
Kalenin
İncirli’den görünüşü ve Ünye
Ünye-Niksar yolunun 7. km sinde 200 m yüksekliğindeki volkan konisi
üzerinde inşa
edilen Ünye Kalesi dört katlı bir sur sistemiyle korunmuştur.
İlk sur, güney doğu yönünde 5 m yüksekliğindeki kale kapısıyla ana kayadan başlar, arkasındaki küçük platoyu, platodaki
sarnıçları, kaçış gerektiğinde dışarı
çıkmak için yapılmış tünel(potern)i korumaktadır.
Potern: Hitit başkenti Hattuşaş’ın etrafını
çeviren Büyük taşlar kullanılarak yapılmış 6 m yüksekliğindeki toprak dolgulu ilginç surun güneyinde, en yüksek kısmın
altında 71m uzunluğunda, muhasara anında, “Huruç”
-dışarı kaçmak- için yapılmış bir tünel ‘Potern’
vardır. kaba taşlar kullanılarak , beşik örtü tonoz olarak
inşa edilmiştir.
Taşların, bir salkımdaki üzüm taneleri gibi dizilişi,
hayranlık uyandıran bir mühendislik harikasıdır.
Potern’ in genişlik ve yüksekliği, üç-dört insanın yan yana ve
dik olarak geçmelerini sağlayacak şekilde
planlanmıştır.
Ünye Kalesi’ndeki birinci sıra surun koruduğu Potern, 18 merdivenle
aşağı inip sonra düz devam ettiği düşünülen bir
tüneldi. Bu yapıdan günümüzde hiç bir iz kalmamıştır.

Kalenin Ünye Niksar
yolundan görünüşü
Kale kapısının sonunda yerden 5m yükseklikte püskürük ana
kayanın yüzü tıraşlanarak düzeltilmiş ve bir kaya
mezarı oluşturulmuştur. Bezemeleri silinmiş mezarın
Sinop ve Amasya’daki kaya mezarları formunda yapılmış
olması, Pontus Kral mezarı olduğu izlenimini vermektedir. Bu
mezarın 2.Mitridates’e ait olduğu varsayılmaktadır.
Dört katlı surlar ve korudukları düzlüklerde çeşitli ihtiyaçlar
için yapılmış bina kalıntıları vardır.
Kale’nin zirvesindeki düzlükte 45 derecelik eğimle dağın içinden
aşağı inen merdivenli bir dehliz; gene onun altındaki katta
dibe doğru oyulmuş ikinci bir dehliz vardır.
Yapılış
gereği, Kale’nin hemen yanından akan, bugün Ünye Deresi (Tabakhane
Deresi) olarak adlandırılan dereden su ihtiyacının
giderilmesi gibi görünse de dehlizlerin dibinde odalar olduğu; bu odalarda
o günlerde kullanılan çeşitli askeri ihtiyaç malzemelerinin
depolanmış olabileceği düşünülebilir.
Ortaçağ’daki tüm şatoların su kenarında
yapılmış olmaları rastlantı olamaz. Ana gaye su
teminidir. Bu yüzdendir ki, su kenarındaki şatoların sahibi
asillerin tarihimizdeki adı ‘Derebeyi’dir.
Merdivenli dehlizlerden aşağıya kaç merdiven olduğu tam
olarak bilinmemektedir. Eskilerin anlatımından 400 merdiven
inildikten sonra dehlizlerin yukardan atılan çeşitli irilikteki
taşlarla tıkandığı, ama dehlizin
yapılışından merdivenlerin devam ettiğini
anlamak olasıdır.

Kaledeki Kaya
Mezarları
Ülkemizin ekonomik durumu elverdiğinde bu dehlizlerin
temizleneceğinden eminim.
2006 yılında Kale’nin dışında ve platolarında bir
temizlik yapıldı. Sur kalıntılarını, temelleri
kalmış binaların ve Kale’nin çekirdek kayasını
sarıp görünmez yapan bitki örtüsü kaldırıldı.
