Bir Selin İncelenmesi

…Ünye’yi de Sel Alır

Sel ve selden sonra
Ünye Basınında yayınlanan
İnceleme, Araştırma, Haber, Makale, Kritik,
Hatalar, Öneri ve 
Çözümleri içeren yazılar

Yazarlar:
Prof. Dr. Osman ECEVİT, Saim YILDIZ, Saadet GÜLER,
Mustafa K. BABACAN, Musa Ö. Kıroğlu, 
Mak. Müh. Odası Raporu, Mimarlar Odası Raporu


Ünye, Sele Neden Teslim Oldu
Türkiye Mimarlar ve Mühendisler Odası
Ünye Temsilciliği raporundan

Türkiye Mimarlar ve Mühendisler Odası Ünye temsilciliği, yaşanan sel afeti sonrası afetin nedenleri ile ilgili teknik bir rapor hazırladı. Raporda Ünye’de meydana gelen afetin nedeninin hatalı projeler ve bunların uygulanması olduğu kaydedildi.

Dere Islah Çalışmaları Yapılmalı

Hazırlanan raporda, Ünye’nin Fatsa İlçesi sınırından Samsun İl sınırına kadar birçok dere ve ırmak sularının denize ulaştığı bir zemin yapısı üzerinde bulunduğu, ancak buna rağmen Devlet Su İşleri’nin doğru dürüst bir ıslah çalışmasının olmadığı ve ıslah çalışmalarına bir an önce başlanılması, özellikle dereler üzerinde bulunan köprülerin iki kenar ayak üzerine yüksek inşaa edilmesi gerektiği belirtildi.

 
 “Tabakhane Deresine Beton İstinat Duvarı Yapılmalı”

Raporda ayrıca Tabakhane Deresine beton istinat duvarı yapılması gerektiği kaydedilirken, Fevzi Çakmak Mahallesi’nde 4, Liseler Mahallesi’nde 3, Kaledere Mahallesi’nde 3, Çamurlu Mahallesi’nde 3, Orta Yılmazlar Mahallesi’nde 2, Burunucu Mahallesi’nde 3 ve Atatürk Mahallesi’nde bir adet menfez yapılarak, karayolunun altından geçirilip denize su geçişi sağlanması gerektiği belirtildi.

Sel afetinde en büyük hasarı yaratan Tabakhane Deresi’nin ıslah çalışmalarının yıllardan bu yana bitirilmediği belirtilen raporda, derenin ıslahı için yapılan istinat duvarının da hatalı yapıldığı kaydedildi. Ayrıca imar sınırları içerisinde dereye bağlanan dere kollarının Tabakhane Deresine dik bağlanmasının hidrolik basıncı düşürdüğünü ve bununda taşkınlara sebep olduğu kaydedilerek, bu dere kollarının tabakhane dersine dik değil deniz yönüne meyilli olması gerektiği vurgulandı. Fevzi Çakmak Mahallesi’nde ise yağmur sularını denize aktaracak, kanal bağlantılarını tamamen yok edildiği ve bu nedenle mahalleyi su bastığı kaydedildi.

Tabakhane Deresi Üzerine Yapılan Köprü Hatalı

Raporda Tabakhane Deresi üzerine yapılan köprülerin de hatalı olduğu belirtildi. Köprülerin yüksekliğinin yeterli olmadığı ve köprülerde yer alan orta ayakların sel suları ile takılan ağaçlar yüzünden baraj görevi gördüğü kaydedildi.

Karayollarının Yapılışı Sırasında da Hatalar Var

Karayollarının yapılışı sırasında da hatalar olduğu belirtilen raporda, Karayollarının yolu doldurarak yükseltmesi ve yol altında bulunan menfezlerin yerine yenisini yapmaması nedeniyle mahalle yollarının su altında kaldığı vurgulandı. Şehir içinde yapılan yollarda da hata olduğu belirtilen raporda, Kaledere Mahallesi ve Hükümet Caddesi’nde yol yükseltme ve kaldırım düzenlenmesinde yer alan hataların orta çarşıda su baskınlarına neden olduğu bildirildi.

Raporda sonuç olarak gerçekleşen afetin nedeninin, hatalı yol yapımı ve özellikle Tabakhane Deresinin üzerinden geçen ve yanlış yapılmış köprüler ile kapatıldıktan sonra yerine yenisi yapılamayan menfezler olduğu kaydedildi.

