|
|
Bir
Selin İncelenmesi
|
…Ünye’yi de Sel Alır
|
Sel ve selden sonra
Ünye Basınında yayınlanan
İnceleme, Araştırma, Haber, Makale, Kritik,
Hatalar, Öneri ve
Çözümleri içeren yazılar
Yazarlar:
Prof. Dr. Osman ECEVİT, Saim YILDIZ, Saadet GÜLER,
Mustafa K. BABACAN, Musa Ö. Kıroğlu,
Mak. Müh. Odası Raporu, Mimarlar Odası Raporu |
|
Ünye, Sele Neden Teslim Oldu
Türkiye Mimarlar ve Mühendisler Odası
Ünye Temsilciliği raporundan
Türkiye
Mimarlar ve Mühendisler Odası Ünye temsilciliği,
yaşanan sel afeti sonrası afetin nedenleri
ile ilgili teknik bir rapor hazırladı.
Raporda Ünye’de meydana gelen afetin nedeninin
hatalı projeler ve bunların uygulanması
olduğu kaydedildi.
Dere
Islah Çalışmaları Yapılmalı
Hazırlanan
raporda, Ünye’nin Fatsa İlçesi sınırından
Samsun İl sınırına kadar birçok dere ve
ırmak sularının denize ulaştığı bir zemin
yapısı üzerinde bulunduğu, ancak buna
rağmen Devlet Su İşleri’nin doğru dürüst
bir ıslah çalışmasının olmadığı ve ıslah
çalışmalarına bir an önce başlanılması,
özellikle dereler üzerinde bulunan köprülerin
iki kenar ayak üzerine yüksek inşaa edilmesi
gerektiği belirtildi.
 |
|
“Tabakhane
Deresine Beton İstinat Duvarı Yapılmalı”
|
Raporda
ayrıca Tabakhane Deresine beton istinat
duvarı yapılması gerektiği kaydedilirken,
Fevzi Çakmak Mahallesi’nde 4, Liseler
Mahallesi’nde 3, Kaledere Mahallesi’nde
3, Çamurlu Mahallesi’nde 3, Orta Yılmazlar
Mahallesi’nde 2, Burunucu Mahallesi’nde
3 ve Atatürk Mahallesi’nde bir adet menfez
yapılarak, karayolunun altından geçirilip
denize su geçişi sağlanması gerektiği
belirtildi.
Sel
afetinde en büyük hasarı yaratan Tabakhane
Deresi’nin ıslah çalışmalarının yıllardan
bu yana bitirilmediği belirtilen raporda,
derenin ıslahı için yapılan istinat duvarının
da hatalı yapıldığı kaydedildi. Ayrıca
imar sınırları içerisinde dereye bağlanan
dere kollarının Tabakhane Deresine dik
bağlanmasının hidrolik basıncı düşürdüğünü
ve bununda taşkınlara sebep olduğu kaydedilerek,
bu dere kollarının tabakhane dersine dik
değil deniz yönüne meyilli olması gerektiği
vurgulandı. Fevzi Çakmak Mahallesi’nde
ise yağmur sularını denize aktaracak,
kanal bağlantılarını tamamen yok edildiği
ve bu nedenle mahalleyi su bastığı kaydedildi.
Tabakhane
Deresi Üzerine Yapılan Köprü Hatalı
Raporda
Tabakhane Deresi üzerine yapılan köprülerin
de hatalı olduğu belirtildi. Köprülerin
yüksekliğinin yeterli olmadığı ve köprülerde
yer alan orta ayakların sel suları ile
takılan ağaçlar yüzünden baraj görevi
gördüğü kaydedildi.
Karayollarının
Yapılışı Sırasında da Hatalar Var
Karayollarının
yapılışı sırasında da hatalar olduğu belirtilen
raporda, Karayollarının yolu doldurarak
yükseltmesi ve yol altında bulunan menfezlerin
yerine yenisini yapmaması nedeniyle mahalle
yollarının su altında kaldığı vurgulandı.
