|
İki bölümden oluşan bu makalede, birici bölümde
Ünye Basını'nın
geçmişi ile ilgili bir;
Anı-Değerlendirme,
İkinci bölümde
,
İnternette Ünye siteleri
Konulu bir araştırma bulacaksınız.
Ünye’nin
geçmişiyle ilgili fazla bilgi ve belge yoktur elimizde,
bizden öncekiler bize fazla bir şey bırakmamışlardır.
Bir makale yazmak için üç ay belge topluyor,
araştırıyoruz, bizden sonra Ünye’yi yazacak olanlara
güvenilir ve doğru bilgiler bırakmak zorundayız,
peşimizden gelen kuşak Ünye’yi fal açarak veya
yıldızlara bakarak yazmak zorunda kalmasın.
Belge
ve bilgiler tam örtüşmediği için yarım duran onlarca
yazı var, altı aydır bir “Ünye’de
Ramazan Topu
ve Davulcu İdris “ makalesi ile uğraşıyorum, yazılı bir belge bulmak
çok zor, tek tek insanlarla görüşmek zorundasınız,
bir konuyu, herkes başka hatırlıyor, başka anlatıyor,
içinden çıkılmaz duruma geliyor bazen.
Tarihte
Ünye
|
Konuya
geçmeden önce Ünye hakkında bu güne kadar yazılmış
bilgileri size Osman Doğan’ın “Tarihte Ünye” adlı eserinden
özetleyerek kısaca aktarmak istiyorum.
Ünye’nin geçmişiyle ilgili ilk yazılı
bilgiyi1404 tarihinde Timur’a elçi olarak gönderilen
İspanyol Gonzales Clavijo vermiştir “Ertesi
günü Sinop’tan Ünye’ye vasıl olduk, tepelerde
evler görünüyordu, ahalinin çoğu Rum’du” demektedir.
İkinci yazılı bilgi Evliya Çelebiden 1640
yıllarındadır. Evliya Çelebi,
“Gemiye binip kötü bir havada Ünye’ye geldik,
Ünye Canik Sancağı içinde voyvodalıktır 150
akçelik kazadır” demektedir.
|
1649
yılında Antalya Patriğinin seyahatinden bilgiler
vardır: “Onyedinci asırda Karadeniz sahillerinde ticaret iskelesi İnoes Ünye dir”
demektedir.
1657
yılında ise Katip Çelebi Ünye hakkında bilgiler
vermektedir. 1800 yılında ise İsmail Beliğ Efendi
adlı bir gezginde Ünye’den bilgiler vermektedir.
1718 de Ermeni din adamı P.Minas Bıjıkyan “İnoe, Ünye sahili hilal şeklinde bir yerdir,
güney tarafında gemiler inşa edilir, paşanın konağı
muhteşem bir binadır şeklinde uzunca bilgiler
vermektedir.
1832
yılında Coğrafyacı J.A.Cramer’in eserinde Ünye hakkında
şu bilgiler verilmektedir,”Otuz
sıdadya sonra Enoe’yi
Ünye’yi görüyoruz, şehir halen eski adı olan
Unieh’i taşımaktadır, burası Bizanslı yazarların
Eoneum diye bahsettiği yerdir.”
1837
de ise Charles Texier Ünye’ye gelmiştir.
Fransız seyyahı Xavier Hommaire De Hell 1847
yılında Karadeniz kıyılarını dolaşırken Ünye’ye
de uğramış, Süleyman Paşanın meşhur sarayında misafir
edilmiştir. Seyahat arkadaşı ressam Laurens bu sarayın
farklı açılardan iç ve dış resimlerini çizmiştir.
Bugün elimizde bulunan saray ait resim ve çizimler
bu ressama aittir. Bu resimlerden bir tanesi Paris
Güzel Sanatlar Akademisinin giriş salonunun duvarında
bulunmaktadır. Fransız seyyahı seyahatnamesinde Ünye hakkında uzun ve güzel bilgiler vermektedir.
“Hemen ayaklarınızın
altında Ünye’nin sayısız evleri, zengin bahçeleri,
caminin minareleri ve gölgesi suya yansıyan Süleyman
Paşa sarayı bulunuyor, sol tarafta Rum mahallesinin
gülümseyen evleri yayılıyor.”
1840
yıllarında tekrar Anadolu’da araştırmalarda bulunan
Hamilton Karadeniz bölgesini de gezmiş Ünye hakkında
çok uzun ve değerli bilgiler vermiştir.
1860
yıllarında Erzurumlu halk ozanı Emrah Ünye’ye gelmiş
Ünye’nin güzelliğinden, evlerinden, insanlarından
giyimlerinden yaşayış şekillerinden nerdeyse her
şeyinden bahsetmiştir.
