İki bölümden oluşan bu makalede, birici bölümde
Ünye Basını'nın geçmişi ile ilgili bir;
Anı-Değerlendirme,

İkinci bölümde ,
İnternette Ünye siteleri
Konulu bir araştırma bulacaksınız.

Ünye’nin geçmişiyle ilgili fazla bilgi ve belge yoktur elimizde, bizden öncekiler bize fazla bir şey bırakmamışlardır.  Bir makale yazmak için üç ay belge topluyor, araştırıyoruz, bizden sonra Ünye’yi yazacak olanlara güvenilir ve doğru bilgiler bırakmak zorundayız,  peşimizden gelen kuşak Ünye’yi fal açarak veya yıldızlara bakarak yazmak zorunda kalmasın.

Belge ve bilgiler tam örtüşmediği için yarım duran onlarca yazı var, altı aydır bir “Ünye’de Ramazan Topu   ve Davulcu İdris “ makalesi ile uğraşıyorum, yazılı bir belge bulmak çok zor, tek tek insanlarla görüşmek zorundasınız, bir konuyu, herkes başka hatırlıyor, başka anlatıyor, içinden çıkılmaz duruma geliyor bazen.


Tarihte Ünye
Konuya geçmeden önce Ünye hakkında bu güne kadar yazılmış bilgileri size Osman Doğan’ın “Tarihte Ünye” adlı eserinden özetleyerek kısaca aktarmak istiyorum.

Ünye’nin geçmişiyle ilgili ilk yazılı bilgiyi1404 tarihinde Timur’a elçi olarak gönderilen İspanyol Gonzales Clavijo vermiştir  “Ertesi günü Sinop’tan Ünye’ye vasıl olduk, tepelerde evler görünüyordu, ahalinin çoğu Rum’du” demektedir.

İkinci yazılı bilgi Evliya Çelebiden 1640 yıllarındadır. Evliya Çelebi, “Gemiye binip kötü bir havada Ünye’ye geldik, Ünye Canik Sancağı içinde voyvodalıktır 150 akçelik kazadır” demektedir.






















1649 yılında Antalya Patriğinin seyahatinden bilgiler vardır: “Onyedinci asırda Karadeniz sahillerinde ticaret iskelesi İnoes Ünye dir” demektedir.

1657 yılında ise Katip Çelebi Ünye hakkında bilgiler vermektedir. 1800 yılında ise İsmail Beliğ Efendi adlı bir gezginde Ünye’den bilgiler vermektedir. 1718 de Ermeni din adamı P.Minas Bıjıkyan “İnoe, Ünye sahili hilal şeklinde bir yerdir, güney tarafında gemiler inşa edilir, paşanın konağı muhteşem bir binadır şeklinde uzunca bilgiler vermektedir.

1832 yılında Coğrafyacı J.A.Cramer’in eserinde Ünye hakkında şu bilgiler verilmektedir,”Otuz sıdadya sonra Enoe’yi   Ünye’yi görüyoruz, şehir halen eski adı olan Unieh’i taşımaktadır, burası Bizanslı yazarların Eoneum diye bahsettiği yerdir.”

1837 de ise Charles Texier Ünye’ye gelmiştir.  Fransız seyyahı Xavier Hommaire De Hell 1847 yılında Karadeniz kıyılarını dolaşırken Ünye’ye de uğramış, Süleyman Paşanın meşhur sarayında misafir edilmiştir. Seyahat arkadaşı ressam Laurens bu sarayın farklı açılardan iç ve dış resimlerini çizmiştir. Bugün elimizde bulunan saray ait resim ve çizimler bu ressama aittir. Bu resimlerden bir tanesi Paris Güzel Sanatlar Akademisinin giriş salonunun duvarında bulunmaktadır. Fransız seyyahı seyahatnamesinde Ünye hakkında uzun ve güzel bilgiler vermektedir. “Hemen ayaklarınızın altında Ünye’nin sayısız evleri, zengin bahçeleri, caminin minareleri ve gölgesi suya yansıyan Süleyman Paşa sarayı bulunuyor, sol tarafta Rum mahallesinin gülümseyen evleri yayılıyor.”

1840 yıllarında tekrar Anadolu’da araştırmalarda bulunan Hamilton Karadeniz bölgesini de gezmiş Ünye hakkında çok uzun ve değerli bilgiler vermiştir.

1860 yıllarında Erzurumlu halk ozanı Emrah Ünye’ye gelmiş Ünye’nin güzelliğinden, evlerinden, insanlarından giyimlerinden yaşayış şekillerinden nerdeyse her şeyinden bahsetmiştir.

