Zeytinlik
Sokak !.... Başlangıç noktası Tepe Camisi, bitiş
noktası Zeytinlik.
Üniversite
ve askerlik günlerinde adres olarak vermekten
hep gurur duyduğum Zeytinlik Sokak….
Sonundaki
kayraktan dere ağzına oradan Yalı kahvesine
iniliyordu. Bu yol artık belki iki üç kişi tarafından
bile kullanılmıyor günümüzde. Bu tür kestirme
yolları kullanma yerine bizler genelde motorlu
taşıtlarımızı, dolmuşları kullanıyoruz.
Zeytinlik
Sokak sakinleri sırası ile Karamehmetoğlu, Kurnalılar,
Yılmazlar, Becekler, Dokgözler, Araplar....
Biz dokuz kişiydik… Birbirimizi bilirdik.
Zeytinlik
Sokakta evlerin hepsi yolun sol tarafında sıralanmış
Ünye’yi tepeden seyrediyorlardı. Yolun sağ tarafındaki
fındıklığın Hafız Ali yeri olan adı yuvarlana
yuvarlana Havzali yeri olmuş. Fındık bahçesi
bitişiğinde zeytinliği kadar Kel Cemal dedenin
fındık bahçesi var. Kel Cemal sınıf arkadaşım
Nedim Sider’ in dedesidir.
Karamahmutoğlu Hanesi
Tepe Camii Sokak karşı köşesindeki birinci ev.
Tahsin
– Raziye, cocukları; Tacettin, Fehriye, Hatice,
Giyasettin, Şükrü, Cevat, Murat.
Murat
benim hem mahalleden hem de okul arkadaşım.
Rahmet ile anıyorum.
İkinci ev Kurnalılar Hanesi
Veysel
– Şeker, çocukları: Ahmet – Zekiye, Beyhan,
Zekiye, Zehra, Leman, Mehmet, Mustafa.
Üçüncü
ev ORMAN Muhafaza memuru Osman Yılmaz Hanesi
Osman
– Firdevs, çocukları; Sami, Fahri, Hacı, Musa,
Necmiye, Sinan. Orman Muhafaza memuru Osman
Yılmaz Çamurlu Mahallesinin Çalışkan muhtarı
Altan Yılmaz’ın dedesidir.
Dördüncü ev Becekler Hanesi
Mukaddes
Ninenin oğlu Şeremet ve kızı Seniye Seniye teyze.Terme
ye gelin gitmişti., Şeremet – Hadiye, çocukları
: Yılmaz, Süheyla, Ercan, Leyla, Necla, Yıldız,
Mustafa.
Beşinci ev Beceklerin damadı İbrahim Özdemir
Hanesi
İbrahim
– Bergüzar, çocukları: Şükran, Şaduman
Altıncı ev Kepcük Kadirler. Büyük Dedenin
babası Kethuda oğlu İbrahim
Büyük
dede Abdulkadir–Hatice (Ece), çocukları; Mustafa,
Ahmet, Mehmet.
Mustafa
Osmanlı Adliyesinde katip. Rus harbinde Sarıkamış
ta donarak şehit oldu.
Ahmet,
o da babası gibi ip ve urgan yapımı ustası Yemen
harbinde şehit, künyesi Bağdat hastanesinden
geldiğinden orada öldüğü biliniyor.
En küçük
oğul Mehmet–Hatice çocukları: Emriye, Refika,
Ahmet.
Emriye
Türbe mahallesine Veysel kaptanın oğlu Adil’e
(Karaduman) gelin gitti.
Ahmet–Saime
çocukları, Eren, Abdülkadir, Sema.
Annem
Saime Çömlekçi mahallesinden Tavlalı Hamdi’nin
(Kapıcıoğlu) kızı
Yedinci ev Arap Osman Hakkı Hanesi
Arap
Osman Hakkı -Asiye( Hacıbekir kızı) çocukları
Mehmet ve Rıza
Sekizinci ev Mehmet Kul Hanesi
Mehmet
– Hanım çocukları: Hamdi, Sebahattin, Leman,
Suzan, Hacıbey.
Dokuzuncu ev Rıza Kul Hanesi
Rıza
– Seher çocukları: Sebahattin, Asiye, Abdullah,
Ahmet, Sezai, Mustafa, Alaattin.
Mehmet
ve Rıza kardeş oldukları gibi eşleri de Hanım
ve Seher de kardeştiler.

Şimdi ismi “Tepe Cami Sokak “ olan
Zeytinlik Sokak
Zeytinlik
ulu zeytin ağaçlarının gölgesinden başlayan
Hasan Sırmabıyık dedenin fındık harman yeri
ve fındık evi. Ev sadece fındık toplama ve harman
zamanı zeytinlik sokak ile birlikte yaşıyordu.