Başka
bir seyyah Vital Cunnet ise Ünye hakkında 1880 yılarına
ait bilgiler vermiştir. Daha sonraki yıllarda Mehmet
Hikmet Bey, 1900
yıllarında Tanin gazetesi yazarı Ahmet Şerif Bey,
Ünye İttihad ve Terakki Kulübü Başkanı Cavit bey
de Ünye hakkında bilgiler bırakmışlardır.

Sarı Yazma
|
Bundan
sonraki Ünye hakkındaki en kıymetli bilgiler
Rıfat Ilgaz’a aittir. Hababam Sınıfı Romanlarının yazarı Rıfat
Ilgaz Sarı Yazma adlı romanında 1925 yıllarında
Ünye’den ve Ünye’de geçirdiği çocukluk yıllarından
uzun uzun bahseder. Fırıncı
Mustafa’ dan kitap alıp okuduğunu, fenerde,
fok fokta denize girdiklerini anlatır.
|
1930
yılına gelindiğinde Ünyeli
Kelleroğlu Baha Bey “Resimli
Ünye Rehberi” adlı ilk defa kapsamlı
bir kitap yayınlamıştır. Bu kitapta Cumhuriyet
sonrası Ünye’si hakkında çok değerli resimler
açıklamalar ve belgeler vardır. Peşinden
Öğretmen Burhan Hanhan Ünye ilgili yine
önemli bilgileri içeren bir kitap yayınlamıştır.Tarih
otuzlu yılların sonlarıdır.
|
 |
Kırklı yıllarda Ünye hakkında herhangi bir yayın
yoktur. Ellili yıllara gelindiğinde birkaç yerel
gazete denemesi yapılmış fakat uzun ömürlü olmamıştır.
 |
Atmışlı
yılların başında Hayri Altuntaş bugün halen yayın hayatına “Şirin Ünye” adıyla devam eden
Şirin
Ünye- Akkuş Sesi gazetesini kurmuştur.
Bu gazeteyle birlikte Ünye ‘de yazılı
basın alanında bir hareket başlamıştır, Ünye’de
tanınmış birçok kişi bu gazetede yazmıştır.
Bu gazetede
benim gençlik yıllarıma ait unutulmaz anılarım
vardır.Mahallinde kendi matbaasında basılan
ilk gazetedir. |

Hayri
Altuntaş-Yaşar Karaduman
|
Çok
genç yaşımda okuldan arta kalan zamanlarımda
ve tatillerde çalıştığım bu gazetede eleman
yokluğundan, dizmeyi ve basmayı da öğrenmek zorunda kaldım,
çünkü Ünye’de bu işi bilen yoktu, elamanlar
Samsun’dan getirilirdi, daha sonra ben de, Ünye’de
bazılarına bu işi öğreterek eleman problemini
çözmeye çalıştık, bana da rahmetli Hayri
Altuntaş öğretmişti. Hayri bey Samsunluydu,
Ünye’de bu açığı görerek gazete ve matbaa kurmuştu.
Ünye’de
ciddi anlamda Ünyeli ilk gazeteci ve ilk matbaacı
benim, daha sonraki yıllarda, gittiğim yurt
dışında bu meslekle ilgili bir de okul bitirerek
kendime o gün bugün meslek edindim.
|
Yazarlar,
Yaşar Karaduman-Tülin Işık
|
|
|
Bu
gazeteden önce de Ünye’de zaman zaman gazeteler
olmuştur, fakat onlar hep Ünye dışındaki matbaalarda
basılmıştır. Şirin Ünye, Ünye’de, yerinde, Ünye’den
elamanlarla haberleri yazılmış, dizilmiş ve
basılmış ilk gazetedir. Ünye basın tarihini yazanlar bu bilgileri hep
atlamaktadırlar. Kırk yıldır halen yayın hayatına
devam eden bu gazetenin, bu hikayeden haberi
bile yoktur, beni bulup, bu ilk Ünyeli yazarlarına bir tek nüsha gazete göndermelerini isterdim.
Ünye
Gazeteciler Cemiyetinin de bu bilgilerden
haberi yoktur. Acaba, Ünye’de bu işi ilk yapanlar kimlerdi diye
merak bile etmemişlerdir. Ünye Basın Tarihi,
yalan yanlış bir sürü hatalarla doludur. Önüne
gelen ahkam kesmiştir.
|
Bu konuda en sağlıklı bilgi, Yüksel Şen’in yazdığı
“Ünye’de
Basın Hayatı” adlı
(http://members.lycos.co.uk/zilem/makale.htm)
de yayınlanan
makalesindedir. Habip Hoca, Cemiyetin, duvarına
astığı üç resimle işi halletmiş. Oysa onlardan biri
Ünyeli bile değildir. Fatsa’dan gelerek sadece Ünye’nin
ilan pastasından pay koparmak için gazete çıkarmıştır,
Ünye’ye hiçbirşey
vermemiştir. Biri
okul arkadaşımdır,
diğeri ise gazeteyi beraber yaptığımız Hayri
Altuntaştır, Ömer
Altuntaş bize sonradan katılmıştır.