Başka bir seyyah Vital Cunnet ise Ünye hakkında 1880 yılarına ait bilgiler vermiştir. Daha sonraki yıllarda Mehmet Hikmet Bey, 1900 yıllarında Tanin gazetesi yazarı Ahmet Şerif Bey, Ünye İttihad ve Terakki Kulübü Başkanı Cavit bey de Ünye hakkında bilgiler bırakmışlardır.


Sarı Yazma
Bundan sonraki Ünye hakkındaki en kıymetli bilgiler Rıfat Ilgaz’a aittir. Hababam Sınıfı Romanlarının yazarı Rıfat Ilgaz Sarı Yazma adlı romanında 1925 yıllarında Ünye’den ve Ünye’de geçirdiği çocukluk yıllarından uzun uzun bahseder. Fırıncı Mustafa’ dan kitap alıp okuduğunu, fenerde, fok fokta denize girdiklerini anlatır.












 

1930 yılına gelindiğinde Ünyeli Kelleroğlu Baha BeyResimli Ünye Rehberi” adlı ilk defa kapsamlı bir kitap yayınlamıştır. Bu kitapta Cumhuriyet sonrası Ünye’si hakkında çok değerli resimler açıklamalar ve belgeler vardır. Peşinden Öğretmen Burhan Hanhan Ünye ilgili yine önemli bilgileri içeren bir kitap yayınlamıştır.Tarih otuzlu yılların sonlarıdır.

 

 

 

 







Kırklı yıllarda Ünye hakkında herhangi bir yayın yoktur. Ellili yıllara gelindiğinde birkaç yerel gazete denemesi yapılmış fakat uzun ömürlü olmamıştır.


Atmışlı yılların başında Hayri Altuntaş bugün halen yayın hayatına “Şirin Ünye”  adıyla devam eden Şirin Ünye- Akkuş Sesi gazetesini kurmuştur.   Bu gazeteyle birlikte Ünye ‘de yazılı basın alanında bir hareket başlamıştır, Ünye’de tanınmış birçok kişi bu gazetede yazmıştır.  Bu gazetede benim gençlik yıllarıma ait unutulmaz anılarım vardır.Mahallinde kendi matbaasında basılan ilk gazetedir.



Hayri Altuntaş-Yaşar Karaduman
Çok genç yaşımda okuldan arta kalan zamanlarımda ve tatillerde çalıştığım bu gazetede eleman yokluğundan, dizmeyi ve basmayı da öğrenmek zorunda kaldım, çünkü Ünye’de bu işi bilen yoktu, elamanlar Samsun’dan getirilirdi, daha sonra ben de, Ünye’de bazılarına bu işi öğreterek eleman problemini çözmeye çalıştık, bana da rahmetli Hayri Altuntaş öğretmişti. Hayri bey Samsunluydu, Ünye’de bu açığı görerek gazete ve matbaa kurmuştu. Ünye’de ciddi anlamda Ünyeli ilk gazeteci ve ilk matbaacı benim, daha sonraki yıllarda, gittiğim yurt dışında bu meslekle ilgili bir de okul bitirerek kendime o gün bugün meslek edindim.


Yazarlar, Yaşar Karaduman-Tülin Işık


Bu gazeteden önce de Ünye’de zaman zaman gazeteler olmuştur, fakat onlar hep Ünye dışındaki matbaalarda basılmıştır. Şirin Ünye, Ünye’de, yerinde, Ünye’den elamanlarla haberleri yazılmış, dizilmiş ve basılmış ilk gazetedir.  Ünye basın tarihini yazanlar bu bilgileri hep atlamaktadırlar. Kırk yıldır halen yayın hayatına devam eden bu gazetenin, bu hikayeden haberi bile yoktur, beni bulup, bu ilk Ünyeli yazarlarına bir tek nüsha gazete göndermelerini isterdim. Ünye Gazeteciler Cemiyetinin de bu bilgilerden haberi yoktur. Acaba, Ünye’de bu işi ilk yapanlar kimlerdi diye merak bile etmemişlerdir. Ünye Basın Tarihi, yalan yanlış bir sürü hatalarla doludur. Önüne gelen ahkam kesmiştir.


Bu konuda en sağlıklı bilgi, Yüksel Şen’in yazdığı “Ünye’de Basın Hayatı” adlı   (http://members.lycos.co.uk/zilem/makale.htm)  de yayınlanan makalesindedir. Habip Hoca, Cemiyetin, duvarına astığı üç resimle işi halletmiş. Oysa onlardan biri Ünyeli bile değildir. Fatsa’dan gelerek sadece Ünye’nin ilan pastasından pay koparmak için gazete çıkarmıştır,  Ünye’ye hiçbirşey vermemiştir.  Biri okul arkadaşımdır,  diğeri ise gazeteyi beraber yaptığımız Hayri Altuntaştır, Ömer Altuntaş bize sonradan katılmıştır.