Şehir içinde yapılan yollarda da hata
olduğu belirtilen raporda, Kaledere Mahallesi
ve Hükümet Caddesi’nde yol yükseltme ve
kaldırım düzenlenmesinde yer alan hataların
orta çarşıda su baskınlarına neden olduğu
bildirildi.
Raporda
sonuç olarak gerçekleşen afetin nedeninin,
hatalı yol yapımı ve özellikle Tabakhane
Deresinin üzerinden geçen ve yanlış yapılmış
köprüler ile kapatıldıktan sonra yerine
yenisi yapılamayan menfezler olduğu kaydedildi.
Mustafa
MEHEL
|
| |
Ünye'deki Sel Felaketi
Prof. Dr. Osman ECEVİT |
30.06.2006
Cuma günü Ünye İlçemiz büyük bir sel felaketi
ile karşı karşıya geldi. Öncelikle bütün
Ünyelilere geçmiş olsun dileklerimi sunarım.
İnşallah böyle felaketlerle bir daha karşı
karşıya kalmayız. Elbette, devletimiz
güçlüdür, yaralarımız çok kısa bir süre
içinde sarılmaya çalışılacaktır. Yalnız,
hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Şimdiden
bir çok suçlamalar yapılmakta, ama hiç
kimse işin asıl sebebi üzerinde durmamaktadır.
Bu hususta sizlere tarafsız olarak bilgiler
vermek isterim.
Öncelikle, küresel ısınma üzerinde durmak
isterim. Sanayileşme ve buna paralel olarak
ortaya çıkan enerji ihtiyacı için fosil
yakıtların kullanılması sonucu atmosferde
artan karbondioksit miktarına bağlı olarak
sera etkisi ve iklim değişikliklerine
neden olmakta ve Dünya ısınmaktadır. Esas
olarak ta, iklimsel değişiklikler buradan
kaynaklanmaktadır. Ülkemiz ve Dünya iklim
değişikliklerine bağlı olarak meydana
gelecek afetlere karşı hazırlıklı olmalıdır.
Ne kışlar kış gibi, ne yazlar yaz gibi,
ne de baharlar bahar gibi olmayacaktır.
Ülkenin bir kesimi sıcaktan kavrulurken,
diğer kesimleri seller ve yağmurlarla
uğraşacaktır. Yağmurların intensitesi
( birim zaman içinde düşen su miktarı
) çok yüksek olacaktır. Bir yerde seller
tufan gibi her yeri götürür iken, bunun
çok yakınındaki yerlerde kuraklık görülecektir.
İklim bakımından hep ekstremlerde yaşanacaktır.
Esas olan husus ise, ortalamaların diğer
yıllara yakın oluşu insanları yanıltmaktadır.
Karadeniz Bölgesinin engebeli oluşu, yağışlarla
düşen suyun kinetik enerjisinin yüksek
oluşunu ve hemen akışa geçmesini ortaya
koymaktadır. Eğer, bitki ve ağaç varlığı
eksik olur ise,bu yağışlar görüldüğü üzere
sel felaketine neden olabilecektir.Ünye`de
sahile vuran ağaçların kök kısımları,
yani kütüklerin üst kısımlarının kesik
oluşu bir ağaç veya orman katliamının
yaşandığını ortaya koymaktadır.Bu durumun
önü alınmaz ise,birkaç yıl önce Rize İlimizde
olduğu üzere,sel yerine toprak kayması
ve çamur deryası ile karşı karşıya gelinecektir.Gölevi
Mevkii`indeki Üniversitemize tahsisi yapılan,
alamadığımız 69 dönümlük bir arazi bulunmaktadır.Halen
de bu arazi işgal altındadır.Ben bunun
üzerinde durmak istemiyorum. Yanlız bu
araziyi işgal eden şahsın ifadesinde çok
enteresan idi. Adam, “ Hocam o araziyi
dedemden başlayarak biz adam etmek için
çok uğraştık. Orası tamamen orman idi,
kökleri yok etmek ve ekim yapılacak tarla
haline getirebilmek için çok emek verdik.