Ünye’de
Basın hayatına katkısı olmuş bir çok kişi
ya kasten ya da bilgisizlikten yok sayılmıştır,
unutulmuştur, Ünye Gazeteciler Cemiyetinin, gazete
sahiplerinin ve arada bir bu konuda yazan genç arkadaşlarımın
bilgileri noksandır. Bunlardan bugün hayatta olanlar
ve olmayanlar vardır. Cemiyetin Onur Üyeleri sayılması gerekenlerin bazıları bugün hayattadır.
Hayatta olmayanlardan diğerlerinin de resimleri,
altlarına açıklama yazılarak duvara asılmalıdır.
En azından yıllarca emek verdiğim gazetenin devamı
sayılan ve benim halen kendimi bir üyesi olarak
olarak gördüğüm ama beni hiç ama hiç arayıp sormamış
Şirin Ünye
Gazetesinin bu konuyu
dile getirmelerini isterim.
Onur
üyesi olması gerekenlerden ilki, Ahmet
Şen’dir. Aynı zamanda, Ünye’nin ilk fotoğrafçısı
da olan Ahmet Şen, Cumhuriyetten sonra Ordu’da
yayınlanan”
Güzel Ordu” gazetesi “Ünye Haberleri “ köşesinde Ünye’den yazılar
yazmıştır. (Yüksel Şen, Ünye’de Basın Hayatı) Çok
değerli fotoğrafları ile Ünye’ye eşi bulunmayan
bir albüm hediye eden Ahmet Şen, in fotoğrafı, altında bu bilgilerle birlikte en başa asılmalıdır.
İki
ve üç numaralı üyeler, 24 Mart 1954 yılında yayın
hayatına başlayan ve üç ay sonra kapanan “Genç Demokratlar-Ünye” gazetesinin sahibi Mahir Kocaoğlu ve sorumlu müdürü Aptullah Tonyalı’dır, Mahir
Kocaoğlu hayattadır,
Aptullah Tonyalı hayatta değildir, resmi asılmalıdır.
Dört numaralı onur üyesi 1958 yılında yayın hayatına
başlayıp kısa bir süre sonra kapanan “Demokkrat Ünye” gazetesi sahibi “Ahmet Altun’dur, hayatta değildir, resmi asılmalıdır.
Beş
numaralı üye, Şirin Ünye Akkuş Sesi gazetesini kuran Hayri Altuntaş, hayatta değildir. Resmi asılıdır.
Altı
numaralı üye Hayri Altuntaş’la birlikte gazete ve
matbaanın kuruluşunda baştan beri birlikte olan
Yaşar Karaduman’dır.
Yedinci üye Şirin Ünye Akkuş Gazetesine, sahibinin
vefatından sonra katılan Ömer
Altuntaş’tır.
Sekizinci
ve dokuzuncu üyeler 1965 yılında “Bizim
Ünye” gazetesini kuran ve kısa bir müddet yayınlayan
Yılmaz Aktan ve Mücahit Özalp’tır,
ikisi de hayatta değildir, birinin resmi asılıdır
asıl kurucu ve sahibi Mücahit
Özalp’ın resmi yoktur, işin garibi, Mücahit
Özalp, cemiyet genel sekreterinin de dayısı
olmaktadır.
Onuncu
üye, okul tatillerinde Ünye’ye gelen yazılar yazan,
matbaada çalışan kendi yazısını kendi dizen çocukluk
arkadaşımız “Ferhan
Şensoy’ dur.
Onbirinci
üye o yıllarda görevi gereği yazılarını Ünye dışından
gönderen ve bugün hala yazan Yüksel Şen’dir.
Onikinci
üye, kısa bir müddet “Çamlık Gazetesi” ni yayınlayan Vahap Helvacı’dır, hayatta değildir, resmi
asılmalıdır.
Onüçüncü
üye hayatta olmayan üye,1970 yılında “Yeşil Ünye” gazetesini çıkaran Azmi Atasoy’dur resmi asılıdır.
Ondördüncü
üye, genç yaşta aramızdan ayrılan okul arkadaşım
“Özden Sarıkaya’dır
resmi asılı değildir. Benim bulabildiklerim bu kadar,
arada atladığım olmuşa okuyucular beni lütfen uyarsınlar.
Bugün duvarda
asılı duran üç resim hangi kriterlere göre asıldığını
bir türlü anlayamadım. Ünye’ye gittiğimde Habip
Hoca bana anlatır herhalde.
Gazeteciler
Cemiyeti Başkanı, Genel Sekreteri, ve üyeleri, gazete
sahipleri ve çalışanları kendilerinin geçmişi sayılan
bu haberi maalesef atlamışlardır. Cemiyet Başkanı
Sayın Şakir Gürel, genç, dinamik ve idealist bir
arkadaşımızdır, konunun üzerine giderek, ilgileneceğinden eminim.