Ünye’de Basın hayatına katkısı olmuş bir çok kişi  ya kasten ya da bilgisizlikten yok sayılmıştır, unutulmuştur, Ünye Gazeteciler Cemiyetinin, gazete sahiplerinin ve arada bir bu konuda yazan genç arkadaşlarımın bilgileri noksandır. Bunlardan bugün hayatta olanlar ve olmayanlar vardır. Cemiyetin Onur Üyeleri sayılması gerekenlerin bazıları bugün hayattadır. Hayatta olmayanlardan diğerlerinin de resimleri, altlarına açıklama yazılarak duvara asılmalıdır. En azından yıllarca emek verdiğim gazetenin devamı sayılan ve benim halen kendimi bir üyesi olarak olarak gördüğüm ama beni hiç ama hiç arayıp sormamış Şirin Ünye Gazetesinin bu konuyu   dile getirmelerini isterim.

Onur üyesi olması gerekenlerden ilki, Ahmet Şen’dir. Aynı zamanda, Ünye’nin ilk fotoğrafçısı da olan Ahmet Şen, Cumhuriyetten sonra Ordu’da yayınlanan” Güzel Ordu” gazetesi “Ünye Haberleri “ köşesinde Ünye’den yazılar yazmıştır. (Yüksel Şen, Ünye’de Basın Hayatı) Çok değerli fotoğrafları ile Ünye’ye eşi bulunmayan bir albüm hediye eden Ahmet Şen, in fotoğrafı, altında bu bilgilerle birlikte en başa asılmalıdır.

İki ve üç numaralı üyeler, 24 Mart 1954 yılında yayın hayatına başlayan ve üç ay sonra kapanan “Genç Demokratlar-Ünye” gazetesinin sahibi Mahir Kocaoğlu ve sorumlu müdürü Aptullah Tonyalı’dır, Mahir Kocaoğlu hayattadır, Aptullah Tonyalı hayatta değildir, resmi asılmalıdır.

 Dört numaralı onur üyesi 1958 yılında yayın hayatına başlayıp kısa bir süre sonra kapanan “Demokkrat Ünye” gazetesi sahibi “Ahmet Altun’dur, hayatta değildir, resmi asılmalıdır.

Beş numaralı üye, Şirin Ünye Akkuş Sesi gazetesini kuran Hayri Altuntaş, hayatta değildir. Resmi asılıdır.

Altı numaralı üye Hayri Altuntaş’la birlikte gazete ve matbaanın kuruluşunda baştan beri birlikte olan Yaşar Karaduman’dır.

 Yedinci üye Şirin Ünye Akkuş Gazetesine, sahibinin vefatından sonra katılan Ömer Altuntaş’tır.

Sekizinci ve dokuzuncu üyeler 1965 yılında “Bizim Ünye” gazetesini kuran ve kısa bir müddet yayınlayan Yılmaz Aktan ve Mücahit Özalp’tır, ikisi de hayatta değildir, birinin resmi asılıdır asıl kurucu ve sahibi Mücahit Özalp’ın resmi yoktur, işin garibi, Mücahit Özalp, cemiyet genel sekreterinin de dayısı olmaktadır.

Onuncu üye, okul tatillerinde Ünye’ye gelen yazılar yazan, matbaada çalışan kendi yazısını kendi dizen çocukluk arkadaşımız “Ferhan Şensoy’ dur.

Onbirinci üye o yıllarda görevi gereği yazılarını Ünye dışından gönderen ve bugün hala yazan Yüksel Şen’dir.

Onikinci üye, kısa bir müddet “Çamlık Gazetesi” ni yayınlayan Vahap Helvacı’dır, hayatta değildir, resmi asılmalıdır.

Onüçüncü üye hayatta olmayan üye,1970 yılında “Yeşil Ünye” gazetesini çıkaran Azmi Atasoy’dur resmi asılıdır.

Ondördüncü üye, genç yaşta aramızdan ayrılan okul arkadaşım “Özden Sarıkaya’dır resmi asılı değildir. Benim bulabildiklerim bu kadar, arada atladığım olmuşa okuyucular beni lütfen uyarsınlar.  Bugün duvarda asılı duran üç resim hangi kriterlere göre asıldığını bir türlü anlayamadım. Ünye’ye gittiğimde Habip Hoca bana anlatır herhalde.