Onun için o arazi bizimdir”. Ruslar Doğu
Berlin’i işgal ederler. 2. Dünya savaşı
bitmiştir, yalnız savaşın sonucunda ulaşım
yeterli olmadığı için Berlin’e kömür getirilememiştir.
Kış çok soğuk geçmektedir. İşgalin Rus
Komutanı bir tamim yayınılarak, isteyen
Almanların ormanlardan ihtiyaçları kadar
odun keserek ısınabileceklerini bildirir.
Bunun üzerine Almanlar galeyana gelerek
“ Sizler işgalcisiniz, bir gün bu toprakları
terk edeceksiniz. Bu vatanın sahibi biziz,
ölebiliriz ama, asla bir dal bile kesmeyiz”
derler. Ne diyelim, kıssadan hisse: bir
tarafta ormanı ne şekilde talan ettiğinden
dem vuran bir insan, diğeri ise ölse bile
bu işi yapmayacağını söyleyen insanlar.
Alt yapı eksiklikleri ve plansız şehirleşmeyi
de unutmamamız gerekir. Özellikle Planlar
yapılırken nehir ve dere yatakları imar
planlarının dışında bırakılmalıdır. 10,15
veya daha uzun süre bir ırmak veya dere
yatağında uysal olarak akabilir. Arada
sırada gerçek yatağını kullanabilir. Son
olayda da bu husus ortaya çıkmıştır.Şimdi
kısaca da önlemler üzerinde duralım: Öncelikle
ıslah ve ağaçlandırma projeleri dere ve
ırmak havzalarında günde getirilmeli,
çalışmalara başlanmalıdır. Bu yapılmadan
bir yere gitmek mümkün değildir. Bunun
yanında alt yapı ve şehir gelişme planları
yeniden gözden geçirilmelidir. Açıkça
ifade etmek isterim ki, doğa ile oyun
olmaz. Hükmünü icra eder. İntikamını geçte
olsa alır. Bunun için gaflete düşülmemelidir.
Temennim odur ki, Allah insanları afetlerle
terbiye etmesin.
| |
Osman ECEVİT
Sağlıklarla mutlu günler dilerim.
Şirin Ünye Gazetesi
osmanecevit@sirinunye.com
|
|
|

Hepimize Geçmiş Olsun…
Saim
Yıldız
Bir Cuma günü geldi haberli habersiz.
İnsanlar, kurum ve kuruluşlar belki gafil
avlandılar. Hiç kimsenin aklına gelmeyecek
şekilde olayın boyutu büyük oldu. Yaz
yağmurunun yağışını herkes hüzünlü, biraz
da duygusal seyrettik. Kimileri yitirdiği
yakınlarını anımsadı kimileri yanında
olmayan sevdiğini, ama hiç kimse sonunda
üzüleceğini bilemedi.
Lütfen hiç kimseyi
eleştirmeyelim, hepimizin bir kusuru muhakkak
vardır. Sadece Ünye’nin iki yüzü olduğunu
anlamış olalım; han boğazından öbür tarafı
ve bu tarafı. Yaşamamız gerekenleri yaşadık.
Temennimiz can kaybını olmaması, yaratanın
böyle bir acıyı yaşatmaması.
Üzüldüğüm taraf veya
eleştireceğim yanlar vardır. Ama böyle
bir günde eleştirmekten ziyade, birlik
ve dirlik olmak zorunda olduğumuzu hiç
unutmamalıyız. Ve de hiçbir kamu görevlisi
veya herhangi bir dostun kalbini kırmamaya
gayret etmemiz gerektiğini unutmayalım.
Her Ünyeli’nin kenardan
köşeden etkilendiği, zarar gördüğü olmuştur.
Çünkü şehrin siluetinden bu anlaşılıyor.
Bir haftadır şehrin o canlılığı yok oldu.
Ben Ünye’de gördüğüm bu manzarayı Kocaeli
depreminde gördüm. Orada caddelerde insan
ölüsünün kokusu, Feyzi Çakmak Mahallesi
tarafında ise pisliğin ve lağımın kokusu
hakimdi. Aradaki fark sadece bir tarafta
yitirilen candı, bu tarafta mal.
