SEVGİLİ hemşehrilerim.

Geçen yaz Temmuz ayında tatil amaçlı Ünye'deydim. Tatilin ilk günlerinin dost ve akraba ziyaretleri ile geçtiğini söylememe bilmem gerek var mı? V e tabiiki aylardan Temmuz olurda Fındık fiyatı ve rekoltesi ana sohbet konusu olmaz mı?
Görüşme fırsatı bulduğum hemen her kişiden aldığım ilk soru,
NE OLACAK BİZİM FINDIĞIN FİYATI ?
Beklentiler ise her yıl olduğu gibi yüksek.

Konuşmalarda;
7'den aşşağı kurtarmaz abiden alında,
yav abi, bilmemkim söylemiş 8 bile olabilir,
ne 8'i ooolum ben hemen satmıcaaam, birkaç ay sonra 10'u bile görür,
gibi tatlı hayallerde cabası.




İşin en güzel yanıda hayal kurmanın bedava olması.


Arada ben, mümkün değil abi 7-8 olmaz desemde, sert yanıt gecikmiyor ,
yav kenan sende hep muhalefetsin be kardeşim, çok mu görüyorsun bu insanlara fındık'tan para kazansın…


Orta yaş seviyelerinde bir hemşeriniz olarak söylemem gerekirse, hiçbir üreticinin mahsulünün parasından memnun olduğu pek, hatta hiç görülmemiştir. Yaklaşık 25 yıldır tarım piyasasında çalışan birisi olarak bunu söylediğimi ayrıca belirtmemde yarar görüyorum.

Üstelik tarımda eskinin alışkanlığı ile, ne üretirsem devlet nasıl olsa alacak mantığından çıkamadığımız yada çıkmanın işimize henüz gelmediği de bir başka gerçek.

Burada anlatmak istediğim, hiç kimsenin -istisnalar hariç- kaliteli ürün almak gibi bir derdinin olmamasıdır. Hepimiz biliyoruz ki, tarımsal üretimimiz atadan kalma yöntemlerle sürmekte. Ancak her türlü sohbette Fındık tarımının ne kadar zor olduğu ağız dolusu ve yüksek sesle anlatılmakta (şu zorluğu banada anlatın diye soracak olduğum bir sohbette ağzımın payını aldığımı söylememde yarar var) olduğunu bilmeyenimiz yoktur sanırım.

Demem o ki, bilmiyoruz, ancak bildiğimizi avazımız çıktığı kadar baaaararak anlatıyoruz. Karşımızdakide işi alttan alıp susunca, kendimizin haklılığına kendimiz inanıyoruz.
Ne güzel değil mi ? Körler ve sğırlar birbirini ağırlar !
Hadi, hiç değilse bazılarımız KRAL ÇIPLAK diye bağırsında, ne olduğumuzu bilelim.

Neredeeen nereye…
Ben ne anlatacaktım, nelerden bahsediyorum.
Şimdi gelelim asıl konuya.

FINDIK'a alternatif olacak ve bölgemizin ekolojik koşullarına uyum sağlayacak ikinci bir tarımsal ürünün gerekli olduğu kanaatindeyim.

Bir süredir kendimce olgunlaştırdığım Tarım ürününün ZEYTİN , fikrimi ilk paylaştığım ve olumlu tepkiler aldığım kişilerin ise Kadir abi (TOKGÖZ), Kadir (EYÜBOĞLU), Şakir ( KALAYCI) ve Hüseyin (GEZER) olduğunu belirtmeden geçemeyeceğim.


Mesleğim gereği Doğu Karadeniz'de (Yusufeli İlçesi ve civarında yoğun olarak, Akçaabat İlçesi ve civarında daha küçük alanlarda) ZEYTİN YETİŞTİRİCİLİĞİ yapıldığınıda biliyorum.

Bunun için ilk gerekli olan ve en azından son 20 yıllık Meteorolojik bilgiler Ahmet abi (BİRBEN) tarafından ve Ankara'dan süratle tedarik edildi. Alınan ilk bulgular Ege Ün. Zir. Fak.'den hocalarıma, bilahare İZMİR ZEYTİNCİLİK ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ uzmanlarına incelettirildi.

Alınan yanıt, ZEYTİN YETİŞTİRİCİLİĞİNE UYGUN şeklindeydi. Hatta uzman arkadaşlar GEMLİK ve AYVALIK çeşitlerinin yöreye uygun çeşitler olacağınıda belirtmişlerdir.

Bilahare bu bilgileri Ünye'de pek çok kişi ilede (Ahmet BİRBEN,Osman ÖZ,Ahmet KABAYEL,Murat YILMAZ …) paylaştım.

Konuyu Ünye Tic. Odası Başkanı Sn. İsmail Hakkı KARA'ya aktararak desteğini aldım ve Ünye Tic. Odasında Başkan ve Tarım İlçe Müd.'den bir Müh. arkadaşla birlikte toplantı yaptık. Toplantıda, Tarım İlçe Md.'nün önderliğinde 0,5 - 1 Da.'lık ve 1 - 2 parselde deneme kurulması ve 2-3 yıl takip edilmesi kararlaştırıldı.

Sevgili hemşehrilerim,
Fındığın tüketim olarak çerezlik olduğunu bilmeyenimiz yoktur sanıyorum. Dünyadaki üretim / tüketim dengesinden, borsasından vb. burada bahsetmeyeceğim.
Çok kısa ve öz olarak belirtmek gerekirse,
Dünyada fındık girmemiş ev olabilir ama Zeytin girmemiş ev olamaz kanatindeyim. Birde son yıllardaki sağlıklı beslenme için özellikle Zeytin Yağı'nın önerildiğinide bilmeyenimiz yoktur.

Bizler için bir avantajlı yanıda, hasatının -iklime göre değişiklik arzetmekle birlikte- Kasım-Şubat ayları arasında olmasıdır. Kurutma gibi bir derdininde olmadığını söylememe hiç gerek yok sanırım. Oh ne ala değilmi … Ağustos Fındık hasatı / Eylül-Ekim parası cepte, peşinden Zeytin hasatı… Gel keyfim gel…

Sizlere fındık üretimini bırakın falan demiyorum haa. Tarım yapmadığınız yada yapamadığınız kıraç, verimsiz, bayır vb. yerlerinizde ve güneye bakan yamaçlarda deneyin yeter.

Yaklaşık 3 ay önce Samsun'a bir iş toplantısı için geldiğimde tabiiki Ünye'yede uğradım ve önceden ulaştırdığım 30 kadar Gemlik ve Ayvalık çeşidi Zeytin fidanları şu anda yukarıda adlarını zikrettiğim dostlarımın bahçelerinde kök saldı bile.

Haberiniz olsun…
Ne dersiniz ?
Hadi biraz düşünelim.

Ben biraz uzaktayım. Yukarıda bahsettiğim Proje ne aşamada bilemiyorum. Sanıyorum bu günlerde ilgililer deneme parsellerini belirlemiş, İzmir Zeytincilik Araştırma ile irtibata geçerek fidan talebinde bulunmuşlardır.

Ha unutmadan… Ben Zeytin fidanı satışı ile falan ilgilenmiyorum. Amacım sizleri biraz rahatsız etmek. Ne de olsa kış bitti, deniz mevsiminede bişey kalmadı. İnanın Fokfok'ta deniz sefanızada bir mani yok.
Herkese sevgiler, selamlar…

Kenan KALAYCI
İzmir'de bir Ünye'li
26.Mart.2006

kenankalayci@ttnet.net.tr