Gazeteciler Cemiyeti Başkanı, Genel Sekreteri, ve üyeleri, gazete sahipleri ve çalışanları kendilerinin geçmişi sayılan bu haberi maalesef atlamışlardır. Cemiyet Başkanı Sayın Şakir Gürel, genç, dinamik ve idealist bir arkadaşımızdır,  konunun üzerine giderek, ilgileneceğinden eminim. Cemiyet, bu onur üyelerine ve geçmişine sahip çıkmalıdır. Hayatta olmayanların eş veya çocuklarına, hayatta olanların bizzat kendilerine birer plaket verilerek, Ünye Basını için çalışmalarından dolayı teşekkür edilerek onurlandırılmalıdırlar. Duvara asılan üç kuru fotoğrafla, işi halletmek kolaycılıktan başka bir şey değildir, onlarında kim olduklarını altında oturup toplantı yapan genç arkadaşlarım maalesef bilmemektedirler.

Genç arkadaşlarım Ünye’de mahallinde ilk gazeteyi basan makineyi ve matbaayı da bilmemektedir, oysa bu makine, hurufatlar, kavaletler, takımlar halen durmaktadır.



Ünye Gazeteciler Cemiyeti, Ünye Gazete ve Matbaa sahipleri Ünye’de ilk defa mahallinde gazete basan bu makineyi ve takımları koruma altına almalıdır. Bunlar tarihin canlı şahitleridir. Bu makine ve sahibi Ömer Altuntaş ve matbaası, yarın yazılacak Ünye Gazetecilik ve Matbaacılık tarihinin, Ünyelilere, gelecekten bırakılmış bir emanettir. Ömer Altuntaş’a ve matbaasına sahip çıkılmalıdır.

Ünye’de ilk nüshayı bastığımız günün yıldönümlerinde bir buket çiçekle gitmelidirler Ömer Altuntaş’a, çünkü o gün, Ünye basın ve matbaacılık tarihinde bir milattır. Baskı makinesi, hurufatlar, gazetenin dizildiği kasalar,  Ünye Gazeteciliği ve matbaacılığının geçmişi olarak orada halen durmakta, o günlerden, Hizmet Gazetesi’nin renkli tam boy ofset baskısına gelene kadar geçen kırk yıllık yolculuğu, başlangıcı ve gelinen noktayı bize anlatmaktadır.

Dururken sahip çıkın, ölünce duvara resmini asmışsınız neye yarar.  Ben her yıl Ünye’ye geldiğimde evden inerken ilk defa matbaaya, Ömer Altuntaş’a uğrarım. Kırk yıl önce mesleği öğrendiğim makineye gözlerim yaş dolu bakarım, oğluma da gösterdim, işte babanın mesleği öğrendiği ve o gazeteyi basan makine diye. Ferhan Şensoy bile benimle bu makinenin başına geçip baskı yapmıştır.

1966 yılında Hocam Orhan Bora’nın ilçe Milli Eğitim Müdürü iken hazırladığı ve hazırlanma safhalarına benimde tanıklık ettiğim, bi çok kişinin kaynak olarak başvurduğu” Yeşil Ünye Rehberi önemli belgelerin başında gelmektedir.

Çok değerli hocam Orhan Bora bu kitap için çok uğraşmıştır, uzun yıllar başvurulan en güvenilir kaynak olmuştur, oğlu Dr. Fatih Bora bir şekilde bu yazımı okursa, ondan rica ediyorum babasını yazsın bize, bu Ünye’nin değerli evladının anıları kaybolmasın.

O da gencecik bir talebe iken babasının bu kitabın hazırlanması sırasındaki çalışmalarına yardımcı olmuştur.






Ünye hakkında yetmişli yılardan sonra bilgi belgeler çoğalmaktadır. Yerel gazetelerin sayısı artmıştır.

Yetenekli genç yazarlar yetişmiştir bilgiler gazete arşivlerinde kayıt altına alınmıştır.  Birkaç rehber denemesi daha yapılmışsa da bunların içinde en kapsamlısı İrfan Tosun’un hazırladığı “Oney’den Ünye’ye “olmuştur.

Son olarak kapsamlı bir çalışma Ünye Belediyesi tarafından Osman Doğana yaptırılan “Tarih Boyunca Ünye”dir.

Ünye hakkında bize bırakılan bilgi belgeleri gördükten sonra gelelim İnternetteki Ünye Sitelerine.

Ünye hakkında tam kapsamlı bir site ne yazık ki çok azdır. Ünye hakkında kapsamlı bir site yapmak, onu güncel tutmak, bilgisayar bilgisi, programcılık bilgisi, zaman ve sevgi gerektirir, bu bir gönül işidir, hepimiz bu işi hobi olarak amatör bir ruhla yapıyoruz bundan para kazandığımız falan yok. Bu nedenle her şey bölük pörçük, bilgiler ve belgeler yanlış ve hepsi birbirinden kopyadır, aynı hatayı birkaç yerde görebiliyorsunuz, isim ve kaynak belirtilmeden alıntı yapıyorlar, cama bir tek resim yapıştırıp sitem var diye dolaşanlar var internette. Sitelerin yüzde sekseni ya kapanmış ya da çalışmıyor veya tek bir fotoğraf la aylardır duruyor. İnternette ellinin üzerinde Ünye sitesi vardır, içlerinde derli toplu beş tane zor çıkar, bilen bilmeyen, genç ihtiyar bir sürü insan yazar olmuş ahkam kesiyorlar.