Ünyeli”nin tesellisi
ve bu bundan sonra yapılması gerekenler
üzerinde duralım. Üst düzeyde veya etkin
görevde bulunan hemşerilerimizin elinden
gelen çabayı gösterdiğine inanıyorum.
Ama istediğim ve de temennim, etkin görevde
bulunan siyasiler lütfen mağdur olan bu
insanlara fındık parası konusunda yardımcı
olsunlar. Bizlerin yarası ancak bu şekilde
sarılır. Karadeniz de selden zarar gören
sadece Ünye değil ki, tüm Karadeniz etkilendi.
Zaten devletten istenilen bu. Her Karadenizli
devletin maddi bir yardımı olmayacağını
biliyor. Sigortası olmayan arkadaşlar
mahkemelerden hasar tespiti yaptırarak
DSİ’yi veya karayollarını mahkemeye verme
hakları vardır. Mühendisler Odası’nın
raporlarını alarak bir hukukçuya görüşmelerinde
fayda var. Yasal haklarını bu yönde arayabilirler.
Ünye’nin sivil toplum veya insiyatif grupları
içinde yer alan dernek ve odalarının siyasi
ilçe başkanları acaba bir mağdurun yanına
giderek sorununa çözüm buldu mu? Partililerin
gençlik kolları veya kadın kolları sele
maruz kalan ailelere temizlik konusunda
yardımcı olamazlar mıydı? Yapılan sadece
beyanat vermek. Herkese kendi reklamını
yapma konusunda başarılı.
Yaşadığımız sel felaketinde
mağdur olan hemşerilerime geçmiş olsun
der, o günden bu güne canla başla mücadele
eden bürokratından, sivil vatandaşına
kadar yardımlarını eksik etmeyen, Ünye
dışında bulunan Ünye dostu herkese en
içten duygularla teşekkür ederim. Dileğim,
bundan sonra bir daha böyle bir olay yaşamamak
olsun.
Umutla, sevgiyle, dostluk
ve kardeşlik duygularıyla kalın.
Saim Yıldız
saimyildiz52@hotmail.com
Hizmet Gazetesi
|
|
 |
|
Felaketin Ardından(2)
Saadet GÜLER
|
Sel
bitti, gitti gitmesine de geride bıraktığı
manzara ve televizyon ve gazetelerde izleyip
üzüldüğümüz felaket görüntüleri.. Günlerce
susuz, elektriksiz kalan çamur içindeki
sokaklar, evler, çaresizlik içerisinde
çamurla boğuşan insanlar. Ne kadar hazırlıksız
ve ne kadar duyarsızmışız aniden gelebilen
felaketlere.
Sel
felaketi ilçemizi ikiye böldü sanki. Niksar
Caddesi’ne kadar olan bölümde doğu tarafında
kalanlar çamur içinde yüzerken, caddenin
batı tarafı, Dönerçeşme’den sonrası sanki
hiçbir şey olmamış gibi günlük hayatına
devam etti. İşin garibi birkaç günlük
susuzluğa da en çok onlar isyan etti.
Beri tarafsa hala çamur içinde. Dere yatağına
ev mi yapılır, o tarafta neden oturuyorlar,
laflarını etmeleri de cabası.
İyi
de bilmezler mi ki, bu evler birilerinin
onayıyla yapılıyor ve mahalleler kuruluyor.
Madem sakıncalı ve madem alt yapı sağlam
değil, neden onaylanıyor? Nüfus yoğunluğunun
diğer mahallelerden daha fazla olduğu
da bilindiğinden seçim zamanları en çok
buralar ziyaret ediliyor. Kira oranının
çok düşük olması insanları buralara yöneltmiş.
Köy özlemi içindeki bu insanlar şehrin
göbeğinden çok buraları tercih etmiş,
yanına bir de ahır yapmış, evin üzerini
de bahçe, köylülüğünü şehirde böyle devam
ettiriyor.