Zeytin ağaçlarından birisi vardı ki dört beş
çocuk el ele verdiğimizde çevresini saramazdık.
Rasim amcanın kızları zeytinlik bizim diye orada
oynatmazlardı bizi. Hasan Sırmabıyık dedenin
dünya tatlısı eşi Fevziye annenin verdiği taktikler
sayesinde Rasim amcanın kızları Sevil ve Mehpare’yi
yenilgiye uğrattığımızda olurdu. Yine de zeytinlik
kestirme yolundan tepedeki eve giderken çekinirdim
Rasım amcanın kızları Sevil, ve Mehpare’den.
Arap
Hakkı’nın dut dibi denilen çayırlığının ortasındaki
dut ağacı, Dokgöz’ün evinin önündeki dut ağacı
ile tepenin düzlüğündeki dut ağacı yaşıt üç
kardeştiler. Günümüze ancak biri ulaşabildi.
Zeytinlik sokağın Evliya Dedesi de ünlüydü.
Geceleri uyumayan, korkan, çişini tutamayan
çocuklara iyi geldiği söylene gelmiştir. Kendirden
ip yapan tezgahların bulunduğu tepe tersanelerinde
yoğun üretim yapılıyordu.
Zeytinlik
sokak sakinleri genelde ipçi ustalarıydı. Kurnalılar,
Karamahmutoğulları, Şeremet İpçi (Becekler)
ve Abdulkadir Dedem, Ahmet ve kardeşi Mehmet
dedem İp Urgan ve halat imalatı dışında Denizcilik
işlerini iş edinmişlerdi. Arap Rıza ve oğulları
tenekecilik işleri soba ve kuzine imalatı, Arap
Mehmet Dede ve oğulları namlı dülger ustalarıydı.
Betonarme Ünye’de imparatorluğunu ilan edinceye
kadar inşa ettikleri evlere damgalarını vurdular.
Zeytinlik sokakta Beceklerin Şeremet emminin
ip imalat tezgahı vardı. Bende Şeremet ustaya
çıkrık çevirip al doliyi talimatlarını yerine
getirdiğimi unutamam.
Dedemin
babası Abdulkadir de ünlü bir ipçi ustasıydı.
Mehmet Dedem ile birlikte çalıştıkları tezgahı
varmış. Ben yetişemedim. Ancak Zeytinlik sokaktaki
evimizin arkasında çıkrık ve makara takımı ile
oynadığımı hatırlıyorum. Zeytinlik sokak sakinlerinden
yerleşik işlerinin dışında denizcilik ile de
ilgiliydiler.
Zeytinlik
sokakta Karamahmut’ların Murat, Cevat, Kurnalı’ların
Zehra, Mehmet, Zekiye, Becekler’in Ercan, Leyla,
Necla, Yıldız, Şükran, Dokgöz’lerin Eren, Abdulkadir,
Arapların Hacı ve Alaattin, Leman ve Suzan ablalarımızın
korumasında ,doğanın bağrında topraklara ve
çamurlara bulanarak deeeeeeyyydaha feryatları
arasında büyüyüverdik. Biz 9 kişiydik, işlerimiz
farklı, aşlarımız ayrı kazanlarda kaynıyordu.
Tasada, kederde, sevinçte bir potadaydık Zeytinlik
Sokakta

Zeytinlik
Sokak ve Camisi
|
Zeytinlik
Sokak şimdiki gibi öyle hep taş kaplı
değildi. İki kişinin rahatlıkla geçeceği
biçimde Arap Rıza’nın evine kadar dere
taşından yapılmış Arnavut kaldırımı vardı.
Yolun diğer kısmı topraktı. Bahar ve yaz
aylarında yürünebilirdi toprak yolda.
Ancak kışın odun yükü taşıyan at, katır
ve eşeklerin batması olağandı. Firdevs
ninelerin bahçesindeki mandalina ve portakalların
rengi çok canlı ve parlaktı. Albenisi
yüksekti kısacası. Oradan mandalina veya
portakal çalmak düşünülecek en olanaksız
seçenekti. Bir defanın dışında başkada
deneyemedim !...... Zira Firdevs teyzenin
mutfağı mandalina bahçesini gözleyen ve
koruyan bağ bekçisi gibiydi. Çok iyi insandı
Firdevs teyze, Babaannemin ahretliğiydi.