Mustafa MEHEL 




  Ünye'deki Sel Felaketi
Prof. Dr. Osman ECEVİT

30.06.2006 Cuma günü Ünye İlçemiz büyük bir sel felaketi ile karşı karşıya geldi. Öncelikle bütün Ünyelilere geçmiş olsun dileklerimi sunarım. İnşallah böyle felaketlerle bir daha karşı karşıya kalmayız. Elbette, devletimiz güçlüdür, yaralarımız çok kısa bir süre içinde sarılmaya çalışılacaktır. Yalnız, hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Şimdiden bir çok suçlamalar yapılmakta, ama hiç kimse işin asıl sebebi üzerinde durmamaktadır. Bu hususta sizlere tarafsız olarak bilgiler vermek isterim.

 

  Öncelikle, küresel ısınma üzerinde durmak isterim. Sanayileşme ve buna paralel olarak ortaya çıkan enerji ihtiyacı için fosil yakıtların kullanılması sonucu atmosferde artan karbondioksit miktarına bağlı olarak sera etkisi ve iklim değişikliklerine neden olmakta ve Dünya ısınmaktadır. Esas olarak ta, iklimsel değişiklikler buradan kaynaklanmaktadır. Ülkemiz ve Dünya iklim değişikliklerine bağlı olarak meydana gelecek afetlere karşı hazırlıklı olmalıdır. Ne kışlar kış gibi, ne yazlar yaz gibi, ne de baharlar bahar gibi olmayacaktır. Ülkenin bir kesimi sıcaktan kavrulurken, diğer kesimleri seller ve yağmurlarla uğraşacaktır. Yağmurların intensitesi ( birim zaman içinde düşen su miktarı ) çok yüksek olacaktır. Bir yerde seller tufan gibi her yeri götürür iken, bunun çok yakınındaki yerlerde kuraklık görülecektir. İklim bakımından hep ekstremlerde yaşanacaktır. Esas olan husus ise, ortalamaların diğer yıllara yakın oluşu insanları yanıltmaktadır.

 

  Karadeniz Bölgesinin engebeli oluşu, yağışlarla düşen suyun kinetik enerjisinin yüksek oluşunu ve hemen akışa geçmesini ortaya koymaktadır. Eğer, bitki ve ağaç varlığı eksik olur ise,bu yağışlar görüldüğü üzere sel felaketine neden olabilecektir.Ünye`de  sahile vuran ağaçların kök kısımları, yani kütüklerin üst kısımlarının kesik oluşu bir ağaç veya orman katliamının yaşandığını ortaya koymaktadır.Bu durumun önü alınmaz ise,birkaç yıl önce Rize İlimizde olduğu üzere,sel yerine toprak kayması ve çamur deryası ile karşı karşıya gelinecektir.Gölevi Mevkii`indeki Üniversitemize tahsisi yapılan, alamadığımız 69 dönümlük bir arazi bulunmaktadır.Halen de bu arazi işgal altındadır.Ben bunun üzerinde durmak istemiyorum. Yanlız bu araziyi işgal eden şahsın ifadesinde çok enteresan idi. Adam, “ Hocam o araziyi dedemden başlayarak biz adam etmek için çok uğraştık. Orası tamamen orman idi, kökleri yok etmek ve ekim yapılacak tarla haline getirebilmek için çok emek verdik. Onun için o arazi bizimdir”. Ruslar Doğu Berlin’i işgal ederler. 2. Dünya savaşı bitmiştir, yalnız savaşın sonucunda ulaşım yeterli olmadığı için Berlin’e kömür getirilememiştir. Kış çok soğuk geçmektedir. İşgalin Rus Komutanı bir tamim yayınılarak, isteyen Almanların ormanlardan ihtiyaçları kadar odun keserek ısınabileceklerini bildirir. Bunun üzerine Almanlar galeyana gelerek “ Sizler işgalcisiniz, bir gün bu toprakları terk edeceksiniz. Bu vatanın sahibi biziz, ölebiliriz ama, asla bir dal bile kesmeyiz” derler. Ne diyelim, kıssadan hisse: bir tarafta ormanı ne şekilde talan ettiğinden dem vuran bir insan, diğeri ise ölse bile bu işi yapmayacağını söyleyen insanlar.