Sorun
aslında bizim vazgeçemediğimiz köyle kent
arasına sıkıştırdığımız düşük yaşam tarzımızda
yatıyor. İşte burada da insan yaşadığı
yere benziyor. Dere kenarı, ev yanında
ahır ve bahçe. Köydeki gibi atıklar dışarıda.
Ekonomik koşullar standardımızı yükseltmeye
tabiî ki yetmiyor, fakat zihniyet için
ekonomiye ihtiyacımız yok. Biraz gayrete
ve geniş düşünmeye ihtiyacımız var sanırım.
Felaket
sonrasında sokaklardan geçen Kızılay arabalarını
görünce gözlerimiz yaşardı. Anladık ki
bizim de başımıza gelebilirmiş felaket.
Başkalarının gazetelerden ekranlardan
izlediği görüntüleri biz birebir yaşadık.
Niksar Caddesi’nin batı yakasında yaşayanlarsa
anlanıp vahlanarak, kullanmadıkları eşyalardan
yardım paketleri hazırladılar, dolaplar
kilerler biraz hafifledi, vicdanlar rahatladı
böylece. Bir de dediler ki, arkalarında
devlet var, en çok oy onlardan çıktığına
göre gereken yardım da yapılır onlara.
Ne
yardımı, tıpkı fındık gibi yardım da düştü.O
oylar da birilerine armağan olsun
Saadet
GÜLER
Şirin Ünye Gazetesi
saadetguler@sirinunye.com
|
| |
ALTYAPI ..!
Mustafa K. BABACAN |
Şiddetli
yağışlar ve ardından gelen sel felaketi
, Ünye ve civarındaki yerleşim yerlerine
kabus oldu çöktü geçen hafta..Derinliği
yer yer iki metreyi bulan su ve çamur
kütlesi , zaten altyapısı olmayan caddeleri
, sokakları geçerek işyerlerinin ve evlerin
zemin katlarını kullanılamaz hale getirdi..
Şimdi
; “ Geçmiş olsun , Allah böyle bir felaketi
bir daha yaşatmasın..!” turları başladı
.
Bakanlar
, milletvekilleri , siyasi ikbal peşinde
olanlar v.s ortalarda görülmeye başladılar
yeniden.Şimdi yaraların sarılma zamanı.Dananın
kuyruğu da bundan sonra kopacak.!
Benim
, Ünye’nin mahallelerinde yaptığım incelemelere
ve gözlemlerime göre zarar oldukça fazla.Rakamsal
olarak bir öngörüde bulunmak için henüz
çok erken ama , Ünye ve beldelerinde toplam
hasar bedelinin 100 trilyon liradan daha
az olacağını zannetmiyorum.
Peki
, dualarımız üzerine Allah bize böyle
bir felaketi bir daha göstermez mi?Ne
dersiniz? Bence aynı felaketleri yeterli
tedbir ve düzenlemeler yapılmadığı sürece
sık sık yaşar bu millet..
Dere yatakları yılların birikimi ile kum
, çakıl ve moloz ile dolarsa , insanlar
çöplerini ve molozlarını dere yataklarına
boşaltırlarsa , evlerimizi dere yataklarına
yaparsak ve bunlara birileri göz yumarsa.!
Ondan sonra Allah’a sığınmanın bir anlamı
kalır mı .
Yapılacak
şey belli..Merkezi hükümet derhal yasal
düzenlemelerdeki eksiklikleri gidermeli
, yerel yönetimler yılların getirdiği
hatalara artık bir son vermeli ve dere
islah çalışmalarına hiç vakit geçirilmeden
başlanmalı..Altyapısı götürülmeyen alanlara
imar izni verilmemeli.Birilerine imtiyaz
tanımak adına , yöresel felaketlere sebep
olunmamalı.
Aynı
problem sadece Ünye ‘ye özgü değil..Ünye
‘miz için sevindirici olan tek şey can
kaybı yaşanmamış olması ..Bu felaket ya
gece olsaydı veya okulların açık olduğu
zaman yaşansaydı.!