Bu arkadaşlarımın iyi niyetlerinden şüphem yok, hepsi çok sevdikleri memleketlerine faydalı olabilmek, Ünye’nin tanıtımı için yola çıkmışlardır, ama biraz derli toplu olmak, dikkatli olmak sağlam bilgilerle ortalıkta dolaşmak lazımdır. Yoksa bu karmaşa Ünye’ye yarar yerine zarar verir. İsviçre’den yayın yapan bir Ünye sitesi, Ünye’den yayın yapan siteden daha kaliteli ve daha güncel bilgiler vermektedir. Ünye’den yayın yapan bir sitede bir yıldır aynı haber cama yapışmış durmaktadır. Misafir defterleri çoluk çocuğun kavga ve birbirlerine küfür ettiği abuk sabuk şeylerin yazıldığı bir yer haline gelmiştir, bir sürü ipe sapa gelmez şeylerle uğraşmaktadır çocuklarımız.

 

Ünye’de, bütünüyle Ünye’yi yirmili yıllardan bu güne kadar yazacak bir araştırmacı çıkmamıştır. Yirmili yıllarda yapılan bir “Mübadele” insan değiştirme olayı vardır. Cumhuriyetten sonra yapılan bir anlaşma ile Türkiye’deki Rumlar Yunanistan’a, Yunanistan’daki Türkler Türkiye’ye gelmişlerdir, bu değişim Ünye’de de yaşanmıştır, çünkü Ünye’de o yıllarda hatırı sayılır bir Rum nüfusu vardır. Ünye’deki Rumlar bu değişimde yerlerini yurtlarını terk ederek, mallarını ucuz pahalı satarak, satamayan bırakarak Ünye’yi terk etmek zorunda kalmışlar, gemilere bindirilip Yunanistan limanlarına Pire ve Selanik’e taşınmış, gemiler geri dönüşlerinde oralardan Türkleri alarak geri gelmiştir. O yılarda Ünye de bütün meslekler Rumların elinde idi, ayakkabılık, demircilik, çömlekçilik, bakırcılık, terzilik akla gelecek her meslek dalını Rumlar ve Ermeniler yapmakta idiler, bunlar yanlarında öğrenmesinler diye Müslüman yerli halktan kimseyi çalıştırmazlardı, bu nedenle Rumlar Ünye’yi terk edince her şey birden bire çöktü, gelenler tarımla uğraşan insanlardı hiçbir mesleği bilmiyorlardı Ünye bir beş yılı 25-30 bu karmaşa içinde geçirdi, sonra civar il ve ilçelerden meslek erbabları getirildi, çömlekçilikte bu iş kollarından biriydi. Bütün çömlekçiler Rum’du hepsi gidince bir Ünyeli çıkmadı bu işi yapacak, atölyeler, fırınlar çürüdü yıllarca sonra Trabzon’un Borçka kazasından ustalar getirdiler.

Atmışlı yıllardan bu yana,   Sayın Yüksel Şen Ünye sevgisi ve kişisel çabalarıyla yazdı Ünye’yi, bugün en çok makale, bilgi ve belge onda vardır ve halen sevgi ve azimle yazmaktadır son yazdığı “Eğitime Yenik Düşen Kilise”  ve  fotoğraflar bir Ünye klasiğidir. Ünye için en güzel kazanımlardan biridir bu makale  (http://members.lycos.co.uk/unyezile/rumkilise.htm ) adresinde yayınlanmıştır halen sevgi ve azimle yazmaktadır,  kendisini bu azminden ötürü kutluyorum. Ben Yüksel Beyde daha çok güzel anılar olduğunu biliyorum, bir zamanlar Şirin Ünye Gazetesinde birlikte yazardık,  görev yaptığı yerlerden yazılarını gönderirdi.  Yüksel Şen görevi gereği uzun yıllarını Ünye dışında geçirmiştir, bunu Ünye için bir kayıp olarak görüyorum, bu gözlemci ve sade anlatım tarzıyla yazan abimiz, Ünye de yaşamış olsaydı bize çok daha güzel şeyler anlatacaktı.

Arkadaşımız Bilgin Hasdemir Ünye ağzı ile harika bir eser vermiştir, yöresel Ünye kültürünü kayıt altına alıp aktarması bakımından önemli bir çalışmadır, o da uzun yıllarını görevi gereği Ünye dışında geçirmiştir.