Cemiyet, bu onur üyelerine ve geçmişine sahip çıkmalıdır. Hayatta olmayanların eş veya çocuklarına, hayatta
olanların bizzat kendilerine birer plaket verilerek,
Ünye Basını için çalışmalarından dolayı teşekkür
edilerek onurlandırılmalıdırlar. Duvara asılan üç
kuru fotoğrafla, işi halletmek kolaycılıktan başka
bir şey değildir, onlarında kim olduklarını altında
oturup toplantı yapan genç arkadaşlarım maalesef
bilmemektedirler.
Genç
arkadaşlarım Ünye’de mahallinde ilk gazeteyi basan
makineyi ve matbaayı da bilmemektedir, oysa bu makine,
hurufatlar, kavaletler, takımlar halen durmaktadır.
|
|
Ünye
Gazeteciler Cemiyeti, Ünye Gazete ve Matbaa
sahipleri Ünye’de ilk defa mahallinde gazete
basan bu makineyi ve takımları koruma altına
almalıdır. Bunlar tarihin canlı şahitleridir.
Bu makine ve sahibi Ömer Altuntaş ve matbaası, yarın yazılacak Ünye Gazetecilik ve Matbaacılık
tarihinin, Ünyelilere, gelecekten bırakılmış
bir emanettir. Ömer Altuntaş’a ve matbaasına sahip çıkılmalıdır.
Ünye’de ilk nüshayı bastığımız günün yıldönümlerinde
bir buket çiçekle gitmelidirler Ömer Altuntaş’a, çünkü o gün, Ünye basın ve matbaacılık tarihinde
bir milattır. Baskı makinesi, hurufatlar, gazetenin
dizildiği kasalar, Ünye Gazeteciliği ve matbaacılığının geçmişi
olarak orada halen durmakta, o günlerden, Hizmet
Gazetesi’nin renkli tam boy ofset baskısına
gelene kadar geçen kırk yıllık yolculuğu, başlangıcı
ve gelinen noktayı bize anlatmaktadır.
|
Dururken
sahip çıkın, ölünce duvara resmini asmışsınız neye
yarar. Ben
her yıl Ünye’ye geldiğimde evden inerken ilk defa
matbaaya, Ömer Altuntaş’a uğrarım. Kırk yıl önce mesleği öğrendiğim makineye
gözlerim yaş dolu bakarım, oğluma da gösterdim,
işte babanın mesleği öğrendiği ve o gazeteyi basan
makine diye.
Ferhan Şensoy bile benimle bu makinenin başına
geçip baskı yapmıştır.
1966
yılında Hocam Orhan Bora’nın ilçe Milli Eğitim
Müdürü iken hazırladığı ve hazırlanma safhalarına
benimde tanıklık ettiğim, bi çok kişinin kaynak
olarak başvurduğu”
Yeşil Ünye Rehberi” önemli belgelerin başında gelmektedir.
Çok değerli hocam Orhan Bora bu kitap için çok
uğraşmıştır, uzun yıllar başvurulan en güvenilir
kaynak olmuştur, oğlu Dr.
Fatih Bora bir şekilde bu yazımı okursa,
ondan rica ediyorum babasını yazsın bize, bu
Ünye’nin değerli evladının anıları kaybolmasın.
O da gencecik bir talebe iken babasının bu kitabın
hazırlanması sırasındaki çalışmalarına yardımcı
olmuştur. |
|
|
|
Ünye
hakkında yetmişli yılardan sonra bilgi belgeler
çoğalmaktadır. Yerel gazetelerin sayısı artmıştır.
Yetenekli genç yazarlar yetişmiştir bilgiler
gazete arşivlerinde kayıt altına alınmıştır.
Birkaç rehber denemesi daha yapılmışsa
da bunların içinde en kapsamlısı İrfan Tosun’un
hazırladığı “Oney’den
Ünye’ye “olmuştur.
Son olarak kapsamlı bir çalışma Ünye Belediyesi
tarafından Osman Doğana yaptırılan “Tarih
Boyunca Ünye”dir. |
Ünye
hakkında bize bırakılan bilgi belgeleri gördükten
sonra gelelim İnternetteki Ünye Sitelerine.
Ünye
hakkında tam kapsamlı bir site ne yazık ki çok azdır. Ünye hakkında kapsamlı bir site yapmak, onu güncel
tutmak, bilgisayar bilgisi, programcılık bilgisi,
zaman ve sevgi gerektirir, bu bir gönül işidir,
hepimiz bu işi hobi olarak amatör bir ruhla yapıyoruz
bundan para kazandığımız falan yok. Bu nedenle her
şey bölük pörçük, bilgiler ve belgeler yanlış ve
hepsi birbirinden kopyadır, aynı hatayı birkaç yerde
görebiliyorsunuz, isim ve kaynak belirtilmeden alıntı
yapıyorlar, cama bir tek resim yapıştırıp sitem var diye
dolaşanlar var internette. Sitelerin yüzde sekseni
ya kapanmış ya da çalışmıyor veya tek bir fotoğraf
la aylardır duruyor. İnternette ellinin üzerinde
Ünye sitesi vardır, içlerinde derli toplu beş tane
zor çıkar, bilen bilmeyen, genç ihtiyar bir sürü
insan yazar olmuş ahkam kesiyorlar.