Biraz sertti, bu tür yaramazlıklarımıza
müsamaha göstermezdi
|
Kimlikleri
tanımaya başladığımdan itibaren öz dedem Dokgöz
Mehmet ile Arap Mehmet dedem olarak girdiler
belleğime. Dede ve Arap dede olarak kaldılar
hayatımda. Her ikisi de göçüp gittiler ben onlara
doyamadan.
| Hatırladıkça
bugün bile heyecanlandığım bir olayda fındık
harman sonrası .... ayıklama imecesidir.
O zamanlar fındık patozları yoktu. Harmanda
kurutulan kabuklu fındıklar çubuk ve tırmıklarla
dövülerek taneleri ayrılırdı. Ancak yine
de kabuklarından ayrılmazdı. Bu geri kalanlar
bir yere yığılır ve elle ayıklanarak alınırdı.
Bu işleme genelde akşamüstü başlanır. Ev
hanımları ev işlerini bitirdikten sonra
başlıyordu fındık ayıklamaya. Gece lambalar
altında geç saatlere kadar devam ederken
sohbetin doruğuna çıkılıyordu. Kavsaktan
fındık ayıklama işi Zeytinlikte ...... Hasan
Dedenin Zeytinlikteki harmanında son bulurdu.
En uzun harman arada olurdu. Aynı şenlik
tepe harmanlarında da yaşanırdı. Biz çocuklar
için Kavsak ayıklama işinin en hoş ve zevkli
tarafı ağaçlardan yumuşak ve kabarmış kavsak
yerine atlayarak yaptığımız oyunlardı. Üstümüzün
kirlenmesi dolayısı ile azar ve dayak yerdik.
O zevk ve keyif için vız gelirdi azar ve
ayaklarına vurulan iki fiske. ...... Bugün
olsa yine vız gelir o keyif için |

Zeytinlik Sokağın Çocukları
|
İstanbul’a
giden ve İstanbul’dan gelen vapurlar Ünye’den
açıkta demirlerdi (ki burada belirleyici olsun
diye 2 adet çapar demirli dururdu). Düdüğü ile
de Ünye’yi selamlayarak geldiğini haber verirdi
Kaptan Paşalar. Düdük sesini duyduğumuzda Zeytinlik
sokağın sonundaki kayrak başından, Daş Hasanın
evinin üstüne kadar uzanan duvar yıkıntısının
üzerine çıkar, demirlemiş vapuru, arkasına bağlı
çaparları ile denizi yara yara ulaşmaya çalışan
Yaşar Kaptan ve Dumantepe’sini seyrederdik.
Yeşillikler arasına serpiştirilmiş kiraz kırmızısı
kiremit damların üzerinden elinizi uzatsanız
Kaptan Paşanın elini tutacakmış duygusu yüreğinizde
hissederdiniz
Dumantepe
içinde birkaç söz edeyim;
Karayolu
Kargaları denizin martılarını yok edinceye kadar
aş getirdi yuvasına, iş üretti ülkesine Dumantepe.
Sevdalıları kavuşturdu. Kimi zaman aşıkların
yüreğine sabır ve hasret koydu. Dumantepe bütün
ömründe sancağında hasret ve hüzün, iskelesinde
sevinç ve coşku taşıdı bıkıp usanmadan. Yürek
yakan ayrılıklar gördü, kavuşmaların sevincine
tanıklık etti. Dumantepe ile birlikte Yaşar
Kaptan da dağlar kadar yüce yüreğine gömdü olup
bitenleri.
Deniz
bitti……
Dumantepe
kumluğa çekildi. Çok geçmeden Yaşar Kaptan’ın
kalbi yenildi ölüme, Dumantepe’nin ahşapları
Muhtar Çömlekçi İbrahim Ustanın fırınında çömlek
pişirdi. İsveç çeliğinden Lister Motoru üzgün
ve küskün, hiç çalışmadı Kaptanından sonra …..
Hurdaya sattılar…
Günümüzde
Zeytinlik sokak, olmuş Tepe Camii Sokak !.....
Ünye’nin
Sayın Belediye Meclisi üyeleri, Belediyenin
Sn. Başkanı sokağımın adını geri istiyorum.
Lütfen
geri veriniz ….
Zeytinlik
Sokak sonbaharda temel direklerinden ikisini
Sn. Hadiye İPÇİ Hanım ile Sn. Arap Sebahattin
KUL Beyi ebediyete uğurladı. Rahmetle anıyorum
Ruhları Şad olsun.
Geçmişini
bilmeyen Ünyelinin geleceğini aydınlatacak ışığı
olmayacaktır..
Sevgi
ve saygılarımla.
Eren Tokgöz
22.Kasım2006,
Üsküdür / İSTANBUL .