Ve böylelikle çok
şaşırtıcı bir görüntü çıktı ortaya...
Akkuş’tan
Ünye’ye inerken Kale’nin hizasına gelmeden önce
baktığınızda gördüğünüz Kale’nin kuzey
batısıdır. Orada, çekirdek kayadan fırlamış gibi
duran kaya kütlesi tıpkı bir insan başıdır. Burnu,
alnı, çenesi, çene altı tüm ayrıntılarıyla görür
görmez, hayretle bu Atamızın başı diyorsunuz. Bitki
örtüsünün kabarıp sararak görüntüyü tekrar saklamadan görebilenlerin bana
hak vereceğine inanıyorum. Zaten bu yönden Kale’ye bakanları
gören tüm civar köylüleri “Atatürk’e bakıyorsunuz değil mi?” diye
soruyorlar.

Kalenin krokisi
Ünye
Kalesi’nin Tarihi:
Sinop – Ünye -
Amasya’yı kapsayan alanda kurulan Pers kökenli Pontus Devletinin
Kralı 5. Mitridat’ın öldürülmesinden sonra, Başkent Sinope’de
idareyi ele alan Kraliçe Leodike, ileride 6. Mitridates (Mitridat) olacak
oğlunu kral yapmayıp bir başka oğluna meyledince, Mitridat
zehirlenerek öldürülmekten kurtulmak için yakın çevresiyle birlikte Canik
dağlarına sığınıyor. Çok iyi eğitim
almış olan genç prens, Latince, Farsça, Helence gibi imparatorluk
dilleri dışında, bu dillerin çeşitli lehçeleriyle birlikte
daha yirmi iki dili aksansız olarak konuşuyor, anlıyor, okuyor
ve yazıyordu.

Kaleye
Osmanlıların eklediği giriş kapısı
Orta ve Doğu Karadeniz dağlarında ve kıyı
şehirlerinde dolaştığı on iki yıl içinde o
zamanın suikast silahı olan zehirler hakkında uzmanlık
derecesinde bilgi sahibi olmuş ve hepsinden önce azar azar sonra öldürücü
dozda olarak vücuduna muafiyet kazandırmıştır.
İkna yeteneği ve çeşitli milletlerden derlediği
adamlarının dillerine hakimiyeti sayesinde etkin bir ordu
kurmuştur. Bu ordu önce kendi Başkentini basmış
acımasız Mitridat, annesi ve kardeşlerinin tümünü öldürerek
6.Mitridat sanıyla Pontus Kralı olmuştur. Haris, güçlü, bilgin
bir kral olan 6. Midridat, Kafkaslardan(Kolkhis) bir uçtan diğerine
Karadeniz, Ege, Ege adaları ve Yunanistan’a kadar Roma ülkesine hükmeden
bir cihangir oldu. İlk iş olarak güçlü bir ordu ve donanma kurdu. Yıllarca
Roma ile savaştı. Bazen bir gecede 80.000 Romalıyı öldürdü.
Bir Roma valisinin para hırsını bildiği için, erittiği
altın külçesini boğazına akıtarak öldürecek kadar da
zalimdi.
Askeri faaliyetlerinde çok önemli olduklarına inandığı Ünye
Kalesi gibi şatoların sayısını yüz elliye
çıkarmak için Karadeniz’in sahil şeridinde ve iç Karadeniz’de
stratejik mevkilerde seçtiği zaptı zor tepelerde kaleler
yaptırdı. Bunların hepsi su kıyısında, hepsi de
Ünye Kalesi formundaydı. Ünye Kalesi’ne en yakın olanı
Fatsa’nın Cöreği (Yapraklı) köyünün Tengildek tepesindekidir.
(Bu ad Kale dehlizine atılan taşların
çıkardığı seslerden ilham alınarak yerel halk
tarafından verilmiştir.)