Alt yapı eksiklikleri ve plansız şehirleşmeyi de unutmamamız gerekir. Özellikle Planlar yapılırken nehir ve dere yatakları imar planlarının dışında bırakılmalıdır. 10,15 veya daha uzun süre bir ırmak veya dere yatağında uysal olarak akabilir. Arada sırada gerçek yatağını kullanabilir. Son olayda da bu husus ortaya çıkmıştır.Şimdi kısaca da önlemler üzerinde duralım: Öncelikle ıslah ve ağaçlandırma projeleri dere ve ırmak havzalarında günde getirilmeli, çalışmalara başlanmalıdır. Bu yapılmadan bir yere gitmek mümkün değildir. Bunun yanında alt yapı ve şehir gelişme planları yeniden gözden geçirilmelidir. Açıkça ifade etmek isterim ki, doğa ile oyun olmaz. Hükmünü icra eder. İntikamını geçte olsa alır. Bunun için gaflete düşülmemelidir. Temennim odur ki, Allah insanları afetlerle terbiye etmesin.

 

 

Osman ECEVİT
Sağlıklarla mutlu günler dilerim. 
Şirin Ünye Gazetesi
osmanecevit@sirinunye.com


 

 

 

Hepimize Geçmiş Olsun…

 Saim Yıldız 


Bir Cuma günü geldi haberli habersiz. İnsanlar, kurum ve kuruluşlar belki gafil avlandılar. Hiç kimsenin aklına gelmeyecek şekilde olayın boyutu büyük oldu. Yaz yağmurunun yağışını herkes hüzünlü, biraz da duygusal seyrettik. Kimileri yitirdiği yakınlarını anımsadı kimileri yanında olmayan sevdiğini, ama hiç kimse sonunda üzüleceğini bilemedi.

 

Lütfen hiç kimseyi eleştirmeyelim, hepimizin bir kusuru muhakkak vardır. Sadece Ünye’nin iki yüzü olduğunu anlamış olalım; han boğazından öbür tarafı ve bu tarafı. Yaşamamız gerekenleri yaşadık. Temennimiz can kaybını olmaması, yaratanın böyle bir acıyı yaşatmaması.

 

Üzüldüğüm taraf veya eleştireceğim yanlar vardır. Ama böyle bir günde eleştirmekten ziyade, birlik ve dirlik olmak zorunda olduğumuzu hiç unutmamalıyız. Ve de hiçbir kamu görevlisi veya herhangi bir dostun kalbini kırmamaya gayret etmemiz gerektiğini unutmayalım.

 

Her Ünyeli’nin kenardan köşeden etkilendiği, zarar gördüğü olmuştur. Çünkü şehrin siluetinden bu anlaşılıyor. Bir haftadır şehrin o canlılığı yok oldu. Ben Ünye’de gördüğüm bu manzarayı Kocaeli depreminde gördüm. Orada caddelerde insan ölüsünün kokusu, Feyzi Çakmak Mahallesi tarafında ise pisliğin ve lağımın kokusu hakimdi. Aradaki fark sadece bir tarafta yitirilen candı, bu tarafta mal.

 

Ünyeli”nin tesellisi ve bu bundan sonra yapılması gerekenler üzerinde duralım. Üst düzeyde veya etkin görevde bulunan hemşerilerimizin elinden gelen çabayı gösterdiğine inanıyorum. Ama istediğim ve de temennim, etkin görevde bulunan siyasiler lütfen mağdur olan bu insanlara fındık parası konusunda yardımcı olsunlar. Bizlerin yarası ancak bu şekilde sarılır. Karadeniz de selden zarar gören sadece Ünye değil ki, tüm Karadeniz etkilendi. Zaten devletten istenilen bu. Her Karadenizli devletin maddi bir yardımı olmayacağını biliyor. Sigortası olmayan arkadaşlar mahkemelerden hasar tespiti yaptırarak DSİ’yi veya karayollarını mahkemeye verme hakları vardır. Mühendisler Odası’nın raporlarını alarak bir hukukçuya görüşmelerinde fayda var. Yasal haklarını bu yönde arayabilirler. Ünye’nin sivil toplum veya insiyatif grupları içinde yer alan dernek ve odalarının siyasi ilçe başkanları acaba bir mağdurun yanına giderek sorununa çözüm buldu mu? Partililerin gençlik kolları veya kadın kolları sele maruz kalan ailelere temizlik konusunda yardımcı olamazlar mıydı? Yapılan sadece beyanat vermek. Herkese kendi reklamını yapma konusunda başarılı.

 

Yaşadığımız sel felaketinde mağdur olan hemşerilerime geçmiş olsun der, o günden bu güne canla başla mücadele eden bürokratından, sivil vatandaşına kadar yardımlarını eksik etmeyen, Ünye dışında bulunan Ünye dostu herkese en içten duygularla teşekkür ederim. Dileğim, bundan sonra bir daha böyle bir olay yaşamamak olsun.