Bu
arkadaşlarımın iyi niyetlerinden şüphem yok, hepsi
çok sevdikleri memleketlerine faydalı olabilmek,
Ünye’nin tanıtımı için yola çıkmışlardır, ama biraz
derli toplu olmak, dikkatli olmak sağlam bilgilerle
ortalıkta dolaşmak lazımdır. Yoksa bu karmaşa Ünye’ye
yarar yerine zarar verir. İsviçre’den yayın yapan
bir Ünye sitesi, Ünye’den yayın yapan siteden daha
kaliteli ve daha güncel bilgiler vermektedir. Ünye’den
yayın yapan bir sitede bir yıldır aynı haber cama
yapışmış durmaktadır. Misafir defterleri çoluk çocuğun
kavga ve birbirlerine küfür ettiği abuk sabuk şeylerin
yazıldığı bir yer haline gelmiştir, bir sürü ipe
sapa gelmez şeylerle uğraşmaktadır çocuklarımız.
Ünye’de,
bütünüyle Ünye’yi yirmili yıllardan bu güne kadar
yazacak bir araştırmacı çıkmamıştır. Yirmili yıllarda
yapılan bir “Mübadele”
insan değiştirme olayı vardır. Cumhuriyetten sonra
yapılan bir anlaşma ile Türkiye’deki Rumlar Yunanistan’a,
Yunanistan’daki Türkler Türkiye’ye gelmişlerdir,
bu değişim Ünye’de de yaşanmıştır, çünkü Ünye’de
o yıllarda hatırı sayılır bir Rum nüfusu vardır.
Ünye’deki Rumlar bu değişimde yerlerini yurtlarını
terk ederek, mallarını ucuz pahalı satarak, satamayan
bırakarak Ünye’yi terk etmek zorunda kalmışlar,
gemilere bindirilip Yunanistan limanlarına Pire
ve Selanik’e taşınmış, gemiler geri dönüşlerinde
oralardan Türkleri alarak geri gelmiştir. O yılarda
Ünye de bütün meslekler Rumların elinde idi, ayakkabılık,
demircilik, çömlekçilik, bakırcılık, terzilik akla
gelecek her meslek dalını Rumlar ve Ermeniler yapmakta
idiler, bunlar yanlarında öğrenmesinler diye Müslüman
yerli halktan kimseyi çalıştırmazlardı, bu nedenle
Rumlar Ünye’yi terk edince her şey birden bire çöktü,
gelenler tarımla uğraşan insanlardı hiçbir mesleği
bilmiyorlardı Ünye bir beş yılı 25-30 bu karmaşa
içinde geçirdi, sonra civar il ve ilçelerden meslek
erbabları getirildi, çömlekçilikte bu iş kollarından
biriydi. Bütün çömlekçiler Rum’du hepsi gidince
bir Ünyeli çıkmadı bu işi yapacak, atölyeler, fırınlar
çürüdü yıllarca sonra Trabzon’un Borçka kazasından
ustalar getirdiler.
Atmışlı
yıllardan bu yana,
Sayın Yüksel Şen Ünye sevgisi ve kişisel çabalarıyla
yazdı Ünye’yi, bugün en çok makale, bilgi ve belge
onda vardır ve halen sevgi ve azimle yazmaktadır
son yazdığı “Eğitime
Yenik Düşen Kilise”
ve fotoğraflar bir Ünye klasiğidir. Ünye için en
güzel kazanımlardan biridir bu makale
(http://members.lycos.co.uk/unyezile/rumkilise.htm
) adresinde yayınlanmıştır halen sevgi ve azimle
yazmaktadır, kendisini bu azminden ötürü kutluyorum. Ben Yüksel
Beyde daha çok güzel anılar olduğunu biliyorum,
bir zamanlar Şirin Ünye Gazetesinde birlikte yazardık,
görev yaptığı
yerlerden yazılarını gönderirdi.
Yüksel Şen görevi gereği uzun yıllarını Ünye
dışında geçirmiştir, bunu Ünye için bir kayıp olarak
görüyorum, bu gözlemci ve sade anlatım tarzıyla
yazan abimiz, Ünye de yaşamış olsaydı bize çok daha
güzel şeyler anlatacaktı.
Arkadaşımız
Bilgin Hasdemir
Ünye ağzı ile harika bir eser vermiştir, yöresel
Ünye kültürünü kayıt altına alıp aktarması bakımından
önemli bir çalışmadır, o da uzun yıllarını görevi
gereği Ünye dışında geçirmiştir.