Düşünmek
bile içimi ürperti
Sonuç
olarak yapılması gereken , elbirliği ile
toplumsal bir dayanışma örneği göstermek
ve yaraları bir an önce sarmak.Ardından
da hiç zaman geçirmeden yapılacak yasal
düzenlemeler ile teknoloji neyi gerektiriyor
ise onları uygulamak.
Tüm
Ünye’li hemşerilerimize geçmiş olsun dileklerimi
iletiyor ve bu acı faturanın bizlere ders
olmasın diliyorum..
Mustafa K. Babacan
Sirin Ünye Gazetesi
mustafakbabacan@sirinunye.com
|
 |
Ahmet Cemal Can’ın Söylediği
Drenaj Kanalı
Neden Yapılmadı?
Musa Ö. KIROĞLU |
|
Hafızam
beni yanıltmıyorsa sanırım 2004
ortalarıydı. Bu seferki kadar olmasa
da Ünye’de yine sel olmuş, yine
özelikle Niksar Caddesi civarını
ve doğusunu vurmuştu.
Selin olduğu akşam konuşan Belediye’nin
o günkü Fen İşleri Müdürü Sn. Ahmet
Cemal Can Ünye’yi selin değil, alt
yapı yetersizliğinin vurduğunu belirterek;
“Niksar Caddesi’nin altından boydan
boya döşeyeceğimiz bir drenaj kanalıyla
Ünye’nin orta yerini sel tehlikesinden
kurtaracağız” demişt
Dinleyen herkese çok mantıklı ve
akılcı gelen Sn. A. Cemal Can’ın
bu düşüncesi geçen zaman içinde
gök kubbede hoş bir seda olarak
kaldı. Ama sel, vakti geldi sildi
süpürdü bir kez daha talihsiz Ünyem
Sel sırasında ve sonrasında belirli
bir süredir Ünye’de değildim. Ancak
yetkililerin Ünye’nin bundan sonraki
sellerden zarar görmemesi için çeşitli
vaatler ve formüller ileriye sürdüklerinden
adım gibi eminim. Olayın sıcaklığında
ortamı soğutmak için söylenmesi
gereken sözlerdir bunlar. Daha önceki
söylenenler gibi buhar olup uçacak,
gök kubbede hoş bir sedaya dönüşeceklerdir.
Günün birinde bir yönetim gelir,
her işi kenara koyar, ve “Ünye 1.
derecede sel tehlikesiyle iç içe
yaşayan bir şehir, o yüzden 1. derecedeki
görevimiz bu sellere karşı gerekli
tedbirleri almaktır” der de adam
gibi gerekli çalışmayı yaptırırsa
kurtulur Ünye sel belasından.
ancak, bugünkü ve bundan önceki
kafalar günü kurtarma, günlük yaşama
zihniyetinde görev yaptıkları için
sel belası Ünye’nin başında Demokles’in
kılıcı misali hiç eksik olmamıştır
maalesef.
Bu yazıyı okuyan idarecilerde kızmasın,
bozulmasınlar, ama çok merak ediyorum,
Sn. Ahmet Cemal Can’ın dediği şu
Niksar Caddesi altına yapılacak
olan drenaj kanalıyla ilgili bir
çalışmanın neden yapılmadığını bize
bir anlatıversinler lütfen.