 

Umutla, sevgiyle, dostluk ve kardeşlik duygularıyla kalın.

 

Saim Yıldız

saimyildiz52@hotmail.com

Hizmet Gazetesi



Felaketin Ardından(2)
Saadet GÜLER

Sel bitti, gitti gitmesine de geride bıraktığı manzara ve televizyon ve gazetelerde izleyip üzüldüğümüz felaket görüntüleri.. Günlerce susuz, elektriksiz kalan çamur içindeki sokaklar, evler, çaresizlik içerisinde çamurla boğuşan insanlar. Ne kadar hazırlıksız ve ne kadar duyarsızmışız aniden gelebilen felaketlere.

Sel felaketi ilçemizi ikiye böldü sanki. Niksar Caddesi’ne kadar olan bölümde doğu tarafında kalanlar çamur içinde yüzerken, caddenin batı tarafı, Dönerçeşme’den sonrası sanki hiçbir şey olmamış gibi günlük hayatına devam etti. İşin garibi birkaç günlük susuzluğa da en çok onlar isyan etti. Beri tarafsa hala çamur içinde. Dere yatağına ev mi yapılır, o tarafta neden oturuyorlar, laflarını etmeleri de cabası.

İyi de bilmezler mi ki, bu evler birilerinin onayıyla yapılıyor ve mahalleler kuruluyor. Madem sakıncalı ve madem alt yapı sağlam değil, neden onaylanıyor? Nüfus yoğunluğunun diğer mahallelerden daha fazla olduğu da bilindiğinden seçim zamanları en çok buralar ziyaret ediliyor. Kira oranının çok düşük olması insanları buralara yöneltmiş. Köy özlemi içindeki bu insanlar şehrin göbeğinden çok buraları tercih etmiş, yanına bir de ahır yapmış, evin üzerini de bahçe, köylülüğünü şehirde böyle devam ettiriyor.

Sorun aslında bizim vazgeçemediğimiz köyle kent arasına sıkıştırdığımız düşük yaşam tarzımızda yatıyor. İşte burada da insan yaşadığı yere benziyor. Dere kenarı, ev yanında ahır ve bahçe. Köydeki gibi atıklar dışarıda. Ekonomik koşullar standardımızı yükseltmeye tabiî ki yetmiyor, fakat zihniyet için ekonomiye ihtiyacımız yok. Biraz gayrete ve geniş düşünmeye ihtiyacımız var sanırım.

Felaket sonrasında sokaklardan geçen Kızılay arabalarını görünce gözlerimiz yaşardı. Anladık ki bizim de başımıza gelebilirmiş felaket. Başkalarının gazetelerden ekranlardan izlediği görüntüleri biz birebir yaşadık. Niksar Caddesi’nin batı yakasında yaşayanlarsa anlanıp vahlanarak, kullanmadıkları eşyalardan yardım paketleri hazırladılar, dolaplar kilerler biraz hafifledi, vicdanlar rahatladı böylece. Bir de dediler ki, arkalarında devlet var, en çok oy onlardan çıktığına göre gereken yardım da yapılır onlara.

Ne yardımı, tıpkı fındık gibi yardım da düştü.O oylar da birilerine armağan olsun

Saadet GÜLER
Şirin Ünye Gazetesi
saadetguler@sirinunye.com


 
ALTYAPI ..! 
Mustafa K. BABACAN

 

Şiddetli yağışlar ve ardından gelen sel felaketi , Ünye ve civarındaki yerleşim yerlerine kabus oldu çöktü geçen hafta..Derinliği yer yer iki metreyi bulan su ve çamur kütlesi , zaten altyapısı olmayan caddeleri , sokakları geçerek işyerlerinin ve evlerin zemin katlarını kullanılamaz hale getirdi..

Şimdi ; “ Geçmiş olsun , Allah böyle bir felaketi bir daha yaşatmasın..!” turları başladı .

Bakanlar , milletvekilleri , siyasi ikbal peşinde olanlar v.s ortalarda görülmeye başladılar yeniden.Şimdi yaraların sarılma zamanı.Dananın kuyruğu da bundan sonra kopacak.!

Benim , Ünye’nin mahallelerinde yaptığım incelemelere ve gözlemlerime göre zarar oldukça fazla.Rakamsal olarak bir öngörüde bulunmak için henüz çok erken ama , Ünye ve beldelerinde toplam hasar bedelinin 100 trilyon liradan daha az olacağını zannetmiyorum.