Eren Tokgöz ise bir gönül adamıdır,
kendi kişisel merek ve çabalarıyla orda burada kalmış
eski Ünye fotoğraflarını Ünye’de ilk defa araştırıp,
toparlamış kendi çektiği fotoğraflarla birlikte
harika bir albüm oluşturarak Ünye’ye hediye etmiştir.
Dalında yapılmış en kapsamlı tek çalışmadır. Herkes
bilgisi, becerisi zamanı ve imkanları içinde bir
şeyler yapmaya çalışmıştır, hepsini kutlamak gerekir.
Atmışlı
yıllardan ikibine kadar Ünye’de yaşamiş birinden
yazılmış bir Ünye yoktur.
“Seni uzaktan sevmek
aşkların en güzeli” deyip hiç bulaşmayanlar
da maalesef olmuştur.
Aslında
Ünye’de, kimsenin bilmediği, orta yerlerde pek görünmeyi
sevmeyen ama benim atmışlı yıllardan beri yazdığı
hikayelerle daha o yıllarda öne çıkmış, daha o yıllarda
yazdığı hikayeleri ödül almış biri var.
Hocam İrfan Işık, coğrafya hocamdı benim, ben
o yıllarda yazdığını hikaye dalında başarılı olduğunu
bilirdim. Ünye’yi kesintisiz kırkbeş yıl her şeyiyle
o yaşamıştır. Kırkbeş yıldır bir nesli gözlemlemiş
bir aydın olarak çok kıymetli bilgilere sahiptir.
Fakat Hocam bu konularda fazla birşey yazmamıştır,
İnternetteki Ünye Sitelerinde hocama ait bir şey
yoktur, yanılıyorsam lütfen beni düzeltsinler. Yalnız
bir iki televizyon programı yaptığı söylediler o
kadar. Lütfen
bildiklerinizi ve yaşadıklarınızı bizimle paylasın
hocam.. Ünye’ye yapacağınız en büyük hizmet bu olacaktır.
Ünye’de bugün dokuz gazete, bir dergi, dört radyo
bir tv var birinden birinde çıkıp anlatın, bizim sitemiz de açıktır size, eski bir öğrenciniz
olarak sayfalarımız emrinizdedir.
Bu
güzel hatıralarınızı bizimle paylaşın lütfen. Çok
iyi bildiğiniz Ünye’deki eğitim hayatını
ve Ünye’ye emek vermiş
binlerce öğrenci yetiştirmiş sizin gibi
çok değerli öğretmenlerden bahsedin, Ömer Çam’ı
yazın bize, dergiler çıkardık Ömer Çam hakkında,
ölüm yıldönümlerini kutladık,
Ömer Çam’la ilgili bir de internet sitemiz
var.
(www.omercam.net
) televizyonda
programlar yapıldı, sizden hiç ses çıkmadı
oysa Ömer Çam’ı en iyi siz tanıyorsunuz.
Bayramlarda
saha komiserimiz bir Osman Öztuncer hocamız vardı
onun bir de şapkası vardı, onu yazın o gideli bayram
törenlerimizin hiç tadı kalmadı.. Gerçi, mikrofon
öğrencilerinden Habip Hoca ya miras kaldı diyorlar,
aslında Habip Hoca İnönü ilkokulundan sizin öğrencinizdir,
bayramlarda Ünye’de bulunamadığım için bilmiyorum
ama, onu bir iki festivalde elinde mikrofon sağa
sola koştururken gördüm, şimdilerde duyduğuma göre
eşraf düğünlerinde boy gösteriyormuş. Şapka kime
miras kaldı ondan haberim yok.
Bu mikrofon işi Habib hocanın
bitmeyen sevdasıdır, gördüğü yerde dayanamaz,
o çocukken de bayramlarda da şiir okumak için atardı
ortalığa kendini.. Duyduğuma göre yine Döner Çeşme
Meydanında program yapacakmış bana da iki kelime
ettirir her halde.
Burada
çok değerli bir ağabeyimden Mehmet Yılmaz Hocamdan,
bahsetmeden geçemeyeceğim, o da uzun yılarını Ünye’de
geçirmiş değerli bir eğitimcidir. Bize bu Ünye’yi
böyle sevmeyi o öğretmiştir.
Onun da Ünye ilgili gözlemleri anıları hikayeleri
vardır. Sayın ağabeyim, bu site küçük kardeşinizindir,
bize gençliğimizde olduğu gibi lütfen yol gösterin.
Ünye’de
yazılacak malzeme çoktur, hikaye çoktur. Ünye’de
renkli kişilikleri ile yaşamış kimsenin bilmediği
insanlarımız vardır, bunlar meslekleri, nüktedanlıkları
ve konuşmaları ile de Ünye kültürünün bir parçasıdırlar,
ama bugünkü kuşak onları bilmemektedir. Bunları
bir şekilde toparlayıp geleceğe aktarmak lazımdır.