Eren Tokgöz ise bir gönül adamıdır, kendi kişisel merek ve çabalarıyla orda burada kalmış eski Ünye fotoğraflarını Ünye’de ilk defa araştırıp, toparlamış kendi çektiği fotoğraflarla birlikte harika bir albüm oluşturarak Ünye’ye hediye etmiştir. Dalında yapılmış en kapsamlı tek çalışmadır. Herkes bilgisi, becerisi zamanı ve imkanları içinde bir şeyler yapmaya çalışmıştır, hepsini kutlamak gerekir.

 Atmışlı yıllardan ikibine kadar Ünye’de yaşamiş birinden yazılmış bir Ünye yoktur.

“Seni uzaktan sevmek aşkların en güzeli” deyip hiç bulaşmayanlar da maalesef olmuştur.

Aslında Ünye’de, kimsenin bilmediği, orta yerlerde pek görünmeyi sevmeyen ama benim atmışlı yıllardan beri yazdığı hikayelerle daha o yıllarda öne çıkmış, daha o yıllarda yazdığı hikayeleri ödül almış biri var.

Hocam İrfan Işık, coğrafya hocamdı benim, ben o yıllarda yazdığını hikaye dalında başarılı olduğunu bilirdim. Ünye’yi kesintisiz kırkbeş yıl her şeyiyle o yaşamıştır. Kırkbeş yıldır bir nesli gözlemlemiş bir aydın olarak çok kıymetli bilgilere sahiptir. Fakat Hocam bu konularda fazla birşey yazmamıştır, İnternetteki Ünye Sitelerinde hocama ait bir şey yoktur, yanılıyorsam lütfen beni düzeltsinler. Yalnız bir iki televizyon programı yaptığı söylediler o kadar. Lütfen bildiklerinizi ve yaşadıklarınızı bizimle paylasın hocam.. Ünye’ye yapacağınız en büyük hizmet bu olacaktır. Ünye’de bugün dokuz gazete, bir dergi, dört radyo bir tv var birinden birinde çıkıp anlatın, bizim sitemiz de açıktır size, eski bir öğrenciniz olarak sayfalarımız emrinizdedir.

Bu güzel hatıralarınızı bizimle paylaşın lütfen. Çok iyi bildiğiniz Ünye’deki eğitim hayatını  ve Ünye’ye emek vermiş  binlerce öğrenci yetiştirmiş sizin gibi   çok değerli öğretmenlerden bahsedin, Ömer Çam’ı yazın bize, dergiler çıkardık Ömer Çam hakkında, ölüm yıldönümlerini kutladık,  Ömer Çam’la ilgili bir de internet sitemiz var.
(www.omercam.net ) televizyonda programlar yapıldı, sizden hiç ses çıkmadı  oysa Ömer Çam’ı en iyi siz tanıyorsunuz.

Bayramlarda saha komiserimiz bir Osman Öztuncer hocamız vardı onun bir de şapkası vardı, onu yazın o gideli bayram törenlerimizin hiç tadı kalmadı.. Gerçi, mikrofon öğrencilerinden Habip Hoca ya miras kaldı diyorlar, aslında Habip Hoca İnönü ilkokulundan sizin öğrencinizdir, bayramlarda Ünye’de bulunamadığım için bilmiyorum ama, onu bir iki festivalde elinde mikrofon sağa sola koştururken gördüm, şimdilerde duyduğuma göre eşraf düğünlerinde boy gösteriyormuş. Şapka kime miras kaldı ondan haberim yok.   Bu mikrofon işi Habib hocanın  bitmeyen sevdasıdır, gördüğü yerde dayanamaz, o çocukken de bayramlarda da şiir okumak için atardı ortalığa kendini.. Duyduğuma göre yine Döner Çeşme Meydanında program yapacakmış bana da iki kelime ettirir her halde.

Burada çok değerli bir ağabeyimden Mehmet Yılmaz Hocamdan, bahsetmeden geçemeyeceğim, o da uzun yılarını Ünye’de geçirmiş değerli bir eğitimcidir. Bize bu Ünye’yi böyle sevmeyi o öğretmiştir.   Onun da Ünye ilgili gözlemleri anıları hikayeleri vardır. Sayın ağabeyim, bu site küçük kardeşinizindir, bize gençliğimizde olduğu gibi lütfen yol gösterin.

Ünye’de yazılacak malzeme çoktur, hikaye çoktur. Ünye’de renkli kişilikleri ile yaşamış kimsenin bilmediği insanlarımız vardır, bunlar meslekleri, nüktedanlıkları ve konuşmaları ile de Ünye kültürünün bir parçasıdırlar, ama bugünkü kuşak onları bilmemektedir. Bunları bir şekilde toparlayıp geleceğe aktarmak lazımdır. Köşebaşındaki inşaat malzemeleri dükkanından Ünye’yi tarassut eden ve “Ünye’yi Sevenler Derneği”nde sigara dumanı ve okey şakırtıları arasında  Ünye’yi severek tekaütlük günlerinin zevkini süren eski tüfeklerden  rica ediyorum. 