Peki , dualarımız üzerine Allah bize böyle bir felaketi bir daha göstermez mi?Ne dersiniz? Bence aynı felaketleri yeterli tedbir ve düzenlemeler yapılmadığı sürece sık sık yaşar bu millet..

Dere yatakları yılların birikimi ile kum , çakıl ve moloz ile dolarsa , insanlar çöplerini ve molozlarını dere yataklarına boşaltırlarsa , evlerimizi dere yataklarına yaparsak ve bunlara birileri göz yumarsa.! Ondan sonra Allah’a sığınmanın bir anlamı kalır mı .

Yapılacak şey belli..Merkezi hükümet derhal yasal düzenlemelerdeki eksiklikleri gidermeli , yerel yönetimler yılların getirdiği hatalara artık bir son vermeli ve dere islah çalışmalarına hiç vakit geçirilmeden başlanmalı..Altyapısı götürülmeyen alanlara imar izni verilmemeli.Birilerine imtiyaz tanımak adına , yöresel felaketlere sebep olunmamalı.

Aynı problem sadece Ünye ‘ye özgü değil..Ünye ‘miz için sevindirici olan tek şey can kaybı yaşanmamış olması ..Bu felaket ya gece olsaydı veya okulların açık olduğu zaman yaşansaydı.!

Düşünmek bile içimi ürperti

Sonuç olarak yapılması gereken , elbirliği ile toplumsal bir dayanışma örneği göstermek ve yaraları bir an önce sarmak.Ardından da hiç zaman geçirmeden yapılacak yasal düzenlemeler ile teknoloji neyi gerektiriyor ise onları uygulamak.

Tüm Ünye’li hemşerilerimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyor ve bu acı faturanın bizlere ders olmasın diliyorum..

Mustafa K. Babacan
Sirin Ünye Gazetesi
mustafakbabacan@sirinunye.com



 

Ahmet Cemal Can’ın Söylediği
Drenaj Kanalı
Neden Yapılmadı?
 Musa Ö. KIROĞLU

Hafızam beni yanıltmıyorsa sanırım 2004 ortalarıydı. Bu seferki kadar olmasa da Ünye’de yine sel olmuş, yine özelikle Niksar Caddesi civarını ve doğusunu vurmuştu.

Selin olduğu akşam konuşan Belediye’nin o günkü Fen İşleri Müdürü Sn. Ahmet Cemal Can Ünye’yi selin değil, alt yapı yetersizliğinin vurduğunu belirterek; “Niksar Caddesi’nin altından boydan boya döşeyeceğimiz bir drenaj kanalıyla Ünye’nin orta yerini sel tehlikesinden kurtaracağız” demişt

Dinleyen herkese çok mantıklı ve akılcı gelen Sn. A. Cemal Can’ın bu düşüncesi geçen zaman içinde gök kubbede hoş bir seda olarak kaldı. Ama sel, vakti geldi sildi süpürdü bir kez daha talihsiz Ünyem

Sel sırasında ve sonrasında belirli bir süredir Ünye’de değildim. Ancak yetkililerin Ünye’nin bundan sonraki sellerden zarar görmemesi için çeşitli vaatler ve formüller ileriye sürdüklerinden adım gibi eminim. Olayın sıcaklığında ortamı soğutmak için söylenmesi gereken sözlerdir bunlar. Daha önceki söylenenler gibi buhar olup uçacak, gök kubbede hoş bir sedaya dönüşeceklerdir.

Günün birinde bir yönetim gelir, her işi kenara koyar, ve “Ünye 1. derecede sel tehlikesiyle iç içe yaşayan bir şehir, o yüzden 1. derecedeki görevimiz bu sellere karşı gerekli tedbirleri almaktır” der de adam gibi gerekli çalışmayı yaptırırsa kurtulur Ünye sel belasından.

ancak, bugünkü ve bundan önceki kafalar günü kurtarma, günlük yaşama zihniyetinde görev yaptıkları için sel belası Ünye’nin başında Demokles’in kılıcı misali hiç eksik olmamıştır maalesef.

Bu yazıyı okuyan idarecilerde kızmasın, bozulmasınlar, ama çok merak ediyorum, Sn. Ahmet Cemal Can’ın dediği şu Niksar Caddesi altına yapılacak olan drenaj kanalıyla ilgili bir çalışmanın neden yapılmadığını bize bir anlatıversinler lütfen. 