Köşebaşındaki inşaat malzemeleri dükkanından Ünye’yi
tarassut eden ve “Ünye’yi Sevenler Derneği”nde sigara
dumanı ve okey şakırtıları arasında Ünye’yi severek tekaütlük günlerinin zevkini
süren eski tüfeklerden
rica ediyorum.
Tek
tek ne kadar Ünye sitesi varsa buldum ve baktım,
manzara kötü. Sitelerde ve portallarda Ünye’den
çok Ünye ile ilgisi olmayan bir sürü şey dolu, yerel
siteler, adı üzerinde yerel bilgiler haberler vermek
zorundadırlar, zayıflama formüllerinin, akupuntur, vs. gibi
şeylerin ne işi var Ünye sitelerinde? Bu konularda
yapılmış çok daha profesyonel siteler var, komşu
kasabaların sitelerine bakıyorum bizden güzel, gayet
anlaşılır ve sade.
Bizim
toplumumuzun okumama gibi bir özrü var, hele uzun metinleri hiç okumuyorlar, sıkılıyorlar. Bu uğraşıp yazdığım satırları kaç
kişi okur bilemem. Ünye sitelerine, Ünye dışındaki
insanlarımız daha çok hasret giderme kabilinden,
kendi köylerinden haber ve bilgileri arıyor, fotoğraflara
bakıyorlar. Ünye ile ilgili yazı, hatıra ve makalelere
fazla bakmadıkları gibi Ünye ile ilgisi olmayan
şeylere ise hiç bakmıyorlar, çünkü bu bilgileri
çok daha detaylı veren siteler var, sitelerimiz
yazı olsun sayfa dolsun anlayışını terk ederek daha
çok Ünye ile ilgili bir şeyler vermek zorundadırlar.,
bu genç arkadaşlar bilgisayarın başından kalkıp
Ünye sokaklarını dolaşsınlar her köşe başında bir
tarih her sokak başında bir hikaye ve haber bulacaklardır.
Ünye’de doksanlı yaşlarda halen sağlıklı insanlarımız
var, onlarla konuşsunlar, yazılacak her kelime kayıt
altına alınacak her bilgi önemlidir.
Haber
portalı şeklindeki siteler güncel olmalıdır, haberler
günlerce camda yapışıp kalmamalıdır. Tasarım ise
çok özen isteyen bir konudur. Siteler tamamen tasarım
yoksuludur. Renklerin, çizgilerin karmaşık sayfa
düzeninin acemice grafiklerin içinde ziyaretçiler
kızamık çıkartmaktadırlar. Göze hoş gelen dizayn
ve renklerde bakılabilecek site çok azdır. Genç
arkadaşlar bu işe biraz ciddi bakmalı sitelerini
yeniden içerikleri ile birlikte gözden geçirmelidirler.
Oradan
buradan toplama yazılarla bu iş olmaz. Lütfen alıntıları
isim ve kaynak göstererek yapın, emeğe saygı gösterin.
Bir konuyu yazmak için altı ay uğraşıyoruz, bilgilerin
doğru ve güvenilir olması için onlarca kişiyle konuşuyoruz,
bilgi noksanlığı nedeniyle tıkanmış tamamlanamamış
onlarca konu var. İnsanlar bazen bildikleri halde
konuşmuyorlar, araştırmacılık zevkli ve çileli bir
iştir, Ünye’de yaşanmış bir sürü harika hikayeler
vardır, amacımız bunları bulup geleceğe aktarmak,
yazıya dökmektir, bu işten bir kazancımız yok, bizim
de doğduğumuz, büyüdüğümüz topraklara yapabileceğimiz
hizmet bu. Bu uğraşılarımızı, destekleyen kişi çok az, bu
işleri lüzumsuz buluyorlar, ama toparladığımız bir
hikayenin bulduğumuz bir fotoğrafın içinde kendi
akrabalarını, dedelerini veya babalarından izler
buldukları zaman
da seviniyorlar.
Bazen
gittiğim yerlerde, yıkılmaya yüz tutmuş eski bir
Ünye evinin taştan oymalı çeşmesini, eski bir evin
giriş kapısının üstündeki harika ağaç oyma tablonun
fotoğraflarını çekerken, dokunur, okşarım ellerimle,
tarihe, geçmişe dokunurum, beni define arıyorum
zannederek sert sert bakar, bazıları da Yunanistan’dan, mübadelede gömdüğü
altınları almaya gelmiş bir yabancı sanırlar, yaklaşırlar
yanıma: ( mister, burada yok altın, lan Ahmet konuşsana
şu gavurla ne arıyor) diye. O taşları o kapıları okşarım, neler anlatırlar
bana bilir misiniz?
Böyle
bir olay geçen yıl geldi başıma: Yalıkahvesinde
eski bir kilise vardır. Bugün düğün salonu olarak
belediye tarafından kiraya verilmiştir. Bu kilisenin
üstünde Meçhulasker İlkokulu vardı, benim ilkokulumdu
burası, bir katı taş iki katı ahşap, harika taş
merdivenleri olan güzel bir binaydı.