Tek tek ne kadar Ünye sitesi varsa buldum ve baktım, manzara kötü. Sitelerde ve portallarda Ünye’den çok Ünye ile ilgisi olmayan bir sürü şey dolu, yerel siteler, adı üzerinde yerel bilgiler haberler vermek zorundadırlar,  zayıflama formüllerinin, akupuntur, vs. gibi şeylerin ne işi var Ünye sitelerinde? Bu konularda yapılmış çok daha profesyonel siteler var, komşu kasabaların sitelerine bakıyorum bizden güzel, gayet anlaşılır ve sade.

Bizim toplumumuzun okumama gibi bir özrü var,  hele uzun metinleri hiç okumuyorlar, sıkılıyorlar. Bu uğraşıp yazdığım satırları kaç kişi okur bilemem. Ünye sitelerine, Ünye dışındaki insanlarımız daha çok hasret giderme kabilinden, kendi köylerinden haber ve bilgileri arıyor, fotoğraflara bakıyorlar. Ünye ile ilgili yazı, hatıra ve makalelere fazla bakmadıkları gibi Ünye ile ilgisi olmayan şeylere ise hiç bakmıyorlar, çünkü bu bilgileri çok daha detaylı veren siteler var, sitelerimiz yazı olsun sayfa dolsun anlayışını terk ederek daha çok Ünye ile ilgili bir şeyler vermek zorundadırlar., bu genç arkadaşlar bilgisayarın başından kalkıp Ünye sokaklarını dolaşsınlar her köşe başında bir tarih her sokak başında bir hikaye ve haber bulacaklardır. Ünye’de doksanlı yaşlarda halen sağlıklı insanlarımız var, onlarla konuşsunlar, yazılacak her kelime kayıt altına alınacak her bilgi önemlidir.

Haber portalı şeklindeki siteler güncel olmalıdır, haberler günlerce camda yapışıp kalmamalıdır. Tasarım ise çok özen isteyen bir konudur. Siteler tamamen tasarım yoksuludur. Renklerin, çizgilerin karmaşık sayfa düzeninin acemice grafiklerin içinde ziyaretçiler kızamık çıkartmaktadırlar. Göze hoş gelen dizayn ve renklerde bakılabilecek site çok azdır. Genç arkadaşlar bu işe biraz ciddi bakmalı sitelerini yeniden içerikleri ile birlikte gözden geçirmelidirler.

Oradan buradan toplama yazılarla bu iş olmaz. Lütfen alıntıları isim ve kaynak göstererek yapın, emeğe saygı gösterin. Bir konuyu yazmak için altı ay uğraşıyoruz, bilgilerin doğru ve güvenilir olması için onlarca kişiyle konuşuyoruz, bilgi noksanlığı nedeniyle tıkanmış tamamlanamamış onlarca konu var. İnsanlar bazen bildikleri halde konuşmuyorlar, araştırmacılık zevkli ve çileli bir iştir, Ünye’de yaşanmış bir sürü harika hikayeler vardır, amacımız bunları bulup geleceğe aktarmak, yazıya dökmektir, bu işten bir kazancımız yok, bizim de doğduğumuz, büyüdüğümüz topraklara yapabileceğimiz hizmet bu. Bu uğraşılarımızı, destekleyen kişi çok az, bu işleri lüzumsuz buluyorlar, ama toparladığımız bir hikayenin bulduğumuz bir fotoğrafın içinde kendi akrabalarını, dedelerini veya babalarından izler buldukları zaman   da seviniyorlar.

Bazen gittiğim yerlerde, yıkılmaya yüz tutmuş eski bir Ünye evinin taştan oymalı çeşmesini, eski bir evin giriş kapısının üstündeki harika ağaç oyma tablonun fotoğraflarını çekerken, dokunur, okşarım ellerimle, tarihe, geçmişe dokunurum, beni define arıyorum zannederek sert sert bakar, bazıları da Yunanistan’dan, mübadelede gömdüğü altınları almaya gelmiş bir yabancı sanırlar, yaklaşırlar yanıma: ( mister, burada yok altın, lan Ahmet konuşsana şu gavurla ne arıyor) diye. O taşları o kapıları okşarım, neler anlatırlar bana bilir misiniz?

Böyle bir olay geçen yıl geldi başıma: Yalıkahvesinde eski bir kilise vardır. Bugün düğün salonu olarak belediye tarafından kiraya verilmiştir. Bu kilisenin üstünde Meçhulasker İlkokulu vardı, benim ilkokulumdu burası, bir katı taş iki katı ahşap, harika taş merdivenleri olan güzel bir binaydı.

