet Gazetesi.Ünye
|