Musa Kıroğlu
Şirin Ünye Gazetesi
musakiroglu@sirinunye.com
|
|
 |
|
“Yılların İhmali
Afet Olarak
Karşımıza Çıktı”
Makine Mühendisleri Odası Raporundan
|
Üzerinden
bir hafta geçen ama hala yaraları sarılmaya
çalışılan sel afetinin nedenleri yavaş
yavaş ortaya çıkıyor. Makine Mühendisleri
Odası da sel afetinin nedenleri hakkında
bir rapor yayınladı. Makine Mühendisi
Mustafa Çakmakçı, onlarca yıl öncesinden
gelen ihmallerin sonucunun bugün afet
olarak karşımıza çıktığını kaydetti
Makine
Mühendisleri Odası’ndan yapılan yazılı
açıklamada şu düşüncelere yer verildi;
“Bu güzel Ünye’miz bugün, onlarca yıl
öncesinden gelen gafletlerimizin kötü
bedelleriyle karşılaşmıştır. Bu gafletler
hem bireysel, hem yönetimsel hem de devletsel
ayaklarıyla doğanın yaktığı bir sacayağı
şeklinde Ünye’mizin üzerine saplanmıştır
“Taşkın
Alan İmara Açılmıştır”
Taşkın
alanların imara açılmasında belediyeden
daha çok sorumlu olan DSİ’dir. Zira hiçbir
belediye DSİ’nin olumlu görüş bildirmediği
taşkın alanları imara açmaz. Dolayısıyla
DSİ burada birinci derecede sorumludur.
Ayrıca yapılan dere istinat duvarları
standart dışıdır. DSİ bu konuda da gereken
ciddiyeti göstermemiştir.
“Köprü
Yakınlarında ki Binalar Yıkılmıştır”
Taşkın
incelendiğinde görülür ki, yıkılan binaların
hepsi köprü yakınlarındaki binalardır.
Buradan anlaşılıyor ki suyun kütlesinin
oluşturduğu basınç, burada maksimum olmuştur.
Buna neden olan ise buralardaki kesit
daralmalardır. Ayrıca köprüler uygun inşa
edilmemiş, yakınlarında gerekli önlemler
alınmamıştır.
Köprü
sık ayaklı inşa edilmiş bu ayaklar su
akış kesitini daraltarak engellemiş, su
üzerinde taşınan cisimlerin ayaklara,
köprü kiriş ve korkuluklarına takılması
sureti ile engel teşkil etmiş ayrıca köprü
doğrultusunda karşıdan karşıya geçirilen
kanalizasyon boruları, dere yatağının
su akış zemini olan talvek kotunun üzerinden
geçirilmek suretiyle köprü kirişiyle yatak
zemini arasındaki mesafenin daralmasına
sebep olunmuş su bu dar alandan geçerken
zorlanmış debi arttıkça taşarak çevreye
yayılmıştır.
Dolayısıyla tüm bu süreçlerin içinde olan makamlar
da bu felaketten sorumludur.

Devlet
Sahil Yolu’nun kotu; kentimizin topografik
yapısının sahil kesimindeki yerleşim alanı
olan Hanboğazı-Fevziçakmak Caddesi doğrultusundaki,
1 km’lik hattın imar kotunun üzerinde
inşa edilmiş. Dolayısıyla bu bölgede karayolu
taşkın suyun önünde set gibi durmuş ve
taşkın su çıkış bulamayarak yığılıp kalmıştır.
Felaketin
diğer bir yüzü olan içme suyu kesintisine
de sebep olması, su kuyularının tamamen
taşkın alanlar içerisinde inşa edilmesinin
sonucudur. Dolayısıyla pompalar ve diğer
sistemler taşkın altında kalarak çalışamaz
duruma gelmiştir. Ünyeliler olarak gerek
siyasi canah ve gerekse teknik canah derhal
baraj yapılması noktasında talepte bulunmuşken
bu talebi karşılamayan makamın sorumluluk
noktasında bu felaketin neresinde olduğu
idrak edilmelidir.
Anlaşılıyor
ki; onlarca yıl öncesinden gelen ihmallerin
sonucu olan be felaketin. Aslında belediyemizin
dışında daha çok bu süreci yönlendiren
kurumların ve Ünye’mizin hizmetkârı olduklarını
söyleyen siyasi cenahın bu sürecin sorumluluğunu
anlayamamış olmasından kaynaklandığı ortadadır.
Ünye’mize geçmiş olsun diyor, böyle bir
felaketin bir daha yaşanmamasını diliyoruz”
Mustafa
MEHEL
|
Fotoğraflar, Türkiye’nin En Güncel Haber Portalı www.haberler.com
dan özel izinle alınmıştır.
|
|
| |