Musa Kıroğlu
Şirin Ünye Gazetesi
musakiroglu@sirinunye.com

 


“Yılların İhmali
Afet Olarak
Karşımıza Çıktı”

 Makine Mühendisleri Odası Raporundan

Üzerinden bir hafta geçen ama hala yaraları sarılmaya çalışılan sel afetinin nedenleri yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Makine Mühendisleri Odası da sel afetinin nedenleri hakkında bir rapor yayınladı. Makine Mühendisi Mustafa Çakmakçı, onlarca yıl öncesinden gelen ihmallerin sonucunun bugün afet olarak karşımıza çıktığını kaydetti

Makine Mühendisleri Odası’ndan yapılan yazılı açıklamada şu düşüncelere yer verildi; “Bu güzel Ünye’miz bugün, onlarca yıl öncesinden gelen gafletlerimizin kötü bedelleriyle karşılaşmıştır. Bu gafletler hem bireysel, hem yönetimsel hem de devletsel ayaklarıyla doğanın yaktığı bir sacayağı şeklinde Ünye’mizin üzerine saplanmıştır

“Taşkın Alan İmara Açılmıştır”

Taşkın alanların imara açılmasında belediyeden daha çok sorumlu olan DSİ’dir. Zira hiçbir belediye DSİ’nin olumlu görüş bildirmediği taşkın alanları imara açmaz. Dolayısıyla DSİ burada birinci derecede sorumludur. Ayrıca yapılan dere istinat duvarları standart dışıdır. DSİ bu konuda da gereken ciddiyeti göstermemiştir.

Köprü Yakınlarında ki Binalar Yıkılmıştır”

Taşkın incelendiğinde görülür ki, yıkılan binaların hepsi köprü yakınlarındaki binalardır. Buradan anlaşılıyor ki suyun kütlesinin oluşturduğu basınç, burada maksimum olmuştur. Buna neden olan ise buralardaki kesit daralmalardır. Ayrıca köprüler uygun inşa edilmemiş, yakınlarında gerekli önlemler alınmamıştır.

Köprü sık ayaklı inşa edilmiş bu ayaklar su akış kesitini daraltarak engellemiş, su üzerinde taşınan cisimlerin ayaklara, köprü kiriş ve korkuluklarına takılması sureti ile engel teşkil etmiş ayrıca köprü doğrultusunda karşıdan karşıya geçirilen kanalizasyon boruları, dere yatağının su akış zemini olan talvek kotunun üzerinden geçirilmek suretiyle köprü kirişiyle yatak zemini arasındaki mesafenin daralmasına sebep olunmuş su bu dar alandan geçerken zorlanmış debi arttıkça taşarak çevreye yayılmıştır.

Dolayısıyla tüm bu süreçlerin içinde olan makamlar da bu felaketten sorumludur.

 

Devlet Sahil Yolu’nun kotu; kentimizin topografik yapısının sahil kesimindeki yerleşim alanı olan Hanboğazı-Fevziçakmak Caddesi doğrultusundaki, 1 km’lik hattın imar kotunun üzerinde inşa edilmiş. Dolayısıyla bu bölgede karayolu taşkın suyun önünde set gibi durmuş ve taşkın su çıkış bulamayarak yığılıp kalmıştır.

Felaketin diğer bir yüzü olan içme suyu kesintisine de sebep olması, su kuyularının tamamen taşkın alanlar içerisinde inşa edilmesinin sonucudur. Dolayısıyla pompalar ve diğer sistemler taşkın altında kalarak çalışamaz duruma gelmiştir. Ünyeliler olarak gerek siyasi canah ve gerekse teknik canah derhal baraj yapılması noktasında talepte bulunmuşken bu talebi karşılamayan makamın sorumluluk noktasında bu felaketin neresinde olduğu idrak edilmelidir.

Anlaşılıyor ki; onlarca yıl öncesinden gelen ihmallerin sonucu olan be felaketin. Aslında belediyemizin dışında daha çok bu süreci yönlendiren kurumların ve Ünye’mizin hizmetkârı olduklarını söyleyen siyasi cenahın bu sürecin sorumluluğunu anlayamamış olmasından kaynaklandığı ortadadır. Ünye’mize geçmiş olsun diyor, böyle bir felaketin bir daha yaşanmamasını diliyoruz”

Mustafa MEHEL 

Fotoğraflar, Türkiye’nin En Güncel Haber Portalı www.haberler.com dan özel izinle alınmıştır.