Merdivenlerin
altında hemen giriş kapısının önünde taş işçiliğinin
en güzel örneklerinden biri olan taş bir çeşme vardı.
Bu çeşmenin resmini başkaları da çekmişler altında
hiçbir açıklama olmadan birçok Ünye sitesinde ne
olduğu bilmeden yayınlıyorlar. Bugün bu bina yıkılmış harabe şekilde durmaktadır.
O güzelim çeşmeyi aradım taşların arasında, üzeri
yosun tutmuştu elimle sildim temizledin yosunları,
okşadım çeşmeyi ve çok mutlu yıllarıma uzandı ellerim,
beni görenler başıma toplandılar define arıyorum
diye, yabancı sandılar, anlattım onlara ne aradığımı,
hepsinin benimkine benzer anıları vardı onlarda
başka okullarda benim gibi kaybolan mutlu çocukluk
yıllarından anlattılar.
İnternette
ellinin üzerindeki Ünye sitesi vardır, bunlardan
on adedi ilköğretim okulu, liseler, meslek okulları
ve fakülteye ait sitelerdir, dizayn ve grafikleri
orta derecededir, bu siteler genelde okulları ve
öğrencilerine yönelik bilgiler vermektedirler, Ünye
hakkında kısa da olsa bilgi vardır.
Bir
o kadar da firmaların ticari siteleri vardır, bunlarda
pazarladıkları veya ürettikleri ürünlerle müşterilerine
hitap etmektedirler burada da Ünye ile ilgili kısa
bilgiler vardır. Bir belediye web sitesi vardır,
belediye bu site ile, yaptığı ve yapacağı hizmetler
hakkında Ünyelileri bilgilendirmektedirler, Kaymakamlık
sitemiz maalesef yoktur.
Yerel
basından Hizmet Yayın Gurubunun web sitesini görüyoruz,
gazetede yayınlanan haberlerin kısa bir özeti ve
köşe yazarlarının gazetede yayınlanmış yazıları
var, gazetenin
ulaşmadığı yerler ve kişiler için düşünülmüş en
güzel şey, fakat bir portal şekline dönüştürülüp
gazeteden daha çok haber aktarmak sanırım
çok daha iyi olacaktır.
Üç
tane köylerimize ait site, beş tane kadar haber
portalı, bir sohbet ve müzik sitesi vardır.
Dört veya beş tane kültür sitesi denilebilecek,
fotoğraf, makale, belge hatırat yayınlayan site
vardır, Biri yurt dışında üç tane Ünyeliler Derneği
sitesi, bir Ünyespor’un web sitesi ve on tane kadar,
düzenli olmayan biraz amatörce, biraz hobi olarak
yapılmış siteler vardır. Son on tanesinin ne yapmak
istediğini bende anlayabilmiş değilim, gerisi iyi
veya kötü kişisel sitelerdir, bazen çalışırlar bazen
çalışmazlar.
İnternette
Ünye sitelerini liste halinde de yayınlayan birkaç
site var, arkadaşlar
bu listeyi gözden geçirip çalışmayan siteleri listelerinden
çıkarıp güncelleştirmelidir. Bu araştırmayı yapmak için girdiğim bu karmaşa
ve labirentten zaman zaman bunalıp kendimi dışarıya
zor attığım olmuştur.
Konuyu
yavaş yavaş bağlamaya çalışırsak, yeşil, yeşil diye
çırpındığımız Ünye, İnternette ne yazık ki iyi görünmemektedir.
İnternette Ünye hakkında bilgi arayan biri, bu labirentte
bu karmaşada boğulmak üzereyken tıklayıp can havliyle
kendini dışarı atmaktadır.
Hep
birlikte siteleri gözden geçirip, gereksiz şeylerden
temizleyip, güncelleştirip, doğru, güvenilir bilgi
ve belgelerle anlaşılır sade, renklerden grafiğine
kadar göze de hitap eden bir dizayn ile sunmalıyız.
Yaptığımız
şey işe yarasın, bu işi hobi olarak yapsak bile
hepimizin ana gayesi Ünye’nin tanıtımına yardımcı
olabilmektir. Kimsenin bu iyi niyetinden asla şüphem
yoktur.
Burada
beni çok etkileyen sadeliği, rengi, grafiği içeriği
il Anafarta İlköğretim okulu web sitesini belirtmeden
ve eğitimci arkadaşları kutlamadan geçemeyeceğim.
(www.anafarta.com)
Türkiye
İnternetin 13 cü yılını kutluyor. 10-23 Nisan Türkiye’de
internet haftası olarak kutlanacaktır. İnternet
haftamız kutlu olsun arkadaşlar.
Hepinizi
çok seviyorum.
‘”Ünye’nin
İnternet Yolculuğu”
Yaşar Karaduman.İstanbul.Ocak.2006
www.unyeses.net
|