Merdivenlerin altında hemen giriş kapısının önünde taş işçiliğinin en güzel örneklerinden biri olan taş bir çeşme vardı. Bu çeşmenin resmini başkaları da çekmişler altında hiçbir açıklama olmadan birçok Ünye sitesinde ne olduğu bilmeden yayınlıyorlar. Bugün bu bina yıkılmış harabe şekilde durmaktadır. O güzelim çeşmeyi aradım taşların arasında, üzeri yosun tutmuştu elimle sildim temizledin yosunları, okşadım çeşmeyi ve çok mutlu yıllarıma uzandı ellerim, beni görenler başıma toplandılar define arıyorum diye, yabancı sandılar, anlattım onlara ne aradığımı, hepsinin benimkine benzer anıları vardı onlarda başka okullarda benim gibi kaybolan mutlu çocukluk yıllarından anlattılar.

İnternette ellinin üzerindeki Ünye sitesi vardır, bunlardan on adedi ilköğretim okulu, liseler, meslek okulları ve fakülteye ait sitelerdir, dizayn ve grafikleri orta derecededir, bu siteler genelde okulları ve öğrencilerine yönelik bilgiler vermektedirler, Ünye hakkında kısa da olsa bilgi vardır.

Bir o kadar da firmaların ticari siteleri vardır, bunlarda pazarladıkları veya ürettikleri ürünlerle müşterilerine hitap etmektedirler burada da Ünye ile ilgili kısa bilgiler vardır. Bir belediye web sitesi vardır, belediye bu site ile, yaptığı ve yapacağı hizmetler hakkında Ünyelileri bilgilendirmektedirler, Kaymakamlık sitemiz maalesef yoktur.

Yerel basından Hizmet Yayın Gurubunun web sitesini görüyoruz, gazetede yayınlanan haberlerin kısa bir özeti ve köşe yazarlarının gazetede yayınlanmış yazıları var, gazetenin ulaşmadığı yerler ve kişiler için düşünülmüş en güzel şey, fakat bir portal şekline dönüştürülüp gazeteden daha çok haber aktarmak sanırım  çok daha iyi olacaktır.

Üç tane köylerimize ait site, beş tane kadar haber portalı, bir sohbet ve müzik sitesi vardır.   Dört veya beş tane kültür sitesi denilebilecek, fotoğraf, makale, belge hatırat yayınlayan site vardır, Biri yurt dışında üç tane Ünyeliler Derneği sitesi, bir Ünyespor’un web sitesi ve on tane kadar, düzenli olmayan biraz amatörce, biraz hobi olarak yapılmış siteler vardır. Son on tanesinin ne yapmak istediğini bende anlayabilmiş değilim, gerisi iyi veya kötü kişisel sitelerdir, bazen çalışırlar bazen çalışmazlar.

İnternette Ünye sitelerini liste halinde de yayınlayan birkaç site var,  arkadaşlar bu listeyi gözden geçirip çalışmayan siteleri listelerinden çıkarıp güncelleştirmelidir.  Bu araştırmayı yapmak için girdiğim bu karmaşa ve labirentten zaman zaman bunalıp kendimi dışarıya zor attığım olmuştur.

Konuyu yavaş yavaş bağlamaya çalışırsak, yeşil, yeşil diye çırpındığımız Ünye, İnternette ne yazık ki iyi görünmemektedir. İnternette Ünye hakkında bilgi arayan biri, bu labirentte bu karmaşada boğulmak üzereyken tıklayıp can havliyle kendini dışarı atmaktadır.

Hep birlikte siteleri gözden geçirip, gereksiz şeylerden temizleyip, güncelleştirip, doğru, güvenilir bilgi ve belgelerle anlaşılır sade, renklerden grafiğine kadar göze de hitap eden bir dizayn ile sunmalıyız.

Yaptığımız şey işe yarasın, bu işi hobi olarak yapsak bile hepimizin ana gayesi Ünye’nin tanıtımına yardımcı olabilmektir. Kimsenin bu iyi niyetinden asla şüphem yoktur.

Burada beni çok etkileyen sadeliği, rengi, grafiği içeriği il Anafarta İlköğretim okulu web sitesini belirtmeden ve eğitimci arkadaşları kutlamadan geçemeyeceğim. (www.anafarta.com)

Türkiye İnternetin 13 cü yılını kutluyor. 10-23 Nisan Türkiye’de internet haftası olarak kutlanacaktır. İnternet haftamız kutlu olsun arkadaşlar.

Hepinizi çok seviyorum.

‘”Ünye’nin İnternet Yolculuğu”

Yaşar Karaduman.İstanbul.Ocak.2006 www.unyeses.net