Kaya mezarının
karşıdan görünüşü
6. Mitridat bu kalelere Kozofulos-Kozofilakia diyordu.
Yapıldıkları günden terk edildikleri güne kadar çok çeşitli
amaçlar için kullanılan Kozofuloslar Mitridat için asker, silah, erzak,
alet ve edevat deposuydu. Bunların en önemlisi, Karadeniz’i İç
Anadolu’ya bağlayan Ünye-Niksar (Kaberia-Nikopolis) karayolunu kontrol
eden ÜNYE KALESİ’ dir. Çünkü Roma-Pontus savaşların büyük
çoğunluğu Turhal-Zele(Zile)-Niksar civarında olmuştur.
6. Mitridat,
düşman ordusunun gelmekte olduğunu haber alır almaz, ister
Sinope’de olsun ister Trapezos(Trabzon) da, ordusunu hemen silahsız ve
erzaksız olarak donanmasına bindirir, yolun üstündeki Kozofuloslardan
takviye alarak fora yelken – çala kürek Ünye’ye dümen kırardı.
Donanmanın Çaltı yada Yason burnundan Ünye’ye döndüğü görülür
görülmez Ünye Kalesindeki(Kozofulos) askerler silah, erzak araç gereci
yola indirir. Çevrede konuşlanan askerler atlar, arabalar yolda dizilir
ordunun gelmesini beklerdi.
 |
Mitridat hiç
vakit kaybetmeden ve artık tam teçhizat savaş meydanı olarak
düşündüğü yere yetişir düşmanını beklerdi. Roma
ile yaptığı birkaç savaşta yenilmiş olmasına
rağmen o bir Yıldırım, bir Cihangir idi. Yaşam boyunca
çektiği tüm sıkıntılar yenilgiler onu
yıldıramamıştı. Sadece kendi öz oğlunun ihanetine
dayanamamış, kılıcının üstüne atlayarak
yaşamına kendi eliyle son vermiştir.
|
Kale’nin
inşası:
6. Mitridat’ın Karadeniz’de, Kolkis’ten Sinope’ye Çoruh ve Kelkit
vadilerinden Amasya’ya kadar 150 ye varan Kozofulos
yaptırdığını biliyoruz. Ancak daha önce var olan
kaleleri kimler yaptı? Özellikle Ünye Kalesi kimin eseriydi? Amasya ve
Sinop civarındaki kaleleri önceki Mitridatların
yaptırdıklarını varsayabiliriz. Hatta bir çok arkeolog Ünye
Kalesi’ndeki mezarın 2. Mitridat’ a ait olduğunu söylerken
aynı zamanda Kale’yi de onun yaptırdığını
söylüyorlar. Ancak pek çok araştırmacının ayrı
görüşler ileri sürdüğü görülüyor. Kimileri kaleleri Pontus
sonrası Roma ve Bizans İmparatorlukları zamanına
tarihliyor. Kimileri sadece Pontus’a, kimileri de çok daha eskilere, Kaşka
ve Hititlere mal ediyor.
Ünye Kalesi belki de, bu 150 kalenin en eskisi ve diğerlerinin taklit
ettiği bir prototiptir, kim bilir?
Ünye Kalesi’nin
bu düşünceyi çok güçlü bir şekilde destekleyen bir kanıtı
var. Kendisine hiç benzemeyen bir akrabayla ortak olduğu çok çok özel
tıpkı bir benzerlik Potern!..
Hititler demir madenini ilk işleyen devlet olarak tarihe geçmiştir.
Anadolu’nun en önemli demir madeni filizleri Ünye’nin Kale Köyü
dağlarındadır. Bu maden yataklarını işleyen
ocaklar Ünye Kalesi’nin kanatları altındadır.
Hititler ezeli düşmanları Kaşkaların Anadolu’ya en
kısa geçit veren yeri Ünye-Niksar yolunu ve demir madeni
yataklarını denetlemek ve korumak için kendi parlak tarihlerine
yakışacak görkemde ÜNYE KALESİ’ni inşa etmiş olamazlar
mı?
27.06.2007
İRFAN IŞIK
EMEKLİ ÖĞRETMEN